Hayattan Sıkıldınız mı ?

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
5ae13918d2db.png

Hep aynı çevre, aynı iş, aynı arkadaşlar, aynı erkek? Oysa bu rutini kırmak ve yaşamınızın akışını değiştirmek elinizde. Nasıl mı? İşte cevabı.Bir kadın hayatındaki her şey yolunda giderken, iyi bir işi, harika bir sevgilisi ve sadık dostları varken, istediği yere gidip istediğini yapacak maddi olanaklara sahipken, ufak tefek gündelik problemler dışında elle tutulur hiçbir sorunu yokken mutsuzluğun ve tuhaf bir boşluk hissinin pençesine düşebilir mi? Düşebilir, hem de kolayca? Rutin bir hayat sürmek, her sabah kalkıp bir önceki günün aynısını tekrarlamak, sık sık ?Ben bu anı daha once yaşamıştım? hissine kapılmak, her hafta sonu aynı mekanlara gidip aynı yüzleri görmek bazen insanı amansız bir hastalık gibi avucunun içine alan, ruhundaki enerjiyi tüketen, yaşama sevincini körelten bir can sıkıntısına neden olur. Böyle zamanlarda hayatımızın inişsiz çıkışsız engelsiz, tehlikesiz, sapaksız, tuzaksız bir yol olduğunu düşünür, adeta umutsuzluğa kapılırız. Hatta zihnimizde "Bir sorunum olsa da onunla uğraşsam, hayatıma renk gelse..." gibi abuk sabuk fikirler bile belirir. Kendi içimizden çıkmak, kimliğimizden uzaklaşmak, bambaşka bir yerde bambaşka bir hayata başlamak isteriz.

Yaşamı baştan yaratmak


Eğer siz de son zamanlarda sık sık bu tür hislere kapılanlardansanız ve artarda sıralanan günlerden oluşan upuzun zincire bağlanmış sürüklendiğinizi hissediyorsanız, hayatınızda ciddi bir reform yapmanızın zamanı geldi demektir. Ancak sakın bu reformu gayet iyi giden bir duygusal ilişkiyi bitirerek, arkadaşlarınızla görüşmeyerek ya da rahat bir hayat yaşamanızı sağlayan işinizden ayrılarak yapacağınızı sanmayın. çünkü böylesi gereksiz ve anlamsız bir maceraya atılmaktan öte hiçbir işe yaramaz. Unutmayın ki, hayatınıza bir şeyler eklemeye ihtiyacınız var, ondan bir şeyler eksiltmeye değil. Yeni bir başlangıç için öncelikle kendinize sormanız gereken bazı sorular var ve hayatınızı tekdüzelikten kurtaracak güce ve enerjiye sahip olup olmadığınızı anlamak için bu soruları dürüstçe yanıtlamanız şart.

İşte yaşamınızı değiştirecek dokuz soru:


1. Gün içinde neleri sadece alışkanlık icabı yapıyorsunuz?

2. Bu yaptıklarınızdan hangilerine gerçekten devam etmek istiyorsunuz?

3. Neden geri kalanını yapmayı bırakmıyorsunuz?

4. Hayatınızda neleri değiştirmeye ihtiyacınız var?

5. Sizi bu değişiklikleri yapmaktan alıkoyan ne?

6. Bu değişiklikleri yaparsanız olabilecek en kötü şey ne?

7. Bu en kötü ihtimalin gerçekleşmesi olasılığı ne?

8. Tam anlamıyla mutlu musunuz?

9. Yoksa sadece hayatınızdan memnun musunuz?

Artık eylem zamanı

Bu soruları yanıtladıktan sonra kendiniz ve hayatınız hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuzu fark edeceksiniz. Şimdi sıra işin uygulama bölümünde. İçinizdeki potansiyel enerjiyi ortaya çıkarmak ve kinetik enerjiye dönüştürmek için uymanız gereken sadece beş basit kural var.

