Görmeden sevmek, dokunmadan hissetmeyi öğrenmektir.
Evet, görmeden sevmek mümkün müdür? Kimilerine göre imkânsız kimilerine göre bu resmen saçmalık. Yani görmeden sevmek diye bir şey olamaz. Peki, insanların kendilerini bu kadar bedene kilitlemelerinin nedeni ne? İnsanlar bedene mi âşık olur ? Yoksa yüreğe mi? Ne yazık ki günümüzde insanlar beden endeksli bir aşk veya sevgi türünden bir birliktelik yaşıyorlar. Kim bilir belki de evliliklerin kısa sürmesinin nedenidir bu.Ama her şeyden önce sevginin ne olduğunu iyi bilmek lazım peki sevgi ne? İnsanoğlu yıllardır bu muammanın ne olduğunu çözmeye ve anlamlandırmaya çalıştı. Ama herkes sevgi kelimesine kendi yüreğinde yaşattığı o duygunun adını verdi. Yani sevgi herkesde farkı bir anlam taşıdı. İşte bu yüzden bende sevgi kelimesini kendi yüreğimdeki anlamıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. Bence sevgi kendinden önce onu düşüne bilmektir. Yani “BEN” yerine “SEN” diyebilmektir.
Şimdi asıl konumuz olan görmeden sevmeye gelelim hiç görmeden sevmek yani koşulsuz, sesini duymadan, yüzünü görmeden, gözlerine bakmadan, ellerini tutmadan. Sadece varlığını hissederek kalbinde yaşatarak ona inanarak sevmek, mümkün müdür böyle bir şey? Belki de gerçek sevgi budur. Hatta belki de değil de gerçek sevgi işte budur demek daha doğru olur yanı tanrıyı sever gibi sevmek, ona öyle tutulmak, hep ulaşmak isteyerek ama bir türlü ulaşamayarak sevmek, her an yanında olmak isteyerek ama bir türlü yanında olmayarak sevmek, ondan hiçbir menfaat beklemeden sevmek, başını hiçbir zaman göğsüne dayamayacağını bilerek sevmek yanı bir ruhu sevmek gibi sevmek işte bu gerçek sevgidir bence, sevgi bazen ulaşamadığını deli gibi istemektir. Yani sevgi karakaşa kara göze uzun boya değil yüreğe inanca âşık olunursa olur.
Kısacası Görmeden âşık olmak mümkün. Devamlı o aklındaysa, sabırsızca onu bekliyorsan, büyük bir heyecan yüreğini kaplıyorsa ve midende bir şeylerin uçtuğunu hissediyorsan, onu beklerken zaman geçmiyorsa yada onunla konuşurken zamanın hızına yetişemiyorsan aşıksın demektir.
Bu mevzumuzu Can Yücel’in sözleriyle bitirelim ‘Ayın ışığındandır sevgiliye duyulan hasret…’, görmeden sevmekten zuhur eden bir Şeb-i Arûs ortaya çıkıyor. Görmeye ne gerek, sen hep onunlasındır, yüreğinde sevdanlasındır.