hepsi yaralar, sonuncusu öldürür.

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
çok kısa bir zaman sonra buradayım, bekleyin.
 
doluya koysam almıyor boşa koysam dolmuyor demekten vazgeçin artık, hayatın anlamını sorgulamaktan vazgeçin, hayat sen ne anlam yüklersen o'dur. benim gibi gamsız olun, tanrının karşısına oturup bacak bacak üstüne atıp yeterice şair yaratmışsın ama yeterince şiir yaşatmamışsın diyebilecek kadar cesaretli olun, kuruyemişçilerden kahve kokusu çalan şarapçılar gibi olun, karanlıkta kalsada güneş gibi ışıldayan billur bir avize gibi olun, bu hayattaki tek ve gerçek dostu ölüler olan mezar bekçileri gibi olun, kuzey ve güney arasındaki vech-i şebeh olun, elinde buzdan asa, koltuğunda bir ney saklayan garip çehreli, ağırbaşlı bir derviş gibi olun. aşık olun, marmara denizinin üzerine serilmiş mavi bir örtü olun. yabancı yollara yağan bahar aşığı isyankar bir kartanesi gibi olun. kanayan dudakları saklayan gül kurusu bir ruj gibi olun. tekrar aşık olun, ne olursanız olun ama gelin, gelirken de bana kola alın be. ahahaha.

bu arada @esekherfi beyefendi.

[argo] https://www.youtube.com/watch?v=-7ZdD46jCe8 [/argo]
 
Son düzenleme:
Beyefendi hayatın anlamı güneşin doğuşu ve batışı arasında gizlidir. Dünü mutlu yarını umutlu kılan para ve Monica bellucidir.
 
İyi geceler sefil gezegenin sahici çocukları, iyi geceler eli nasırlı demir ustası, iyi geceler sureti kara kömür işçisi, iyi geceler müptezeller, iyi geceler tek birayla sarhoş olan şanslı kadınlar, iyi geceler dışarıda kaybettiklerini rakı masasında arayan fiyakalı ağbiler, iyi geceler asgari ücretli, iyi geceler köprü altında uyuyan mülksüzler, alayınıza iyi geceler !
 
"bir roman okumuştum gözde. bundan yıllar önce....
şimdi adını hatırlamıyorum. romanın kahramanı bir polisiye yazarı. dünyaca meşhur ve nobel ödüllü bir yazar. imza günleri düzenleniyor ve önünde binlerce kişilik bir kuyruk oluşuyor. kitaplarını imzalaması için yazar adına iki günlük bir organizasyon gerçekleştirmişler. yazar, önüne konan her kitaba bir paragraf yazıyor, altına da tarihi ve tam olarak saati kaydediyor. iki gün boyunca yüzlerce kitabın ilk sayfalarını bu şekilde doldurup ortadan kayboluyor. ancak yazdığı paragraflar, ilk bakışta son derece anlamsız görünseler de, hayranlar kulübünden birkaç kişinin fark etmesiyle anlam kazanıyor. çünkü paragraflar birbirini takip ediyor. yazarın son romanını imzaladığı kitaplara parça parça yazdığı ortaya çıkıyor. gazetelere ilanlar veriliyor, televizyon haberlerine konu oluyor. imza günlerine katılmış herkes bir araya getiriliyor.

ancak romanın sonu yok. yazar da ortada yok. herkes merak ediyor. çünkü bütün roman bir katil ve bir kurban üzerine. adlan bilinmiyor. ama romanda bütün ayrıntısıyla katilin kurbanı neden öldürmesi gerektiği anlatılıyor. hayranları bu bilinmezlik içinde deliye dönüyor. en sonunda yazarın nereye saklandığını buluyor ve adresini öğreniyorlar. eve girdiklerinde duvarlarda sprey boyayla yazılmış paragraflar görüyorlar. ilk gördükleri paragrafta şöyle diyor: "kalabalık bir grup eve girdi. kapıyı açık bulduklarına bile şaşırmadılar, tek şaşırdıkları duvardaki yazılardı... " biraz daha ilerliyor ve evin ikinci katına çıkıyorlar. kapalı bir kapının üzerindeyse şöyle yazıyor: "sadece öğrenmek istiyorlardı. katilin ve kurbanın kim olduğunu öğrenmek istiyorlardı. ağızlarından salyalar, avuçlarından terler akıyordu. bütün bakışlar ve düşüncelerin kaygan olduğu bir koridorun sonundaki kapıyı açtılar... " kalabalık büyük bir heyecanla üzerinde yazı olan kapıyı açıyor ve yazarı kendini vurmuş olarak buluyorlar. ölü yazarın kapaklanmış olduğu çalışma masasının dayandığı duvarda,

"kurban da, katil de benim. hepsi benim..." yazıyordu.

[argo]-piç[/argo]
 
balığın kuyruğu ve kafasını neden hep kendi tabağına koyduğunu, 5 kişilik bir ailede o an için 4 dilimlik pasta varsa ben zaten bu pastayı hiç sevmem dediğini; çok daha sonrasında, büyüdüğümde anladım. ah anne.
 
Son düzenleme:
sonuçta bizler, hepimiz, hayatta kalanların çocuklarıyız.
savaşlar, depremler, kuraklıklar, katliamlar, salgınlar,
işgaller, felaketler ve kavgalardan sağ çıkmış olanların çocuklarıyız.
dolandırıcıların, hırsızların, katillerin, yalancıların,
muhbirlerin, hainlerin ve batan bir gemiden ilk kaçanların çocukları.
başkalarının ellerindeki cansimitlerini söküp alanların çocukları...
sağ kalmayı bilmiş olanların...
sağ kalmak için her şeyi, ama her şeyi göze almış olanların çocuklarıyız.
bu gün hayattaysak eğer soyağacımızdan biri ya o ya ben dediği için hayattayız.

[argo]daha[/argo]
 
Beyefendi lütfen, Benin duygularım alınmış. Romantik ve duygusal sözlerle etkilenmem. Eğitimini aldık bunun
 
bazı kadınlar hiç eskimeyen şarkılar gibi, dinlersiniz ve sonra özlersiniz, özlersiniz, bir daha hiç dinlememek üzere özlersiniz...
 
ilk defa sarhoşken farkettim;
dünyanın yuvarlak değil,
kare olduğunu...
ve sahte çiçek kokuları sıktığım tuvalette,
sifon sesinin,
şelaleye benzediğini...
peki
hayattaki herşey canlıdır desem....
dokunduğumuz,
hissettigimiz,
ve hissedemediklerimiz...
mesela ateş canlı
su canlı, hava canlı desem...
deniz dişidir heralde,
çünkü anne şefkatiyle kavrar
içindekileri....
ateş, her boşluktan kaçmak için,
yaşamak için,
yakar....
hava düşünür mü acaba;
"bu engebeli yolda yürümek ne kadar zor?"...
büyüdüm galiba,
artık içtiklerimle değil
içerken düşündüklerimle
sarhoş oluyorum...
 
bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyorlarmış.
 
Geri