Beklemeyin, harekete geçin:

Harekete geçmek için yapılması gereken tek şey harekete geçmektir, bu kadar basit. Gündelik yaşamınızı daha renkli, heyecanlı ve eğlenceli hale getirmeye karar verip hiçbir girişimde bulunmazsanız, verdiğiniz kararın da hiçbir geçerliliği kalmaz. Kısacası planlarınızı gerçekleştirmek için yarını beklemeyin, beklerseniz o "yarın" asla gelmez.

Kelime haznenizi gözden geçirin:

"Keşke, aslında, yapabilirdim, mümkün olsa" gibi kelimelerin hayatını değiştirmek isteyen bir insanın kişisel sözlüğünde yeri yok. Bunları kafanızdan ve yaşamınızdan çıkarın. Yani artık "Aslında bugün spora gitmek istiyordum" diye bir şey olamaz. Ya gidin, ya da gitmeyin. Kendinizi geliştirmek için yeni bir kursa başlamanızı, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gitmenizi ya da farklı insanlarla bir araya gelmenizi engelleyen hiçbir şey yok. Unutmayın ki yeni şeyler denemekten korkar ve korkaklığınızın üstünü bahanelerle kapatmaya çalışırsanız, o dümdüz ve sıkıcı yolda yürümeye devam etmek zorunda kalırsınız.

Şikayet etmeyi bırakın:

Bir insana kendine acımaktan daha fazla hiçbir şey zarar veremez. Arabesk düşüncelerden uzaklaşın ve sorununuzu akılcı yöntemlerle çözmeye çalışın. Hayatınız değişsin diye illa ki sevgilinizi değiştirmeniz gerekmez. Evinizin dekorasyonunda ya da dış görünüşünüzde yapacağınız küçük bir yenilik içinizde ciddi bir farklılık hissi yaratabilir. Kendinize acımaktan vazgeçin ve büyük dönüm noktaları beklemek yerine küçük küçük değişimleri birer mutluluk kaynağı olarak görmeye çalışın.

Olumlu düşünün:

Negatif düşüncelerin, karamsarlığın ve mutsuzluğun esiri olan bir insan kesinlikle renkli ve farklı bir hayat kuramaz. Dış koşulları değiştirmeniz için önce içsel olarak buna hazır olmanız gerek. Olumlu ve yeniliklere açık bir kimlik edinmeye çalışın. Size küçük mutluluklar veren kişilerin, olayların, durumların ve gelişmelerin üzerinde daha fazla durun. Yaşadığınız sokağa, çalıştığınız iş yerine, buluştuğunuz insanlara hatta içtiğiniz kahveye farklı bir gözle bakmaya ve hayatınızdaki her şeyi yeni baştan keşfetmeye çalışın.

Diğerlerini unutun:

Kendinizi başkaları için değiştirmeye, ailenizin ya da sevgilinizin hayalindeki insan olmaya çalışmayın. çünkü bu sizi daha mutlu kılmaz. Önemli olan sizsiniz, yalnızca siz... Diğerlerini boş verin ve kendi isteklerinizi, özlemlerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeye konsantre olun.

Kendinizle vakit geçirin:

Yaratıcılığı mesleğinizle sınırlı bir olgu olarak görmeyin. çünkü önemli olan hayatın her anında ve her alanında yaratıcı olmak... Hayal gücünüzü geliştirmek için ara sıra sadece ve sadece kendinizle vakit geçirin; bir şeyler yazın, okuyun, düşünün, özel zevklerinize vakit ayırın, bilinçli yalnızlığın tadını çıkarın. İstediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düzenli aralıklarla kontrol edin ve gereken değişiklikleri yapmak için bir saniye bile beklemeyin.
 
Püskürterek cevap veresim var; Hem de nasııııl.
 
Gidip bi duş alayım..
 
