HayaL/Et

  • Kullanıcı GHoST
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 4435 gün önce görüldü
Yeniden başlamak iyidir her zaman....



Yağmur yağıyor yine bu şehre, avuçlarımda ; yokluğundan kalma, birkaç serseri sevda kırıntısı taşıyorum. Yavaş yavaş uzaklaşıyor benden, vuslat denen bilinmez gerçek. Sabahın bu vaktinde, ne yazıp ne anlatmaya çalışıyorum? Farkında bile değilim. Kırık dökük zamanlarım, aşka küskün anlarım başlıyor dizelerimde, usul usul uzaklaşıyorum, sende bıraktığım yüreğimden…

Nasıldı o şarkı ;
Sen bana aldırma gülüm,
Benden adam olmaz
Kendime hayrım yoktur
Sana hiç olmaz.

Galiba artık kabul etmem gereken gerçekler var. Kendime itiraf etmem gereken; saçma sapan bir hayat hikayesi gibi. Yukarıda ki şarkının; nakarat kısmı, bir yerde hayatımın özeti, benimle ilgili fazla soru sormana gerek yok, bu şarkıyı dinlersen sana beni anlatır.

Neyse diye başlamak istiyorum. Peki başladıktan sonra nasıl özetlerim durumu bunun henüz bilincinde değilim. Bugünlerde kendimle başlayan kavgam, hayat kavgası denilen bir öyküye dönüşüyor. Her şeye sıfırdan başlamak gibi tuhaf bir alışkanlığım var artık.

Yaşadığım her acı, hayatın ve insanların bana taktığı her çelme, bedenimde ve ruhumda açılmış her yara, bana; daha güçlü olmayı öğretti. Benden çaldığınız yada çalmaya çalıştığınız her şeyi geri aldım.

Bir zamanlar yarım bıraktığım oyunda tekrar masanın başına oturuyorum.

Bildiğiniz en sağlam hamleyi yapın, çünkü bu kez ; ‘’Şâh’’ dedim.’’ Mat’’ olmak üzeresiniz.

Yağmurlu Bir İstanbul Sabahından
29.03.2014
GHoST
 
Yeniden Doğmak...
Yaşadığımız hayat iyi veya kötü bir çok olay yaşamamıza sebep olur. Çoğu zaman yaşadığımız olaylara ne tepki versek diye şaşırırız kalırız. Öyle ki; günümüzde bir çok olayın sonunda, yaşadıklarına dayanamayarak intihar eden kişi sayısı, azımsanamayacak kadar çoktur.

Ancak; doğada sadece biz insanlar değil, yaşayan bütün canlılar, hayatta kalabilmek adına bir çok zorlu süreçten geçer. Vahşi doğa da en çok dikkatimi çeken yaşam öyküsü ise en uzun süre yaşayan kuş türü olan kartallara aittir.

Kartalların yeniden doğuş öyküsünü bilir misiniz ?

Kartalların ömrü yaklaşık olarak yetmiş yıl civarındadır.

Kartalın yaşı kırka vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:

— Ya ölümü seçecektir
— Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.
En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.


Bu gerçek yaşam hikayesinden sonra oturup bir kez daha kendimizi düşünelim, yaşayan canlılar içerisinde, en üstün varlık olan biz insanlar, neden bu kadar kolay yaşamdan vazgeçebiliyoruz. Her şeye yeniden başlayabilmek adına neden çaba göstermiyoruz ?

Bu hikaye bana ilk anlatıldığında yaklaşık on iki yaşlarındaydım. O yaşlarda böyle bir hikayenin mantığını ve ana fikrini kavrayabilecek ne zekaya, ne de tecrübeye sahip oluyor insan. Ancak zamanla yaşadığım her olaydan sonra; bu hikayenin değerini daha fazla kavramış bir insan olarak, kartallar; örnek aldığım bir canlı olmuştur. Yeniden doğmak ölüp tekrar dirilmek değildir. Yaşadığımız her olaydan sonra kartallar gibi kendimizi yenileyip hayat mücadelemize kaldığımız yerden devam edebilmektir.

İçinizdeki kartalın hep yeniden doğma azmi içerisinde olması dileklerimle…


Koyu renk olan bölüm alıntıdır.
GHoST
30.03.2014
 
Bir intihar vaktinde
Yokluğunun ertesindeyim.
Asıyorum sana dair düşlerimi
Saçlarının her bir teline, ayrı ayrı…
Şu İstanbul; o sevdiğim şehir mi ?
Yoksa katliamlara kurban gitmiş,
Sözde büyük aşkların,
Yegâne katili mi?

