Hatay'ı Son Anda Nasıl Kurtardı?
1938 Nisan'i boyunca da Fransa kaynakli kasitli haberler sürdü. Is öylesine boyutlara tasindi ki Mayis ayinda , Atatürk'e felç geldigi, Cumhurbaskanligi'na yeniden adayligini koymayacagi , yerini Ismet Pasa'ya birakacagi haberleri Avrupa radyo ve basininda görünmeye basladi.
Olay 18 Mayis 1938 günü L'Ere Nouvalle Gazetesi'nin "Kemal Atatürk'e felç mi indi?" baslikli mansetten verdigi haberle , doruk noktasina ulasti.
Beyrut kaynakli bu habere göre Atatürk yerini bu kez Celal Bayar'a birakiyor ve Paris büyükelçimiz Suat Davaz, Atatürk'ü iyice sinirlendirip Türk-Fransiz iliskilerine zarar verir endisesiyle bu haberi Ankara'ya iletmiyordu.
Beyrut kaynakli bu habere göre Atatürk yerini bu kez Celal Bayar'a birakiyor ve Paris büyükelçimiz Suat Davaz, Atatürk'ü iyice sinirlendirip Türk-Fransiz iliskilerine zarar verir endisesiyle bu haberi Ankara'ya iletmiyordu.
19 Mayis'in bayram olarak kutlanilmasi 1937 yilinda kabul edilmisti. Fransiz gazetelerinde "felç indi" haberlerini yalanlamak istercesine ertesi gün 19 Mayis 1938 ' de , Atatürk 19 Mayis Stadyumu'nda 19 Mayis törenlerini izledi.
Saat tam 17'de tören alanini terk etti ve önceden hazirlatmis oldugu özel trenine binerek 'Dogru Mersin'e gidiyoruz!.." diye emretti.
Ayni gün Ingiltere Krali 6. George, dogum yildönümü nedeniyle Atatürk'e tebrik telgrafi yolladi.
Daha önceden Ingiltere Disisleri Bakanligi , Türk Disislerine basvurarak "Atatürk'ün dogum günü nedir?"diye sormustu Atatürk dogum gününü bilmiyordu. "Neden 19 Mayis olmasin!" diye yanitlamisti. Iste bumum üzerine , 6. George 19 Mayis günü , O'nun dogum günün kutluyordu.
Saat tam 17'de tören alanini terk etti ve önceden hazirlatmis oldugu özel trenine binerek 'Dogru Mersin'e gidiyoruz!.." diye emretti.
Ayni gün Ingiltere Krali 6. George, dogum yildönümü nedeniyle Atatürk'e tebrik telgrafi yolladi.
Daha önceden Ingiltere Disisleri Bakanligi , Türk Disislerine basvurarak "Atatürk'ün dogum günü nedir?"diye sormustu Atatürk dogum gününü bilmiyordu. "Neden 19 Mayis olmasin!" diye yanitlamisti. Iste bumum üzerine , 6. George 19 Mayis günü , O'nun dogum günün kutluyordu.
Atatürk 20 Mayis 1938'de , saat 13.00'de Mersin'e geldi. Coskun tezahüratlarla karsilandi .,askeri geçit törenini izledi ve geceyi mersinde geçirdi.
Ertesi gün 21 Mayis'ta Viransehir Harabeleri'ni gezdi, tetkiklerde bulundu, Kral 6. George'nin mesajina tesekkür mesaji gönderdi. Ve geceyi gene Mersin'de geçirdi.
24 Mayis'a kadar Mersin'de kaldi. Cennet ve Cehennem 'i yöresindeki portakal bahçelerini gezdi temas kurdu, tetkiklerde bulundu, demeçle verdi, 24 Mayis'ta ,saat 13'te Mersin'den hareket ederek Tarsus'a geldi.
Tarsus'ta bir süre dinlendikten sonra Adana'ya hareket etti. Saat 16.30'da Adana'ya geldi ve dogruca Atatürk Parki önünde piyade ve topçu birliklerinin geçit törenine katildi. Adana sinir kentimizdi ve Hatay sinirinin öte yaninda kurtarilmayi bekliyordu.
Diplomatik iliskiler ve toplantilar bir taraftan sürerken bir yandan da Suriye ve Fransa kaynakli haberlerle her gün basinda agir hasta gibi gösterilmesine çok kizan Atatürk , iste buradan, Adana'dan bütün dünyaya bir kez daha uyarida bulunmak istiyor, Hatay'in er yada geç Türkiye'nin olacagini vurgulamak istiyordu.
