ETTİN ÇELMEOĞLU
HER 5 OCAK'TA CİNİM KIZAR
Çok zoruma gitti…
Gazete manşetlerine bakarsanız 5 Ocak coşku ile kutlanmış…
Ya “5 Ocak nedir”, bilmiyorlar, ya da “coşku” denilen kavramdan bihaberler…
Bugün Adana’nın nüfusu ne kadar?
Diyelim ki 1,5 milyon…
Çocukluğumu 50’li yıllarda yaşadım. Nüfusu en çok 150 bin olan Adana’da.
Nüfus, şimdikinin onda biri yani…
O yıllarda 5 Ocak Bayramı Atatürk Caddesi’nde kutlanırdı. Protokol, Belediye Binası’nın tam karşısında, hınca-hınç kalabalıkla adeta kucak-kucağa oturur, Kurtuluş Savaşı’na katılmış çete mensuplarının anıları, kısa söylevler ve duygulu şiirlerden sonra geçit töreni başlardı. Atatürk caddenin her iki yanı, Dörtyol’dan taaa Sulara kadar, “iğne atsan yere düşmez” denilecek biçimde katılım olurdu. İster sağdan sola sayın, ister soldan sağa, törenlere katılım hiçbir şekilde 25 veya 30 binin altına düşmezdi.
Bakınız o yıllarda, nüfus onda bir, katılım ise şimdikinin 100 katı. O zaman, her 5 Adanalının biri törende. Kalan beşin de 1i ihtiyar, 2’si bebe olsa, demek ki ayağına basabilen her iki kişiden biri 5 Ocak törenlerine katılıyor…
Ya şimdi?
Gördük…
Görevlileri çıkarın, geriye kalsa kalsa 200, bilemediniz 250 kişi kalır. Onlar da galiba geçite katılan yakınlarını izlemeye gelmiştir. Yaklaşık olarak, her 1000 adanalıdan sadece 1 kişi katılıyor 5 Ocak törenlerine… En torpilli hesapla bakılsa bile, her 800 kişide 1 kişi. Yaşlıyı, bebeği çıkalım, her 500’de bir kişi gibi hayli iyimser bir eşik.
Ne oldu bize? İşimize geldiğinde vatan-millet-memleket diye nutuk atarız, heyecan taklidi yaparız da, iş 5 Ocak gibi mübarek bir mucize sembole gelince ortalıkta yokuz…
Diyeceksiniz ki, “Efendim, iş-güç var,sonra da kem-küm falan…”
Bir miktar haklısınız ve ben de işte bu noktada Kenan Paşa’ya hakkımı helal etmiyorum. Yoksa adamın 12 Eylül sabahı “kardeş kanı dökülüyordu” masalında az da olsa gerçek payı gören kişiyim. Fakat o Kenan Paşa ki, yerel kurtuluş günlerinin tatil olmasını kaldırdı, kutlamaların canına tükürmüş oldu.
Evet, bizim zamanımızda, yanı 1981 kutlamalarına kadar, 5 Ocak Adana’da tatil günüydü ve bayram gibi bayram kutlardık.
Adana’mızın her tarafı föniks kanariyensis ile (Ukalalık olmasın; şu bizim süs hurmalarının Latincesi böyle imiş) süslenir, hemen her caddede bir veya birkaç tak kurulurdu. Taklar ilk akşamdan sabaha kadar ışıl ışıl parlardı. Yerel Gazeteler birinci sayfayı 5 Ocak ve arkasındaki nice zaferleri anlatan yazı ve fotoğraflara ayırır, devamı da iç sayfalarda basılırdı.
Kenan Paşa, ihtilal yaptı; hadi haddimizi bilelim bunun cirim çapını adliyeye bırakalım, yerel kurtuluş günlerini tatil olmaktan çıkardı ya, her 5 Ocak’ta rahatsız olurum; içim daralır, kalbim çarpar, tansiyonum yükselir, göğsüm sıkışır, cinim kızar ve Kenan Paşa’ya karşı sadece antipati duyarım.
Şimdilerde protokole mensup zevat, bir bakıma zorunlu olarak tören yerine geliyor ve açıkçası belki de sıkıla sıkıla bir, bir buçuk saat kalabiliyor.
Bildiğimiz 5 Ocak’larda at üstündeki yüzlerce çete ve evladı dışında, gazilerimiz, ozanlarımız, dik başlı şehit torunları (ki, ben de Şehit düşen Çelmük’lerden Hasan’ın torunuyum), ve bir de açık kasa treyler üzerine kurdukları seyyar stantlarıyla resmi ve özel kurumlar gerçek anlamda coşku yaratabiliyorlardı geçit töreninde.
Bayraklar, bayraklar… On binlerce kağıt bayrak çocukların elinde kıpkızıl dalgalar halinde salınırken, nizami al bayraklarımız da sayısız gönderde, her işyerinde ve hemen her balkonda Arif Nihat Asya’nın Adana’da, bir 5 Ocak şafağında yazdığı Bayrak şiirini okurcasına gururla dalgalanırdı.
