Her İnsanda Olabilecek Hastalık: Mizofoni..

Konu sahibi son olarak 313 gün önce görüldü
Yanınızda biri sakız çiğnerken çıldıracak gibi oluyor ya da yemek yerken boğazını sıkmak istiyorsanız bunun normal bir durum olmadığını size söylemek zorundayız. Üstelik bunu yaşayan pek çok kişi olduğunu da biliyoruz. Gelin, size belki de yaşadığınız ama adını bilmediğiniz Mizofoni'den bahsedelim.

3_d.jpg


Sakız çiğneme, sakız patlatma, dudak yalama, ıslık çalma, yemek yerken ağız şapırdatma, tıkalı burundan hava alma, kalem tıklatma, parmak kıtlatma gibi sesler karşısında kişinin huzursuzluk, gerginlik, kaygı, öfke ve tiksinti yaşamasına Mizofoni deniyor. Baktığınızda günlük hayatınızda defalarca kez duyabileceğiniz, son derece insani durumlar. Ancak Mizofoni'si olanların tahammül seviyeleri bu seslere karşı oldukça düşük ve hatta bazılarında hiç yok. "Bazen ben de rahatsız oluyorum" dediğinizi duyar gibiyim. Ne seviyede olduğunuzu anlamak için Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği'nden psikiyatri uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver'in sıraladığı tipik özelliklere göz atın: "Bir insan tarafından üretilen özgül bir ses (yemek yeme sesi, solunum sesi gibi) varlığında ya da bu sesin oluşacağına dair beklentiye girildiğinde önce irritasyonla ya da tiksinti duygusuyla başlayıp hızla öfkeye dönüşen patlayıcı ve uzaklaştırıcı bir fiziksel tepki varlığı söz konusu… Bu öfke yoğun bir kontrol kaybı hissi yaratır ve nadiren de olsa öfke patlamasına dönüşür. Kişi öfke ya da tiksinti duygusunun içinde bulunulan şartların ya da stresörün boyutlarına oranla aşırı ve anlamsız olduğunu bilir. Kişi kendisinde mizofonik tepkiler oluşturacak durumlardan uzak durmaya çalışır ya da böyle bir duruma yoğun huzursuzluk, öfke ya da tiksinti duygularıyla katlanır." Yani bu rahatsızlık fiziksel tepkiye kadar varabiliyor. 29 yaşındaki Aslı'nın hikayesini okuduğunuzda tabloyu çok daha net görebileceksiniz.

2_d.jpg


"Seslere karşı aşırı duyarlılığım çocukluk yaşlarımdan beri var. Damlatan musluk, süreli matkap sesi, sakız çiğneyen arkadaş bu hayattaki en büyük düşmanlarım arasındaydı denebilir! Daha da fenası bu tahammülsüz yaşımın ilerlemesiyle giderek artmaya başlamıştı ve rahatsız edici seslere her gün bir yenisi daha ekleniyordu. En kötü durum ise ailemle yemek yiyemez hale gelmiştim. Annemin, babamın ve kız kardeşimin yemek yerken çıkardıkları sesler beni çileden çıkarıyordu. Bu rahatsızlığımı bildikleri için ekstra dikkat etmelerine rağmen üstelik… Artık onların yedikleri yemekten hiçbir keyif alamadıklarını anladığım noktada ailece yenen yemeklerin sonuna geldim. Yemeğimi tepsiye koyup odama kapanıyordum. Bunun ne kadar kötü bir durum olduğunu düşünebiliyor musunuz? Hayatta en sevdiğiniz kişilerin yanında duramıyor, onlar karnını doyurmaya çalışırken siz sinir krizine bir adım daha yaklaşıyorsunuz. Bence komik olan bunun çok yanlış ve saçma olduğunun da farkında olmak! Kalp atışlarım hızlanıyordu, elim ayağım titriyordu, sarışın olduğum için kulaklarıma kadar kızarıyordum! İnsan en sevdiklerinden tiksinir mi? İşte benim yaşadığım tam da buna yakın bir duyguydu ve evde ciddi bir gerilim yaşanmaya başlamıştı."

