imported_Kartal
Üye
-
- Katılım
- Şubat 12, 2014
-
- Mesajlar
- 955
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 36
Yaşlılıktan dolayı ademoğlunun bedeni güçten düşer, vücudu zayıflar, ama kalbi iki şeyde hala gençtir: Uzun ömür, mal sevgisi. (Kitabuz Zühd, İmam Beyhaki, Semerkand yayınları, sf.175)
Bu ehemmiyet taşıyan söze paralel olarak, Ebü'l-Feth-i Büsti'Katib'in meşhur kasidesini paylaşalım;
Ey zamanın harap ettiklerini imar etmeye çalışan!
Vallahi imarı olmaz harap olan ömrün, bana inan!
Ey dünyalık peşinde koşup mal yığmaya çalışan!
Unuttun mu, maldan gelen sürurun sonu hüsran! (Tabakat'ül Şafiiyye, 1/222)
Ve Allah'ın Resulü'ne bir adam geldi. Sual eyledi. “Ey Ebu Abdullah, Dünyalık fazla şeyler nelerdir?”
Ebu Abdullah cevap verdi; “Kardeşin çıplakken yanında fazla bir gömleğin bulunmasıdır. Kardeşinin ayakları çıplakken senin fazla bir çift ayakkabının bulunmasıdır.” (age. sf.176/626)
Hep bu kelam edilmiş. Binlerce yıl boyunca ilahi mesajın temelinde hep bu sözler olmuş. Meryemoğlu İsa da şöyle dermiş (İmam'ı Rabbani, Mektubat, 1/166); “Her hatanın kökünde dünya sevgisi vardır. Malda da pek çok hastalık vardır.” Kendisine “Maldaki hastalık nedir” diye sorulunca, “kişi, kibir ve böbürlenmeden kurtulamaz. Mal biriktirmek fikri, onu Allah'ın zikrinden alıkoyar” demiş...
***
Allah elçisi birgün cemaate öğle namazını kıldırır. Ve sonrasında Baki mezarlığına (Medine kabristanı) yönelir. Mescidin ahalisi kendisini takib eder. Mezarlığa varınca elindeki hurma dalını gerisindekilere uzatıp “geçin, geçin” der. Böylece hepsi önüne geçer. Cemaatten biri sorar; “neden bizi öne geçirdiniz.” Resulullah yanıtlar; “nalınlarınızın sesini duyunca nefsime bir kibir gelmesinden korktum...” (Kenz'ül Ummal, 3/830, Muttaki Hindi'den..)
İbni Mace'nin Mukaddime'sinde geçen bir bilgiye göre; “Resulullah'ın yaslanarak yemek yediği ve arkasında iki kişiyi dahi yürüttüğü görülmemiştir.” (Mukaddime, 21)
Ömer bin Hattab'ın sohbetinden çıkanların onun “koruması gibi arkasından yürümesine” karşılık olarak, Ömer'in kırbacını çekip geriye dönerek; “bu arkasından gidilen için bir fitne, giden için ise zillettir” (Darimi, Mukaddime, 46) gerisindekileri azarlaması ne anlama gelir sizce?
Evet efendiler! Kibirden küfelik olmuşsanız bunları nasıl göreceksiniz?Kardeşinin üstünde gömlek yok iken, kendisinde iki gömlek bulundurana “fazlalık diyor Allah elçisi.” VE Kur'an fazlalıkları infak edin emri veriyor (Bakara suresi 219). İşte bu emir sıgası yüzünden, ikinci gömlek haram oluyor hakikat yoluna talip olana. Siz bunu nereden bileceksiniz? Servetlerinize servet katıyorsunuz. Akıbetinizden eminmiş gibi “resetlendik diyorsunuz.” Samimi ve ihlaslı müslümanları “sahte kasidelerle aldatıyorsunuz...” Siz O'nun neler çektiğini, nereden bileceksiniz?
***
İman nedir?
Yukarıda yazılanlar zemininde yapılanmış insan modelinin davranışlarıdır. Kibir, mal sevgisi, haset, fesat ve fitne ardına düşmemektir. İnsanın, kendisine yabancılaşmamasıdır. Toplumun belirli bir kesiminin, ötekinden evla görülmemesidir. Adalettir. Eşitliktir.
Bir gönüle iki aşk sığmaz değerli dostlar. Malı-serveti seven, Allah'ı sevemez. Ki Kur'an'ın zühd adlı kavramı, bize aşkın yegane muhattabının Alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu söylerken, bu menzilden sapıp, beşeriyetin kirli mahzenlerinde aşk aramanın yarattığı sonuçlardır içine düştüğümüz ahval...
Özgürlük istiyoruz. Eşitlik istiyoruz. Zenginden alınıp, yoksula verilmesini istiyoruz. Bunu yapanları seviyoruz. Yoldaş görüyoruz. Tam tersini yapan adamın, namazlı olmasına aldanmıyoruz. Ona buğz ediyoruz...
