Haramiler - Şarkı Sözleri

Konu sahibi son olarak 1512 gün önce görüldü
1960'lı yıllardaki ilk Haramiler grubunun kurucu üyesi Uğur Dikmen in de destek vermesiyle yine Haramiler adında bir grup genç üyeler tarafından 1991 yılında Eskişehir de kurulur.

İlk Haramiler grubu gibi Anadolu Rock tarzında müzik yapmaktadırlar. İlk albümleri Alın Yazısı 1998'de Ada Müzik etiketiyle çıktı. Albümün en ilgi gören parçası olan Mavi Duvar'a video klip çekildi. Drama Köprüsü, Alın Yazısı, Balıkçının Öyküsü, Camdan Küre gibi güzel parçaların bulunduğu albümüyle Anadolu Rock müziğini bize yeniden yaşatan Haramiler cover parçalardan oluşan 2. albümünü 2002 yılında piyasaya sürer. Grup bu albümünde Dadaloğlu, Fabrika Kızı, Leylim Ley vs. gibi klasikleşmiş parçaları bize yeniden sunmuştur.

Şimdiye kadar yayınlanan iki albümü bulunan grup, albümlerinde özellikle Anadolu ezgilerini yoğun olarak kulanmıştır. Solistleri Ayhan Yener ile 2006 yılında vizyona giren Keloğlan Kara Prense Karşı isimli filmin soundtrack çalışmasını yapmışlardır.

Ala Gözlerini
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Yar senin ahdına durmazmı sandın
Hatırın hoş olsun birin bin olsun
Senden alasını canım bulmaz mı sandın
Doğru gelenlere doğru varayım
Halden bilenlere kurban olayım
Sen birini bulmuşsun bende bende bulayım
Güzeller dengini canım bulmazmı sandın
Karacaoğlan derki böyle olmasın
Arada engeller murad almasın
Sana senden olmuş benden olmasın
Herkes ettiğini canım bulmazmı sandın

Alın Yazısı
Çağla sen çağla yaralı kalbim
Feryadımı duysun alem isterdim
Bal dudaktan ahu gözden
Aksöğüt altında güzde
Bir ateş isterim yar senden
Cemalini görmeseydim alyanaktan tatmasaydım seni bir an
Unutsaydım keşke demek neyime
Tükenir ömrüm bir an yerlerde
Güller açmaz oldu özlem hep yare
Felek suç sende değil bütün kabahat bende
Çiziyorum alın yazım elle
Ne hasretim mavilere ne bahara nede güle
Beni ayırdılar yardan kaldım burda bi çare
Budur halim dertli başım uslanmadı deli gönlüm
Felek sana bir çift sözüm
Çiziyorum alın yazımı elle

Alın yazım elle

Balıkçının Öyküsü
Sevinçler vardır sıcacık
Umut dolu
Sevinçler sıcacık sevinçler
Umut dolu
Yakamozların oynaşmaya
Güneşin ateşinin küllenmeye
Başladığı saatte
Zokasına vuran iri balığı
Nasırlı ve güçsüz ellerine
Aldırmadan
Ama umutla ama
Çoşkuyla çeken
İhtiyar balıkçının hissettiği gibi​
 
Bir Serüvenin Tanımı
Hiç bir zaman yenilmedi geceye
Sevincim de, inancım da
Doğru diye bildiğim güzellikler
Hiç bir gün kendinden uzak bir şeye değişmedi

Hiç bir gün yolda koymadı beni
Güvencim ve direncim
Düşerim sandılar, dönüp baktılar
Gülerek geçip gittim

Evet, ben tek başımaydım
Onlarsa çok yalnızdılar

Büyük Şehir
Herşeyi bırakıp giderken büyük şehre
Mahzun ve mahçup bir çığlık var içimde
Kavga gibi aklım
Yalnızlık gibi ürkek
Ve senin kadar çıplaktır

Veda edip giderken doğduğum bu şehre
Hala içimde taşralı bir his

Kavga gibi aklım
Yalnızlık gibi ürkek
Ve senin kadar çıplaktır

Bu şehrin geceleri daha parlaktır
Ve kadınları daha bir kadındır geceleri
Kibar beyleri, pahalı sofraları
Yalancıdır aşkları, sevdaları

