GALİP TEKİN
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 14, 2016
-
- Mesajlar
- 676
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 41
HAKÎKÎ MÜSLİMÂN NASIL OLUR? (1)
Nasîhatlerin birincisi, Ehl-i sünnet âlimlerinin, kitâblarında bildirdiklerine göre, i’tikâdı düzeltmekdir. Bu âlimler, kitâblarında Eshâb-ı kirâmdan işitdiklerini bildirmişler, kendi kafalarından hiçbirşey yazmamışlardır. Cehennemden kurtulan, yalnız bu âlimlere tâbi’ olanlardır. Allahü teâlâ, o büyük insanların çalışmalarına, bol bol mükâfât versin! Dört mezhebin ictihâd derecesine yükselmiş müctehidlerine ve bunların yetişdirdikleri büyük âlimlere (Ehl-i sünnet) âlimi denir. İ’tikâdı (Îmânı) düzeltdikden sonra, ahkâm-ı islâmiyyeye uymak, ya’nî fıkh kitâblarının bildirdiği ibâdetleri öğrenmek ve yapmak ve yasak etdiklerinden kaçınmak lâzımdır. Beş vakt nemâzı, üşenmeden, gevşeklik yapmadan, şartlarına ve ta’dîl-i erkâna dikkat ederek kılmalıdır. Nisâb mikdârı malı ve parası olan, zekât vermelidir. İmâm-ı a’zam buyuruyor ki, (Kadınların süs olarak kullandıkları altın ve gümüşün de zekâtını vermek lâzımdır.)
Kıymetli ömrü, lüzûmsuz mubâhlara bile harcamamalıdır. Harâm ile geçirmemek, elbette lâzımdır. Tegannî ve şarkı ve çalgı âletleri ile meşgûl olmamalı, bunların nefse verecekleri lezzete aldanmamalıdır. Bunlar bal karışdırılmış, şekerle kaplanmış zehr gibidir.
NOT;
Ehl-i sünnet alimleri Osmanlı ve öncesi islam üniversiterinde (medreselerinde) islamın 20 ana ve kolları 80 ilmi ve zamanın fen ilimlerini daha birçok ilimleri okuyarak alim olurlardı. Bu medreseler Osmanlı ve Hindistan islam devletleri ile birlikte yeryüzünden cilve-i Rabbani olarak kalkmış, devir derin ahir zamana dönmüştür. Bu zamanın fitnesinden 124 000'den ziyade peygamber (aleyhimüsselam) Allahü tealaya sığınmışlardır. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını veya düzgün tercümelerini okuyan imanını düzeltir. Ama okuyan sanki yok gibi. Kime sorsak imanım sağlam diyor. Sanki papaz imanım çürük mü diyor?
Nasîhatlerin birincisi, Ehl-i sünnet âlimlerinin, kitâblarında bildirdiklerine göre, i’tikâdı düzeltmekdir. Bu âlimler, kitâblarında Eshâb-ı kirâmdan işitdiklerini bildirmişler, kendi kafalarından hiçbirşey yazmamışlardır. Cehennemden kurtulan, yalnız bu âlimlere tâbi’ olanlardır. Allahü teâlâ, o büyük insanların çalışmalarına, bol bol mükâfât versin! Dört mezhebin ictihâd derecesine yükselmiş müctehidlerine ve bunların yetişdirdikleri büyük âlimlere (Ehl-i sünnet) âlimi denir. İ’tikâdı (Îmânı) düzeltdikden sonra, ahkâm-ı islâmiyyeye uymak, ya’nî fıkh kitâblarının bildirdiği ibâdetleri öğrenmek ve yapmak ve yasak etdiklerinden kaçınmak lâzımdır. Beş vakt nemâzı, üşenmeden, gevşeklik yapmadan, şartlarına ve ta’dîl-i erkâna dikkat ederek kılmalıdır. Nisâb mikdârı malı ve parası olan, zekât vermelidir. İmâm-ı a’zam buyuruyor ki, (Kadınların süs olarak kullandıkları altın ve gümüşün de zekâtını vermek lâzımdır.)
Kıymetli ömrü, lüzûmsuz mubâhlara bile harcamamalıdır. Harâm ile geçirmemek, elbette lâzımdır. Tegannî ve şarkı ve çalgı âletleri ile meşgûl olmamalı, bunların nefse verecekleri lezzete aldanmamalıdır. Bunlar bal karışdırılmış, şekerle kaplanmış zehr gibidir.
NOT;
Ehl-i sünnet alimleri Osmanlı ve öncesi islam üniversiterinde (medreselerinde) islamın 20 ana ve kolları 80 ilmi ve zamanın fen ilimlerini daha birçok ilimleri okuyarak alim olurlardı. Bu medreseler Osmanlı ve Hindistan islam devletleri ile birlikte yeryüzünden cilve-i Rabbani olarak kalkmış, devir derin ahir zamana dönmüştür. Bu zamanın fitnesinden 124 000'den ziyade peygamber (aleyhimüsselam) Allahü tealaya sığınmışlardır. Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını veya düzgün tercümelerini okuyan imanını düzeltir. Ama okuyan sanki yok gibi. Kime sorsak imanım sağlam diyor. Sanki papaz imanım çürük mü diyor?