[FONT=arial black,avant garde]Hayvanların Aile Yaşamı[/FONT]
Aynı dünyayı paylaştığımız hayvanları yeterince tanıyor muyuz? Amaçlarımız ve yaşam biçimlerimiz tümüyle benzer olmasa da pek çok ortak yanımız var. Her şeyden önce içtiğimiz su, yiyeceklerimiz, soluduğumuz hava aynı. Ayrıca, hayvanların da duygusal bir dünyaları olduğunu, aşklar yaşayıp, anne-baba gibi davrandıklarını biliyor muydunuz? Onları biraz daha yakından tanımak ister misiniz?
Kurtlar eşlerine çok yardımcı:
Kurtlar örnek bir aile yaşamı sürüyor. İster inanın ister inanmayın, erkek kurt zorla ayrılmamışsa ya da eşini bir kaza sonucu kaybetmemişse, çok güzel bir dişi kurt yaşamlarına zorla girmezse yaşamı boyu tek eşle kalmayı seçiyor. Müşfik ve sevecen davranışlarla, eşinin yeraltı inini kazmasına yardım ediyor, çocukların bakımı ve beslenmesi, korunması hatta eğitimi için en az eşi kadar çaba harcıyor.
Dişi de yavrularına çok düşkün. İlk aylarda sadece kendi sütüyle besliyor onları. Ama yavruları biraz serpilip geliştikten sonra, baba tepede nöbet tutarken, anne kurt onlar için avlanıyor ve midesinde biriktirdiği besinleri yavrularının ağzına aktararak onları beslemeye başlıyor.
Sabah erken saatte ilk uyanan anne kurt oluyor. Sürüden biraz uzaklaştıktan sonra, dönüp uyuklayan diğer kurtlara bakıyor ve başını arkaya atarak ulumaya başlıyor. Yavruların duyarlı kulakları bu sesi alıyor, uyanıyorlar hemen koro halinde annelerine mesaj gönderiyorlar: "Anne, açız!" diye. Diğer yetişkin kurtlar da bu mesajdan etkilenerek, anne kurdun peşine takılıp ava çıkıyorlar.
Filler iki haftalık flört yaşıyor:
Hayvanat bahçelerinden ya da sirklerdeki ilginç gösterilerinden tanıdığımız filler, çok duyarlı ve insana zarar vermeyen yaratıklar. Gruplar halinde düzenli ve uyumlu bir yaşamları var..Grubun liderliğini de genellikle yaşlı bir dişi üstleniyor.
Fillerin aşk yaşamları da oldukça ilginç. Birlikte olmaya karar veren dişi ve erkek filler, önce yaklaşık iki hafta süren bir flört dönemi yaşıyor. Bu dönemde birlikte otluyor, gezintilere çıkıyorlar. Bazen dişi filin, çukur kazıp birkaç haftalık meyve ve ot stokladığı, böylece balayı hazırlığı yaptığı da oluyor. Ancak balayı sona erdikten sonra, dişi fil başka bir dişinin arkadaşlığını yeğliyor ve iki dişi, yavrunun doğumuna kadar birlikte oluyor.
Yavrunun doğumu, fil sürüsü için önemli bir olay. Yavrular genellikle gece doğuyor. O zaman yetişkin filler, çıkarttıkları seslerle olayı çevreye müjdeliyor. Bu tüyler ürperten seslerin başka bir amacı da, yavruyu özellikle kaplanlardan korumak. Yavrunun doğumundan sonra sürü iki hafta süreyle aynı yerde kalıp anneyi ve yavruyu tehlikelerden koruyor. Her şeye karşın, anne bir tehlike sezmişse, hortumunu yavrusuna dolayıp güvenli bir yere taşıyor.
Köpekler aşık olabiliyor:
Köpekler, birlikte yaşadıkları insanlar gibi aşklarına da çok bağlı. Örneğin, bir İrlanda seteri mahalle köpeğine aşık olmuş. Kendisinden yavruları da olan bu köpeği, bir türlü unutamıyor, bir dişi seterle eşleşmesini isteyen sahibinin çabalarına da karşı koyuyormuş. Bulduğu bütün fırsatlarda, sevgilisine dönen İrlanda seteri, ölümüne kadar başka bir köpekle çiftleşmemiş.
