Halis Karabenli Şiirleri

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Bende bıraktıklarından çok sende kalanlarımı düşünüyorum.
Yetmiyor artık fotoğrafların ve bileklerime bıraktığın kokun.
Yüzümün kenarına iliştirdiğin tebessüm gittikçe kayboluyor.
Akıl almaz bir şekilde terk ediliyorum kendimce...
- "Ayrılık bir rüzgâr olmalı" diyorum.
Bu gece, denize küsen bir sandalın yelkenleri kadar hasretim nefesine, sesine...

Halis Karabenli
 
Saat ikimizi çoktan geçti, dönüş yok biliyorum...
Ama tutamıyorum, tutunamıyorum!
Ve sözüm meclisten daha içeri:
"Seni çok özlüyorum."

Halis Karabenli
Dudağımdaki İs
 
Bilmek istiyorsan ve bu sende bir şeyleri değiştirecekse yine söylüyorum; "evet, özlüyorum.. hem de deliler gibi."
Sen de duyuyor musun? Kelimelerin sessizliğinden daha çok ses çıkıyor.
Uğultular arasında uyumaya çalışmak, sadece sabahın çığlıklarını işitmeye yarıyor.

Gün şafakta kırmızı gelinliğine kavuşurken, yeni umutlara yelken açamıyorum.
Tüm çıplaklığıyla insan kendi ardına ne kadar saklanabilir?

"Geçmiş işte, geçmiyor diyorum, siz bana aldırmayın!"

Halis Karabenli
Dudağımdaki İs
 
İnsan elbette bilir kalbinin sahibini.
Kimi, neden içinde yaşattığını da iyi bilir.
Sırf bu yüzden sarılalım yine.
Bu, başımıza bir daha gelmeyecek.
Sende bir daha yaşamayacağım böyle...
Ve sen, bende yaşadığın gibi yaşamayacaksın bir başkasında.

Halis Karabenli
 
Bu yükü omzumdan al...
Bir sabah, beni sesinle uyandır.
Sesin kaplasın hüznümün içini.

Halis Karabenli
 
"Ben aşkın yaramaz çocuğu değilim.
Hiçbir kapıyı zorlayarak açmadım, hiçbir kapıda da kovulana kadar beklemem."

Halis Karabenli
 
Kırılmıştık...
Kalbine batan bir kemik gibiydim.
"Seviyorum" diyordum, ağlıyordu kadın.
Kadınlar ağlardı sevince.
Gidince, özleyince.. ve susunca.
Ağlardı kadınlar.


Halis Karabenli
 
Sırf bu yüzden, bir kişiyi beklediğin için onursuz gibi görebilir insanlar seni.
Defalarca bittiği halde, her keresinde yeniden başlayabilmek adına çaba gösterip vazgeçmediğin için,
basit sözlerle yargılanabilirsin yine herkes tarafından.
Anlam verilemeyebilir yaptıklarına.
Küçümseyici gözlerle bakıp, hiçbir yere sığdırmak istemezler seni.
Aldırmazsın fakat... Uzun uzun söylediklerine, başını eğmeden kısa sözlerle cevap verirsin:
"Seviyorum... Nedensiz, beklentisiz."

Halis Karabenli​
 
Kaç şehrin günahını besleyecek gözlerin?
Kaç aşığı daha yoldan çıkaracak, '’aşkım'’ deyişin!?
Ve kaç kez daha doğurup, kaç kez daha öldüreceksin beni?
Söyle sevgili!
Kaç mülteci daha sıkıştıracaksın şakaklarıma?
Tıka basa sen doluyken dehlizlerim;
yeter boğazımda düğümlendiğin!
Halis Karabenli
Dudağımdaki İs Kitabından
 
Herkes vurulur bir gün biraz...
Herkes biraz kanar hiç ummadığı yerden.
''Ben de mi,'' deme...
Sen de!
Halis Karabenli
 
"Aklım ölüyor" demiştim bir defasında hatırlarsın.
Yüzüm ölüyor, özlediğim yer ölüyor,
üzüldüğüm yer ölüyor, sarıldığım yer ölüyor...

Halis Karabenli
 
Elimden tut istedim. Tut ve gidelim buralardan.
Yarın tanışacakmış gibi yola çıkıp, yeniden başlayalım bazı şeylere.
Konuşacak çok şeyimiz olsa bile susalım istedim biraz...
İstedim işte; her şeyden, kendimden, bildiğim her şeyden çok istedim seni doğru dürüst sevmeyi...
Ama dinlemedin! Ayaklarını bana karşı tutan şeyler, vazgeçemediklerine koşarak gitti hep. Gelecekten korktun, can acısından korktun, uykusuz kalmaktan korktun...
Hep korktun yaşanacak şeylere.

Halis Karabenli
 
İnsan yarasıyla baş başa kalınca anlar ne çok acıdığını.
Kimse saramaz. Kimse dokunamaz yaranın içine.

Halis Karabenli​
 
Hatırlamıyorum kaç yaşımda olduğumu, kaç doğum günüme geç kaldığını bilmiyorum...
Belki bir milyar yaşındayım, belki de dün doğdum.
Evrenin ilk toz bulutu kadar eskiyim belki de.

Her neyse; inan, bunların hiç değeri yok.
O ilk elmanın koparılmasına tanıklık etmedim ama başka bir elmayı çalarken de ben yakalandım, sevdim seni...
Ve bu saatten sonra da, hiçbir şeyi güzelleştirme gibi bir derdim yok.
Ölen ölsün, kalan kalsın!
Yanımda olursan şayet; göz kapaklarından öper, yemin olsun, bu dünyayı herkese dar ederim.
Halis Karabenli
 
Hiç gitmediğim şehirler çağırıyor ve hiç bilmediğim isimler çıkıyor dudaklarımın arasından. Kaldığım yerleri unutsam bile, nereye düşse başım, ölüyorum sana kadar. Saçlarımı acıtan omuzlar benzemiyor omuzlarına. Her sabah uyandığım evim bir otel odası gibi... Dirilmek, çocuk çığlıkları ve ağlayan kadınlar... En başından kanıyorum her defasında. Aynı yara ve aynı loş ışık şehrin caddelerinde...
Bir pencere sönüyor sonra karşımda. "Özlüyorum" diyorum, ses etmiyorsun. Sesin yok. Sesin de ölüyor, sen de ölüyorsun sustukça. Ve ben, sen olmak istiyorum seninle ölmek için. Yineliyorum; özlüyorum, kalbimden geçip gidiyorsun. Duymuyorsun. Kalbim yorgun, kırıldı kalbim sana.

Halis Karabenli
.​
 
İşin samimiyeti buydu.
Okuduğun kitabın içinden uygun yerlerin altını çizer ve okuması için o'na verirdin.
Bir satırda "ekmek almaya gidiyorum" yazıyorsa, "geri döneceğim" demektir.
"Sana kahvaltı hazırlıyorum" demektir.
"Uyanınca gül, çok güzel gülüyorsun" demektir.
"Ben gelene kadar çayı koy" demektir...
En önemlisi; "aynı evde yaşarsak, bu satır anlam kazanacak" demektir...
Altını çizdiğim satırları düşün şimdi.
Halis Karabenli
 
Geri