Ertesi gün 21 Mayis'ta Viransehir Harabeleri'ni gezdi, tetkiklerde bulundu, Kral 6. George'nin mesajina tesekkür mesaji gönderdi. Ve geceyi gene Mersin'de geçirdi.
24 Mayis'a kadar Mersin'de kaldi. Cennet ve Cehennem 'i yöresindeki portakal bahçelerini gezdi temas kurdu, tetkiklerde bulundu, demeçle verdi, 24 Mayis'ta ,saat 13'te Mersin'den hareket ederek Tarsus'a geldi.
Tarsus'ta bir süre dinlendikten sonra Adana'ya hareket etti. Saat 16.30'da Adana'ya geldi ve dogruca Atatürk Parki önünde piyade ve topçu birliklerinin geçit törenine katildi. Adana sinir kentimizdi ve Hatay sinirinin öte yaninda kurtarilmayi bekliyordu.
Diplomatik iliskiler ve toplantilar bir taraftan sürerken bir yandan da Suriye ve Fransa kaynakli haberlerle her gün basinda agir hasta gibi gösterilmesine çok kizan Atatürk , iste buradan, Adana'dan bütün dünyaya bir kez daha uyarida bulunmak istiyor, Hatay'in er yada geç Türkiye'nin olacagini vurgulamak istiyordu.
Tören alaninda Mehmetçik'i ayakta selamliyordu. Oysa ki tüm doktorlarin uyarilarina ragmen son günlerini çok yogun ve yorgun geçirmisti. O nedenle , ayakta duramayacak kadar takati kesilmis , sancilari artmisti.
Bir ara yanindaki koltukta oturan arkadasi Kiliç Ali, "Pasa arada bir belli etmeden yaslan " demisti. "Hayir , olmaz !.." yanitlamisti. Ama artik dayanamaz hale gelince Mehmetçik'e "Mars mars !.." komutu verdi ve son asker askerde töreni kosardim terk edince koltuga yigildi, kaldi. Artik son gücünü de harcamisti.
Derhal panik halinde trene tasidilar ve Ankara'ya hareket edildi. Saltanat bozuntulari yeniden tahta dönebilmek için ülke üzerinden imtiyazlar verme karsiligi yabanci ülkelerden maddi destek saglayip Onun vücudunu ortadan kaldirmaya çalisirken ,O, sagligini hiçe sayarak son yurt parçasi Hatay'i , Anavatan 'a katabilmek için canini disine takmis çabaliyordu.
Bir ara yanindaki koltukta oturan arkadasi Kiliç Ali, "Pasa arada bir belli etmeden yaslan " demisti. "Hayir , olmaz !.." yanitlamisti. Ama artik dayanamaz hale gelince Mehmetçik'e "Mars mars !.." komutu verdi ve son asker askerde töreni kosardim terk edince koltuga yigildi, kaldi. Artik son gücünü de harcamisti.
Derhal panik halinde trene tasidilar ve Ankara'ya hareket edildi. Saltanat bozuntulari yeniden tahta dönebilmek için ülke üzerinden imtiyazlar verme karsiligi yabanci ülkelerden maddi destek saglayip Onun vücudunu ortadan kaldirmaya çalisirken ,O, sagligini hiçe sayarak son yurt parçasi Hatay'i , Anavatan 'a katabilmek için canini disine takmis çabaliyordu.
Ertesi güm 25 Mayis'ta Ankara'ya geldi. Garda trenden inip oturma salonuna kadar yürüyecek hali kalmamisti. Karsilayanlar arasinda buluna Içisleri Bakani Sükrü Kaya, yanindaki Fatih Rifki Atay 'a döndü ve ;
"-Falih , Atatürk'ün yüzünün rengine bak . Atatürk ölüyor!.."dedi
Ertesi gün derhal Istanbul'a hareket edildi. Bu Onun Ankara'yi son görüsü idi. Bir daha Ankara'ya dönemedi.
27 MAYIS 1938 günü Haydarpasa'ya geldi ve Dolmabahçe 'ye geçti.Ertesi aksam otomobille Florya'ya kadar gitti,gece saat 21.00 'de tekrar Dolmabahçe'ye dönerken yolda fenalik geçirdi.