Köpeklerin duyguları gibi duyuları da gelişmiştir. Örneğin koku alma duyusu...Çiftleşme mevsiminde bir erkek köpek, 800 metreden dişisinin kokusunu alabilir. Ama keskin kokulardan nefret eden köpekler, ağzı alkol kokan birinin sevgi gösterilerinden hiç hoşlanmazlar.
Foklar harem kuruyor:
Fok balıkları sürüler halinde yaşıyor. Erkekler bu sürü içinden seçtikleri elli, hatta yüz dişilik haremler kurarak güçlerini kanıtlıyorlar. Bunu nasıl mı beceriyorlar?
Sürü baharda karaya çıkmadan önce erkekler karaya çıkıp kendileri için 25-30 metrekarelik yerler ayırıyorlar. Doğal olarak en iyi yer, denize en yakın olanı. Çünkü, yetişkin dişiler karaya geldiklerinde denize en yakın erkek tarafından karşılanıp, onun haremine götürülüyorlar. İri ve kuvvetli olan erkek diğerlerine göre şiddetli kavgalar sonunda daha çok dişi elde ediyor. Kuvvetsiz olduğu için yer ve dişi ayarlayamayan erkekler de arka, kuytu köşelerde kaçamaklar yapıyor. Bunu bilen erkekler, hareminin başına yerleştikten sonra kolay kolay kıpırdayamıyor. Çünkü, ne komşularına, ne de karılarına güveni var erkek fokların.
Anne ayı yavrusunu sırtında taşıyor:
Kışı uykuda geçiren ayılar, bahar gelinceye kadar inlerinden çıkmazlar. Ayı yavruları da kışın dünyaya gelir. Doğduklarında çok ufak olan yavrulara karşı, anne ayı çok sıcak ve şyefkatlidir. Onlara bol bol sevgi gösterir, tehlikelerden korur, hatta yavrusu yorulduğunda sırtına alarak taşır. Baba ayı annenin tam tersine, yavrularıyla hiç ilgilenmez. Oysa flört devresinde eşine çok yakınlık gösterir, sık sık arka ayaklarının üzerine kalkıp kucaklar. Ancak bu sıcak dönem geçicidir. Aradan bir ay geçmeden erkek ve dişi ayının birbirlerine hiç ilgileri kalmaz. Dişi bundan sonra iki yıl süreyle karşı cinse hiç ilgi göstermez ve tüm zamanını yavrularını geçindirmeye ayırır. Erkek ise başını alır gider ya da başka erkeklerle arkadaşlık eder. Kışın uykuya da tek başına yatar.
Kazlarda yaşam boyu tek eş var:
Erkek ve dişi kazlar, bir kez beraber olduktan sonra ölünceye dek birbirlerinden ayrılmıyorlar. lAvcılardan ya da başka düşmanlardan kurtulmayı başarmışlarsa 30 yıl, bazen de daha uzun bir süre, bu beraberlikleri sürüyor. Üç yaşına geldiklerinde üremeye başladıklarını düşünürsek, hiç de azımsanmayacak bir beraberlik onların ki..
Yumurlarını bir bataklığın kıyısına, ya da tümsek bir yere bırakarak, yavrularını ve kendilerini yağmacılardan korumayı amaçlıyorlar. Yavrular yaklaşık bir aylık bir kuluçka döneminden sonra dünyaya geliyor. Bu arada baba kaz, yavrularını ve eşini yalnız bırakmıyor. Bir düşman, eşine ya da yavrularına saldıracak olursa, hemen yiğitçe saldırıya geçerek, bir yandan tıslarken bir yandan da kanatlarıyla korkunç darbeler indirir.
Yavruların bakımını da birlikte yapıyorlar. Bataklıkta yüzerken, anne ve baba kaz yavrularını gözetliyorlar.
Kediler, başka hayvanların yavrularına da annelik ediyor:
Kediler, duygu dünyalarının zenginliğiyle insanları hep şaşırtmazlar mı? Sadece insana özgü sandığımız, sevinç, üzüntü, korku, kıskançlık, öfke, kin, analık, gurur gibi duyguları onlar da yoğun olarak yaşıyorlar. Kedilerin aynı evde yaşayan bazı insanlara sempati, bazı insanlara da antipati duyduğunu yazıyor bazı kitaplar...
Gaddar ve nankör diye bildiğimiz kediler, çok sevecen bir anne olmak yanında, her türlü öksüzü yavrularıyla birlikte büyütmekten de kaçınmazlar. Küçük sincaplara, tavşanlara, civcivlere hatta ana-babası tarafından terk edilen kartallara annelik eden kediler var.
Maymunlar tek eşli ama çapkınları da!
Zekaları, yetenekleri ve muziplikleriyle insana en çok benzeyen yaratıklar maymunlar değil mi? Kendisi için dikilen elbiseleri giyip çıkarabilen, masada, oturup yemeğini kaşık ve çatalla yiyebilen, resim yapan maymunlar çok var. Evlerde yaşayan maymunlar, konuşma dışında pek çok şeyi öğrenebiliyorlar. Ama uzun süre eğitilen bir şempanze bile, sadece bir iki kelime öğrenebilmiş.
Doğada yaşayan maymunlar, bazen iki üç bireylik aileler, bazen de gruplar halinde yaşıyor. Aileler genellikle tek eşli. Ama, harem kuran bazı çapkın erkekler ve zaman zaman birden çok erkeği kabul eden dişiler de var.
Maymunlarda en gelişkin duygulardan biri de annelik. İlk aylarda yavru annesine yapışık olarak durur, birlikte türlü oyunlar oynarlar. Çok geçmeden yavru çevreyi merak eder ve dolaşmaya başlar, ama anne gözünü ondan hiç ayırmaz. Onca zeka ve yeteneğe karşın, maymunların beceremedikleri başka bir şey de, kendilerine bir barınak edinememeleri. Çoğunlukla ağaçların kuytu köşelerinde yaşıyor ve yavrularını da orada barındırıyorlar.
Aynı dünyayı paylaştığımız hayvanları yeterince tanıyor muyuz? Amaçlarımız ve yaşam biçimlerimiz tümüyle benzer olmasa da pek çok ortak yanımız var. Her şeyden önce içtiğimiz su, yiyeceklerimiz, soluduğumuz hava aynı. Ayrıca, hayvanların da duygusal bir dünyaları olduğunu, aşklar yaşayıp, anne-baba gibi davrandıklarını biliyor muydunuz? Onları biraz daha yakından tanımak ister misiniz?
Kurtlar eşlerine çok yardımcı:
Kurtlar örnek bir aile yaşamı sürüyor. İster inanın ister inanmayın, erkek kurt zorla ayrılmamışsa ya da eşini bir kaza sonucu kaybetmemişse, çok güzel bir dişi kurt yaşamlarına zorla girmezse yaşamı boyu tek eşle kalmayı seçiyor. Müşfik ve sevecen davranışlarla, eşinin yeraltı inini kazmasına yardım ediyor, çocukların bakımı ve beslenmesi, korunması hatta eğitimi için en az eşi kadar çaba harcıyor.
Dişi de yavrularına çok düşkün. İlk aylarda sadece kendi sütüyle besliyor onları. Ama yavruları biraz serpilip geliştikten sonra, baba tepede nöbet tutarken, anne kurt onlar için avlanıyor ve midesinde biriktirdiği besinleri yavrularının ağzına aktararak onları beslemeye başlıyor.
Sabah erken saatte ilk uyanan anne kurt oluyor. Sürüden biraz uzaklaştıktan sonra, dönüp uyuklayan diğer kurtlara bakıyor ve başını arkaya atarak ulumaya başlıyor. Yavruların duyarlı kulakları bu sesi alıyor, uyanıyorlar hemen koro halinde annelerine mesaj gönderiyorlar: "Anne, açız!" diye. Diğer yetişkin kurtlar da bu mesajdan etkilenerek, anne kurdun peşine takılıp ava çıkıyorlar.
