Hayat üzerine

M
  • Kullanıcı Myself
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Bazen ağırlaşır yaşam, türlü gel-git’lerin içinde boğuşup durursunuz Bir sürü şey yaşanır, hani biri anlatsa yarı inanmayan bir ifadeyle “ohaaa! Bu kadar da değil artık!” diyeceğiniz cinsten Ama insan beyni ve bünyesi öylesine garip ki, başkasından dinlediğinizde dudağınızı yana doğru kıvırdığınız şeyleri bir gün gelip siz yaşadığınızda herkes sizinle üzülsün, tepki versin, yaşasın istiyorsunuz İşte tam da orada “dank!” ediyor Vay beee! Diyorsunuz, hayatta her şey gelebiliyormuş insanın başına, ben de yaşayabiliyormuşum bunları…


Zorlu bir sınav belki bu süreç, geçecek, biliyorum Hem, kimler neler yaşadı bu dünyada, değil mi? Hangimizin acısı, sızısı, kara lekeleri, kötü hatıraları bir diğerininkinden az ki? Sadece rahmetli babam diyesi “Eldeki yara, tahtadaki deliktir” Öyle değil mi? Tamam, hepimiz bir diğerimiz için üzülüyoruz, çözüm yolu düşünüyoruz, alternatifler sunuyoruz, teselli cümleleri kuruyoruz ama o kadar işte Aynı çatının altında bile, iki benlik iki ayrı şekilde yaşamıyor mu aynı olayları? Farklı üzülüp, farklı sevinmiyor mu? Bu da insan olmak işte… Burada başlıyor insan olmanın erdemi Ben duygusal davranıyorum, iyiye yönelik hayaller kuruyorum, öneriler sunuyorum Bir diğeri mantığıyla üzülüyor, benim hayallerimden gerçekler çıkarıyor, iyilerimden olasılık hesapları yapıyor Öteki hırsıyla ifade ediyor yorgunluğunu, kırgınlığını, üzüntüsünü Alıyor hayalleri, gerçekleri, önerileri, olasılık hesaplarını daha başka bir yol çiziyor Asgari paydada buluşuyor düşünceler Sonuç; UMUT… Hani şu olmasa yaşanamayan duygu… Sahi yaşanmaz mı acep? Yoksa yaşanır da, hayatın tadı mı olmaz? Bilmiyorum ama benim de umutlarım var, beni mutlu ediyorlar bundan eminim

Yetmişbeş yaşında, Alzheimer hastası, eli ayağı doğru düzgün tutmayan, yüzde 70 görme kaybı olan annemin de umutları var Hayatının sekiz yılını dört duvar içinde geçiren, bir derin nefese, ağız dolusu kahkahaya, boylu boyunca uzanıp yatmaya hasret kalan babamın da umutları vardı Yanına gelip onu ziyaret edecek, iki kelam edip halini hatırını soracak insanları beklerdi, bayramı beklerdi ev dolup taşsın da, birkaç günlüğüne de olsa evde birileri olsun, dışarılardan havadisler alsın diye… Bu da umut… Köyüne gidebileceği günü beklerdi, umutlanırdı, bu bahar inşallah derdi Bunu bulmuştu kendine yaşama sebebi olarak Aksi halde beş yıl ömür biçilen hastalığıyla onyedi yıl yaşayabilir miydi? Şimdi annem bekliyor, birileri gelir belki evde ses olur, Urfa’ya gidersem, diye planlar yapıyor, kime ne alacak, hediye düşünüyor Sonra buraya döndüğünde o hediyelere insanların nasıl sevineceklerini hesaplıyor Mutlu oluyor Bazen bıkmıyor mu? Yeter demiyor mu? Diyor… Ama yaşamdan hiç vazgeçmiyor Geçmesin de… Hayata geçirmek için hâlâ planları var

Sıra bizde, yaşam bizi sınıyor Tanrı sınıyor Kader sınıyor Vicdan sınıyor İnsanlık meziyetleri sınıyor Bitmek bilmez sınavlara tâbi tutuluyoruz Eskiden de sınavlarımız yok muydu? İlk kelime, ilk adım, ilk diş, ilk tek başına kalış, ilk seyahat, ilk evden ayrılış… Bunların hepsi de birer sınamaydı Küçükken, masalların iyi bittiğine inanırdık, belki yaşamın içindeki “kötü”lere alışmamız bundan şaşırttı bizi ilk başlarda… Ama artık biliyoruz iyi sonlar sadece masallarda var Sırf sen iyisin diye ödüllendirmiyorlar seni Mücadele ettiğin kadar varsın hayatta Sen çırpınırsan, kendin için bir şeyler yaparsan, kendini ezdirmezsen, hayata karşı dik durabilirsen yaşıyorsun aksi durumda hazin bir son bekliyor

“Her şeyde bir hayır vardır!" Deyip bekliyoruz Her iyiliğin içinde kötülük, her kötülüğün içinde iyilik var felsefesine inananlardanım ben deİçimden yüksek bir ses bağırıyor bazen “hade len! Sen de kimsin kader, seni öyle bir yaşarım ki sen bile şaşar kalırsın!”

Bu aralar, ağır geliyor yaşamak Ha, yaşamdan vazgeçmeye niyet ya da yürek var mı? Yok çok şükür Yaşam, bütün kirli oyunlarını bir bir seriyor önümüze, olsun, biz güçlüyüz, bir o kadar da yüzsüz, böyle de yaşarız, n’apalım… Reva görülen bu ise, serdik kırmızı halıları çoktan, buyursun gelsin Gelen ağaaam, giden paşaaam Yıldıramayacak bizi, belki her şey çook güzel olmayacak ama inat olsun, and olsun dimdik duracağız

Aldık gardımızı, yenilsek de ezilmeyeceğiz, senden korkan senin gibi olsun dünya, zçtım çarkına… Ben nasıl ki senden geleni basıyorsam bağrıma, sen de benden geleni kabul buyur Maksadım dişlilerin bozulmasın, ben zçtım sen de sıva, yağ niyetine… Esasen benimkine yazık velâkin elimdeki bu, belediye çomarları itlaf etmeseydi iyiydi ya, neyse… Hem benimki daha iyi gelir sana, yine seni düşünüyorum bak aziz dostum, bol vitaminlidir, güle güle kullan
 
Geri