Hayat...

Konu sahibi son olarak 1888 gün önce görüldü
HAYAT...

Hayatın renkleri vardır demişimdir hep, kimine göre beyaz, kimine göre sarı, bir diğerine göre kırmızı.
Kendi rengim ne diye düşünmedim hiç, çünkü benim renklerim hep farklı oldu, sabah güzel bir güne uyanırken sarı,
öğleye doğru yeşil, öğleden sonra kırmızı, bazen pembe, bazen gri…
Siyahlarım da oldu elbet, ama renkleri hep sevdim, hep barışık oldum onlarla.
Alacalar mıydı ruhumu besleyen, yoksa renklerin inanılmaz cazibesi mi,
yoksa mutluluklarım mıydı kendimce yarattığım,
ya da belki mutsuzluklarım bir şekilde bulmayı becerdiğim. ..
Bir gökkuşağı misali miydi hayat, yoksa tek bir tonlamada mı kaldım?
Kim bilir, kim bilebilir ki…
Kendim bile çözemeden nasıl anlatırım bunu sizlere,
belki de satırlarımda gizlidir okuyup anlamasını bilene,
yada mısralarımda, şiirlerimde, aslında çok paylaşmadığım.
Derlemeler mi beni ifade ettiğini düşündüğüm,
hani şu bulmak uğruna saatlerce araştırdığım,
yoksa ilhamlar mıdır, çeşitli biçimlerde içime doğmasını sağladığım.
Her ne ise, ne şekilde, hangi sebeple, onları çok seviyorum ben, hayatın renklerini de.
Yaşamak bu galiba benim anlayışımda, hayat bu sanırım bir şekilde,
acısı tatlısı, renkleri ve hatta renksizlikleri ile…
Yaşlanıyor muyum acaba diye düşünüyorum bazen,
bu farkındalıklara ermek için gerekli olan,
ya da ruhumun ihtiyacı olan buydu belki de.
Biriktirmek, gözlemek, öğrenmek ve yaşamak senelerce,
yaşadıklarını, görüp öğrendiklerini süzmek,
sonra,
sonra bir biçim vermek onlara, usta bir heykeltıraş misali.
Yok abartmayayım o kadar değil ama kendimce, çok kendimce şekillenenler...
Neden şimdi diye sormuyor değilim kendime,
hep düşünmüşümdür yazmayı, derlemeyi,
topladığım her şeyi bir yerlerde kağıda aktarmayı.
Tembellik diye tanımlamışımdır sonra içimdeki isteksizliği,
ama aslında çok iyi bildiğim gibi, zamanı gelmemiştir belki de.
Şimdi mi zamanı, şimdi hazır mıyım?
Kim bilir, yazıyorum işte,
kah dilimin döndüğü,
kah beğendiğim,
kah anlatabildiğim kadarı ile...
Hep başladığım zaman arka arkaya dökülmüştür satırlar, kelimeler,
konuşmayı sevmek gibi yazmayı da seviyorum belki.
Ama hep frenlemişimdir kendimi, ufacık bir es kesmiştir dökülenleri.
Böyle nice yarım kalmış yazılar,
nice tamamlanmamış mısralar.
Hayat da bu değil mi aslında sorarım sizlere,
hep bir yerlerde yeniden başlayıp, coşku ile yürürken,
bir şekilde durup dinlenmeyi, vazgeçmeyi seçmedik mi?
Hep engeller koyup, şöyle bir durup arkamıza bakmadık mı?
Yaşadıklarımızdan kendimize dersler çıkarıp, bir yerlerde bunları anmadık mı?
Tüm renklerine, tüm güzel ve kötü olan her şeye,
her şeye rağmen, yeniden başladık, yeniden yola koyulmadık mı?
Ne çok soru sorup, binlerce cevap üretmedik mi?
Öyleyse vazgeçmek doğamızda yok belki de,
bu dişlinin çarklarından biri olarak dönmeye devam,
alabildiğince dönmeye devam hayat,
seni yaşamaya,
seninle yaşamaya devam.
Varsa bir itirazın dikil karşıma,
koy engellerini,
koy tüm gücünü ortaya.
Ama şunu bil, ne yaparsan yap,
ne kadar engel koyarsan koy,
bildiğimi okurum hayat,
bildiğimi söyler,
bildiğim gibi alırım renklerini senden,
sen istemesen de…

 
Geri