4_d.jpg


"Söz konusu aile olduğundan her türlü kahrımızı çekiyorlar elbette. Annemle babam da artık benim bu durumumu kabul edip şikayet etmekten vazgeçmişlerdi. Tamam, aile içinde konfor alanımı sağlamıştı ama sosyal hayatta durum hiç de o kadar kolay değildi. Ofiste kalem sesi, arkadaşlarımla gittiğim sahil kenarında çekirdek çitleme sesi, trafikte korna sesi… Aslına bakarsanız hayatın içinden gelen her ses! İnanın bana bununla yaşamak hiç kolay değil. Bir şekilde idare ediyordum taa ki hayatımın aşkına denk gelene kadar! İşe yeni başlayan Mert tam benim tipimdi! Üstelik iyi de bir pozisyonda başlamıştı. Sabahları "günaydın"la başlayan kısa sohbetlerimizden anladığım kadarıyla o da benden hoşlanıyordu. Ve gün gelip de bana "öğlen yemeğe birlikte çıkalım mı" dediğinde korkumla yüzleşme zamanım gelmişti. Öğle yemeğine kadar geçen saatlerde tek düşündüğüm Mert'in yemek yerken ses çıkarıp çıkarmadığı. Ben ne yapacaktım, hoşlandığım adama bu sorunumu yansıtmama şansım var mıydı? Yemeğe çıktığımızda böyle bir şansım olmadığını anladım zaten. Bayıldığım adamı bile neredeyse içtiği çorbada boğmak üzereydim! Ona 1 saatlik yemek boyunca o kadar kaba ve aksi davrandım, masadan apar topar kaldırdım ki! Ne olduğunu anlamamıştı, şaşkındı ve muhtemelen benden artık nefret ediyordu. Böyle hayat geçmezdi. En sonunda cesaretimi toplayıp bu konuyu ona açmaya karar verdim. Ve bana bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunu okuduğunu ve anlayışla karşıladığını söyledi. Zaten bunun normal olmadığının farkındaydım! Derhal bir uzmandan yardım almaya başladım, terapilerime devam ediyorum daha iyi hissediyorum."

5_d.jpg


Psikiyatri uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, Mizofoni hastalarının neler hissettiğini, neler yaşadığını bir uzman gözüyle şöyle açıklıyor: "Bu kişiler, bu seslerin bulunduğu ortamlarda çalışamazlar ve bu ortamlardan uzaklaşmak isterler. Bazen kendilerini rahatsız eden sesleri çıkaran kişilerle kavga dahi ederler. Sadece sesler değil bacak sallama, saçlarla oynama, parmakla bir yerlere işaret etmek gibi beden hareketlerini izlemek de bu kişilerde huzursuzluk yaratır. Obsesif kompulsif bozukluk, tik bozukluğu ya da yaygın anksiyete bozukluğu olan bireylerde Mizofoni de tabloya eşlik edebilir. Genetik geçiş olabilir çünkü Mizofoni'si olanların ailelerinde de benzer sıkıntısı olan bireyler vardır. Aile hayatı, iş ya da okul başarısı ya da diğer sosyal ilişkiler olumsuz etkilenebilir. Üstelik çevrelerindeki kişiler kendileriyle aynı şiddette huzursuzluk hissetmediğinden anlaşılmamış hissederler ve çevrelerince "aşırı hassas, huzursuz" biri olarak etiketlenerek bu seslere karşı daha da duyarlı hale gelebilirler."

6_d.jpg


"Mizofonisi olan kişilerde rahatsız edici olan ses karşısında beyin ve beden tıpkı tehdit ve tehlike içeren bir uyaranla karşılaşmış gibi tepki verir ve bu tepkiler tamamen bilinçli kontrolün dışındadır. Sesler adeta düşman gibidir ve bu yüzden bu düşmanı alt etmek istercesine bedende kalp hızı artar, kaslar gerginleşir, nefes daralır, dikkat sese odaklanıp diğer her şey önemini yitirir. Bilişsel davranışçı terapiler ve dikkat değiştirme teknikleri faydalı bulunmuştur. Kişinin hayatı sürdürülemez hale geldiyse psikiyatrik ilaç tedavisi gerekebilir. Tedavide, kişilerin sosyal hayattan kaçınmasını önlemek önemlidir. Kulak tıkacı kullanımı, kulaklıkla dolaşmak, müzik dinlemek, istemli olarak dikkatini başka seslere vermek, istemli olarak dikkatini başka bir işe vermek denenebilir. Genel stres yönetimi becerilerini artırmak faydalı olacak."

7_d.jpg


. kaynak .
DRY8v6.jpg

 
Mizofoni değilim demekki:=)
 
Geri