Hayat Boyu Tek Kişiyi Sevmek

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 890 gün önce görüldü
G. teyze, evimize sık sık geliyor ancak hikayesini hiç dinlememiştim. Bugün dinlediğimde şaşkınlığımı gizleyemedim.

1972 yılında evlendiği eşiyle güzel ve dopdolu bir evlilik yaşıyormuş. Dört çocukları olmuş. Ancak 1988 yılında, bir ağustos sabahı kocası; yolda ayağına takılan bir beton çıkıntısı nedeniyle düşmüş ve ayağa kalkıp yoluna devam etmiş. Ancak iki gün sonra çarpma kaynaklı beyin kanaması nedeniyle uykusundayken hayata gözlerini yummuş. Yani G. teyzenin kollarındayken…

G. teyze, sabah uyandığında erkenden kalkmış ve kocasına kahvaltı hazırlamış. Yatağa dönüp uyandırmak istediğinde onun sonsuz bir uykuya daldığını fark etmiş.
"Alnı boncuk boncuk terlemişti" diyor. "Soğumuştu terleri";
O günden sona bir daha evlenmemiş. "26 yıldır" diyor, “elim başka bir erkeğin eline değmedi”. "26 yıldır her sabah onunla uyanıyorum hala…" Şaşırtıcı yanı bu “sabrı” değil, şaşırtıcı yanı bunu kabullenme şekli:
"8-10 sene evveli, benim rahmetli halamın kızı geldi, dedi ki; ‘G. teyze bak bir erkeğin olsun evde, evin erkeği evin çatısıdır’ ben onun ağzının payını verdim. Anlamıyorlar evladım, hiç kimse anlamıyor; sen de anlamayacaksın. Ben afedersin uçkuruna düşkün müyüm de bana böyle şeyler teklif ediyorlar?"
kaşlarını çatıp, bir süre camdan dışarıyı izledikten sonra bana dönüyor ve devam ediyor:

"Ben hayatımda sadece onu sevdim. Sadece onu, Memedimi sevdim. Bunun neyini anlamıyorlar? Başka erkek sevmedim, sevmek istemiyorum, seveceğime de inanmıyorum. Mecbur muyum sevmeye? Ben ona alışmıştım evladım, ondan başka adamın önünde afedersin nasıl yatarım kalkarım?”

Sonra gülüyor birden, “Şimdi siz anlamazsınız. Siz ayran gönüllüsünüz, ‘sevgilim, oynaşım yok efendime söyleyim nişanlım, sözlüm olmadan duramam’ dersiniz; eğlence sizin için evlilik mevlilik macera sizin için”.

"G. teyzecim" diyorum “Bizim kuşağa özgü değil bu. Zamanın getirdiği bir şey, artık herkes aceleci, herkes her şeyi hızla tüketiyor. Zamanın ruhu böyle” O yine dalmış;
"Memedimin askerliği geldi aklıma, mektup beklerdim evde, bir mektup geldi mi ailecek okurduk."

"Mahremiyeti yok muydu yahu?" diye gülerek soruyorum;
"Vardı tabi, bazen yüzümüzü kızartırdı… Ama herkes hevesle, heyecan ile beklerdi. Kolu komşu merak ederdi Memet ne yazmış diye. O da forsluydu böyle yaver olarak yaptı askerliğini… Memedimden mektup gelecek diye… Memedin… (kelimeleri birbirine karıştırıyor) Memedimin yazısı da pek de kötüydü" gülüyor “okurken azap çekerdik. Bir defasında ‘seni öyle özledim ki Manisa’nın maydonozu çığlık atıyor’ yazmış. Allah’ım güldük öldük… Nüktedandı Memedim, ondan sandık. Sonra seneler sonra geldi dedi ki, gelip dedi ki ‘Manisa meydanında çığlık attım’ demeye getirmiş öyle dedi. Öyle berbattı işte yazısı…”.
"Ama, O zamanlar, onun bir kelimesine hasrettim. ‘Sevdam’ yazmış diye geceleri kalbim çarpıntı yapardı. Şimdi siz sürekli elinizde telefon cık cık cık cık (tuş sesinin taklidini yapıyor) mesaj yazıyorsunuz. En küçük torunum F. daha ilkokula gidiyor elinde telefon oynaşıyla mesajlaşıyor." Sonra bir süre duraksıyor, “üzülüyorum halinize…”

"Üzümü sıkıp" diyor "suyunu şarap yapmak gibiydi bizim sevdalarımız", "Bacım mesela sevdiği adama varmak içün tam 4 sene bekledi. Şimdi siz, 4 dakka mesaj almadan bekleyemiyorsunuz. Afedersin tuvalete bile telefonla giriyorsunuz."
"Üzülüyorum halinize" diyor;
Birbirinizi ciklet gibi çiğneyip atıyorsunuz” diye ekliyor. “Oysa ben sadece bir erkek sevdim. Başka da erkek istemem… Anlamıyorlar, neyini anlamıyorlar? Napayım hem bu yaştan sonra elin herifinin çorabını bile yıkayamam ki?”

Carpe-Mortem
 
Geri