Hiç

Konu sahibi son olarak 3932 gün önce görüldü
Kendiyle hiç savaşmamış, derdi ekmek parası olan bir babanın evlat acısı sessizliği gibi.
Öyle çaresiz ruhum.






 
Noktalama işaretlerinin anlamlandıramadığı, yan yana dizilmiş kelimelerin kendi yolunu bulamaması gibi.
Öyle çaresiz ruhum.
 
Oyuncağına ulaştığı an bulduğu mutluluğu, hayatının hiç bir döneminde bulamamış yalnızların bi bildikleri vardı.
Mutluluk riskti onlar için, her an ellerinden gidebilirdi.
O yüzden çok yaklaşmamak gerekirdi.
Kapıları kapatırken bile sessizlerdi onlar.
Annelerini zorlamadılar çiğ sütü bırakırken, ve nice sevgililer giderken.
 
Sonra kulaklarını kapatmak isteyecekti duymamak için.
Gözlerinin en açık olduğu anlarda görmezden gelecekti.
Yine de içindeki ürperişe hakim olamayacaktı.
Çünkü hissetmek için görmeye, duymaya, tatmaya ihtiyacı yoktu.
Kalbe hitap eden bi dokunuş yeterliydi belkide.
Avuçları terliydi.
Cesaret edemedi.
Yüreği kirlenmişler yanından geldi ve geçti.
 
İsli elleri vardı adamın,
Hisli bir yüreği.
Ellerinin isini herkes gördü de, yüreğini kimse bilemedi.
 
diğer sayfana noldu?
 
Konvoylar eşliğinde uğurlanarak gittiler ölümlere..
Ellerine silahlar tutuşturuldu, ama vurma dediler.
Çoğu bi kaç ay önce aynı konvoylarla uğurlandığı gerdek gecesinin meyvesinin haberini alamadan gözlerini yumdu.

Ve ağlayan annelerin iç çığlıklarını duymadık, çünkü yenilerini uğurluyorduk sesli konvoylar eşliğinde.
Göz yaşları unutuldu.
Hiç yere ölen zavallılar unutuldu.

Babasız büyüdü çocuklar.
Ama öğretildiği üzere gururluydular, onurluydular.
 

Anlayamadık.
Çeyiz sandığı ile kırmızı kuşaklı gelinleri dualarla uğurladık evlerinden.
Salyasını akıtarak izledi adam kendinden 25 yaş küçük kızı.
15 yaşında kız kadın oldu.
Daha kendi çocukken anne olmasını bekledik.
Darp edilerek büyüdüler.
En ağır küfürlerini aldıkları bıçak darbeleri eşliğinde yediler.
Öldüler.
Sahip çıkamadık, çünkü anlayamadık.
Şimdi sadece satırlarla gömüyoruz cansız bedenleri.
 
5. Let Down - YouTube

Bi gün hepinizin ağzına sıçmasını ümit ettiğim şarkı bu.
Zira üzüldükçe büyüyor, olgunlaşıyor ve hatta insanlaşıyoruz.
Bakın iyi dediğiniz insanların geçmişine, sağlıklı beyinler hep hastalıklı geçmişlerden geliyor.
 
Birsen Tezer - Ne Tuhaf (ft İlhan Şeşen) - YouTube

Tepkilerin şiddetlenmesi diye bi olay var.
Adapte olamıyoruz duygu durum değişimlerine.
Daha yoğun ağlıyor, ağlıyor gibi gülüyoruz.
Ve genellikle iş işten geçtikten sonra anlamlandırıyoruz.
Ne yazık ki genel olarak malız.
Ama bunun adı insan olmak nihayetinde, çok insanız mk.
 
vicdan-sozleri.jpg335496e8189e7e451951.jpg
 
Sen hiç birisine aşık olup ölesiye sevdinmi usta?
Her an onu düşünüp; iç çektin mi seher vakitlerinde
Bazan kahkahalarla gülüp,bazan hıçkırıklarla ağladınmı?
Onu çok özlesen de hasreti içine gömdün mü?
Onun üzerine pembe hayaller kurup mutlu oldun mu?
İçindeki derin yarayı gizlemek için gülümsedin mi yüzüne?
Dağlara taşlara yazdın mı o sevgilinin güzel ismini?
Anlıyor musun, ben onu öyle çok sevdim ki usta.!

usta arada ugrarım.p
 
bugün ilk defa sen yoksun diyemedim
ve ik defa ağlamıyorum senin için
ilk defa körlük yaşıyorum belkide bugün
bugün hiç bir şeyi görmüyor gözlerim
aşkı da sevdasını da hiç takmıyorum artık
öylece gidiyorum bir yerlere
sessizce gidiyorum sen bilmeden
üzülme
içimde sakladığım sende varsın yanımda
sen de varsın şimdi sol tarafımda
belki gidip uzaklaşıyorum senden
belki bir daha hiç görmeyeceksin beni
belki de ellerim ellerinden kayıp gidecek
olsun be üzülme sevdiğim
yanımdayken de çok yakın değildin zaten


Beni sevdin mi hiç?:uzgun::dyg:
 
Yaşadığımdan emin değilim.Gittiğinden eminim ama bak,seni özlediğimden eminim.
Yirmi beş yaşında bir hayal kırıklığı olduğumdan hiç şüphem yok mesela.
Beceriksizliğimden,yalnızlığımdan,bu şehri sevmediğimden,düzensizliğimden,yorgunluğumdan,huysuzluğumdan,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceğimden her tavşan kesildiğimde dünyanın dağ olma vaziyetinden filan eminim.
Örnekleri çoğaltabilirim.Örnekleri çoğaltabileceğimden eminim.

Birileri namusum üzerine yemin edecek,
Ölür müydün sanki sevsen beni.


Günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum.Ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.Ağzım artık daha bozuk.
Her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.
Çok bekledim seni.Her halimle,her yerimle bekledim.
Yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.
Aramanı bile bekledim bazen.Ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.Bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.
Seni bekledim ben çünkü
Seni bekledim.
İçtim..içtim..içtim
Kustum.
En çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.Sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.
Senin önemsediğin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediği kadar önemsemedim.
Kustum..kustum..kustum.
İçtim.

Ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,
Ölür müydün sanki sevsen beni.


içimden geç
içimi sil
artık özlemek istemiyorum.


Neye el atsam piç ediyorum.
Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.
En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.Her yıl ilkokula başlıyorum.Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doğru.
Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

Yokluğun gümüş tepside intihar sunacak,
Ölür müydün sanki sevsen beni.


Emre Aydın



6. Cadde döneminden.
 
Seni en çok ben anıyorum Marie.
Hakkında söylenenler için en çok ben koruyorum.
Kendi ülkenin vatandaşı bile ben kadar anımsamıyodur bence.
Kafamda hep giyotin önünde çırılçıplak utanmış halin canlanıyo, naifliğinden bir şey kaybetmeyen inceliğin.
Diyorum ki ruh bedeni terkettikten sonra bi yerlere gidiyorsa, en çok beni görmen gerekmez mi?
Evet, bazıları şanssız doğuyor. Senin tek şanssızlığın arşidüşes olmandı.
Gücüm olsa yaşadığın yüzyılı değişirdim diyordum eskiden.
Ancak bir şey değişmedi, hala insanlar iftiracı ve bencil.
Ruhun dili var mıdır Marie?
 
Geri