Hammer Kimdir

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Hammer Kimdir

Hammer -Tarihçi- Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

Joseph Freiherr von Hammer-Purgstall. Avusturyalı tarihçi ve bilim adamı. Graz’da 1774 yılında doğdu. 1796’da Viyana Doğu Dilleri Akademisini bitirdi.

1799 yılında Papa’nın temsilcisi Baron Herbert’in maiyetinde elçilik tercümanı olarak İstanbul’a geldi. Bir müddet sonra Türk İngiliz askerî işbirliği çalışmalarına katılmak üzere Mısır’a gitti. 1802’de yeniden İstanbul’a elçi kâtibi olarak gelen Hammer, 1807’de Avusturya’ya döndü ve Dışişleri Bakanlığı müşâviri olarak uzun yıllar hizmet gördü. Burada bulunduğu müddetçe şark yazma eserlerini inceleyen Hammer, 1847 yılında kurulan Viyana İlimler Akademisinin ilk başkanı seçildi. Türkçe, Arapça, Farsça gibi dilleri öğrenerek otuz yıl Türk Târihi ve Edebiyatı üzerinde çalıştı ve birçok eserler verdi. 1856 yılında Viyana’da ölen Hammer’in on sekiz cilt hâlinde yazdığı Osmanlı Devleti Târihi, devletin kuruluşandan Kaynarca Antlaşmasına kadar geçen olayları ihtivâ etmektedir. Hammer, bu eseriyle Türkiye’de büyük bir üne sâhib olmuştur. Ancak eserlerinde bir Haçlı taassubu ile davranmış, tarafsızlığını koruyamamıştır.

Hammer'in bir özelliği, üç Şark dili ya*nında yaşayan önemli Batı dillerini. Yu*nanca ve Latince dahil on kadar dili çok iyi bilmesi, konuşması ve yazabilmesidir. Türkçe'yi rahat konuşur ve yazar, Arap*ça'yı okur ve konuşabilirdi: Farsça'yı ise diplomatik müzakerelerde bulunacak ve meselâ Markus Aurelius'un felsefî me*tinlerini Latince'den Farsça'ya çevirecek kadar iyi bilirdi. Bu arada devrin Osman*lı ricali, müellif ve tarihçileriyle de te*masta olduğu görülmektedir. Melikpaşazâde Abdülkadir Bey İle tarih yazımı üzerindeki birtakım meselelerde mektup*laştığı bilinmektedir. Bununla birlikte Os*manlı tarihine dair eserinin bitirilip ba*sılması ve ardından Fransızca'ya çevril*mesinden itibaren eser II. Mahmud'un ve Babıâli'nin malumu olduğu halde Türk*çe'ye tercümesi Mehmed Atâ Bey tara*fından ancak 1911 'de tamamlanıp baskı*ya verilmiştir. Ayrıca Osmanlı şairleri hak*kındaki eserini II. Mahmud'a ithaf ve tak*dim etmiş, bununla ilgili olarak padişaha hitaben bir arîza göndermiş, II. Mahmud da eserin neşrinin tamamlandığı 1838'-de Hammer'i "nişân-ı iftihar" ile taltif et*miştir. Yine II. Mahmud'a hitaben gönderdiği bir başka mektubunda, filozof unvanıyla anılan Roma İmparatoru Marcus Aure*lius'un Grekçe yazmış olduğu on iki ki*taptan müteşekkil eserini [Les pensees: Tefekkürât) Farsça'ya çevirip kendisine takdim ettiğini belirtmiştir. Hammer. yaşadığı döne*min Osmanlı devlet adamlarının ilgisini ve takdirini çekmiş ve Encümen-i Dâniş'e üye seçilmişti. Onun Cevdet Paşa ile mek*tuplaştığı ve eseri hakkında tanıtıcı bir konferans verdiği bilinmektedir.

Viyana civarındaki mezar taşında Ham*mer'in Joseph ismini Yûsuf olarak kullan*ması, Kloster Neuburg'daki (Weidling) kabrini bir hıristiyan mezarından çok İs*tanbul'daki ulemâ kabirleri örneğine gö*re yaptırıp kitabesinde Arapça, "Hüve'l-bâki, rahman olan Allah'ın merhametine sığman üç dilin mütercimi Yûsuf Ham*mer" ibaresini kazıtması, sonraları kızı*nın da kendi mezarında buna benzer bir geleneği sürdürmesi, XIX. yüzyılın ilk ya*rısındaki bir aydının Şark ile kişiliğini ay-nîleştirme çabasını aksettirmektedir. Bu tutum ve tavır daha sonra diğer bazı şar*kiyatçılarda da gözlenecek ve hatta Do*ğu araştırmalarına yönelen bazı âlimler*de yeni bir kimlik edinme çabası dahi or*taya çıkacaktır. Hammer, yaşadığı süre*ce Şark'ın arşivler dışında edebî kaynaklarını ve yazma tarihlerini kullanmış, Av*rupa arşivlerine de başvurmuştur. Me*todunun eskiliği aşikâr olsa da henüz sen*tez halinde aşılamamış yazarlardandır ve hiç şüphe yok ki Batı'da modern şar*kiyat ve Türkoloji'nin öncüsü vasfına lâ*yıktır.

Hammer’in Türk, İran ve Arap târihi ve kültürü üzerinde verdiği eserler pek çoktur.

Eserleri başlıca

Doğu İlimlerine Ansiklopedik Bir Bakış,
İran Hitâbet Sanâtı Târihi,
Osmanlı Şiir Sanâtı Târihi,
Müslüman Hükümdarların Resim Galerisi,
İlhanlılar Târihi,
Kırım Hanları Târihi,
Deşt-i Kıpçak’ta Altınordu’nun Târihi, Osmanlı Devletinin Devlet Teşkilâtı ve Devlet İdâresi.
 
Geri