teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Her işleri sünnete uygundu
Sohbet-i sâlihîn;
İslam büyükleri, her işlerinde Resulullah efendimizi ve Eshabını örnek aldılar. Ehli sünnet yolu denilen bu yoldan ayrılma konusunda hiç taviz vermediler. Çünkü bu yoldan ayrılmanın bid’at olduğunu, bid’atın da ne kadar tehlikili bir yol olduğunu biliyorlardı. Bid’atın tehlikesini Resulullah efendimiz şöyle haber vermişti. “Sünnetler bid’at telâkki edilmedikçe kıyamet kopmıyacaktır. Zamanla bid’atlara öyle yayılacak ki, bir bid’at terkedildiği vakit, insanlar: Sünnet terkedildi, diyecekler.” Bid’atler öyle yayılacak ki, nesilden nesile intikal edecek birkaç nesil devam edecek, böylece bid’atlarla amel etmek birkaç nesil uzayınca, insanlar bid’atları, Peygamber efendimiz’in sünnetlerinden zannedecekler. Bunun için İslam büyükleri Resulullahın sünnetine sarılmayı ve bid’atlardan kaçınmayı önemle tavsiye ve teşvik etmişlerdir. Bu konu üzerinde hassasiyetle durmuşlardır. Bunun örnekleri çoktur. Hazreti Ömer, bazen bir şey yapmayı düşündüğü zaman birisinin: “Yâ Emir’el-Mü’minin, Resûlüllah böyle bir şey yapmış veya yapılmasını emretmiş değildir.” demesi üzerine, hemen o şeyi yapmaktan vazgeçerdi. Bir gün, herkesin giymeyi adet edindiği elbiselerin boyanırken necis madde kullanıldığı şüphesi üzerine, bu elbiselerin giyilmesini yasak etmek istedi. Birisi ona dedi ki: “Ya Ömer, Resûlullah bizzat kendileri ve O’nun sağlığında başkaları bu elbiseden giymişlerdir.” Bunun üzerine Hazreti Ömer, kararından vazgeçip Allaha tevbe ve istiğfarda bulundu. Kendi kendine şöyle söyleniyordu: “Eğer, bu elbiseyi giymemek, hakikaten takvadan sayılsaydı, herhalde Resûlüllah Efendimiz onu giymezdi..” Zeynel-Abidîn hazretleri, bir gün oğluna diyor ki: “Oğlum bana bir elbise yaptır. Onu helada giyip, namaz kılacağım vakit çıkaracağım. Görüyorum ki pislik üzerine konan sinekler, sonra gelip elbisem üzerine konuyor.” Oğlu dedi ki: “Babacığım, Hazreti Peygamberin namaz için ayrı, halâya gitmek için ayrı elbisesi yoktu. Sırf halâda giyilmek üzere kendisi bir elbise yaptırmış veya başkalarına emretmiş değildir.” Bunun üzerine İmam, fikrinden vazgeçmiştir.
NOT;
Zamanımızda öyle haramlar ve bid'atlar var ki, ibadet olarak yapılıyor. Mesela çalgılı müzik her dinde ve bizim dinimizde de haramdır. Helal diyen küfre düşer. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okuyanlar görürler. Şimdi öyle revaçtaki, adını bile ''İslami müzik, tasavvuf müziği'' koymuşlar.
Sohbet-i sâlihîn;
İslam büyükleri, her işlerinde Resulullah efendimizi ve Eshabını örnek aldılar. Ehli sünnet yolu denilen bu yoldan ayrılma konusunda hiç taviz vermediler. Çünkü bu yoldan ayrılmanın bid’at olduğunu, bid’atın da ne kadar tehlikili bir yol olduğunu biliyorlardı. Bid’atın tehlikesini Resulullah efendimiz şöyle haber vermişti. “Sünnetler bid’at telâkki edilmedikçe kıyamet kopmıyacaktır. Zamanla bid’atlara öyle yayılacak ki, bir bid’at terkedildiği vakit, insanlar: Sünnet terkedildi, diyecekler.” Bid’atler öyle yayılacak ki, nesilden nesile intikal edecek birkaç nesil devam edecek, böylece bid’atlarla amel etmek birkaç nesil uzayınca, insanlar bid’atları, Peygamber efendimiz’in sünnetlerinden zannedecekler. Bunun için İslam büyükleri Resulullahın sünnetine sarılmayı ve bid’atlardan kaçınmayı önemle tavsiye ve teşvik etmişlerdir. Bu konu üzerinde hassasiyetle durmuşlardır. Bunun örnekleri çoktur. Hazreti Ömer, bazen bir şey yapmayı düşündüğü zaman birisinin: “Yâ Emir’el-Mü’minin, Resûlüllah böyle bir şey yapmış veya yapılmasını emretmiş değildir.” demesi üzerine, hemen o şeyi yapmaktan vazgeçerdi. Bir gün, herkesin giymeyi adet edindiği elbiselerin boyanırken necis madde kullanıldığı şüphesi üzerine, bu elbiselerin giyilmesini yasak etmek istedi. Birisi ona dedi ki: “Ya Ömer, Resûlullah bizzat kendileri ve O’nun sağlığında başkaları bu elbiseden giymişlerdir.” Bunun üzerine Hazreti Ömer, kararından vazgeçip Allaha tevbe ve istiğfarda bulundu. Kendi kendine şöyle söyleniyordu: “Eğer, bu elbiseyi giymemek, hakikaten takvadan sayılsaydı, herhalde Resûlüllah Efendimiz onu giymezdi..” Zeynel-Abidîn hazretleri, bir gün oğluna diyor ki: “Oğlum bana bir elbise yaptır. Onu helada giyip, namaz kılacağım vakit çıkaracağım. Görüyorum ki pislik üzerine konan sinekler, sonra gelip elbisem üzerine konuyor.” Oğlu dedi ki: “Babacığım, Hazreti Peygamberin namaz için ayrı, halâya gitmek için ayrı elbisesi yoktu. Sırf halâda giyilmek üzere kendisi bir elbise yaptırmış veya başkalarına emretmiş değildir.” Bunun üzerine İmam, fikrinden vazgeçmiştir.
NOT;
Zamanımızda öyle haramlar ve bid'atlar var ki, ibadet olarak yapılıyor. Mesela çalgılı müzik her dinde ve bizim dinimizde de haramdır. Helal diyen küfre düşer. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okuyanlar görürler. Şimdi öyle revaçtaki, adını bile ''İslami müzik, tasavvuf müziği'' koymuşlar.