Ve o şehrin aç çocukları bizim kadar çıplaktır

Camdan Küre
Eski bir şehrin ilk ışığında
Puslu sokak lambasının altında
Düşler tarlasına yolculuk

Yalnızlık camdan bir küre
Kürede düşten pencere
Uzatsam elini sana sevgiyle

Büyüsü aşkın dudaklarda
Sokaklar bomboş o anda
Düşlerim ve ben başbaşa​
 
Çağır Beni
Gece soğuk ve karanlık yanlızsın üşüyorsun
Sımsıcak dostun sesini arayıp bulamazsın
Hani dertlerin bir çığ olur peşinden koşarda kaçamazsın
Tutmak istersin gökyüzünü kanatlanıp uçamazsın
Yakarım kederleri umarsız birer birer
Ama elin kolun bağlıdır bu seni tutsak eder
Tükettik acılarla koca bir ömrü
Çağır beni anılara bir akşam üstü

Dadaloğlu
Ay dost canım hey
Kalkıtı göç eyledi yavşar elleri hey
Ağar ağar giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Nice dağdan aşan yollar
Yollar bizimdir yollar bizimdir yollar bizimdir

Ay dost canım hey
Belimizde kılıcımız kirmani hey
Taşı deler mızrağım cemrani
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın gardaş dağları bizimdir dağları bizimdir
Dağları bizimdir

Ay dost canım hey
Dadaloğlum bir gün kavga kurulur öter
Tüfek öter davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar sağlar bizimdir sağlar bizimdir

Ay dost canım hey

Drama Köprüsü
Drama köprüsü hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları hasan bir tas içilmez
At martinini debreli hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda hasan karakedi dinlesin

Mezar taşlarını hasan koyun mu sandın
Adam öldürmeyi hasan oyun mu sandın
At martinini debreli hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda hasan dostlar dinlesin

Drama köprüsü hasan dardır daracık
Çok istemem yanko çorbacı bin beş yüz liracık
At martinini debreli hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda hasan karakedi dinlesin

Drama köprüsünü hasan gece mi geçtin
Ecel şerbetini hasan ölmeden mi içtin
At martinini debreli hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda hasan dostlar dinlesin​
 
Emmoğlu
Karşıdadır evleri, ah leylim, vah leylim emmoğlu
Yayılır develeri, emmoğlu
Emmoğlu ele benzer, emmoğlu
Boyu fidana benzer, emmoğlu

Bağa gel bostana gel, ah leylim, vah leylim emmoğlu
Güle gel destana gel, emmoğlu
Emmoğlu ele benzer, emmoğlu
Boyu fidana benzer, emmoğlu

Fabrika Kızı
Gün doğarken her sabah
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur
Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararkende hayal kurar
Bütün insanlar gibi

Bir evi olsun ister
Birde içmeyen kocası
Tanrı ne verirse geçinir gider
Yeterki mutlu olsun yuvası

Dışarda bir yağmur başlar
Yüreğinde derin sızı
Gözlerinden yaşlar akar
Ağlar fabrika kızı

Oysa yatağında bile
Birgün uyku göremez
İhtiyar anası gibi
Kadınlığını bilemez

Makineler diken gibi
Batar hergün kalbine
Yün örecek elleri
Hergün ekmek derdinde

Gün batarken her akşam
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp ksybolur
Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararkende hayal kurar
Bütün insanlar gibi

İnce İnce
İnce bir kar yağar
Fakirlerin üstüne
Neden felek inanmıyor
Gariplerin sözüne
Yandım yandım bana of of
Etme ağam nolur nolur

Adam mı ölür? toprak verince
Hayat sevince nolur nolur

Sen anandan ben babamdan
Ağa doğmadık dostum
Gel beraber yaşayalım
Sanma ki sana küstüm
Yandık yandık bize of of
Etme ağam nolur nolur

Adam mı ölür? toprak verince
Hayat sevince nolur nolur​
 
Kalyonlar
Muzelerden cikarip
Denizlere surelim kalyonlari
Oleceklerse denizlerde olsunler

Kafeslerden ormanlara
Salalim aslanlari
Gogu silkeleyelim yagdiralim
Altin yildizlari, gumus aylari
Oleceksek insan gibi olelim
Gelecekse getirelim yazlari

