Hey kendini bilmez

Konu sahibi son olarak 225 gün önce görüldü
Niye diye sormuyorum (:
 
Bir şehre şekil verirken bir uzlaşı olması gerekiyor mu? Yoksa gelişi güzel mi olmalı?
 
Bir şehre şekil verirken bir uzlaşı olması gerekiyor mu? Yoksa gelişi güzel mi olmalı?

Bu kiminle uzlasacagina bağlı , bir şehri tek başina inşaa etmek zor zanaat.
Gelisi güzel bir şehrin , gelisi güzel insanları olur.
 
Sn. embesil :

Peki,

- Hamam böceğinin gözüne sabun kaçar mı?
- Ateş böceği ile soba tutuşturulur mu?
- Bal arısı baklavadan tatlı mıdır?
- Yukarıdakilerden hangisi aşağıdadır?

:)
 
nabokov ve sebastian cılık mı oynuyorsunuz?

lolita ya geçince lütfen haber edin, bayılırım.
 
Bana göre gerçeklik ; Yaşamın en dibinde yasamaktır , ıslanmanın en koyusu üsümenin en soğuğudur.
Sonra bir savaşın içinde ben neden bunlara maruz kaldım sorusunu sorarken hayati idrak etmektir.
İnanmanın verdigi güçle yürümektir.
Gerçeklik kimseye sahip olamayacagını bilmektir.
Sahibinin bir tek ilah oldugunu bilmektir.
Kimi zamanda anlam arayışıdır , gözlemlerini gerçege dayalı yapmak istediginde herseyi sorgular ve en gercegine ulaşmaya calisirsin.
Nesneler görseller seni yaniltsada , soyut kavramlar seni bazen sonuca ulastirabilir.
Az insan gercekle yasamayı tercih eder. Ben bunlara her zaman cesur insanlar derim. Yarina kendini kandirarak uyanmanin verdigi huzursuzluk gercek kavramiyla yıkılır birgün.


Sonra bir çocuğun yüzündeki tebessüm kadar gerçek ve içten birsey daha göremedim nitekim.
 
Peki bana şunu söyler misin ;

Bir insan yasami boyunca edebilecegi ve etmesi gereken tecrübe nedir ?
 
Tecrübe deyince hayvanları baz alasım geldi. Doğuştan tecrübeliler ne güzel.

Kuşkusuz en son tecrübe ölümdür insan için. Ölümden daha etkili tecrübe ise galiba birinin zihnini lağım suları ile yıkamaktır. Çok tebiyesizler değil mi?
Birde faridin kanısına katılıyorum.
 
Geri