Haçlı seferleri

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Haçlı seferleri

180px-EroberungJerusalems2.jpg


Üstte:Kiliselerin tahrip edilmesi. Ortada: Yahudilerin başlarının kesilmesi.Altta: Şövalyelerin Hristiyanları yağmalaması

180px-SiegeofAntioch.jpeg


Birinci Haçlı Seferinde Antakya'nın kuşatması, miniature by Jean Colombe. (c. 1490)

Haçlı Seferleri, Haçlı Savaşları ya da Haçlı Akınları, 1094-1270 yılları arasında, Avrupalı Katoliklerin, Papanın çeşitli vaadleri ve talebi üzeri, Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır.

Yaklaşık ikiyüzyıllık bu dönem içinde, farklı amaçlarla bazı akınlar da düzenlenmiştir. (Örneğin; Bizans'ın elindeki Konstantinopolis'e yönelik olan Dördüncü Haçlı seferi, kuzey ve güney Avrupa'daki Hristiyan olmayan halklara karşı düzenlenen seferler gibi.)

Haçlı Seferlerine bu ismin verilmesi doğuya yürüyen Hristiyanların elbiselerine haç diktirmelerinden kaynaklanmıştır.

Dini, ekonomik ve sosyal bazı nedenleri olan seferlerin çok önemli sonuçları olmuştur.

Gelişimi

150px-CouncilofClermont.jpg


Clermont konsili (1095)

11. yüzyıla gelindiğinde Türkler Müslümanlığı kabul ederek batıya göç etmeğe başlamışlar, Büyük Selçuklu Devleti'ni kurarak Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdi. O döneme kadar İslam dünyasıyla büyük çaplı bir çatışmaya girmemiş olan Avrupalılar 1071 yılında Bizanslıların 1071 Malazgirt Savaşı'nda uğradıkları yenilgi üzerine telaşlandılar. Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış; Türkler İstanbul'un yakınlarına kadar ilerleyerek İznik'te Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurmuşlardı. Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos Papa II. Urbanus'tan Türklere karşı yardım istedi. Böylece zaten Kudüs'teki Hristiyanlığın kutsal topraklarının Müslümanların kontrolü olmasından hoşnut olmayan Avrupalılar arasında haçlı seferi düzenlemek düşüncesi doğdu. Papa II. Urbanus 18 Kasım - 28 Kasım 1095 tarihleri arasında Fransa'nın Clermont kentinde bir kurultay toplayarak Avrupa'nın liderlerini Müslümanlarla savaşa çağırdı. Bu çağrıya cevap veren ordular 1097 yılında ilk defa Anadolu'ya girerek Birinci Haçlı seferini başlattı.

Birinci Haçlı seferi Avrupalılar açısından oldukça başarılı oldu. Avrupalıların bu saldırısına hazırlıksız yakalanan Müslümanlar Avrupalıların Anadolu'da ilerlemesini engelleyemediler. Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Kılıçarslan İznik'i haçlılara vermek zorunda kaldı. Aynı yılın Temmuz ayında Eskişehir yakınlarındaki Dorileon Savaşı'nda haçlılara yenildi. Ekim ayında Haçlılar Antakya'yı kuşattılar. Bir seneye yakın süren bir kuşatma sonunda Antakya haçlıların eline geçti. 1099 yılında haçlılar Kudüs'ü kuşattılar. 15 Temmuz'da Kudüs düştü. Haçlılar Kudüs'ün tüm halkına büyük bir katliam yaptı. Birinci Haçlı seferi sonucunda Haçlılar Orta Doğu'nun çeşitli kentlerinde irili ufaklı Haçlı devletleri kurdular.

Birinci Haçlı seferinden sonra 10'a yakın haçlı seferi yapıldı. Ancak bunlardan hiçbiri başarılı olamadı. Orta Doğu'da güç kazanan çeşitli Müslüman devletler zamanla haçlı devletlerini birer birer ele geçirdiler. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü haçlılardan geri alması büyük bir dönüm noktası oldu. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde haçlıların Orta Doğu'daki varlığı sona ermişti. 14. yüzyıldan itibaren Avrupalıların Müslümanlara karşı saldırılarına Osmanlı Devleti karşı koydu.

Nedenleri

Dini Nedenler

Hıristiyanların kutsal yerleri, özellikle Kudüs'ü Müslümanlardan geri almak istemesi
Katolik Kilisesi'nin Ortodoks dünyasını egemenliğini altına almak istemesi
Fransa'da ortaya çıkan Kluni tarikatının Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması
Din adamlarının etkisi ile Hıristiyanlarda oluşan koyu taassup
Papa ve din adamlarının nüfuzlarını artırmak istemeleri

Siyasi Nedenler

Avrupalıların Türkleri Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz'den uzaklaştırmak istemesi
Türkler karşısında zor durumda kalan Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi.
Senyör ve şövalyelerin macera arzuları

Ekonomik Nedenler

Avrupalıların doğudan gelen ticaret yollarına hakim olmak istemeleri
Avrupa'da toprak sahibi olmayan soyluların toprak elde etmek istemeleri
Avrupalıların doğunun zenginliklerine sahip olmak istemeleri

Seferler

1096-1270 yılına kadar geçen dönemde başlıca sekiz Haçlı Seferi gerçekleşmiştir. Bunların nedeni, icraat ve sonuçları kısaca şöyledir :

Birinci Haçlı seferi

150px-1099jerusalem.jpg


Kudüs'ün düşmesi

Birinci Haçlı seferi (1096-1099) katılan orduların miktarı ve sonuçları bakımından en önemli olan Haçlı seferidir. Bu sefer 1095 yılında Clermont'da toplanan kilise konseyinde Papa II. Urban (Urbanus) ve Papaz Piyer Lermit tarafından teşvik edilmiştir. 600.000 kişilik Haçlı Ordusu, Godfrua do Buyyon tarafından sevk ve idare edildi. Eskişehir'de Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan tarafından karşılandı. 1099 yılında da Kudüs, Haçlı Ordusunun eline geçti.

Haçlılar Kudüs'ü zaptettikten sonra, Suriye ve Filistin'de bir Kudüs Krallığı kuruldu. Bir süre sonra Müslümanların Musul Atabeyi, Halep'i ve Şam'ı geri aldı ve Kudüs Kralını esir ederek, krallığına son verdi. Ayrıca bu sefer Haçlı seferlerinden başarıya ulaşan tek seferdir.