Filler iki haftalık flört yaşıyor:
Hayvanat bahçelerinden ya da sirklerdeki ilginç gösterilerinden tanıdığımız filler, çok duyarlı ve insana zarar vermeyen yaratıklar. Gruplar halinde düzenli ve uyumlu bir yaşamları var..Grubun liderliğini de genellikle yaşlı bir dişi üstleniyor.
Fillerin aşk yaşamları da oldukça ilginç. Birlikte olmaya karar veren dişi ve erkek filler, önce yaklaşık iki hafta süren bir flört dönemi yaşıyor. Bu dönemde birlikte otluyor, gezintilere çıkıyorlar. Bazen dişi filin, çukur kazıp birkaç haftalık meyve ve ot stokladığı, böylece balayı hazırlığı yaptığı da oluyor. Ancak balayı sona erdikten sonra, dişi fil başka bir dişinin arkadaşlığını yeğliyor ve iki dişi, yavrunun doğumuna kadar birlikte oluyor.
Yavrunun doğumu, fil sürüsü için önemli bir olay. Yavrular genellikle gece doğuyor. O zaman yetişkin filler, çıkarttıkları seslerle olayı çevreye müjdeliyor. Bu tüyler ürperten seslerin başka bir amacı da, yavruyu özellikle kaplanlardan korumak. Yavrunun doğumundan sonra sürü iki hafta süreyle aynı yerde kalıp anneyi ve yavruyu tehlikelerden koruyor. Her şeye karşın, anne bir tehlike sezmişse, hortumunu yavrusuna dolayıp güvenli bir yere taşıyor.
Köpekler aşık olabiliyor:
Köpekler, birlikte yaşadıkları insanlar gibi aşklarına da çok bağlı. Örneğin, bir İrlanda seteri mahalle köpeğine aşık olmuş. Kendisinden yavruları da olan bu köpeği, bir türlü unutamıyor, bir dişi seterle eşleşmesini isteyen sahibinin çabalarına da karşı koyuyormuş. Bulduğu bütün fırsatlarda, sevgilisine dönen İrlanda seteri, ölümüne kadar başka bir köpekle çiftleşmemiş.
Köpeklerin duyguları gibi duyuları da gelişmiştir. Örneğin koku alma duyusu...Çiftleşme mevsiminde bir erkek köpek, 800 metreden dişisinin kokusunu alabilir. Ama keskin kokulardan nefret eden köpekler, ağzı alkol kokan birinin sevgi gösterilerinden hiç hoşlanmazlar.
Foklar harem kuruyor:
Fok balıkları sürüler halinde yaşıyor. Erkekler bu sürü içinden seçtikleri elli, hatta yüz dişilik haremler kurarak güçlerini kanıtlıyorlar. Bunu nasıl mı beceriyorlar?
Sürü baharda karaya çıkmadan önce erkekler karaya çıkıp kendileri için 25-30 metrekarelik yerler ayırıyorlar. Doğal olarak en iyi yer, denize en yakın olanı. Çünkü, yetişkin dişiler karaya geldiklerinde denize en yakın erkek tarafından karşılanıp, onun haremine götürülüyorlar. İri ve kuvvetli olan erkek diğerlerine göre şiddetli kavgalar sonunda daha çok dişi elde ediyor. Kuvvetsiz olduğu için yer ve dişi ayarlayamayan erkekler de arka, kuytu köşelerde kaçamaklar yapıyor. Bunu bilen erkekler, hareminin başına yerleştikten sonra kolay kolay kıpırdayamıyor. Çünkü, ne komşularına, ne de karılarına güveni var erkek fokların.