Neden ozenle saklamak
Kursun gecirmez yalnizliklari
Neyi kaciriyoruz kimden,
Neden yalniz bizimdir saniyoruz
Boydan boya uzanan sokaklari
Neden kirik bir cikrik gibi icimiz
Donuyor dondukce kapaniyor kendine
Oleceksek insan gibi olelim
Gelecekse getirelim yazlari

Kar Yağıyor Bugün Ankara'ya
Kar yağıyor bugün ankara'da
Kar yağıyor uykularıma
Sen uzaklardasın

Dışarda buz gibi bir hava
Odam sıcacık aşkınla
Sen uzaklardasın

Kar yağıyor bugün ayrılanlara,eski günlere,hatıralara
Biliyorum örtecek onları eski günleri, hatıraları

Kaç mevsim geldi geçti, yanıyorum aşkınla
Sen uzaklardasın
Gün seni anlattı ben dinledim
Geceler tutsak yalnızlığıma
Sen uzaklardasın

Kar yağıyor bugün ayrılanlara,eski günlere,hatıralara
Biliyorum örtecek onları eski günleri, hatıraları

Kara Toprak
Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Nice Güzellere Bağlandım Kaldım
Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım
Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi
Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi
Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Ademden Bu Deme Neslim Getirdi
Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi
Her gün Beni Tepesinde Götürdü
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Karnin Yardim Kazma İle Bel İle
Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle
Yine Beni Karşıladı Gül İle
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi
Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü
Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Havaya Bakarsam Hava Alırım
Toprağa Bakarsam Dua Alırım
Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Dileğin Varsa İste Allah'tan
Almak İçin Uzak Gitme Topraktan
Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta
Allah Kula Yakın Kul Da Allah'a
Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor
Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor
Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar
Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser
Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar
Benim Sadık Yarim Kara Topraktır​
 
Leylim Ley
Döndüm daldan düşen kuru yaprağa leylim ley
Seher yeli dağıt beni sar beni leylim ley
Götür tozlarımı burdan uzağa leyli ley
Yarin çıplak ayağına sür beni
Leylim ley leylim ley leylim ley

Ayin şavkı vurur sazım üstüne leylim ley
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne leylim ley
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne leylim ley
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni
Leylim ley leylim ley leylim ley

Yedi yıldır uğramadım yurduma leylim ley
Dert ortağı aramadım derdime leylim ley
Geleceksin bir gün düşüp ardıma leylim ley
Kula değil yüreğine sor beni
Leylim ley leylim ley leylim le

Mavi Duvar
Duvarları maviye boyadım
Maviyi çok seversin
Penceremde menekşeler dizili
Sularken şarkı söylersin
Gramafon da eski alaturka
Hoşuna gider bilirim

O yaz evinin içinde
Denize nazır
Sabaha kadar bekledim seni
Birden dalgalar dedi ki gelmeyeceksin

Birden çıktım viraneden
Koşa koşa indim kumsala
Acı acı sövdüm sonra
Yüzümü kırbaçlayan rüzgara

Mektup
İnan düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim senide

İnan çok düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim senide

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle (Ayyy)

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım

Ağzımda bir sonbahar şarkısı birde sensizliğin kalp ağrısı
Pişman mıyım bende bilmiyorum dedim ya çok yalnızım

Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin

Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle (Ayyy)

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım

Bilirim sende çok yalnızsın hasret yaş olur gözlerinde
Ağlarsın bir köşede sessizce başını omuzuma koymadan ilk defa

Tut ellerimi sensizlikten çek al beni
Tut tut ellerimi sensizlikten kurtar beni​
 
Nazlı Yarim
Nazlı yarim gel yanıma
Saçların dola boynuma
Vermezlerse seni bana
Kaçalım dağlar ardına

Sen edalı ceylan
Ben yaralı şahan hey, hey..

Kıraç toprakta bir çiçektim
Güz bekler rahmet dilerdim
Su başına geldiğinde
Gölgen ile yeşillendim

Sen edalı ceylan
Ben yaralı şahan hey, hey..