Bayraklar, bayraklar… On binlerce kağıt bayrak çocukların elinde kıpkızıl dalgalar halinde salınırken, nizami al bayraklarımız da sayısız gönderde, her işyerinde ve hemen her balkonda Arif Nihat Asya’nın Adana’da, bir 5 Ocak şafağında yazdığı Bayrak şiirini okurcasına gururla dalgalanırdı.
Hele hele 5 Ocak akşamları askerlerin tertiplediği heyecan dolu fener alayları unutulur gibi değil.
Ah Kenan Paşa Ah!..
Mudde-i umumi veya muhakemat nasıl sonuç verir bilmem ama, ben 5 Ocak’taki hakkımı öteki dünyada isterim senden…
Sabrınız var ise, zengin arşivimden birkaç 5 Ocak fotografına davet edeyim, izninizle…
İLK BEŞ OCAK TÖRENİ: 4 Ocak’ta protokol düzeyindeki birkaç Fransız Subay Adana’yı terk edince, 5 Ocak Sabahı, Adana’ya ilk giren askerlerimiz, mağrur,muzaffer ve düzenli görünüşleri ile ilk 5 Ocak şenliğinde göz doldurdu.
BEŞ OCAK BİR YAŞINDA : Bugünkü Merkez Camii dolaylarında, hemen her evden katılımla 1923 günü büyük bir heyecanla kutlanmıştı. Yatalaklar ve beşiktekiler dışında, hemen her adanalı orada idi o gün.
KAMYONDA RESMİ GEÇİT: Namık Kemal İlkokulu öğrencileri, törene katılmak üzere özenle dekore edilmiş kamyonda, tören elbiseleri ile. Sene, 1939.
1958 TÖRENLERİNDEN: Çetelerimiz ve çocukları, at üstünde, Belediye Önündeki takın altında geçit sırasını beklerken.
48 YIL ÖNCEKİ TÖREN: Görüntünün bire bir tanığıyım. Askerlerin hemen sağında, Emekli Kuvvet Komutanı, Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Adalet Partisi Genel Başkanı , sağında, Adana Vali ve Belediye Başkanı Mukadder Öztekin (Sonradan Senatör ve bakan oldu)ile hemen yanında açık renk trençkotu ile ünlü hemşehrimiz Kasım Gülek (CHP Genel Sekreteri, İnönü zamanında bakan). Tarih, 5 Ocak 1963. Yer, Atatürk Parkı, çelenk koymadan sonra saygı duruşu sırasında.
HER 5 OCAK'TA CİNİM KIZAR
Çok zoruma gitti…
Gazete manşetlerine bakarsanız 5 Ocak coşku ile kutlanmış…
Ya “5 Ocak nedir”, bilmiyorlar, ya da “coşku” denilen kavramdan bihaberler…
Bugün Adana’nın nüfusu ne kadar?
Diyelim ki 1,5 milyon…
Çocukluğumu 50’li yıllarda yaşadım. Nüfusu en çok 150 bin olan Adana’da.
Nüfus, şimdikinin onda biri yani…
O yıllarda 5 Ocak Bayramı Atatürk Caddesi’nde kutlanırdı. Protokol, Belediye Binası’nın tam karşısında, hınca-hınç kalabalıkla adeta kucak-kucağa oturur, Kurtuluş Savaşı’na katılmış çete mensuplarının anıları, kısa söylevler ve duygulu şiirlerden sonra geçit töreni başlardı. Atatürk caddenin her iki yanı, Dörtyol’dan taaa Sulara kadar, “iğne atsan yere düşmez” denilecek biçimde katılım olurdu. İster sağdan sola sayın, ister soldan sağa, törenlere katılım hiçbir şekilde 25 veya 30 binin altına düşmezdi.
Bakınız o yıllarda, nüfus onda bir, katılım ise şimdikinin 100 katı. O zaman, her 5 Adanalının biri törende. Kalan beşin de 1i ihtiyar, 2’si bebe olsa, demek ki ayağına basabilen her iki kişiden biri 5 Ocak törenlerine katılıyor…
Ya şimdi?
Gördük…
Görevlileri çıkarın, geriye kalsa kalsa 200, bilemediniz 250 kişi kalır. Onlar da galiba geçite katılan yakınlarını izlemeye gelmiştir. Yaklaşık olarak, her 1000 adanalıdan sadece 1 kişi katılıyor 5 Ocak törenlerine… En torpilli hesapla bakılsa bile, her 800 kişide 1 kişi. Yaşlıyı, bebeği çıkalım, her 500’de bir kişi gibi hayli iyimser bir eşik.