Anne ayı yavrusunu sırtında taşıyor:
Kışı uykuda geçiren ayılar, bahar gelinceye kadar inlerinden çıkmazlar. Ayı yavruları da kışın dünyaya gelir. Doğduklarında çok ufak olan yavrulara karşı, anne ayı çok sıcak ve şyefkatlidir. Onlara bol bol sevgi gösterir, tehlikelerden korur, hatta yavrusu yorulduğunda sırtına alarak taşır. Baba ayı annenin tam tersine, yavrularıyla hiç ilgilenmez. Oysa flört devresinde eşine çok yakınlık gösterir, sık sık arka ayaklarının üzerine kalkıp kucaklar. Ancak bu sıcak dönem geçicidir. Aradan bir ay geçmeden erkek ve dişi ayının birbirlerine hiç ilgileri kalmaz. Dişi bundan sonra iki yıl süreyle karşı cinse hiç ilgi göstermez ve tüm zamanını yavrularını geçindirmeye ayırır. Erkek ise başını alır gider ya da başka erkeklerle arkadaşlık eder. Kışın uykuya da tek başına yatar.
Kazlarda yaşam boyu tek eş var:
Erkek ve dişi kazlar, bir kez beraber olduktan sonra ölünceye dek birbirlerinden ayrılmıyorlar. lAvcılardan ya da başka düşmanlardan kurtulmayı başarmışlarsa 30 yıl, bazen de daha uzun bir süre, bu beraberlikleri sürüyor. Üç yaşına geldiklerinde üremeye başladıklarını düşünürsek, hiç de azımsanmayacak bir beraberlik onların ki..
Yumurlarını bir bataklığın kıyısına, ya da tümsek bir yere bırakarak, yavrularını ve kendilerini yağmacılardan korumayı amaçlıyorlar. Yavrular yaklaşık bir aylık bir kuluçka döneminden sonra dünyaya geliyor. Bu arada baba kaz, yavrularını ve eşini yalnız bırakmıyor. Bir düşman, eşine ya da yavrularına saldıracak olursa, hemen yiğitçe saldırıya geçerek, bir yandan tıslarken bir yandan da kanatlarıyla korkunç darbeler indirir.
Yavruların bakımını da birlikte yapıyorlar. Bataklıkta yüzerken, anne ve baba kaz yavrularını gözetliyorlar.
Kediler, başka hayvanların yavrularına da annelik ediyor:
Kediler, duygu dünyalarının zenginliğiyle insanları hep şaşırtmazlar mı? Sadece insana özgü sandığımız, sevinç, üzüntü, korku, kıskançlık, öfke, kin, analık, gurur gibi duyguları onlar da yoğun olarak yaşıyorlar. Kedilerin aynı evde yaşayan bazı insanlara sempati, bazı insanlara da antipati duyduğunu yazıyor bazı kitaplar...
Gaddar ve nankör diye bildiğimiz kediler, çok sevecen bir anne olmak yanında, her türlü öksüzü yavrularıyla birlikte büyütmekten de kaçınmazlar. Küçük sincaplara, tavşanlara, civcivlere hatta ana-babası tarafından terk edilen kartallara annelik eden kediler var.
Maymunlar tek eşli ama çapkınları da!
Zekaları, yetenekleri ve muziplikleriyle insana en çok benzeyen yaratıklar maymunlar değil mi? Kendisi için dikilen elbiseleri giyip çıkarabilen, masada, oturup yemeğini kaşık ve çatalla yiyebilen, resim yapan maymunlar çok var. Evlerde yaşayan maymunlar, konuşma dışında pek çok şeyi öğrenebiliyorlar. Ama uzun süre eğitilen bir şempanze bile, sadece bir iki kelime öğrenebilmiş.
Doğada yaşayan maymunlar, bazen iki üç bireylik aileler, bazen de gruplar halinde yaşıyor. Aileler genellikle tek eşli. Ama, harem kuran bazı çapkın erkekler ve zaman zaman birden çok erkeği kabul eden dişiler de var.
Maymunlarda en gelişkin duygulardan biri de annelik. İlk aylarda yavru annesine yapışık olarak durur, birlikte türlü oyunlar oynarlar. Çok geçmeden yavru çevreyi merak eder ve dolaşmaya başlar, ama anne gözünü ondan hiç ayırmaz. Onca zeka ve yeteneğe karşın, maymunların beceremedikleri başka bir şey de, kendilerine bir barınak edinememeleri. Çoğunlukla ağaçların kuytu köşelerinde yaşıyor ve yavrularını da orada barındırıyorlar.