Bunun üzerine 29 MAYIS günü PROF.DR.NESET ÖMER IRDELP HASAN RIZA SOYAK ile birlikte muayene etmek üzere yatak odasina girdiklerinde Atatürk sokaga çikmak üzere hazirlanmaktadir..
Aynada karninin biraz siskin görmüs ,izledigi gida rejimi sonucu sismanlamakta oldugunu sanmis ve sinirlenmistir.Prof.Irdelp muayene için izin ister ve daha ilk temasta yüzü kirisir .
Birkaç gün istirahat tavsiyesinde bulunur.,Atatürk bu tavsiyeye uyar ve tekrar soyunarak disari çikmaktan vazgeçer.
Bunun üzerine 29 MAYIS günü PROF.DR.NESET ÖMER IRDELP HASAN RIZA SOYAK ile birlikte muayene etmek üzere yatak odasina girdiklerinde Atatürk sokaga çikmak üzere hazirlanmaktadir..
Aynada karninin biraz siskin görmüs ,izledigi gida rejimi sonucu sismanlamakta oldugunu sanmis ve sinirlenmistir.Prof.Irdelp muayene için izin ister ve daha ilk temasta yüzü kirisir .
Birkaç gün istirahat tavsiyesinde bulunur.,Atatürk bu tavsiyeye uyar ve tekrar soyunarak disari çikmaktan vazgeçer.
Odadan çiktiktan sonra PROF.IRDELP HASAN RIZA'YA döner ve:
"Dünkü krizin kalp ile ilgisi yok .Bu tamamen karaçigere aittir;bizde buna rüzgardan sonra yagmur derler.Maalesef kani su toplamaya baslamis"der.
Hastalik artik iyiden iyiye kendini göstermistir.Yilin basindayken ,o burun kanamalari ve kasintilari sürerken gerekli müdahaleler yapilsa belki hastaligin seyri böyle olmayacaktir.
Basvekil Celal Bayar 'in ,o zaman ,yabanci mütehasis getirelim önerisine karsi cikmis ve "...Simdi olmaz.
Hatay meselesinin bu kadar gündemde oldugu sirada ,hastaligimin disarda duyulmasi davaya sekte vurur.Daha ilerde düsünürüz."demistir.
1 HAZIRAN'DA SAVARONA'ya geçer ve 25TEMMUZ'a kadar orada kalir.Uzandigi sezlongun yanina bir telefon konup Dolmabahce'ye bir hat baglanir.
Bir ucunda Paris,digerinde Ankara ,günün her dakikasini Htay için talimatlar vererek geçirir,Türk Tarih Kurumu ve Dil Kurumu kol baskanlari ile toplantilarini yapar.Bir an için olsun memleket meselesinden uzak degildir.Hatay 'i diplomatik yolla alacaktir ve tercihi budur ya da zorla .....Silah zoruyla .Bunu yaparken de tüm ülkeyi savasa sürmeyi düsünmez.
Genel Sekreter HASAN RIZA SOYAK 'a bu konuda;"Eger diplomatik yolla halledemezsem ,yapaçagim sey CUMHURBASKANLIGINDAN HATTA MILLETVELLIGINDEN ISTIFA ETMEKTIR.
O zaman ,resmi bir görevim kalmaz ,sivil bir fert olarak Hatay 'a gider tipki Sansun 'a gittigimde oldugu gibi milis kuvvetlerin basin geçerim ve bu ugurda savasirim ama sonunda mutlaka basaririm ....."der. O kadar kararlidir.
Hastalik artik iyiden iyiye kendini göstermistir.Yilin basindayken ,o burun kanamalari ve kasintilari sürerken gerekli müdahaleler yapilsa belki hastaligin seyri böyle olmayacaktir.
Basvekil Celal Bayar 'in ,o zaman ,yabanci mütehasis getirelim önerisine karsi cikmis ve "...Simdi olmaz.
Hatay meselesinin bu kadar gündemde oldugu sirada ,hastaligimin disarda duyulmasi davaya sekte vurur.Daha ilerde düsünürüz."demistir.
1 HAZIRAN'DA SAVARONA'ya geçer ve 25TEMMUZ'a kadar orada kalir.Uzandigi sezlongun yanina bir telefon konup Dolmabahce'ye bir hat baglanir.
Bir ucunda Paris,digerinde Ankara ,günün her dakikasini Htay için talimatlar vererek geçirir,Türk Tarih Kurumu ve Dil Kurumu kol baskanlari ile toplantilarini yapar.Bir an için olsun memleket meselesinden uzak degildir.Hatay 'i diplomatik yolla alacaktir ve tercihi budur ya da zorla .....Silah zoruyla .Bunu yaparken de tüm ülkeyi savasa sürmeyi düsünmez.
Genel Sekreter HASAN RIZA SOYAK 'a bu konuda;"Eger diplomatik yolla halledemezsem ,yapaçagim sey CUMHURBASKANLIGINDAN HATTA MILLETVELLIGINDEN ISTIFA ETMEKTIR.
O zaman ,resmi bir görevim kalmaz ,sivil bir fert olarak Hatay 'a gider tipki Sansun 'a gittigimde oldugu gibi milis kuvvetlerin basin geçerim ve bu ugurda savasirim ama sonunda mutlaka basaririm ....."der. O kadar kararlidir.
1 KASIM 1937'de Meclis'i açis konusmasinda ,bu noktaya temas ederken Fransa 'ya söyle seslenmektedir:,
"....Ben ,herseyi ile Türk olan Hatay 'in günü geldiginde Türkiye 'ye mutlaka katilaçagi konusunda halkima söz verdim. Bu halk benim verdigim her sözü yerine getirmeme aliskindir.Busözümü yapamazsam onlarin yüzüne bakamam.Hatay benim prestij meselemdir." Der
Is artik sonuna gelmistiir.Ipler kopmak üzeredir.Pariste'teki DISISLERI BAKANIMIZ TEVFIK RÜSTÜ ARAS 'averdigi talimatta "Fransa Hükümetine bugün aksama kadar süre taniyorum.Ya Hatay 'daki birlikleri ne emir verirler ve ayni sabah saa 5.00'ten itibaren Türk ordusu Hatay 'a dost gibi girer ,ya da savasarak girer ama mutlaka girer ."
Gerçekten de günler taraflar arasinda sinirler alabildigine gerilmistir.Türk askeri KURMAY ALBAY SÜKRÜ KANATLI komutasinda günierdir tam teçhizatli olarak AMONOS DAGLARI 'inda yatmaktadir. Ve üç koldan Hatay 'a girme girme emrini beklemektedir.
Disisleri Bakani Aras son derecede tedirgin olmustur.Çünkü o gün pazardir ve Fransiz Bakanlarinin çogu Paris'te bile degillerdir.
Telefonda Atatürk 'ün Genel Sekreteri Soyak 'a ,"....Hasan Bey ben galiba bugün istifa edecegim Çünkü ilk kez Atatürk 'ün bir emrini yerine getiremeyecegim .Ben den yapilmasi imkansiz bir sey istedi.Onun emrini yapmamaktansa istifayi tercih ederim...."
Telefonda Atatürk 'ün Genel Sekreteri Soyak 'a ,"....Hasan Bey ben galiba bugün istifa edecegim Çünkü ilk kez Atatürk 'ün bir emrini yerine getiremeyecegim .Ben den yapilmasi imkansiz bir sey istedi.Onun emrini yapmamaktansa istifayi tercih ederim...."
TEVFIK RÜSTÜ ,buna ragmen Atatürk 'ün notasini o Pazar günü Fransa Disisleri Bakanligi'na verir,varsa Hükümeti o gün toplanir,aldigi karari Hatay 'daki birliklerine o aksam sabaha kadar yetistirir ve Türk ordusu 5 TEMMUZ1938 günü bir çatismaya meydan kalmadan ,tören adimlariyla Hatay'a girer.Fransa siz askerlerinin tören durusu önünden geçerek .Iste Atatürk budur.LIDERLIK budur.
HATAY BAGIMSIZ bir TÜRK DEVLETI olmustur.
Bayragini bile kendi elleriyle Atatürk çizer .
Gönderilen binlerce sükran telgrafina ,çok önemsiz seyler yapmis gibi bir yanit verir."Size artan sa adet ve refah dilerim
HATAY BAGIMSIZ bir TÜRK DEVLETI olmustur.
Bayragini bile kendi elleriyle Atatürk çizer .
Gönderilen binlerce sükran telgrafina ,çok önemsiz seyler yapmis gibi bir yanit verir."Size artan sa adet ve refah dilerim
Oysa bunlari söylerken müthis sancilidir. Karninda biriken su cigerlerine basinç yapmakta, o da kalbi sikistirmaktadir. Savarona'nin güvertesine rasgele su legenleri konmustur, içinde buz kaliplari... Ortaligi serinletsin diye.
Bir gün yanindaki Içisleri Bakani Sükrü Kaya'ya döner: "Sükrü Bey" der, "Su içinde buz kaliplarinin yüzdügü legenleri görüyor musun? O buz kaliplari o legenlerin içinde nasil yüzüyorsa, bagirsaklarim da karnimda iste öyle yüzüyormus. Benden artik sizlere daha fazla fayda gelmez. Git Ankara'ya çabuk, hükümete söyle, tedbirinizi alin."
Bir gün yanindaki Içisleri Bakani Sükrü Kaya'ya döner: "Sükrü Bey" der, "Su içinde buz kaliplarinin yüzdügü legenleri görüyor musun? O buz kaliplari o legenlerin içinde nasil yüzüyorsa, bagirsaklarim da karnimda iste öyle yüzüyormus. Benden artik sizlere daha fazla fayda gelmez. Git Ankara'ya çabuk, hükümete söyle, tedbirinizi alin."
Artik tedavinin Dolmabahçe'de sürmesi gerekmektedir. 25 temmuz günü, bir sedye hazirlanir.
Sedyeye yatmayi kabul etmez. Acar Motorundaki hasir koltuk getirilir. Gece yarisi beklenir. Koltuga oturur halde Acar Motoruna tasinir ve Dolmabahçe'ye gelinir.
Sedyeye yatmayi kabul etmez. Acar Motorundaki hasir koltuk getirilir. Gece yarisi beklenir. Koltuga oturur halde Acar Motoruna tasinir ve Dolmabahçe'ye gelinir.
Hasan Riza, önce Dolmabahçe rihtimina çikip elektrikleri söndürür, nöbetçileri uzaklastirir, koltugun bir tarafindan Muhafiz Alay Komutani Ismail Hakki Tekçe, digerinden Kiliç Ali tutar, Faik adinda bir sivil polis de koltugu kucaklar, öylece asansöre gelinir ve ikinci kattaki 91 numarali odaya çikar.
Basvekilini o odada kabul eder, hala ülkenin sanayi ve tarim alaninda yapacagi planlamalari tartismakta ve direktifler vermektedir. Nefes aldigi sürece ülkesine yararli olabilecek her hususta düsünmekte, fikir üretmektedir.
5 Eylül 1938 günü vasiyetnamesini yazar. Bu vasiyet Çankaya'daki gayrimenkulleri ve nakit para ve hisse senetleri içindir. Yoksa tüm çiftliklerini ve gayrimenkullerini 1937 yilinda Hazine'ye bagislayip devirlerini de yapmistir.
Kiz kardesi Makbule Hanimi da ulusun herhangi bir ferdinden ayirmadigi için, O'na mirastan özel bir pay vermemis, hiçbir gayrimenkul birakmamis, sadece ayda bin lira maas ile, yasadigi sürece oturacagi bir ev birakmistir.
Ama bu ev,Makbule Hanim evlenirse miras yoluyla çocuklarina geçmeyecektir, çünkü o ev ulusun evidir.
5 Eylül 1938 günü vasiyetnamesini yazar. Bu vasiyet Çankaya'daki gayrimenkulleri ve nakit para ve hisse senetleri içindir. Yoksa tüm çiftliklerini ve gayrimenkullerini 1937 yilinda Hazine'ye bagislayip devirlerini de yapmistir.
Kiz kardesi Makbule Hanimi da ulusun herhangi bir ferdinden ayirmadigi için, O'na mirastan özel bir pay vermemis, hiçbir gayrimenkul birakmamis, sadece ayda bin lira maas ile, yasadigi sürece oturacagi bir ev birakmistir.
Ama bu ev,Makbule Hanim evlenirse miras yoluyla çocuklarina geçmeyecektir, çünkü o ev ulusun evidir.
Aslinda Makbule Hanim'in bu mirastan dörtte bir oraninda hak sahibi oldugu, medeni kanuna göre bellidir. Ama Atatürk'ün israrli ricasi ile 12 Haziran 1933 yilinda yayinlanan 2307 numarali yasa ile Atatürk, tüm mirasi üzerinde diledigi gibi tasarruf etme imkani elde etmistir.
O nedenle ve kendini kanun ile baglayan Atatürk'ün 1933 yilindan itibaren "dikili bir agaci bile yoktur!.."
Onlarin hepsi ulusundur. Özel yasa çikartarak kendine özel çikar saglayan çok devlet adamina rastlanmistir, ama özel yasa çikarttirarak nesi var nesi yoksa hepsini ulusa bagislayan bir devlet adamina ne Atatürk'ten önce, ne de sonra rastlanmamistir.
O nedenle ve kendini kanun ile baglayan Atatürk'ün 1933 yilindan itibaren "dikili bir agaci bile yoktur!.."
Onlarin hepsi ulusundur. Özel yasa çikartarak kendine özel çikar saglayan çok devlet adamina rastlanmistir, ama özel yasa çikarttirarak nesi var nesi yoksa hepsini ulusa bagislayan bir devlet adamina ne Atatürk'ten önce, ne de sonra rastlanmamistir.
Hastalik hizla ilerler, ilk su alinmasi 7 Eylül'de olur o haliyle bile, Milletler Cemiyeti toplantisina gidecek olan Tevfik Sükrü'yü kabul eder, talimatlari verir.
17 ve 18 Eylül günleri Basbakani kabul eder, onunla 4 yillik teni ekonomik plani tartisir. Ölüme adim asim yaklastigini bilen birinin yapacagi isler degildir bunlar. 21 Eylül'de ikinci defa su alinir.
17 ve 18 Eylül günleri Basbakani kabul eder, onunla 4 yillik teni ekonomik plani tartisir. Ölüme adim asim yaklastigini bilen birinin yapacagi isler degildir bunlar. 21 Eylül'de ikinci defa su alinir.
15 Ekim'e kadar her gün sefirler kabul eder, mesajlar gönderir. En anlamlisini da 15 Ekim 1938 günü Celal Bayar'a yollar: "... Istiklal Savasi ve Türk Inkilabi, her hamlesinde ve her safhasinda, milletimizin yüksek siyasi ve uygar karakteriyle memleket islerindeki suurlu birligine dayanarak basariya erismistir.
Dün ve bugün oldugu gibi yarin da memleket ve millet için yegane kudret, mutluluk ve refah kaynagi, inkilap ilkeleri ve Cumhuriyet rejimidir."
Dün ve bugün oldugu gibi yarin da memleket ve millet için yegane kudret, mutluluk ve refah kaynagi, inkilap ilkeleri ve Cumhuriyet rejimidir."
Ertesi gün ilk komaya girer. Bu hal 20 Ekim'e kadar sürer. 25 Ekim günü, Cumhuriyet Bayrami'nda okunmak üzere Ordu'ya mesajina 3 saat süre ile Genel Sekreteri'ne dikte ettirir. Bu O'nun orduya son talimati gibidir.
7 Kasim günü üçüncü defa karnindan su alinir ve ertesi gün ikinci komaya girer. 8 Kasim günü artik çok yorgundur. Bir ara Prof. Neset Ömer Irdelp rica eder.
"- Dilinizi çikarir misiniz efendim." Dilini ancak yarisina kadar çikarir. Biraz daha, denince, aksine, geri çeker. Artik söyleneni anlamiyordur.
Basini saga çevirip Dr. Irdelp'e dikkatle bakar ve "Aleykümesselam!.." der. Son sözü bu olur ve kendini kaybeder. 10 Kasim Persembe günü saat 09.00' da gözleri kapalidir. Bes dakika sonra, saati sorar. Bu son konusmasi olur.
"- Dilinizi çikarir misiniz efendim." Dilini ancak yarisina kadar çikarir. Biraz daha, denince, aksine, geri çeker. Artik söyleneni anlamiyordur.
Basini saga çevirip Dr. Irdelp'e dikkatle bakar ve "Aleykümesselam!.." der. Son sözü bu olur ve kendini kaybeder. 10 Kasim Persembe günü saat 09.00' da gözleri kapalidir. Bes dakika sonra, saati sorar. Bu son konusmasi olur.
Geride bir insan ömrüne sigmayacak ölçüde degerler birakir ve tüm insanliga mal olarak, aramizdan ayrilir.
1981'de tüm dünyada anilmasina Birlesmis Milletler karar verir. Çünkü o tüm insanligin bir ortak degeridir. Tüm dünyaca anilan bir baska devlet adami çikmaz. Dünyada bir baska devlet adami olmadigi için degil, dünyada bir baska Atatürk olmadigi için.