Bir şey oluverse aniden… Her şey bir anda tepetaklak olsa; tüm dünyadaki yaşam biçimi, alışkanlıklarımız, günlük koşullandırılmalarımız, zorunluluklarımız. Ama öyle doğal afet gibi bir şekilde değil, daha farklı bir şekilde. İnsan kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda kalsa yeni oluşan şartlara… Ne olurdu o zaman acaba?
Sular akmıyor, elektrikler çalışmıyor, arabalar yürümüyor, uçaklar uçmuyor, her şey kapsam dışı, hatta güneş bile küsmüş insanlığa ışınlarını göndermiyor. Aynı ilk çağlardaki gibi yaşama mahkumuz.
Herkes eşit şartlarda yeni oluşan dünya düzeninde. Yeraltında gizli uranyum yatakları sahipleri de, uzun menzilli füze ve muhtelif yok edici biyolojik silahlara sahip olanlar da, kırsal alanda tarlasından çıkan mahsulle geçimini sağlama derdinde olan bir çiftçi de aynı ekmek peşinde, hastalanınca aynı şifa peşinde. Artık insanların birbirini yok etmesi de işe yaramıyor veya gerekmiyor, çünkü o yok ettiklerinin bilgisine, tecrübesine ihtiyacın var hayata tutunabilmek için. Üstelik para da artık bir işe yaramıyor dünyanın hiçbir coğrafyasında!
Zaman da bol artık, herkese yeterince var. Gereksiz işlerle ve kişilerle meşgul etmiyoruz kendimizi artık. Sakince oturmaya, düşünmeye, sohbet etmeye, hareket etmeye, bakmaya, dinlemeye, birbirimizi anlamaya, her şeye yetecek bolca zaman var.
Kartvizitler, üzerimizdekiler, bindiğimiz arabalar değil artık bizi temsil eden. Ahmet Efendi de, Ali Bey de aynı dert peşinde artık. Karnını doyurma, barınma, güvenlik.
İşte o zaman, tüm bunlar başımıza geldiğinde, insanlık üzerindeki bu açgözlü, vahşi, acımasız, sömürgeci, yok edici zehirli gömleği çıkarıp atıp, çırılçıplak kalarak özüne doğru dönüş yolculuğuna çıkabilir mi ki tekrar? Tüm bu senaryoyu geri sarıp günümüze döndüğümüzde birçok şey size de artık anlamsız gelmiyor mu aslında?
Neden yok edip duruyoruz kendimizi ve birbirimizi? Onun yerine tüm insanlığın ortak sorunları için her fert biraz çaba gösterse yaşam daha anlamlı kılınmaz mı? Hepimizin özde birer insan olduğu gerçeği asıl olan. Bir afette, tehlikede nasıl tüm insanlık bir anda organize olup, bir bütün olarak hareket edebiliyorsa bunun gündelik hayatlarımızda da uygulanabilmesini engelleyen ne? Neden ısrarla kendimizi bir ırka, bir sınıfa, bir inanca, bir kültüre mal etmeye çalışıyor ve oradan fanatikçe saldırıyoruz ötekilere? Bu kadar mı zor birbirimizi anlamaya çalışmak veya birbirimize katlanmak? Çok fazla ciddiye almamalı aslında hayatı. Hele hele birilerinin fanatizminin maşası asla olunmamalı. HİÇBİR ŞEY ÇOK DA ÖNEMLİ DEĞİL!
Sular akmıyor, elektrikler çalışmıyor, arabalar yürümüyor, uçaklar uçmuyor, her şey kapsam dışı, hatta güneş bile küsmüş insanlığa ışınlarını göndermiyor. Aynı ilk çağlardaki gibi yaşama mahkumuz.
Herkes eşit şartlarda yeni oluşan dünya düzeninde. Yeraltında gizli uranyum yatakları sahipleri de, uzun menzilli füze ve muhtelif yok edici biyolojik silahlara sahip olanlar da, kırsal alanda tarlasından çıkan mahsulle geçimini sağlama derdinde olan bir çiftçi de aynı ekmek peşinde, hastalanınca aynı şifa peşinde. Artık insanların birbirini yok etmesi de işe yaramıyor veya gerekmiyor, çünkü o yok ettiklerinin bilgisine, tecrübesine ihtiyacın var hayata tutunabilmek için. Üstelik para da artık bir işe yaramıyor dünyanın hiçbir coğrafyasında!
Zaman da bol artık, herkese yeterince var. Gereksiz işlerle ve kişilerle meşgul etmiyoruz kendimizi artık. Sakince oturmaya, düşünmeye, sohbet etmeye, hareket etmeye, bakmaya, dinlemeye, birbirimizi anlamaya, her şeye yetecek bolca zaman var.
Kartvizitler, üzerimizdekiler, bindiğimiz arabalar değil artık bizi temsil eden. Ahmet Efendi de, Ali Bey de aynı dert peşinde artık. Karnını doyurma, barınma, güvenlik.
İşte o zaman, tüm bunlar başımıza geldiğinde, insanlık üzerindeki bu açgözlü, vahşi, acımasız, sömürgeci, yok edici zehirli gömleği çıkarıp atıp, çırılçıplak kalarak özüne doğru dönüş yolculuğuna çıkabilir mi ki tekrar? Tüm bu senaryoyu geri sarıp günümüze döndüğümüzde birçok şey size de artık anlamsız gelmiyor mu aslında?
Neden yok edip duruyoruz kendimizi ve birbirimizi? Onun yerine tüm insanlığın ortak sorunları için her fert biraz çaba gösterse yaşam daha anlamlı kılınmaz mı? Hepimizin özde birer insan olduğu gerçeği asıl olan. Bir afette, tehlikede nasıl tüm insanlık bir anda organize olup, bir bütün olarak hareket edebiliyorsa bunun gündelik hayatlarımızda da uygulanabilmesini engelleyen ne? Neden ısrarla kendimizi bir ırka, bir sınıfa, bir inanca, bir kültüre mal etmeye çalışıyor ve oradan fanatikçe saldırıyoruz ötekilere? Bu kadar mı zor birbirimizi anlamaya çalışmak veya birbirimize katlanmak? Çok fazla ciddiye almamalı aslında hayatı. Hele hele birilerinin fanatizminin maşası asla olunmamalı. HİÇBİR ŞEY ÇOK DA ÖNEMLİ DEĞİL!