aSena
Elmas Üye
-
- Katılım
- Şubat 9, 2011
-
- Mesajlar
- 21,874
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 298
-
- Yaş
- 40
Her aşk, karşındakinin öyküsünü yaşamaktır aslında.
Küçükken içinde büyüdüğü ev gibi.
Değişir insan, değişen her şey gibi...
Kendini inkâr edip yeniden yarattıkça.
Her aşk, karşı koymaktır aslında;
İnsanın inandığı kendi gerçeğine.
Ümitler, bir yalan uydurur; yürekse inanır
Anlatır o yalanı sonra, bir ömür mantığına
Her aşk, kaybolup yitmektir aslında;
Bilmediği bir ülkede, ıssız bir sokakta.
Cesaretli de aynı öper bir korkak da
Sevdiğini elinde bir biblo gibi tuttukça.
Her aşk, adım adım büyümektir aslında;
Kaldığı yerden devam eder tırmandıkça basamakları.
Her basamakta aşkın bir sırrını daha keşfeder;
Tam her şeyi öğrendim sandıkça.
Her aşk, kendini aramaktır aslında;
Gözlerinin içinde o en sevdiğinin.
Bir aynaya dönüşürler, mühürlü ve depderin;
Sevgileriyle birbirlerini yansıttıkça.
Her aşk, teslîm olmaktır aslında
Koymaktır sehpasına kalbini, öldürmesi için celladın.
Her ayrılık, yürekten de bir parça götürür;
Nefes alamaz insan, birgün yüreksiz kaldıkça.
Her aşk, karaya vurmaktır aslında;
Ölü bir balık gibi nârin yüreklerin.
Tamir eder başka bir yürek; kırdığını eskisinin
Kendini şefkatli bir anne yerine koydukça...
Her aşk, tamamlamaktır aslında
Bir diğerinin eksik bıraktığını.
Sadece perdeleri değişir ve sadece halıları
Ev, aynı evdir; içinde oturan hep başkalaştıkça.
Her kadın, başka bir erkek yaratır aslında;
Denizler gibi dalgalı, hırçın çocuklardan.
Farkı yoktur merhametli bir anadan;
Bir bebek gibi onları göğsünde uyuttukça.
Her erkek, bir babaya dönüşmektir aslında;
Merhametten bozma kutsal bir adaktan.
Çenesini okşarken bile korkup kırmaktan
Küçük bir kız çocuğu gibi onu şımarttıkça.
Ve her ayrılık, bir kurşun sıkmaktır aslında;
Sansa da mutluluk, bitirmektir kavgaları.
Canı yanar hep rengi sapsarı;
Kendi kendiyle kavgaya tutuştukça.
Mehmet Akif Ardıç
Küçükken içinde büyüdüğü ev gibi.
Değişir insan, değişen her şey gibi...
Kendini inkâr edip yeniden yarattıkça.
Her aşk, karşı koymaktır aslında;
İnsanın inandığı kendi gerçeğine.
Ümitler, bir yalan uydurur; yürekse inanır
Anlatır o yalanı sonra, bir ömür mantığına
Her aşk, kaybolup yitmektir aslında;
Bilmediği bir ülkede, ıssız bir sokakta.
Cesaretli de aynı öper bir korkak da
Sevdiğini elinde bir biblo gibi tuttukça.
Her aşk, adım adım büyümektir aslında;
Kaldığı yerden devam eder tırmandıkça basamakları.
Her basamakta aşkın bir sırrını daha keşfeder;
Tam her şeyi öğrendim sandıkça.
Her aşk, kendini aramaktır aslında;
Gözlerinin içinde o en sevdiğinin.
Bir aynaya dönüşürler, mühürlü ve depderin;
Sevgileriyle birbirlerini yansıttıkça.
Her aşk, teslîm olmaktır aslında
Koymaktır sehpasına kalbini, öldürmesi için celladın.
Her ayrılık, yürekten de bir parça götürür;
Nefes alamaz insan, birgün yüreksiz kaldıkça.
Her aşk, karaya vurmaktır aslında;
Ölü bir balık gibi nârin yüreklerin.
Tamir eder başka bir yürek; kırdığını eskisinin
Kendini şefkatli bir anne yerine koydukça...
Her aşk, tamamlamaktır aslında
Bir diğerinin eksik bıraktığını.
Sadece perdeleri değişir ve sadece halıları
Ev, aynı evdir; içinde oturan hep başkalaştıkça.
Her kadın, başka bir erkek yaratır aslında;
Denizler gibi dalgalı, hırçın çocuklardan.
Farkı yoktur merhametli bir anadan;
Bir bebek gibi onları göğsünde uyuttukça.
Her erkek, bir babaya dönüşmektir aslında;
Merhametten bozma kutsal bir adaktan.
Çenesini okşarken bile korkup kırmaktan
Küçük bir kız çocuğu gibi onu şımarttıkça.
Ve her ayrılık, bir kurşun sıkmaktır aslında;
Sansa da mutluluk, bitirmektir kavgaları.
Canı yanar hep rengi sapsarı;
Kendi kendiyle kavgaya tutuştukça.
Mehmet Akif Ardıç