Hayatımdan Bir Kesit

Konu sahibi son olarak 325 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Babamın işinden dolayı çok şehir gezmişimdir. Sekiz yaşına geldiğimde Samsuna geri dönmüştük. Memleketime ve mahalleme. Ablamla aram hala mesafeliydi. Zaman zaman fırsat versem de düzelmesine pek imkan olmuyordu. Çünkü artık iki farklı kutup olmuştuk. Aynı evde yaşayan iki düşman gibi. İkimizde sözü dinlenen kimseydik. Aramızdaki bir yaştan dolayı biraz daha baskın çıkıyordu. Bulunduğum ortamlarda sözümün dinlenmesi onu rahatsız etmeye başlamış bu yüzden dışlamaya çalışıyordu. Zaman zamanda bunda başarılı oluyordu da. Bu durum iyice beni rahatsız etmeye başladığında artık bağımı koparmıştım. Mahallenin serserilerinin arasına karışmış konuştuğum kimseler tamamen ayrılmıştı. Aslında isteyerek yapmamıştım bunu. Kardeşlerime bulaşmamaları için aralarında olup onlardan uzak tutmam gerekiyordu. Bu yüzden kendi çocukluğumdan vazgeçmiştim. Her çocuk gibi gülerek oyunlar oynayarak bir çocukluk geçirdim sayılmaz o yüzden. Mahallenin büyüklerini dinlememiz gerekiyordu. Mahalleye yabancı biri girdiğinde kavga etmek , her sabah erkenden kalkıp milleti rahatsız etmek. Etrafım tinerciyle serseriyle dolup taşmıştı. ama amacıma da ulaşmıştım benden dolayı kardeşlerime bulaşmıyorlardı. Belki ablam dışlamaya çalışmasaydı beni böyle bir kararda almazdım. Ama çocukluğun getirdiği kırgınlık insana her şeyi yaptırabiliyordu. 14 yaşında o mahalleden taşınmasaydık belkide 18 yaşını görmez bir köşede ölür giderdim. Diğer o mahalleden tanıdığım gezdiğim takıldığım o insanların bir çoğunun hapse girip bir çoğunun öldüğünü düşünürsek bunun olma ihtimali çok yüksekti. Ailem dışarı çıkıp normal gezdiğimi sanarken ben herkesten yaptıklarımı gizliyordum. O aralar yüzmeye de başlamıştım. Bir gün yüzmeden gelirken yolda önümüzü birileri kesmişti. Aslında bir şey olacağı içime doğmuştu sanki kardeşime başka yerden gidelim her ne kadar desem de umursamadı bile illa o yoldan gidecek. Uzaktan çocukları gördüğümde belanın kokusunu çoktan almıştım bile ama ne yazık ki kardeşimin sözümü dinlememesi üzerine o belaya girmiştik. İlk başta birini yollamışlar yolladıkları kişide hiçbir sebep yokken kardeşime tokat atmıştı. Tam müdahale ederken diğerleri gelip tutmuşlardı beni. Sonrasında bıçakta çektiklerinde yapacak pek bir şey kalmamıştı. Kendimde aynı şeyleri kendi mahallemde yapıldığını gördüğüm için pek bir şey olmayacağını biliyordum o an. Neyse ki çekilen bıçaklar sadece havada kalmış pek bir şey olmadan sadece bir iki tokatla aradan çıkmış olmuştuk. Para isteyen çocuklara evimizin uzak olduğunu anlatmak onların dilinde zor olmuştu. Ama inanmışlardı bu yalana. Evimiz uzakta paramız olsa niye yürüyelim binerdik dolmuşa lafına inanmışlar ve tehdit edip durmakla yetinmişlerdi. Hepsini sineye çekiyordum yanımda kardeşim olduğu için. Eve geldiğimizde kardeşimin söylediği bir laf o kadar dokunmuştu ki bana. Ama iyi vurdu çocuk demesi beni hayatımın en berbat durumuna getirmişti.

İki gün boyunca ağladığımı hatırlarım o laf yüzünden , kardeşimi o an koruyamadığım için. İki günün sonunda birde babamdan işittiğim azar. Bir kardeşini bile koruyamıyosun lafı. Galiba gözünde beni çok büyütmüştü babam. Sekiz kişi ve bıçak çekmiş kişilerden kardeşimi korumamı beklediğine göre. Belki kardeşim olmasaydı o an müdale edebilirdim çok rahat bir şekildede. Ama bilmezdiki babam sırf o an koruyamadığım için ne kadar üzüldüğümü.

