Frithjof
Bronz Üye
-
- Katılım
- Kasım 16, 2022
-
- Mesajlar
- 3,440
-
- Tepkime puanı
- 3,533
-
- Puanları
- 139
-
- Konum
- Bâbil
Merhaba,geçtiğimiz günlerde forumda Bakara 163. ayeti üzerinden bir münazara yapılmıştı.Sanırım konu sahibi @halukgta kardeşimizdi.Konu ilahi kelimetullahı referans alarak,külli bir şekilde hadisleri reddetmek fikri üzerine bir makale içeriyordu.Makalede etimolojik fahiş hatalar vardı.Lakin tümevarım şeklinde ele alındığında,karşıt olduğu görüş gayet fasihdi.Muhterem @HosgeldinHarunAbi benden konu için de fikir beyan etmemi rica etmiş,zaman ve mekan olarak o lahza uygun olmadığımdan kısmet bugüneymiş.
İlahiyat fakültelerin de Hadis ilmi adında geniş bir alan vardır.Bu alanda görev yapan ve nadide bilgiye sahip çok kıymetli akademisyenler var.Burdan yola çıkarak İslam dinin de,Hadis olarak adlandırılan rivayetlerin gayet mühim bir yerde olduğunu anlamak mümkün.Hadis-i Kutsi,Hadis-i Şerif olarak addedilen bu rivayetler Peygamber'e (Asm) isnad edilir.Hadis sözel bir eylem olmayıp,Peygamber'in (Asm) fiili/kavli eylemleri de hadis hükmündedir.
Gelelim asıl meseleye.İslam dininde hadislerin yeri ve ıslahatına.Bu raddede kısmen dumur olacaksınız ancak Hadisler ile Amel etmek caiz olmayabilir.Dikkat ederseniz kesin bir dil kullanmak yerine,faydacılığın insan fıtratında olan iyi ihtimali tefekkür etme yetisinin dürtüsü sayesinde,bir kapıyı açık bıraktım.Bunun esbabını yazımın devamında açıklayacağım.
Asr-ı Saadet kronolojisine baktığımız Hadis tompalama,rivayet etme isinin Peygamber'in (Asm) vefatından pek sonra,emeviler döneminde yapıldığı dikkatimizi çekiyor.Dikkatimizi çeken bu tarihi emarenin bir hikmeti var elbet.Peygamber (Asm) hayattayken bizzat sözlerinin yazım haline getirilmesini yasaklamıştır.Evet yanlış duymadınız kati ve sahih bilgidir ki,Peygamber'in (Asm) bu raddede kesin irade koymuştur.Bu yasağı o dönem manalandırmak zor olsa da,tefsir alimleri vahyi temel alan emirlerin önemine binaen ve ayetlerin sosyal hayata tatbik edilmesi konusun da ittifak sağlanması açından önemli ve gerekli olduğu fikrindedir.
Ancak 4 halife döneminden sonra özellikle kerbela vahşetini bir milad olarak kabul etmek mümkün.Hadis sayısında müthiş bir artma olmuştur.Elde yazılı bir kaynakta olmadığından dolayı,politik/ticari çıkarların da öne çıkmasıyla alakası olmayan binlerce söz Peygamber'e (Asm) isnad edilip,akabinde şahsi çıkar sağlanmıştır.Peygamber (Asm) vefat ettiği dönemden yarım asır sonra 150-300 bin arasında olduğu tahmin edilen hadis sayısı,günümüz de milyonlar ile ifade ediliyor.
En nihayetin de alimler bu kargaşanın önüne geçmek adına Peygamber'in (Asm) dönemin devlet liderlerine yazdığı mektupları kendilerine ruhsat addedip,ravilerden hadis toplamaya başlamışlardır.Ancak hata yapmanın insanın yaradılışında olduğunu varsayarsak,Kütüp-i Sitte(Altı Kitap) adlı en doğru sayılan eserlere dahi ihtiyatla yaklaşmak doğru olabilir.
Gelelim ikinci meseleye külliyen hadisleri inkar edip,islami tevhid paradigmasını sadece Kuran'a indirmek doğru bir bakış açısı değildir.Çünkü Kuran'da 40'dan fazla ayette Peygamber'e (Asm) biat edilmesi yönünde emir var.Ayrıca Kuran'da hem ölçü hem de sistemsel olarak detay verilmeyen mevzular var.Misal Namaz,Zekat,Abdest gibi ritüeller ve ahirin de içtimai konular,adalet ve devlet yönetimin de bir çok mesele/bilinmez fiili hadisler ile bize malum olmuş ve nihayetini bulmuştur.
Şahsi düşüncem,kasıtlı olarak defaatle her fırsatta hadis inkarcılığı yapmayı kasıtlı ve doğru bulmuyorum.Külli bir geri çevirmek yerine tahkik edip,Hadis'in Kuran'a uygunluğu konusunda tefekkür edip,ahirinde fikir sahibi olmak bana daha manidar geliyor.Her konuda olduğu gibi bu konuda da tecessüs etmek önemli,zira mütecessis bana göre doğruya en yakın ruhtur.
Elimden geldiğince sade ve öz yazmaya çalıştım.Yanlışımız vardır elbet,aklınızda nakıs olan bir şey varsa münazara edebiliriz.
İlahiyat fakültelerin de Hadis ilmi adında geniş bir alan vardır.Bu alanda görev yapan ve nadide bilgiye sahip çok kıymetli akademisyenler var.Burdan yola çıkarak İslam dinin de,Hadis olarak adlandırılan rivayetlerin gayet mühim bir yerde olduğunu anlamak mümkün.Hadis-i Kutsi,Hadis-i Şerif olarak addedilen bu rivayetler Peygamber'e (Asm) isnad edilir.Hadis sözel bir eylem olmayıp,Peygamber'in (Asm) fiili/kavli eylemleri de hadis hükmündedir.
Gelelim asıl meseleye.İslam dininde hadislerin yeri ve ıslahatına.Bu raddede kısmen dumur olacaksınız ancak Hadisler ile Amel etmek caiz olmayabilir.Dikkat ederseniz kesin bir dil kullanmak yerine,faydacılığın insan fıtratında olan iyi ihtimali tefekkür etme yetisinin dürtüsü sayesinde,bir kapıyı açık bıraktım.Bunun esbabını yazımın devamında açıklayacağım.
Asr-ı Saadet kronolojisine baktığımız Hadis tompalama,rivayet etme isinin Peygamber'in (Asm) vefatından pek sonra,emeviler döneminde yapıldığı dikkatimizi çekiyor.Dikkatimizi çeken bu tarihi emarenin bir hikmeti var elbet.Peygamber (Asm) hayattayken bizzat sözlerinin yazım haline getirilmesini yasaklamıştır.Evet yanlış duymadınız kati ve sahih bilgidir ki,Peygamber'in (Asm) bu raddede kesin irade koymuştur.Bu yasağı o dönem manalandırmak zor olsa da,tefsir alimleri vahyi temel alan emirlerin önemine binaen ve ayetlerin sosyal hayata tatbik edilmesi konusun da ittifak sağlanması açından önemli ve gerekli olduğu fikrindedir.
Ancak 4 halife döneminden sonra özellikle kerbela vahşetini bir milad olarak kabul etmek mümkün.Hadis sayısında müthiş bir artma olmuştur.Elde yazılı bir kaynakta olmadığından dolayı,politik/ticari çıkarların da öne çıkmasıyla alakası olmayan binlerce söz Peygamber'e (Asm) isnad edilip,akabinde şahsi çıkar sağlanmıştır.Peygamber (Asm) vefat ettiği dönemden yarım asır sonra 150-300 bin arasında olduğu tahmin edilen hadis sayısı,günümüz de milyonlar ile ifade ediliyor.
En nihayetin de alimler bu kargaşanın önüne geçmek adına Peygamber'in (Asm) dönemin devlet liderlerine yazdığı mektupları kendilerine ruhsat addedip,ravilerden hadis toplamaya başlamışlardır.Ancak hata yapmanın insanın yaradılışında olduğunu varsayarsak,Kütüp-i Sitte(Altı Kitap) adlı en doğru sayılan eserlere dahi ihtiyatla yaklaşmak doğru olabilir.
Gelelim ikinci meseleye külliyen hadisleri inkar edip,islami tevhid paradigmasını sadece Kuran'a indirmek doğru bir bakış açısı değildir.Çünkü Kuran'da 40'dan fazla ayette Peygamber'e (Asm) biat edilmesi yönünde emir var.Ayrıca Kuran'da hem ölçü hem de sistemsel olarak detay verilmeyen mevzular var.Misal Namaz,Zekat,Abdest gibi ritüeller ve ahirin de içtimai konular,adalet ve devlet yönetimin de bir çok mesele/bilinmez fiili hadisler ile bize malum olmuş ve nihayetini bulmuştur.
Şahsi düşüncem,kasıtlı olarak defaatle her fırsatta hadis inkarcılığı yapmayı kasıtlı ve doğru bulmuyorum.Külli bir geri çevirmek yerine tahkik edip,Hadis'in Kuran'a uygunluğu konusunda tefekkür edip,ahirinde fikir sahibi olmak bana daha manidar geliyor.Her konuda olduğu gibi bu konuda da tecessüs etmek önemli,zira mütecessis bana göre doğruya en yakın ruhtur.
Elimden geldiğince sade ve öz yazmaya çalıştım.Yanlışımız vardır elbet,aklınızda nakıs olan bir şey varsa münazara edebiliriz.