Sıkılacak vakit mi var? Ne güzel bir döneme doğmuşuz ki "maşallah" diyorum.
İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Bosna Savaşı, Berlin Duvarı'nın yıkılışı, Sovyetler Birliği'nin dağılması, Suriye iç savaşı derken bir de salgın gördük ve üstüne uzaylı istilası ya da 3. Dünya Savaşı da yaşanırsa artık gözümüz açık gitmeyiz diye tahmin ediyorum.
 
Bu pandemi beni mahvetti. Ha dersen önceden çok mu vur patlasın çal oynasındı. Yoo değildi. Ama olsun hep pandemi. Bu insana kendini biraz da rahat hissettiriyor.
 
Sıkılacak vakit mi var? Ne güzel bir döneme doğmuşuz ki "maşallah" diyorum.
İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Bosna Savaşı, Berlin Duvarı'nın yıkılışı, Sovyetler Birliği'nin dağılması, Suriye iç savaşı derken bir de salgın gördük ve üstüne uzaylı istilası ya da 3. Dünya Savaşı da yaşanırsa artık gözümüz açık gitmeyiz diye tahmin ediyorum.

Göktasi düsecek daha.
 
Sıkılacak vakit mi var? Ne güzel bir döneme doğmuşuz ki "maşallah" diyorum.
İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Bosna Savaşı, Berlin Duvarı'nın yıkılışı, Sovyetler Birliği'nin dağılması, Suriye iç savaşı derken bir de salgın gördük ve üstüne uzaylı istilası ya da 3. Dünya Savaşı da yaşanırsa artık gözümüz açık gitmeyiz diye tahmin ediyorum.
merhaba merhaba ajda pekkan.
sahiden hepsini gördün mü?
 
merhaba merhaba ajda pekkan.
sahiden hepsini gördün mü?
Uzaktan da olsa olumsuz etkilerini yaşamımızda hissettik ve elbette birebir şahit olmasam da tv aracılığı ile yaşananlara tanıklık ettim.
Körfez Savaşı ise hayatımızın içindeydi çünkü Saddam tarafından kimyasal silah kullanılacak diye sürekli tatbikat yaptırılırdı, evlere erzaklar depolanırdı v.s
1980 darbesinde yaşım çok küçüktü ama evlerde karartma yapıldığını, sokağa çıkma yasaklarını hayal meyal da olsa hatırlıyorum hatta karartma sırasında camın önüne yaklaşmak yasaktı fakat merak edip bir gün bakmıştım ve sokakta askerlerin dolaştığı görüntüleri hatırlıyorum.
 
Peru ile Italya gezimin icine eden pandemiyi kinim kinim kiniyorum. Simdi gidebildigim en uzun mesafe, sehirdeki orman. :T: Tabi ki bunaldim
 
Pandemi dolayısıyla çok tekrara binen şeyler yüzünden bazen sıkıcı gelen şeyler oluyor ve söyleniyorum. Sonra... işin var gücün var ekonomik bir kaybın yok sağlığın yerinde deyip içimdeki duyguları zehir etmeyip pozitif düşünecek şeyler bulabiliyorum.
 
Uzaktan da olsa olumsuz etkilerini yaşamımızda hissettik ve elbette birebir şahit olmasam da tv aracılığı ile yaşananlara tanıklık ettim.
Körfez Savaşı ise hayatımızın içindeydi çünkü Saddam tarafından kimyasal silah kullanılacak diye sürekli tatbikat yaptırılırdı, evlere erzaklar depolanırdı v.s
1980 darbesinde yaşım çok küçüktü ama evlerde karartma yapıldığını, sokağa çıkma yasaklarını hayal meyal da olsa hatırlıyorum hatta karartma sırasında camın önüne yaklaşmak yasaktı fakat merak edip bir gün bakmıştım ve sokakta askerlerin dolaştığı görüntüleri hatırlıyorum.
hocam teşekkür ediyoruz.
 
Herkes sıkılmış ya...
Kendimle vakit geçirmek istemiyorum, ne biçim öneri o :(
 
Geri