Madem ne felsefe ile başla dedi, taslağı büyütüp taşıyalım buraya da ;
Uzunca bir süredir kendime sorduğum ve belki de her sorduğumda farklı bir cevap verdiğim bir soru var “Özgür İnsan Kimdir?”. Haziran 2026 itibari ile ise şöyle cevap veriyorum bu soruya ;
İnsan doğduğu anda zincire vurulmaz, zincirler hep daha sonradan örülür. Kimi zaman devlet tarafından, kimi zaman toplum ama çoğu zaman da bizzat insanın kendi zihni tarafından. Bana göre ise bu zincirlerin en kalın ve ağır olanı insanın farkında olmadan içinde taşıdığı zincir/zincirlerdir. Bu nedenle sonda yazacağımı başta yazayım bence özgürlük, insanın kendi varoluşuyla yüzleşmesi ve hesaplaması ile başlayan ve devam eden bir sureçten başka bir şey değil. Bu yüzdendir ki her bu soruyu sorduğumda hep farklı cevaplar verdim kendi kendime.
Peki kim bu özgür olan insan? “Kendi kararlarını verebilen kişi” veya “Yapmak istemediği şeyi yapmayan kişi” gibi sığ tanımlarla tanımlanıyor çoğu zaman bu özgürlük kavramı. Oysa dediğim gibi bu tanım çok sığ. İnsan evladı (cinsiyetçilik yapmayalım insanoğlu diyerek) çoğu zaman kendi kararı sandığı şeyleri aslında kendisine öğretilmiş kalıpların içinden seçer. Bu kalıpları aile, sosyal çevre, devlet, eğitim sistemi vs yani iktidar olan bizzat döker kişinin benliğine. Kendisini özgür zannederken, çoktan başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde dolaşır ve o sınırlar ölçüsünde muhalefet eder.
Heidegger’in ifadesiyle insan çoğunlukla “onlar”ın dünyasında yaşar. Herkesin düşündüğünü düşünür, herkesin istediğini ister, herkesin korktuğundan korkar. Bu durumda yaşayan insanlara ise sürüklenen bir varlık der Heidegger. Ya da modern Türkiyedeki elitist tabir ile “koyun” diyen salon burjuvaları da var.
E iktidar dediğimiz şey de yalnızca kurumlarda değil, insanın karakterinde de yerleşip büyüyen bir olgu. Bu nedenledir ki özgürlük, aslında son derece ahlaki bir mesele.
Bu iktidarı terk etmek ve bu konfor alanından sıyrılmayı istemek aslında özgürleşebilmek dediğimiz şey. Çünkü insan özgür oldukça mazeretleri azalır. Suçlayabileceği değişkenler azalır. Bir bedel öder. Sorumluluk alır. Ecnebilerin deyimi ile “Freedom is not free”. Bu yüzden bir çok insan zincirlerinden görüntüde şikayet ederken bile aslında onları bırakmak istemez.
Velhasıli kelam özgürlük bir sonuç değil, sürekli bir inşa sürecidir. İnsan bir gün özgür olup sonra da hayatının sonuna kadar öyle kalamaz. Her gün her an her kararında yeniden özgürleşir yahut köleleşir. Bu nedenle özgürlük dediğimiz şey aslında bir farkındalık halidir.
Peki HHA çok uzun yazdın üşendim okumaya sen bize bir sığ özgürlük tanımı yapsan nasıl yapardın derseniz ; “Özgür insan; yalnızca “hayır” diyebilen değil, kendi “evet”ini yaratabilen insandır.” derdim.