Meskenin dağlardır benim
Hüküm ferman dinlemedim
Borcum olan bir canı da
Senin yoluna eyledim

Nem Kaldı
Nakış nakış işledim, gönlüme yar
Sevda desem aşk desem az gelir yar

Al yazmandan, gül teninden, ela gözünden
İlmek ilmek sökmüşsün oy
Daha nem kaldı

Gözüm yaşı doldu taşar
Bir onulmaz derde akar
Bu hasretle gayri gönül
Karalar bağlar
Giden yarim sende oy
Daha nem kaldı

Gonca güldüm elinde sarardım soldum
Kül oldum, savruldum oy ateşe doydum

Bin kahırla yıktın gittin virane oldum
Figanım artıran yarda
Daha nem kaldı

Suna Gelin
Suna gelindir kızın adı, cemali de yavuklusu
Bir akşam tütün zamanı kıymışlar kuytuda sözü
Cemali durmaz ağ çeker, sevda çeker, umut çeker
Kaçmak için İstanbul’a yürek değil, para ister

Gelir gelir çaydan gelir, suna gelin çaydan gelir
Beyazları giymiş üstüne, suna gelin çaydan gelir
Deli poyraz eser durur, dalgalar koynunda vurur
Gün akşama yıkılırken suna gelin zor avunur

Takalar döner birer birer, suna gelin ufuk gözler
Ördüğü al atkısından cemalini hemen seçer
Karadeniz karadeniz dalgan engin, dibinde pis
Bir yazgı ki yazıldı oy, adın gibi kara, sessiz

Kasımdı ay, günlerden salı, deniz fırtına borandı
Suna gelinin içini bir garip sıkıntı sardı
Takalar döndü cekeğe, suna koştu yarim nerde
Ördüğü o al atkısını oy kefen olmuş cemaline​
 
Sürgün
Kim bilir kaç hain gece şu gönlüme vurgun oldu
Bozgun oldu talan oldu
Ayrılıktır geçer dedim ser sözün içime aktı aktı kan doldu
Sarı saçaların savruldu ateş bakışların soldu bu tenin
Tenime yalan oldu
Gittiğin gün renkler sustu zaman doldu aldığım her nefes
Haram oldu

Göz yaşlarımın aktığı yerde
Hasretin ektim yalnız gönlümde
Simsiyah simsiyah simsiyah
Güller açıyor

Sür beni sürgün eyle
Bin derdime bin dert ekle
Yoruldum duruldum artık
Aşkta gurur olmaz dinle
Tut beni tutsak eyle
Sevdan ile ferhat eyle
Aşkımdan hüküm giydim
İsyanım sensizliğe

Yastayım
Neredesin şimdi nerde sesin duyulmuyor niye
Neredesin şimdi nerde bir veda etmeden niye
Gölgen düşer üzerime sana hasret her nefeste
Son öpüşün saklı bende doyamadım dur gitme
Yastayım yar yastayım yokluğundan yastayım
Saramadan son defa gidişinde yastayım
Kederle her günümde umut idin can idin
Şu kısacık ömürde bir buğulu düş idin
Kendini bulduğun yerdesin
Gülen güldün şirin sözdün mehtabımdın can özümdün
Feda olsa idi ömrüm neredesin şiir gözlüm
Bir yağmura değdin göçtün damla damla akar hüznün
Bu son sefer değil gülüm buluşuruz elbet bir gün

Yaşamak
Bir nehir gibi yorgun
Umarsız yol almaktır yaşamak dedikleri
Hırçın rüzgarlar beni sürüklerken meçhule
Yalanlarla hüzünlerle savrulmak bu nehirde
Bil ki acılar örseler yüreği
Karanlık gece değil yaşamın ta kendi
Korkar ellerim tutmaz ellerini
Sanma umutsuzdur kaçar bu deli
Rüzgara inat ve yaşamak
Umutla bir başına

Yeşil Gözlerinden
Bir yağmur sonrası
Açmıştın ellerimde
Dokunmaya kıyamazdım
Büyülü masum tenine

Hatırla daha dün gibi
Uyanırken mavi sabahlara
Derdin ki
Onurlu aşklar yaşanır gider sonsuza

Oysa sen şimdi
Diyorsun affet
Güzelliğin örtmez ki günahlarını

Yeşil gözlerinden sevda süzsem ne çare
Yağmur olup yüreğine düşsem ne çare
İhaneti gözlerinden silseydim keşke

Dokunduğum mavileri çaldın ne çare
Yeşil gözlerinden sevda süzsem ne çare
Yağmur olup yüreğine düşsem ne çare​
 
Geri