Ne oldu bize? İşimize geldiğinde vatan-millet-memleket diye nutuk atarız, heyecan taklidi yaparız da, iş 5 Ocak gibi mübarek bir mucize sembole gelince ortalıkta yokuz…
Diyeceksiniz ki, “Efendim, iş-güç var,sonra da kem-küm falan…”
Bir miktar haklısınız ve ben de işte bu noktada Kenan Paşa’ya hakkımı helal etmiyorum. Yoksa adamın 12 Eylül sabahı “kardeş kanı dökülüyordu” masalında az da olsa gerçek payı gören kişiyim. Fakat o Kenan Paşa ki, yerel kurtuluş günlerinin tatil olmasını kaldırdı, kutlamaların canına tükürmüş oldu.
Evet, bizim zamanımızda, yanı 1981 kutlamalarına kadar, 5 Ocak Adana’da tatil günüydü ve bayram gibi bayram kutlardık.
Adana’mızın her tarafı föniks kanariyensis ile (Ukalalık olmasın; şu bizim süs hurmalarının Latincesi böyle imiş) süslenir, hemen her caddede bir veya birkaç tak kurulurdu. Taklar ilk akşamdan sabaha kadar ışıl ışıl parlardı. Yerel Gazeteler birinci sayfayı 5 Ocak ve arkasındaki nice zaferleri anlatan yazı ve fotoğraflara ayırır, devamı da iç sayfalarda basılırdı.
Kenan Paşa, ihtilal yaptı; hadi haddimizi bilelim bunun cirim çapını adliyeye bırakalım, yerel kurtuluş günlerini tatil olmaktan çıkardı ya, her 5 Ocak’ta rahatsız olurum; içim daralır, kalbim çarpar, tansiyonum yükselir, göğsüm sıkışır, cinim kızar ve Kenan Paşa’ya karşı sadece antipati duyarım.
Şimdilerde protokole mensup zevat, bir bakıma zorunlu olarak tören yerine geliyor ve açıkçası belki de sıkıla sıkıla bir, bir buçuk saat kalabiliyor.
Bildiğimiz 5 Ocak’larda at üstündeki yüzlerce çete ve evladı dışında, gazilerimiz, ozanlarımız, dik başlı şehit torunları (ki, ben de Şehit düşen Çelmük’lerden Hasan’ın torunuyum), ve bir de açık kasa treyler üzerine kurdukları seyyar stantlarıyla resmi ve özel kurumlar gerçek anlamda coşku yaratabiliyorlardı geçit töreninde.
Bayraklar, bayraklar… On binlerce kağıt bayrak çocukların elinde kıpkızıl dalgalar halinde salınırken, nizami al bayraklarımız da sayısız gönderde, her işyerinde ve hemen her balkonda Arif Nihat Asya’nın Adana’da, bir 5 Ocak şafağında yazdığı Bayrak şiirini okurcasına gururla dalgalanırdı.
Bayraklar, bayraklar… On binlerce kağıt bayrak çocukların elinde kıpkızıl dalgalar halinde salınırken, nizami al bayraklarımız da sayısız gönderde, her işyerinde ve hemen her balkonda Arif Nihat Asya’nın Adana’da, bir 5 Ocak şafağında yazdığı Bayrak şiirini okurcasına gururla dalgalanırdı.
Hele hele 5 Ocak akşamları askerlerin tertiplediği heyecan dolu fener alayları unutulur gibi değil.
Ah Kenan Paşa Ah!..
Mudde-i umumi veya muhakemat nasıl sonuç verir bilmem ama, ben 5 Ocak’taki hakkımı öteki dünyada isterim senden…
Sabrınız var ise, zengin arşivimden birkaç 5 Ocak fotografına davet edeyim, izninizle…
İLK BEŞ OCAK TÖRENİ: 4 Ocak’ta protokol düzeyindeki birkaç Fransız Subay Adana’yı terk edince, 5 Ocak Sabahı, Adana’ya ilk giren askerlerimiz, mağrur,muzaffer ve düzenli görünüşleri ile ilk 5 Ocak şenliğinde göz doldurdu.
BEŞ OCAK BİR YAŞINDA : Bugünkü Merkez Camii dolaylarında, hemen her evden katılımla 1923 günü büyük bir heyecanla kutlanmıştı. Yatalaklar ve beşiktekiler dışında, hemen her adanalı orada idi o gün.
KAMYONDA RESMİ GEÇİT: Namık Kemal İlkokulu öğrencileri, törene katılmak üzere özenle dekore edilmiş kamyonda, tören elbiseleri ile. Sene, 1939.
1958 TÖRENLERİNDEN: Çetelerimiz ve çocukları, at üstünde, Belediye Önündeki takın altında geçit sırasını beklerken.
48 YIL ÖNCEKİ TÖREN: Görüntünün bire bir tanığıyım. Askerlerin hemen sağında, Emekli Kuvvet Komutanı, Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Adalet Partisi Genel Başkanı , sağında, Adana Vali ve Belediye Başkanı Mukadder Öztekin (Sonradan Senatör ve bakan oldu)ile hemen yanında açık renk trençkotu ile ünlü hemşehrimiz Kasım Gülek (CHP Genel Sekreteri, İnönü zamanında bakan). Tarih, 5 Ocak 1963. Yer, Atatürk Parkı, çelenk koymadan sonra saygı duruşu sırasında.