GHoST
02.04.2014
 
Bedenimin sol tarafına yaklaştıkça bir sancı saplanıyor. Nefes alınca, boğulacak gibi oluyorum. Gözlerim uzaklarda bir yere dalıyor; konuşmak istiyorum ama suskunluk daha cazip geliyor. Gözlerimde tuhaf bir yaş birikintisi var . Ağlamak istiyorum! Sonra vazgeçiyorum , histerik kahkaha krizleri başlıyor.

Tuhaf hayaller kurmaya başlıyorum. Olmadık zamanlarda, içip içip sarhoş olmak geliyor içimden, ayık olmadığımın farkına varıyorum. Yazmak istiyorum; saatlerce, günlerce, içimi döküp rahatlarım diyorum, olmuyor.

Kaybetme korkusu kaplıyor içimi, inceden inceye, kemiriyor bedenimin her bir hücresini. Yüreğim tarifi imkansız bir özlemle kaplanıyor . Ölesiye korkuyorum . Bir an çıldıracakmışım gibi hissediyorum.

Dinlediğim her şarkıda hüzünlere dalıyorum, her bir mısra sanki bana yazılmış ve ben o şarkının notalarıymışım gibi bir hava var.

Beynim hükmünü yitirmiş, kalbimin söylediklerini dinlemekle meşgul. Kararlarımı sağlıklı bir şekilde vermekte güçlük çekiyorum. Çekip gitmek istiyorum her yerden, en çokta kendimden…

Neden bütün bunlar anlam veremiyorum.

Sahi adı neydi bu duygunun.

Bilen var mı ?

GHoST
02.04.2014
 
Yürek yorgun düştümü; Ter gözden akar... " -
Hz. Mevlâna
 
İlk defa kaçırdım gözlerimi bir çift gözden,
Boğazıma düğümlenen,
Bir kaç kelime dökülmedi dilimden,
Doğal afet dedikleri şey sen olmalısın,
Firar ediyor aklım bugünlerde , git gide beynimden...

GHoST
03.04.2014
 
Merhaba ,

Saatlerdir neyi beklediğimi bilmiyorum. Önümde açık beyaz bir sayfa ve bir araya getirmekte zorluk çektiğim, lûgattaki binlerce kelime…Hangisi ,yüreğimden geçenleri sana anlatmamı sağlayacak ? Bir türlü karar veremiyorum. Ben, gözlerinin esiri olduğum andan beri, ne yaşadığımın, nede nefes aldığımın farkındayım. Üzerimden tren geçmişte; darmadağın olmuşum gibi bir his var. Yüreğimde tuhaf bir çarpıntı ve gözlerinin içine her baktığımda; boğazıma düğümlenen anlamsız kelimelerden ibaret sadece bu his. Evet, bu kadar basit bir şey işte, peki beni böylesine darmadağın edip, her saniye seni düşünmemi sağlayan şey de ne ?

Sen bilmezsin ben sürprizleri hiç sevmem. Kendi planladıklarım dışında karşılaştığım durumlardan hiç hoşlanmam, her şeyi kontrol etmeye çalışmak gibi tuhaf bir takıntım vardır. Oysa şimdi, dünyam senin gözlerinde dönüyor ve ben kendimi bile kontrol edemiyorum. Bedenimde ne kadar organ varsa mideme baskı yapıyor, sonra oradan kalbime doğru müthiş bir adrenalin baskısı var.

Gözlerinin yoğun presi altında, defansa çekilmiş on bir kişilik futbol takımı gibi hissediyorum. Galiba bu kez ben bu maçı kaybediyor ve sana yeniliyorum. İlk defa birine yenildiğim için mutlu olacağım sanırım.

Neyse ;
Lafı fazla uzatacak değilim. Doğal afet dedikleri şey; benim için tam olarak sensin. 9,2 şiddetinde, bütün yüreğimi sarsmaktasın ve yüreğimden kopan bir kar tanesi ,her saniye bir çığ gibi sana doğru büyümekte…
Şimdilik hoşça kal..

GHoST
04.04.2014
 
Yeni görüyorum :o
Hayırlı olsun sayfan takipteyim ((:
 
tumblr_n3o1ikOIJ01sgra1po1_500.jpg
 
Geri