Frithjof
Bronz Üye
-
- Katılım
- Kasım 16, 2022
-
- Mesajlar
- 3,440
-
- Tepkime puanı
- 3,533
-
- Puanları
- 139
-
- Konum
- Bâbil
Issız bir adada tek başına büyüyen bir çocuğun kendisini ve yaratıcısını bulma hikayesini anlatan Hay Bin Yakzan adlı film hakında yazacağız.Bu animasyonu 40 yaş üzeri forum üyelerinin izlemiş olması daha muhtemel bir durum.Zira bir dönem TRT'de sıklıkla oynatıldığını söyleyenler var çevremde.
Hay Bin Yakzan aynı zaman da bir kitap,buna değinmekte yarar görüyorum.Kitap ve filmin konusu,film daha kundaktayken hiçbir insanın yaşamadığı ıssız bir adaya düşen ve burada bir ceylanı annesi,sanarak büyüyen hain hikayesini anlatıyorBu cümleyi duyunca belki aklınıza Tarzan,Orman Çocuğu Mogli ya da Robinson Cruz gelmiş olabilir ve hikayenin onlardan esinlendiğini düşünmüş olabilirsiniz.Fakat aslında biraz önce saydığımız bu hikayeler İbn-i Tufeyl'in Hay Bin Yakzan adlı romanından esinlenerek ortaya çıkmış eserlerdir.Çünkü bu hepimizin bildiği kitaplar en geç 18 ya da 19 yüzyıla dayanıyor.Halbuki Endülüs'lü Müslüman yazar İbn-i Tufeyl bu romanı12 yüzyılda kaleme almış.Ne yazık ki Avrupalı yazarlar bundan esinlenerek bir sürü hikayeler ortaya çıkarırken,bu eserin bizim topraklarımıza gelmesi ise Osmanlı'nın son dönemlerini bulmuş.
1992 yılında ise Elif film Şirketi bu hikayeyi bir Animasyon filmi olarak vizyona sokmuş.Hikayenin orijinal ismi yazımın girizgahında da söylediğim gibi Hay Bin Yakzan Türkçe'ye çevrildiğinde Uyanığın Oğlu,Uyananın Oğlu gibi manalar çıkmaktadır.Hayy kelimesinin aynı zaman da Allah'ın sıfatlarından birisi olduğunu ve Daima Diri olan manasına gelmektedir.Bin takısı Arapça da oğul eki olup,sonrasında gelen Yakaza kelimesi kullanıldığı yere göre,yarı uykulu ve uykudan uyanmak manalarına geliyor.
Aslında kitap ve filmin ismi daha en başından bir uyanış hikayesi olduğunu söylüyor okur/izleyiciye.Kitap direkte olarak Hay'ın adada olduğu kısımdan başlasa da filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan,Haşim Vatandaş hikayeye zalim bir kralın kendi tahtını ortak olabilecek bütün,erkek çocukları öldürdüğü ve yeni doğan,oğlunu koruyan annenin onu beşiğiyle,denize bıraktığı bir ön hikaye eklemiş.Film bu ön hikayeyle başlıyor,ve Hay'ın nasıl o ıssız adaya düştüğünü öğrenmiş oluyoruz.Ön hikayesi size de çok tanıdık gelmiş olabilir.Bu sahneleri Kuran'da geçen İbrahim ve Musa (As) kıssalarından esinlenilmiş olduğunu anlamamak mümkün değil.Zaten filmde kıssalardan esinlenilen başka sahnelerde mevcut.Mesela Hay ölen Ceylan'ı nasıl
gömeceğini kargadan öğreniyor aynı Hz.Adem'in Oğulları ve yeryüzünün ilk cinayet olan Habil ile Kabil kıssasında olduğu gibi.Ayrıca hain mağara derinliklerinde kaybolduğunda ve umudu tükendiğinde,Allah'a yalvarıp yardım istemesi bana Yunus'un (As) balığın karnında ettiği duayı hatırlattı.
Gelelim Hay'ın kendini keşfetme serüvenine.Her insan doğduğundan itibaren bir toplum içerisinde yaşamaya başlar.Ve ilk önce ailesinden sonra da çevresinden,gördüklerini taklit ederek hayatı öğrenir.Fakat Hay'ın yaşamını sürdürdüğü bu ada da taklit edebileceği hiç insan yoktu.O da kendisini onlardan zannettiği hayvanları taklit etmeye çabalayarak,hayatı öğrenmeye çalıştı.Önce onların seslerini taklit etmeyi denedi sonra,boynuz kuyruk gibi cihazlarını.Daha sonra ise koşma yüzme uçma gibi özelliklerini kendinde uygulamaya koyuldu.Bazılarında başarılı olduğu,bazılarında ise başarısız.Ama bu çabaları ve yaptığı gözlemler hayvanlardan farklı olduğunu anlaması,konusunda bayağı yardımcı oldu.Bu şekilde önce kendisine ait maddi cihazatlarını,sonrasında ise sevgi gibi düşünce gibi hayvanlarda olmayan manevi yanlarının farkına vardı.Ve bu düşünce yetisi etrafında gördüğü her şeyin onu seven ve koruyan bir zat tarafından,O'nun için yapıldığını anlamasını sağladı.
Tüm her şey kendi kendine kendiliğinden olamaz.Bütün bunların bir sahibi bir yöneten olmalı.O bunu yeni anlasa da biz okuyan/izleyenler daha annesinin onun beşiğini denize bırakmasından itibaren,her şeyin O'nun hizmetine girmiş gibi hareket ettiğini film boyunca gözlemledik.Tabii ki bunun gerek hikayeyi yazan İbn-i Tufeyl gerekse filmin senaristi Haşim vatandaş tarafından yapıldığını katiyen tesadüfe,yer bırakılmayacak şekilde planlandığını anlayabiliyoruz.
Bu film aslında basit bir animasyon,kitabıysa basit kurgulu bir eser gibi görünüyor olsa da,özellikle eserin bir çok felsefi düşünür tarafından yorumlandığını,tefsir edildiğini söylemem gerek.Sözü çok yormaya gerek yok.İzlemediyseniz tavsiye edebilirim.
Son düzenleme:


