Hira
Üye
-
- Katılım
- Temmuz 18, 2019
-
- Mesajlar
- 2,063
-
- Tepkime puanı
- 2,138
-
- Puanları
- 288
Bolahenk, ben geldim. Bir kaç gündür savaş içindeyiz, farkındayım ve bu gece şahlandın resmen... Bir sonuca varacak elbet, dertlenme sen.
Haziran ayından beri, deliler gibi, senden kaçma çabasındayım. Bu irc bilmem ne ortamını bulmam da bu zamana denk geliyor; hep senin nefes almaya bile ihtiyaç duymayan sesini bastırmak için. Buralar o kadar gürültülü ki... Her şey o kadar hızlı, o kadar yüzeysel ve o kadar sınırsız ki... İzlerken, içinde var olmaya çalışırken senin sesin bile hastalıklı ve cılız geliyordu kulağıma. Tam da istediğim gibi, ölmeye mahkum.
İzlemesine izledim de içinde var olmak biraz eğreti durdu bende. Senin sesini bastıracağım diye zihnimi çöple doldurdum. Halbuki güzel bir çevrem vardı benim; pozitif, güleç, hayalleri olan, umut dolu. Kolaya kaçmayı tercih etmeyip, kirliliğe çözüm seyreltmektir mantrasını bir kenara bırakmayıp, o çevreye koşmam gerekirdi seni susturmak için.
Gerekirdi de yetmezdi, Bolahenk. Seni susturmak yetmezdi. Seni sahiplenmek lazımmış. Seni sahiplenmek, beni sahiplenmek çünkü.
Hissedilecek, düşünülecek, söylenilecek, yutulacak ne kadar duygu ve düşünce varsa hepsi bana ait.
Bir süredir kendimi kabullenmek için çabalıyorum. Ararken yazıyorum, okuyorum, konuşuyorum, dinliyorum. Ben yazarken bir başka yazarımız Rüzgar da benim yazdıklarımı okuyormuş. Bir gün kelam etti... Girdaptasınız Hira dedi... Anlamlandıramadım... velevkiye bile sordum... En sonunda Rüzgar’ın beni depresyonun eşiğinde, kapkaranlık bir insan olarak gördüğüne karar verdim. Tabi ki bunu irdelemeden bırakmak bana yakışmazdı. İrdeledim ben de. İrdeledikçe etkilendim, düşündüm, merak ettim, devamını arar oldum. Uzun uzun sohbetler, “Terkedin onu” diye beynime düşen bir hardal tanesi sonrasında hissettiğim cesaret ile farkettim... Aslında beni kabullenmek, benle ilgili iyiyi kötüyü, güzeli ve çirkini kabullenmek, o sesten kurtulmanın tek yolu. Bu cesaret ve farkındalıktayken, sorumluluklarımdan kaçmaya çalışmak da ödlekliğin ve inkarın bir diğer yolu.
Hira, Deeds, Bolahenk ve Didem. Hepsi ben. Hepsi Didem. Ben yine saçmalarım, yine düşerim, yine kalkarım, yine saklanırım, yine kaçarım, yine devam ederim ve bunun sorumluluğunu tamamen üstlenerek yaparım. Korkmaz kalbim. Korksa bile caymaz kalbim.
Öpüldün, Ben!
Haziran ayından beri, deliler gibi, senden kaçma çabasındayım. Bu irc bilmem ne ortamını bulmam da bu zamana denk geliyor; hep senin nefes almaya bile ihtiyaç duymayan sesini bastırmak için. Buralar o kadar gürültülü ki... Her şey o kadar hızlı, o kadar yüzeysel ve o kadar sınırsız ki... İzlerken, içinde var olmaya çalışırken senin sesin bile hastalıklı ve cılız geliyordu kulağıma. Tam da istediğim gibi, ölmeye mahkum.
İzlemesine izledim de içinde var olmak biraz eğreti durdu bende. Senin sesini bastıracağım diye zihnimi çöple doldurdum. Halbuki güzel bir çevrem vardı benim; pozitif, güleç, hayalleri olan, umut dolu. Kolaya kaçmayı tercih etmeyip, kirliliğe çözüm seyreltmektir mantrasını bir kenara bırakmayıp, o çevreye koşmam gerekirdi seni susturmak için.
Gerekirdi de yetmezdi, Bolahenk. Seni susturmak yetmezdi. Seni sahiplenmek lazımmış. Seni sahiplenmek, beni sahiplenmek çünkü.
Hissedilecek, düşünülecek, söylenilecek, yutulacak ne kadar duygu ve düşünce varsa hepsi bana ait.
Bir süredir kendimi kabullenmek için çabalıyorum. Ararken yazıyorum, okuyorum, konuşuyorum, dinliyorum. Ben yazarken bir başka yazarımız Rüzgar da benim yazdıklarımı okuyormuş. Bir gün kelam etti... Girdaptasınız Hira dedi... Anlamlandıramadım... velevkiye bile sordum... En sonunda Rüzgar’ın beni depresyonun eşiğinde, kapkaranlık bir insan olarak gördüğüne karar verdim. Tabi ki bunu irdelemeden bırakmak bana yakışmazdı. İrdeledim ben de. İrdeledikçe etkilendim, düşündüm, merak ettim, devamını arar oldum. Uzun uzun sohbetler, “Terkedin onu” diye beynime düşen bir hardal tanesi sonrasında hissettiğim cesaret ile farkettim... Aslında beni kabullenmek, benle ilgili iyiyi kötüyü, güzeli ve çirkini kabullenmek, o sesten kurtulmanın tek yolu. Bu cesaret ve farkındalıktayken, sorumluluklarımdan kaçmaya çalışmak da ödlekliğin ve inkarın bir diğer yolu.
Hira, Deeds, Bolahenk ve Didem. Hepsi ben. Hepsi Didem. Ben yine saçmalarım, yine düşerim, yine kalkarım, yine saklanırım, yine kaçarım, yine devam ederim ve bunun sorumluluğunu tamamen üstlenerek yaparım. Korkmaz kalbim. Korksa bile caymaz kalbim.
Öpüldün, Ben!