Genelde ailede en fazla baskıyı yiyen hep ben olurdum. Diğerlerinden biraz daha farklı olduğum için. Ablam ve kardeşim genelde söylenen lafları umursamaz lafla izaya gelecek kimseler değillerdi. Bunun babamda farkında olduğu için onlara pek laf söylemez genelde birşey olduğunda lafı bana söylerdi. Nede olsa söylenen bir lafı bile gurur yapacak tek kişiydim aralarında. Zoruma gideceğini o lafların çok iyi bilirdi. Ne kadar can acıtacağını bildiği için iki üç lafla istediği kadar acı çektirebilirdi. Malum cevapta veremezdik versek karşılığında daha fazla laf yerdik. Sırf bu yüzden pek iyi olmadı aram babamla. O yüzden pek ailemle birşeyler yapmayı düşünmedim. Sevgilerinden şüphe etmesemde yinede uzak durmayı tercih ettim. Kardeşim dışındaki tüm ailemle belirli bir mesafe koyup kendi halimde kendi düşüncelerimde yaşadım. Bir yol gösteren olmadı hiç o yüzden her şeyi görerek yaşayarak öğrenmek zorunda kaldım.

Babamla en büyük kavgamızı okulumun uzadığını ilk öğrendiği zaman olmuştu. Öncesindede bir kaç sorun olmuştu tabi. İlk yılda 16 dersten sadece birinden kaldığım için işitmediğim laf kalmamıştı. Eve geldiğimde samsuna telefonla konuşurken bir anda odaya girmiş telefonda biriyle konuştuğumu görmesine rağmen bağırıp çağırmaya devam etmiş ben seni arıyacam dediğimdede karıyla kızla telefonda konuşacağına derslerine çalışsaydın böyle olmazdı diye azar işitmiştim. Bunu sadece kaldığım bir ders yüzünden işitmiştim. Sırf bu laf yüzünden üniversitede ikinci yılımda okula bile uğramamış sürekli gezmiştim onların haberleri olmadan. Okuldan üniversiteden soğumuştum sayesinde ve doğal olarak okulum uzamıştı.

Dördüncü yılımda Tokatta bir işte çalışırken babam aradı . Okulumun uzadığını öğrenmiş ve bana laf söylüyordu. Artık benimde sabrımı iyice taşırmaya başlamıştı bu durum. Söylediği laflarda o kadar ileri gitmişti ki ipleri tamamen koparmayı göze almıştım. Okulun nasıl uzar ben şimdi millete ne diyecem onca masraf yaptım sen okulunu uzat diyemi. Milletin suratına nasıl bakacağım hala sayıp duruyordu ki artık tak etti telefonu yüzüne kapamıştım. Ve bir mesajla yanıt vermiştim söylediklerine. Başkalarının lafı senin için bu kadar önemliyse benim öyle bir oğlum yok dersin onlara olur biter. Kazandıkların için bunca lafı söylüyosan ne eve uğrarım ne yanınıza gelirim böylece masrafta yapmamış olursun. Belki tek başıma geçinemem, belki tek başıma duramam hiç olmassa senden laf işitmem bir köşede ölüp giderim diye mesaj attım. Artık nasıl etkili olduysa mesaj bir anda ağzı değişti. Ne kazanıyorsam sizin için kazanıyorum geldiğinde konuşuruz demeye başladı. Ve bir mesaj daha çekmiştim. Ölüme duyduğun saygıyı şunca yıl bana duymadın şunca yıl bana göstermedin dedim. Sonrasında iki yıl boyunca pek konuşmadık kendisiyle. Hatta aynı sofrada bile oturmadım. Evde odaya geçiyor odadan dışarı çıkmıyordum. Eve geldiğinde dışarı çıkıyor o uyuduğunda geri geliyordum. Böyle koca bir iki yıl geçirdik. Ve okuduğum yerde üniversitede tek kalıyordum. Sırf bu durumlar yüzünden yazın bile gelesim gelmiyordu Samsuna.

Sonraları aramız annemin sayesinde orta yolu buldu. Tamamen sorunlar şu anda bile kapanmasa da hiç olmassa o yıllardaki gibi aramızda büyük bir uçurum yok. Bunca şeyin olayın üstüne ailede tüm sevgimi vereceğim bir kardeşim kalmıştı. Her yıl her geçen anda sevgim tamamen ona olmuştu. Benden iki yaş küçük kardeşim. Kimseyi umursamayan başını belaya sokmakta yetenekli pek söz dinlemeyen biri. Ama yinede şu dünyada beni anlayabilecek tek kişi. Yaşadıklarımı görüp farkedebilecek , neler yapabileceğimi bilen tek kişi...

Mustafa KURT

 
Çok içten bir yazılmış bir kesit.
Birçok aileye,ebeveyne örnek olacak cinsten.
Yüreğinizi açtığınız için teşekkürler CribStone.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri