Hasat Zamanı
Bu kadar erken mi olacaktı hasatın gözlerimle mi sulayacaktım seni
Ektiğimi değil hasreti biçtim tattırma bana sensizlik şarabını
Ben senin için cennet şarabından geçtim
Güneş olursun belki sonsuzluğuma açan
Bense kanadı kırık bir kuş sana doğru bıkmadan uçan
Hatıraları boynu bükük bıraktın hepsi anadan üryan
Yapma bana bu hainliği beni sensiz bırakma
Boğma beni yalnızlığa kırılan düşlerimle vurma sırtımdan
Bak titriyor ellerim dudaklarımda dudaklarının ıslaklığı hala
Yoktur tanrının bile hakkı gözlerim de ki seni almaya
Beni sensiz bırakmaya
Altın’dan topraktı sanki yer yüzü ekinim Bir Azrail belasıdır ki sardı bütün hasadı şimdi bakıyorum da ne sarılığı kaldı ne de toprağı sanki zindan bu yer-gök bana gülümsüyorum sana her sabah güneşin doğuşunda ve ellerini tutup ağlıyorum her akşam gün batımında geçer diyorlar ama yalan! Sadece alışıyor insan yokluğa ve sadece sürükleniyor büyük bir boşlukta oradan oraya gözyaşlarımı yüreğime akıtırken bekliyorum tanrım! Daha ne kadar var vuslata…
Bu kadar erken mi olacaktı hasatın gözlerimle mi sulayacaktım seni
Ektiğimi değil hasreti biçtim tattırma bana sensizlik şarabını
Ben senin için cennet şarabından geçtim
Güneş olursun belki sonsuzluğuma açan
Bense kanadı kırık bir kuş sana doğru bıkmadan uçan
Hatıraları boynu bükük bıraktın hepsi anadan üryan
Yapma bana bu hainliği beni sensiz bırakma
Boğma beni yalnızlığa kırılan düşlerimle vurma sırtımdan
Bak titriyor ellerim dudaklarımda dudaklarının ıslaklığı hala
Yoktur tanrının bile hakkı gözlerim de ki seni almaya
Beni sensiz bırakmaya
Altın’dan topraktı sanki yer yüzü ekinim Bir Azrail belasıdır ki sardı bütün hasadı şimdi bakıyorum da ne sarılığı kaldı ne de toprağı sanki zindan bu yer-gök bana gülümsüyorum sana her sabah güneşin doğuşunda ve ellerini tutup ağlıyorum her akşam gün batımında geçer diyorlar ama yalan! Sadece alışıyor insan yokluğa ve sadece sürükleniyor büyük bir boşlukta oradan oraya gözyaşlarımı yüreğime akıtırken bekliyorum tanrım! Daha ne kadar var vuslata…