Vesselam...
Eren Erdem * Devrimci Müslümanlar Başkanı
Bu ehemmiyet taşıyan söze paralel olarak, Ebü'l-Feth-i Büsti'Katib'in meşhur kasidesini paylaşalım;
Ey zamanın harap ettiklerini imar etmeye çalışan!
Vallahi imarı olmaz harap olan ömrün, bana inan!
Ey dünyalık peşinde koşup mal yığmaya çalışan!
Unuttun mu, maldan gelen sürurun sonu hüsran! (Tabakat'ül Şafiiyye, 1/222)
Ve Allah'ın Resulü'ne bir adam geldi. Sual eyledi. “Ey Ebu Abdullah, Dünyalık fazla şeyler nelerdir?”
Ebu Abdullah cevap verdi; “Kardeşin çıplakken yanında fazla bir gömleğin bulunmasıdır. Kardeşinin ayakları çıplakken senin fazla bir çift ayakkabının bulunmasıdır.” (age. sf.176/626)
Hep bu kelam edilmiş. Binlerce yıl boyunca ilahi mesajın temelinde hep bu sözler olmuş. Meryemoğlu İsa da şöyle dermiş (İmam'ı Rabbani, Mektubat, 1/166); “Her hatanın kökünde dünya sevgisi vardır. Malda da pek çok hastalık vardır.” Kendisine “Maldaki hastalık nedir” diye sorulunca, “kişi, kibir ve böbürlenmeden kurtulamaz. Mal biriktirmek fikri, onu Allah'ın zikrinden alıkoyar” demiş...
***
Allah elçisi birgün cemaate öğle namazını kıldırır. Ve sonrasında Baki mezarlığına (Medine kabristanı) yönelir. Mescidin ahalisi kendisini takib eder. Mezarlığa varınca elindeki hurma dalını gerisindekilere uzatıp “geçin, geçin” der. Böylece hepsi önüne geçer. Cemaatten biri sorar; “neden bizi öne geçirdiniz.” Resulullah yanıtlar; “nalınlarınızın sesini duyunca nefsime bir kibir gelmesinden korktum...” (Kenz'ül Ummal, 3/830, Muttaki Hindi'den..)
İbni Mace'nin Mukaddime'sinde geçen bir bilgiye göre; “Resulullah'ın yaslanarak yemek yediği ve arkasında iki kişiyi dahi yürüttüğü görülmemiştir.” (Mukaddime, 21)
Ömer bin Hattab'ın sohbetinden çıkanların onun “koruması gibi arkasından yürümesine” karşılık olarak, Ömer'in kırbacını çekip geriye dönerek; “bu arkasından gidilen için bir fitne, giden için ise zillettir” (Darimi, Mukaddime, 46) gerisindekileri azarlaması ne anlama gelir sizce?
Evet efendiler! Kibirden küfelik olmuşsanız bunları nasıl göreceksiniz?Kardeşinin üstünde gömlek yok iken, kendisinde iki gömlek bulundurana “fazlalık diyor Allah elçisi.” VE Kur'an fazlalıkları infak edin emri veriyor (Bakara suresi 219). İşte bu emir sıgası yüzünden, ikinci gömlek haram oluyor hakikat yoluna talip olana. Siz bunu nereden bileceksiniz? Servetlerinize servet katıyorsunuz. Akıbetinizden eminmiş gibi “resetlendik diyorsunuz.” Samimi ve ihlaslı müslümanları “sahte kasidelerle aldatıyorsunuz...” Siz O'nun neler çektiğini, nereden bileceksiniz?
***
İman nedir?
Yukarıda yazılanlar zemininde yapılanmış insan modelinin davranışlarıdır. Kibir, mal sevgisi, haset, fesat ve fitne ardına düşmemektir. İnsanın, kendisine yabancılaşmamasıdır. Toplumun belirli bir kesiminin, ötekinden evla görülmemesidir. Adalettir. Eşitliktir.
Bir gönüle iki aşk sığmaz değerli dostlar. Malı-serveti seven, Allah'ı sevemez. Ki Kur'an'ın zühd adlı kavramı, bize aşkın yegane muhattabının Alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu söylerken, bu menzilden sapıp, beşeriyetin kirli mahzenlerinde aşk aramanın yarattığı sonuçlardır içine düştüğümüz ahval...
Özgürlük istiyoruz. Eşitlik istiyoruz. Zenginden alınıp, yoksula verilmesini istiyoruz. Bunu yapanları seviyoruz. Yoldaş görüyoruz. Tam tersini yapan adamın, namazlı olmasına aldanmıyoruz. Ona buğz ediyoruz...
Vesselam...
Eren Erdem * Devrimci Müslümanlar Başkanı