İkinci Haçlı seferi

İkinci Haçlı seferi 1147-1149 yılları arasında gerçekleşti. Musul Atabeyi'nin Urfa'yı zaptetmesi üzerine Hristiyanlar Avrupa'dan yardım istediler. Fransa Kralı VII. Louis ve Almanya İmparatoru III. Konrad, İkinci Haçlı seferi ordularının başına geçerek Anadolu'ya girdiler. Ancak, her yerde Müslümanların direnci ile karşılaştılar. Sonuçta çok küçük bir birlik ile Kudüs'e ulaştılar ve Kudüs Hristiyanları ile birleşerek Suriye'yi zaptetmek istediler. Bu girişim başarılı olamayınca ülkelerine döndüler.

Üçüncü Haçlı seferi

150px-Saladin2.jpg


Selahaddin Eyyubi

Üçüncü Haçlı seferi 1189-1192 yılları arasında gerçekleşti. Selahaddin Eyyubi'nin 1187 yılında Kudüs'ü tekrar ele geçirmesi üzerine Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, 100.000 kişilik bir ordu ile Anadolu'ya girdi. Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı II. Kılıç Arslan bu orduyu imha etti. Bunun üzerine Fransa Kralı II. Philip (Fransa) ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard Akdeniz yoluyla Akka'ya çıktılar ve şehri zaptettiler. Bir süre sonra Fransa Kralı hastalığını bahane ederek ülkesine döndü. İngiltere kralı ise Kudüs'ü geri almada başarılı olamadı ve İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı.

Dördüncü Haçlı seferi

Dördüncü Haçlı seferi (1200-1204) yılları arasında gerçekleşti. Papa III. İnnocentius, Kudüs'ü kurtarmak maksadıyla; tüm Avrupa'yı sefere davet etti. Toplanan ordunun emir komutası İtalyan Bonifacio'ya verildi. Ordunun Mısır'a çıkması planlandı ise de, Konstantinopolis'te isyan çıkması ve Bizans tahtının el değiştirmesi üzerine Bonifacio, Mısır yerine Konstantinopolis'e yöneldi.

Haçlı Ordusu Kudüs yerine Konstantinoplis'i işgal etti ve Bizans İmparatorluğu yerine bir Latin İmparatorluğu kuruldu. Fakat bu imparatorluk fazla yaşamadı (1204-1261). 1261 yılında Bulgarların ve İznik'e kaçan Bizanslılar'ın hücumları sonucu yıkıldı. Bizans İmparatoru Aleksi Paleolog tekrar Konstantinopolis'e gelerek imparator oldu. Bu seferden en kazançlı çıkan Venedikliler oldu ve Akdeniz'in önemli adaları gemilerinin nakliye ücreti karşılığı bunlara verildi. Dördüncü haçlı seferinin diğer haçlı seferlerinden farkı da Kudüs yerine Konstantinopolis'teki karışıklıklardan dolayı Konstantinoplis'un işgal edilmesi ve Bizans İmparatorluğu yerine Latin İmparatorluğu kurulmasıdır.

Diğer Haçlı seferleri

150px-Beibars.jpg


Baybars'ı savaşta gösteren bir ilüstrasyon

150px-Nicopol_final_battle_1398.jpg


Niğbolu Savaşı

Ana madde: Beşinci Haçlı seferi
Ana madde: Altıncı Haçlı seferi
Ana madde: Yedinci Haçlı seferi
Ana madde: Sekizinci Haçlı seferi
Ana madde: Dokuzuncu Haçlı seferi

Beşinci Haçlı seferinden hiçbir sonuç alınamadı.

Altıncı Haçlı seferi Almanya İmparatoru II. Friedrich tarafından yapıldı. Fakat, Friedrich Papa'nın afarozuna rağmen Müslümanlarla muharebeyi kabul etmedi.

Yedinci Haçlı seferi ve Sekizinci Haçlı seferleri, Fransa Kralı Louis tarafından sevk ve idare edildi. Mısır'da Dimyat'ı zapteden Louis, Man-sure'de yapılan muharebeyi kaybetti ve kendisi de esir düştü. Dimyat'ı geri vermek kaydıyla serbest bırakıldı ve 4 yıl sonra ülkesine geri döndü.

Dokuzuncu ve son Haçlı seferi de yine Louis tarafından Akdeniz'de faaliyet gösteren korsan diye niteledikleri Müslümanları bertaraf etmek için, 1270'de Tunus'a yapıldı. Louis, vebadan ölünce sefer de sonuçsuz kaldı.

Yedinci, sekizinci ve dokuzuncu Haçlı seferleri dördüncü Memlük sultanı Baybars tarafından püskürtülmüştür.

Bunların dışında Çocukların Haçlı Seferi (1212) adıyla anılan ve binlerce çocuğun katıldığı bir haçlı seferi de vardır. Çocuklar Müslümanlara karşı kışkırtıldılar fakat yolculuk esnasında Venedikli tacirler tarafından köle olarak satıldılar. [1]

Bundan sonra da Hıristiyan ülkelerin ortak lideri Papa'nın organize ettiği Hıristiyan birlikleri Osmanlılara ya da diğer Müslümanlara karşı aynı zihniyette topluca savaş yapmaya devam etmişlerdir. Bunlara örnek olarak Niğbolu Savaşı ya da Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları ya da Osmanlı'ya karşı Balkan İttifakı verilebilir.

Sonuçları

Dini Sonuçlar

Son Haçlı tablosu

Avrupa'da kiliseye, Papa'ya din adamlarına duyulan güven sarsıldı.
Skolastik düşünce zayıfladı.

Siyasi Sonuçlar


Son Haçlı tablosu





Seferler sırasında binlerce Senyör ve şövalyenin çoğu öldü. Sağ kalanların bir kısmı da topraklarını kaybetti. Böylece feodalite rejimi zayıfladı.
Merkezi krallıklar güç kazanmaya başladı.
Feodalitenin zayıflamasıyla köylüler çeşitli haklar elde ettiler.
Türklerin batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durdu
Bizans Batı Anadolu***8217;daki toprakların bir kısmını ele geçirdi.
Haçlılar ile yapılan mücadeleler İslâm dünyasını Moğol saldırılan karşısında güçsüz bıraktı.

Ekonomik Sonuçlar

Doğu - batı ticareti gelişti.
Marsilya, Cenova, Venedik gibi Akdeniz limanları önem kazandı.
Avrupalılar dokuma, cam ve deri işleme sanatını öğrendiler.
Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için İtalyan bankerlerine başvurmaları bankacılığı geliştirdi.
Avrupa'da hayat standartları yükseldi. Ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkı zenginleşerek burjuva sınıfını oluşturdular.
Anadolu, Suriye ve Filistin ekonomik bakımdan zarar gördü.

Teknik Sonuçlar

Pusula, barut, kağıt ve matbaa Avrupa'ya götürüldü. Bunlar Avrupa'da bilim ve teknik alanında gelişmelere yol açtı.
Avrupalılar İslâm Medeniyeti'ni yakından tanıdılar ve faydalandılar.
Avrupa'da kültür hayatı canlandı.
 

Haçlı Seferleri

Papalığın teşvikiyle, Hıristiyan Avrupalıların, Müslümanlara karşı tertip ettikleri seferlerin umumî adı. En önemlisi dînî olmak üzere, siyasî, sosyal ve iktisadî sebeplere dayanan Haçlı seferlerini, Papa İkinci Urbanus, 1095 yılında toplanan Clermont Konsilinde yaptığı konuşmayla başlatmıştır. Asırlarca devam edip, milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp, ülkelerin tahrip olunmasına sebep olmuştur. Doğu Hıristiyanlığının temsilcisi Bizans İmparatorluğu (395-1453), 1071 yılında Selçuklu Devleti (1038-1194) ile yaptığı Malazgirt Savaşı'nda yenilince, Türklere Anadolu kapıları açıldı. Selçuklu akıncıları, birkaç sene içinde Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarına ulaştılar ve Bizansın başkenti olan İstanbulu zorlamaya başladılar. 1075te Türkiye Selçuklu Devleti'ni kurup, İzniki başkent yapmaları, Avrupanın en büyük Hıristiyan devleti olan Bizansı kökünden sallamaya başladı. Bu durum Avrupalıları telâşa düşürdü. Çünkü Bizansın düşmesi Türklerin Avrupaya hakim olmasına yol açacaktı. Bunun önüne geçilip, Türklerin durdurulması gerekiyordu. Hattâ Anadolu dahil bütün Ortadoğudan atılmalıydılar. İkinci büyük sebep ise, iktisadî idi. Avrupa, 11. asırda müthiş bir fakirlik içindeydi. Kralların sarayları bile taş yığınlarından ibaretti. Altın, gümüş ve değerli madenlerin bir çoğu, Türklerin ve doğu kavimlerinin elindeydi. Avrupa, en iptidaî maddeler için bile doğuya muhtaçtı. Ziraat, çok ilkel usullerle yapılıyordu. Sulama sistemi yoktu. Fransa, Almanya, Venedik gibi büyük sayılan Avrupa devletlerinin senelik geliri, en mütevazı Türk beylerinin gelirlerinden azdı. Halk, önüne gelenin yağma ve talanından bıkmış, bir asilzâde veya eşkıya tarafından öldürüleceği günü bekliyordu.
Bu sırada Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah vefat etmiş, iç karışıklıklar baş göstermişti. Şiî-Fatımî Devleti, Selçukluların amansız düşmanı olup, Hıristiyanların müttefikiydi. Bütün bunlar, Papa İkinci Urbanusu Hıristiyanları birleştirerek Müslümanların üzerine saldırtmaya teşvik ediyordu. Böylece, bu papaz, Kudüs şehrini, Türklerin elinden almak için faaliyete başladı. Sadece Pierre LErmite isminde yoksul bir Fransız keşişi, etrafına 50.000 Fransız toplamıştı. Bunlar, Almanyaa gelince, kendilerine 50.000 Alman serserisi daha katıldı. Macaristanda ve Balkanlarda daha da çoğalan bu çapulcu ordusu, 1096-1270 seneleri arasında tertiplenen sekiz Haçlı seferinin ilk ordusu oldu.

Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)

Papaz Pierre LErmite ve şövalye Yoksul Gautier öncülüğünde İstanbula gelen bu topluluk, Bizans İmparatoru tarafından hemen Anadoluya geçirildi. Bunlar, doğunun zenginliklerine kapılıp, yağma ve tahribatlar yaparak yerli ahaliye zulmettiler. Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Kılıç Arslan, İznik önlerinde bu ilk Haçlı kuvvetlerini durdurarak, kılıçtan geçirdi. Bunların arkasından Aşağı Lorraine Dükü Gedefroi Bouillonun komutasındaki Haçlı ordusu yola çıktı. Bu orduda; birçok ünlü şövalye, soylu, kont ve dukalar vardı. Avrupanın bütün imkânları kullanılarak hazırlanmış olan bu ordu, 600.000 kişiden müteşekkildi. Almanyanın Rhein kıyılarında 10.000 Yahudi'yi kılıçtan geçiren bu Haçlı ordusu, İstanbula doğru gelirken, ülkesinde de yağma ve katliam yapılmasından endişe eden Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos, onlarla anlaştı. Haçlılar, erzak ihtiyaçlarının temini karşılığında, Anadoluda aldıkları yerleri Bizansa vereceklerdi. Antlaşma sonrası Anadoluya geçen Haçlılar, 1097 senesi Mayıs ayında Türkiye Selçuklularının başşehri İzniki kuşattılar. Kanlı çarpışmalar iki taraftan da ağır kayıplara sebep oldu. Altı yüz bin kişilik Haçlı ordusu karşısında verdiği kayıplara dayanamayan Birinci Kılıç Arslan, çarpışarak geri çekildi. İznik, Bizansn eline geçti. Eskişehir istikametinden Anadoluya giren Haçlı ordusuna karşı Sultan Birinci Kılıç Arslan (1092-1107), yıpratma savaşlarına başladı. Anadoluda Haçlıları en stratejik bölgelerde yakalayıp, âni baskınlarla imha hareketlerine girişti, pek çoğunu kırdı.
Haçlıların yanında, Bizans İmparatoru da, durumdan faydalanarak Türkiye Selçuklularının batı bölgelerindeki topraklarını işgal etti. Ermeniler ise, Türklerin Haçlılarla uğraşmalarını fırsat bilip, Toroslar'a bir müddet hakim oldular. Altı yüz bin kişilik kuvvetle Anadoluya geçen Haçlılar, Türklerin imha hareketi sonucu, Antakya Kalesi önlerine geldiklerinde 100.000e inmişti. 1097 yılı Ekim ayında Antakyayı kuşatan Haçlılar, kale içindeki Hıristiyan ahaliden birinin ihaneti sonucu, dokuz ay sonra, Haziran 1098de şehre girebildiler. Musul Atabeği Kürboğa Beyin kumandasındaki Müslüman-Türk ordusu, Antakyayı Haçlılardan geri almak için teşebbüse geçti. Fakat şehir alınmak üzereyken aralarında çıkan fitne, başarısızlığa yol açtı. Haçlılar, yaptıkları huruç hareketiyle, bu Müslüman ordusunu dağıttılar.
Antakyayı alan Haçlılar, kırk bine düşen kuvvetleriyle Kudüse hareket ettiler. Şiî-Fatımîlerin elinde olan şehir, kısa sürede Haçlıların eline geçti. Müslüman, Musevî ve Hıristiyanların yaşadığı ve her üç din mensuplarınca da kutsal olan Kudüs, Haçlıların eline geçince, büyük bir katliama uğradı. Yetmiş bin Müslüman ve Yahudi'yi, mabetlere sığınan kadınlar ve çocuklar dahil, acımasızca kılıçtan geçirdiler. Şehrin sokakları, kan ve cesetlerden geçilmez oldu.
Birinci Haçlı Seferi neticesinde Kudüste Katolik Latin Krallığı, Antakya ve Urfada birer Haçlı devleti kuruldu. Hıristiyanlar Ortadoğuyu bu vesile ile tanıyıp, Doğu Akdeniz kıyılarına yerleştiler. Müslümanlarca Mekke ve Medineden sonra en mukaddes şehir olan Kudüsün, Şiî-Fatımîlerce Haçlılara teslimi, büyük üzüntüye yol açtı. Müslümanlar, Haçlıları Ortadoğudan atmak için hemen teşebbüse geçtiler. 1144 senesinde Musul Atabegi İmâdeddin Zengî, Urfayı geri aldı. Bu durum İkinci Haçlı Seferine sebep oldu.

İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)

Urfanın Müslümanlar tarafından geri alınması üzerine, papa Eugeniusun teşviki ve papaz Saint Bernardın propagandası neticesinde İkinci Haçlı Seferi başlatıldı. Seferin komutanlığını, Yedinci Louis ile Almanya İmparatoru Üçüncü Konrad yapıyordu. Alman İmparatoru komutasında 75.000 kişilik ilk kafile, Konya Ovasına geldi. Bu ordu, Türkiye Selçukluları Sultanı Birinci Mesud tarafından imha edildi. Alman İmparatoru, canını zor kurtararak, beş bin kişiyle İznike sığındı. Fransa Kralı Yedinci Louis, 150.000 kişi ile yola çıktı. Alman İmparatorunun geriye kalmış döküntü kuvvetleriyle İznikte birleşti. Bu kalabalık orduya karşı meydan muharebesi yapmayı uygun bulmayan Sultan Mesud, Haçlıları, Toroslar geçidine çekti. Burada büyük kayıplara uğratılan Haçlıların artıkları, Antakyaya sığındılar. Şamı muhasara ettilerse de, Türkler tarafından mağlup edildiler.

Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192)

Selahaddin Eyyubî, Şiî-Fatımî Devletini ortadan kaldırıp, Eyyubî Devleti'ni kurduktan sonra, Haçlılara karşı harekete geçti. 1097 senesinden beri Haçlıların elinde bulunan Kudüsü, 1187 senesinde Hattin Zaferinden sonra ele geçirdi. Hıristiyanların birkaç kıyı şehir hariç, Ortadoğudan atılmaları, Avrupalıları endişelendirdi. Papa Üçüncü Clemensin teşvikiyle Fransa ve İngiltere Kralları ile Alman İmparatoru, Üçüncü Haçlı Seferine katıldılar. Sonu hezimet olmasına rağmen, Avrupanın en ünlü kral, imparator ve kumandanlarının katıldığı bu sefer, meşhurdur.
Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, kara yolu, Fransız Kralı Philippe Auguste ile İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard, deniz yoluyla hareket ettiler. Alman İmparatoruna, Türkiye Selçukluları Sultanı İkinci Kılıç Arslan, elçileriyle Anadoluya girmemesini teklif etmişse de, kabul etmedi. Türkleri dinlemeyen İmparator Friedrich Barbarossa, ordusunun büyük bir kısmını Selçuklu askerlerinin elinde kaybetti. Sonunda, Akdenize ulaşamadan nehirde boğuldu. Başsız kalan ve ağır zayiat veren haçlılar, perişan bir vaziyette Filistine ulaştılar. İngiltere Kralı, deniz yoluyla Kıbrısa varıp, Bizans valisini adadan kovarak Latin Krallığını kurdu. Kıbrıstan Akkaya geçen Arslan Yürekli Richard ve deniz yoluyla Akkaya varan Fransız Kralı, uzun süren muhasaradan sonra kaleyi aldı. Kudüsü yeniden almak için savaştılarsa da muvaffak olamadılar. Fransa ve İngiltere kralları, acı tecrübeler ve ağır kayıplar neticesinde, Kudüsü alamayacaklarını anlayınca, ülkelerine döndüler.

Dördüncü Haçlı Seferi (1204)

Papa Üçüncü Innocentiusun çağrısı, Foutges de Nevillenin propagandası neticesinde Bonifacionun tertip ettiği bu Haçlı seferine Almanya İmparatoru Altıncı Heinrich katıldı. Papanın itiraz etmesine rağmen Haçlılar, Venedik gemileriyle İstanbul önüne geldiler. 1204 yılında, Ortodoks Bizanslılardan İstanbulu aldılar. Şehrin zenginliği, Katolik Hıristiyanları şaşkına döndürdü. İstanbulu yağmalayıp, tahrip ettiler. Dindaşlarına her türlü zulmü, her çeşit kötülüğü yaptılar. Bizans İmparatoru, tahtını İstanbuldan İznike taşıdı. Bu olay, Bizans tarihinde ilk defa oluyordu. Nihayet İstanbulda 1261 senesine kadar devam eden Latin İmparatorluğu kuruldu. Bu sefer sonunda Venedik ve Ceneviz Devletleri, Yakındoğuda, büyük nüfuz ve toprak parçaları elde edip zenginleştiler. Haçlılar, dindaşları olan İstanbulun Ortodoks Hıristiyanlarına, çok zulüm ve eziyet yaptılar. İstanbulun sanat eserleri, zengin olmak hırsıyla tahrip edildi, evler yağmalanıp, binlerce İstanbullu, şehrin tarihinde görülmemiş, insanlık dışı tecavüzlere uğradı, soyuldu ve işkenceyle öldürüldü. Dördüncü Haçlı Seferinden, Müslümanlardan ziyade, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.

Beşinci Haçlı Seferi (1217-1221)

Papa Üçüncü Honoriusun teşvikiyle Macar Kralı İkinci Andrias, Kuzey Avrupadan gelen Haçlılarla, 1217 senesinde Akkaya geldi. Kral Andrias, Müslümanlar karşısında dayanamayınca, geri döndü. Geride kalanlar Dimyata saldırıp, şehri aldılar. Daha sonra Kahireye yöneldilerse de Eyyubîler tarafından bozguna uğratılıp, dağıtıldılar.

Altıncı Haçlı Seferi (1228-1229)

Papa Dokuzuncu Gregoriusun teşvikiyle Alman İmparatoru Üçüncü Frederich tarafından tertip edildi. Alman İmparatoru Kudüse kadar geldi. Eyyubî Sultanı Melik Kâmilin dış baskılardan bunaldığı bir devrede, Haçlıların Kudüse gelmeleri antlaşma zemini doğmasına sebep oldu. Antlaşma ile Kudüs Haçlıların eline geçti. Fakat Türkler tarafından mağlup edilmeleri sonucunda şehir, tekrar Eyyubîlere teslim edildi.

Yedinci Haçlı Seferi (1248-1254)

Kudüsün Müslümanlar tarafından alınması üzerine, Fransa Kralı St. Louis tarafından tertip edildi. Mısırda yeni kurulan Memlûklular, Haçlıları, 1250 senesinde, Mansûre Meydan Muharebesinde mağlup edip, Fransa Kralını da esir aldılar. Haçlılar dağıldı. St. Louis, Dimyatı Müslümanlara verip ülkesine döndü.

Sekizinci Haçlı Seferi (1268-1270)

Antakyanın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ve Yedinci Haçlı Seferinin öcünü almak için Fransa Kralı St. Louis tarafından düzenlendi. Bu seferin hedefi, Kudüs olmayıp, Akdeniz kıyılarındaki Müslüman denizciler üzerineydi. St. Louis, Tunusa çıktıysa da, salgın hastalıktan öldü. Fransa ordusu geri döndü. Bu sefer de başarısızlıkla sonuçlandı.
1096-1270 seneleri arasında, Müslümanlara karşı düzenlenen Haçlı seferleri sonucunda, bir takım Lâtin devletleri kuruldu. Bunlar, Kudüs Krallığı, Kıbrıs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prensliği, Urfa Kontluğu, İstanbul Lâtin İmparatorluğu, Mora Prensliği, Atina Dukalığı, Kefalonya Kontluğu, Naksos Dukalığı, Saint Jean Şövalyeleri idi. Bu Lâtin devletleri, Türkler tarafından ortadan kaldırıldı ve Haçlılardan hiçbir iz bırakılmadı. Fakat Haçlı seferleri, 1270 senesinde son bulmuş değildir. Her zaman Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı askerî kuvvet birleşiminin yanında; siyasî, kültürel ve ekonomik alanlarda da cephe birliği içinde olmuşlardır.
Asırlarca devam eden Haçlı seferleri sonucu, pek çok kan döküldü ve milyonlarca insan can verdi; nice ülkeler harap oldu. Bu seferler, dinî, siyasî, sosyal, kültürel, iktisadî birçok hâdiselere sebep oldu. Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için, Avrupada bir çok Hıristiyan tarikatları kuruldu. Seferlere iştirak için Avrupalıların dindarına, maceraperestine, işsiz-güçsüzüne ayrı ayrı vaadlerle propaganda yapılıp, Müslümanların karşısında bütün bunların boş çıkması neticesinde, papalığın ve kiliselerin otoritesi sarsıldı.
Bu seferler sonunda Hıristiyanlar, Müslümanları yakından tanıdılar. Harp meydanlarında aslanlar gibi cesurca dövüşen Müslümanların, aslında çok merhametli, iyiliksever, misafirperver olduklarını yakından gördüler. Müslümanların, papazların bahsettikleri gibi olmaması, Avrupalı Hıristiyanların daha önceki düşüncelerini değiştirdi.
Papalık, bu seferlerin masraflarını karşılamak gayesiyle, Hıristiyanların ruhanî işleri için vergi almak âdetini çıkardı. Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermeyenler, Hıristiyanlıktan aforoz edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrikada, Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.
Haçlı seferlerine katılan şövalyelerin, Müslümanlar karşısında güçsüzlüğü anlaşılınca, derebeylik idaresi zaafa uğradı. Merkezî otoritenin hakimiyeti artıp, Avrupada krallık rejimi kuvvetlendi. Köle durumundaki köylü, toprak sahibi efendilerinden arazi alarak, mal mülk sahibi oldu. Avrupada aralarında büyük eşitsizlik ve adaletsizlik uçurumu bulunan sınıflar arasındaki fark, kısmen azaldı.
Doğu sanat ve medeniyetini tanıyıp, İslamî eserlere hayran olan Haçlılar, Müslümanlardan sanat ve teknik alanda birçok yenilikleri ve keşifleri öğrendiler. Pek çok eseri yağmalayarak Avrupaya kaçırdılar. Bu ise, Avrupada ilim ve tekniğin gelişmesine sebep oldu. Müslümanlardan kâğıt ve pusulayı da öğrenen Haçlılarda gemicilik çok gelişti. Venedik, Cenova, Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının önemi artıp, ticarî faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler, serbest bölgeler mahiyetini alıp, Batı ve Doğunun ticareti gelişti.
Haçlı seferleri neticesinde Müslümanlar, Bizanslılar ve Yahudiler çok zarar gördü. İslâm ülkeleri ve devletleri harap oldu. Yüz binlerce Müslüman; Anadolu, Mısır, Suriye ve özellikle Kudüste kılıçtan geçirilip, yerleşim alanları yağmalanarak yakılıp yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından sadece Müslümanlar değil, Yahudiler, özellikle Ortodoks Bizans da nasibini aldı. İstanbulun zenginliğine hayran kalan Latin Katolikler, şehrin sanat eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks ahaliye saldırıp mal, can ve ırzlarına ziyadesiyle zarar verdiler. İstanbullular, şehri terk etmek zorunda kaldı. Haçlı zulmü o kadar arttı ki, asırlardır İstanbulda bulunan Bizans İmparatorluk tahtı, şehirden çıkarılıp, önceden Türkiye Selçukluları Devletinin başşehri olan İznike taşındı. Bizanslılar, 1261 senesinde İstanbulu Haçlılardan geri aldılar.
Haçlı seferleri sonucunda, İslâm medeniyetini tanıyan Avrupada, ilim ve teknikte gelişmeler olup, merkezî otoritenin kuvvetlenmesi yanında, Müslümanlara karşı asırlarca devam edecek askerî, siyasî, iktisadî ve kültürel politikanın da tespit edilip, safha safha tatbikine sebep olmuştur.
Osmanlı Devleti'ne ve diğer Müslüman devletlere karşı, 1364 Sırpsındığı, 1389 Birinci Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 İkinci Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana Kuşatması, Osmanlı Devletinin yıkılması ve 1919-1922 İstiklal mücadelemizde Haçlılar ittifak edip, Müslümanlara karşı cephe aldılar. Hattâ Kudüsün elimizden çıkması üzerine, müttefikimiz olan Almanlar, bayram yaptılar.
Batılıların geçen asırlarda ve günümüzde, İslâm ülkelerine karşı tatbik ettikleri yayılmacılık ve sömürgecilik hareketleri, İslâm dinine saldırmaları ve Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları bütün dejenerasyon faaliyetleri, geçmişteki Haçlı seferlerinin, hâlen soğuk savaş, kültürel ve ekonomik savaş olarak devam ettiğini göstermekte, bugün bile pek çok eserimiz çalınarak batıya kaçırılmaktadır. Aksine, batıdan ülkemize kaçırılmış bir tek eser bile görülmemiştir. Batı, her hususta bunu bugün bile tatbik etmektedir.
 
HAÇLI SEFERLERI

Islâm düsmani papalarin Kudüs'ü müslümanlari hakimiyetinden kurtarmak ve müslümanlari Anadolu ve Avrupa'dan atmak gayesiyle baslattiklari seferlere verilen âd.
Islâmiyetin hristiyanligin aksine büyük bir süratle yayIlmasi, müslümanlarin Suriye, Filistin ve Anadolu'ya hakim olarak Iznik'in baskent oldugu yeni bir devleti kurmalari, hristiyan aleminin dini lideri papayi ve hristiyanligin hâmîsi olarak kabul edilen Bizans Imparatorunu ciddi bir sekilde endiselendiriyordu. Bu yüzden hem Islâmiyetin yayilisini durdurmak hem de sosyal ve ekonomik sIkinti içinde olan Avrupa'yi bu durumdan kurtarmak için Bati Avrupa'da Vatikan kilisesinin önderliginde yogun bir faaliyet baslatildi. Papa II. Urbanus Hz. Isa'nin dogum yeri olan Kudüs'ün ve kutsal saydiklari makamlarin müslümanlar tarafindan kirletildigini, Kudüs'e giden hristiyan haci adaylarina zulüm ve iskence yapildigini öne sürerek böyle mukaddes bir beldenin müslümanlarin baskisindan kurtarIlmasi için bütün hristiyanlarin canla basla seferber olmalari gerektigini söyleyerek halki sefere katIlmalari için tahrik ediyordu. Halbuki uzun süredir bu kutsal topraklar hristiyan haci adaylari tarafindan ziyaret ediliyor, bu konuda onlara engel olunmak söyle dursun yardim bile ediliyordu. Filistin'de kendilerine ayrIlmis hastaneleri, kilise ve manastirlari hatta kütüphaneleri bile vardi. Öte yandan Bati Avrupa'da halkin içine düsmüs oldugu ekonomik kriz ve sIkintidan da ancak dogunun baharat yollarinin ele geçirIlmesiyle kurtulabilecegi söylenerek halk bu sefere katIlmaya tesvik ediliyordu. Bütün bu gayelerin gerçeklesmesi de ancak hristiyan aleminin yek vücut halinde hareket etmesiyle mümkün olabilirdi.
Birinci Haçli Seferi:
Papa II. Urbanus 18-28 Kasim 1095 tarihleri arasinda bütün Bati Avrupa'nin ileri gelen din adamlarinin katildigi bir toplantida bu büyük harekâta süratle hazirlanmalari gerektigini hatirlattiktan sonra Ilk büyük haçli kafilesinin harekete geçmesini temin etmistir. Ertesi yil yani 1096'da Pierre L'Ermitte adli bir kesisin idaresinde heyecanli fakat disiplinsiz bir haçli kitlesi düzensiz bir vaziyette Belgrat, Nis, Sofya, Filibe ve Edirne yoluyla Istanbul'a gelmis ve 6 Agustos 1096'da Bizans Imparatoru Alexios Kommenos tarafindan Anadolu yakasina geçirIlmistir. Savas disiplininden uzak bu haçli kitlesi Eylül 1096'da Anadolu Selçuklu Sultani I. Kiliç Arslan tarafindan bozguna ugratIlmistir.
Bu haçli sürülerinin Kiliç Arslan tarafindan imha edIlmesi üzerine Avrupa'da prensler, dükler ve zirhli askerlerden olusturulan ordularla yeni bir hareket baslatIlmistir. Birincinin aksine tam bir disiplin içinde bulunan bu ordular savas kabiliyeti yüksek sövalyelerden olusuyordu. Meshur kontlarin idaresinde dört kol halinde harekete geçen yeni haçli kuvvetleri 1097'de yine Imparator Alexios tarafindan Anadolu'ya geçirildi. Mayis 1097'de Iznik'i kusatan Haçlilar müstahkem surlarla çevrili sehri sIkistirmaya basladilar. Anadolu Selçuklu Sultani Kiliç Arslan bu sirada Malatya'da bulunuyordu. Üstün haçli kuvvetleri karsisinda basarili olamayacaklarini anlayan müslüman askerler sehri Bizans kumandani Butumites'e teslim etmek üzere müzakerelere basladiklari sirada Kiliç Arslan gelince teslimden vazgeçerek haçlilarla kanli bir mücadeleye girdiler. Selçuklu sultani I. Kiliç Arslan ordusunu Iznik hIsari önündeki ovada savasa soktu. Çok çetin geçen bu çarpismalar sirasinda her Iki tarafin da agir kayiplari oldu. Sonunda Kiliç Arslan Iznik'i kendi mukadderatina birakarak haçlilari daglik bölgelerde ve geçitlerde sIkistirmak gayesi ile geri çekildi. Haçlilar siddetli hücumlar sonunda Iznik'i ele geçirerek Bizans'a teslim ettiler.
(19 Haziran 1097). Kiliç Arslan böylece yalniz baskentin degil oradaki asker ve hazinelerini de kaybederken haçli kuvvetleri de Eskisehir istikametinde ileri harekâta devam ettiler. 30 Haziran 1097'de Eskisehir ovasinda Haçlilari tekrar sIkistiran Kiliç Arslan arkadan yetisen zirhli birlikler karsisinda geri çekIlmek zorunda kaldi. Anadolu içlerine çekilirken de muhtelif yörelerdeki Türk birliklerini kendisine katIlmaya çagirdi. Bu arada Danismend Gazi ve Kayseri bölgesi emiri Hasan ile ittifak yapti.
Haçlilar Eskisehir ovasinda birkaç gün dinlendikten sonra Bizanslilarin tavsiyesine uyarak Konya'ya dogru yola çiktilar. Türk birlikler zaman zaman yaptiklari baskinlarla Haçlilara agir kayiplar verdirdiler. Hâçlilar Agustos ortalarinda Konya'ya varip Meram'da bir süre dinlendikten sonra Eregli'ye hareket ettiler. Kiliç Arslan bu sirada tekrar haçlilarin karsisina çikti fakat savasa girmeye cesaret edemedi. Haçlilar Eregli de Iki kola ayrildilar. Bir kismi Kilikya istikametinde yola devam ederken büyük bir bölümü de Kayseri'ye yöneldi. Emir Hasan yol boyunca Haçlilarla kahramanca savastiysa da müslümanlarin Kayseri'yi bosaltmalarina engel olamadi. Haçlilar Kayseri'yi geçip Göksün ve Maras yoluyla Antakya'ya dogru ilerlediler.
Ana Haçli ordusu Konya Eregli'sine vardigi sirada Kilikya'ya giden Baudouin de Boulogne, Maras'ta birlesik haçli ordusuna katIlmis ve daha sonra Antakya istikametinde ilerleyen ordudan tekrar ayrilarak Urfa bölgesine gitmistir. Telbâsir'de bulundugu sirada kendisine yapilan davet üzerine Urfa'ya hareket etmis ve 10 Mart 1098'de Urfa Haçli Kontlugu'nu kurmustur. Antakya'ya varan haçli kuvvetleri ise burçlardan birini korumakla görevli Ermeni asilli Firûz ile anlasarak 3 Haziran 1098'de sehri isgal etmisler ve burada Antakya prensligini, kurmuslardir.
Haçlilarin Suriye bölgesine inmeleri ve müslümanlarin mallarina ve canlarina kastetmeleri sebebiyle beliren hosnutsuzluk üzerine halife Mustazhir Sultan Berkyaruk'a bir elçi gönderdi ve ordularinin gücü kuvveti artmadan haçlilara karsi cihad için gerekli hazirliklarda bulunmasini Istedi. Berkyaruk da askerlerine "Amîdu'd Devle ile birlikte cihada çikmalarini emretti (491/1097-1098). Hille Arap emîri Sadaka da ayni maksatla harekete geçti ve öncü birliklerini Enbar'a gönderdi. Fakat haçlilarin çok büyük bir orduya sahip oldugu duyulunca müslümanlarin cesareti kirildi. Bu durum Franklarin Suriye'de iyice yerlesmeleri ve daha ileri bir harekâta devam ederek Kudüs'ü isgal etmeleriyle neticelenecektir.
Kudüs, Tâcu'd-Devle Tutus'un hâkimiyetinde idi. Bilâhere Artuk oglu Sokman'a ikta' etmisti. Haçlilarin Antak ya'yi isgalini ve bütün müslümanlari kiliçtan geçirmelerini firsat bilen Fâtimîler Efdal b. Bedru'l-Cemâlî'nin komutasinda gönderdikleri ordu ile Kudüs'ü muhasara ettiler ve manciniklarla tas yagmuruna tuttular. Sehri kirk gün koruyan Artukoglu 0l-Gazi ve Sokman sonunda Kudüs'ü onlara teslim etmek zorunda kaldilar.

Haçlilar Antakya'dan sonra asil hedefleri olan ve Fâtimî emîri 0ftihâru'd devle tarafindan idare edilen Kudüs'e yöneldiler. Aç ve per Isan bir halde olan bu kutsal sehri günlerce muhasara ettiler. Nihayet 15 Temmuz 1099 tarihinde ele geçirdiler. Bir kisim müslümanlar Mihrab-i Davud'a siginip 3 gün mücadele verdiler, fakat daha sonra eman ile teslim olmak zorunda kaldilar. Franklar Mescid-i Aksâ'da yetmis bin müslümani kiliçtan geçirdiler. Altin ve gümüs kandillere, sayisiz denecek kadar degerli esyaya sahip oldular. Böylece hedeflerine ulasan haçlilar Kudüs'te Lâtin Devleti'nin Ilk kralligini kurdular.
Bu müslüman katliami karsisinda Kadi Ebu Sa'd el-Herevî baskanliginda Suriye'den gelen heyet müslümanlarin acikli vaziyetlerini gözler önüne serip yardim diledi. Halife gözleri yasartan ve gönülleri ürperten bu durum karsisinda Kadi Ebu Muhammed ed-Damagânî, Ebu Bekr es-Sasî, Ebu'l-Kasim ez-Zencânî, Ebu'l-Vefâ b. Ukayl, Ebû Sa'd el-Hulvânî, Ebu'l-Hüseyn b. Semmâk'i emirleri ve mü'minleri cihada tesvik etsinler diye gönderdi ise de çogu yaslilik ve hastaligim bahane etti. Bunlardan Ebu'l-Vefâ, Ebû Sa'd el-Hulvânî ve Ebu'l-Hüseyn Hulvân'a geldiklerinde Sultan Berkyaruk'un veziri Mecdu'l-Mülk'ün katledildigini duyup geri döndüler. Böylece bu hayirli tesebbüsten de hiç bir sey elde edilemedi. Sultan Berkyaruk ve digerleri taht kavgalarindan firsat bulup da bu konularla ilgilenemediler.
Hz. Ömer'in Kudüs'ü fethettigi zaman hristiyan halka can ve mal emniyeti, din ve vicdan hürriyeti tanidigini ve onlara nasil Islâmî ve Insanî bir muamelede bulundugunu bilenlerin onun bu âlicenap hareketiyle hristiyanlarin Kudüs'ü isgal ettikleri zaman sergiledikleri vahsice davranislari birbirleriyle mukayese ederek Hz. Ömer'in bu asilce davranisi karsisinda saygi ile egIlmeleri gerekir. Ama bu gibi olaylar Islâm'in ve müslümanlarin merhametli davranislari ile Islâm düsmanlarinin gaddarca tavirlarinin karsilastirmak arasinda son derece önemlidir.
Ikinci Haçli Seferi:

Atabeg 0m adeddin Zengi'nin 1144'te Urfa'yi fethi bütün Avrupa'da çok büyük yanki uyandirdi. Islâm dünyasinin bagrina bir kama gibi saplanan Urfa Haçli Kontlugu'nun yIkilmasi ve Urfa'nin tekrar Islâm topraklarina katIlmasi müslümanlari büyük bir sevince bogarken hristiyanlari da ayni sekilde üzüntüye sevketti. Urfa'yi üs olarak kullanip el-Cezire ve Suriye'deki müslüman halka zulüm ve iskence eden hristiyanlar Aziz Bernard'in tesvikleri ve Papa III. Eugenius'un 1145 tarihli fermaniyla yeni bir haçli seferi için hazirliklara basladilar. Papanin çagrisi üzerine Fransa krali VII. Louis ile Alman Imparatoru III. Konrad bu sefere katIlmaya karar verdiler ve 1147'de ayri ayri hareket ettiler. Konrad Dorylaion yakinlarinda Anadolu Selçuklu sultani I. Mesud'a maglup olarak sIkinti içinde yoluna devam etti. Kral Louis de Antakya üzerinden Kudüs'e hareketle burada Konrad ile bulustu. Iki haçli lideri Sam'a sardirmaya karar verip 50.000 kisilik büyük bir orduyla harekete geçtiler. Sam âtabegi Emir Üner, Musul atabegi Nureddin Zengi'den yardim Istedi. Bir müddet Sam'i kusatan haçlilar hiç bir basari elde edemeden geri döndüler. Böylece Ikinci haçli seferi hedefine ulasamadan sona erdi (1148).
Üçüncü Haçli Seferi:
Büyük Islâm mücahidi Salâhaddîn-i Eyyûbî'nin Misir'da hâkimiyeti ele geçirerek Fâtimi devletine son vermesi haçlilar için de agir bir darbe olmustu. Salahaddin 1187'de Hittin'de kral Guy de Lussignan'i maglup etmis ve Gerçek Haç'i ele geçirmisti. Haçlilar Islâm dünyasina geldikleri tarihten beri böyle agir bir darbeye maruz kalmamislardi. Salâhaddin-i Eyyubî bu savasta Kudüs haçli kralligina bagli kuvvetlerin büyük bir kismini imha etmis oldugu için ciddi bir mukavemetle karsilasmadan Taberiyye, Nâsira, Nablus, Akkâ, Hayfa, Sayda, Cübeyl ve Beyrut'u, 4 Eylül 1187'de de Askalan'i zaptetti. 20 Eylül 1187'de Kudüs'ü muhasara etmeye basladi ve 2 Ekim 1187 Cuma günü (27 Receb 583) Mirac gecesinde fethetti. Bu zafer Islâm âlemini hakli olarak büyük bir sevince bogdu. Salahaddin-i Eyyubî de tipki Hz. Ömer gibi esir alinan hristiyan ahaliye sefkat ve merhametle muamele etti. Sehirdeki haçlilar fidye ödeyerek kurtuldular. Fakirlerden hiçbir fidye alinmadan diledikleri yere gönderildi. Kadinlara, çocuklara ve hristiyan din adamlarina her türlü kolaylik gösterildi. Iste Seksen sekiz yil önce Kudüs'e giren haçli zalimlerinin davranisi ile Selahaddini Eyyûbî'nin davranislari arasindaki fark Iki ümmet arasindaki farktir.
Kudüs'ün fethi ve Haçli hakimiyetindeki bir çok sehrin müslümanlarin eline geçmesi Avrupa'da tepkiyle karsilandi ve Papa VII. Gregorius'un çagrisiyla Kudüs'ü kurtarmak amaciyla yeni bir sefer için hazirliklara baslandi. Çagriya Ilk katilan Sicilya krali Guglielmo 1189'da baslatilan sefere katilamadan öldü. Papaligin tahrIkiyle Alman Imparatoru Friedrich Barbarossa, Fransa krali Phlippe Auguste ve Ingiltere krali Arslan Yürekli Richard ile Italyan sehir devletleri de gemileriyle bu sefere katildilar. Haçlilar bu seferde sahip olduklari muazzam donanma sayesinde Selahaddin'e karsi uzun süre mukavemet edebildiler. Kral Philippe ile Richard 1191'de Akkâ önlerinde bulusup sehri muhasara ettiler. Haçlilar karsisinda tutunamayan Akka emiri teslim oldu (1191). Bu arada kral Richard ile anlayasamayan Philippe ülkesine döndü. 1192'de Yafa ile Sur arasindaki sahil seridi Franklara birakilarak 3 yil 8 aylik bir anlasma imzalandi. Üçüncü Haçli seferinde haçlilarin yegane kazanci Kibris'i elegeçirmeleriydi. Haçlilar daha sonra burayi önemli bir üs olarak kullandilar.
Dördüncü Haçli Seferi
Dördüncü haçli seferinin amacindan saptirildigini gören Papa bu düsüncenin bütün Hristiyan alemine yayIlmasindan korkarak yeni bir sefer için kollari sivadi. Halk arasinda haçli seferlerine katIlma arzusu bütün siddetiyle devam ediyordu. 1212 yilinda binlerce çocuk ayni düsüncelerle sefere katIlmisti. Bunun üzerine Papa III. Innocentius 1215 tarihinde yeni bir sefer için çagrida bulundu. Kutsal Roma Germen Imparatoru II. Friedrich de bu sefere katIlmaya söz vermisti ancak daha sonra ülkesinde kalmasi uygun bulundu. Papa'nin bu seferi gerçeklestirebIlmesi için önemli miktarda paraya ihtiyaci vardi. Venedik ve Cenova'ya müracaat ederek yardim Istedi. Onlar ancak Misir'a bir sefer düzenlenirse para yardiminda bulunacaklarini söylediler. Maksat dini olmaktan çok ticârî bir hüviyet kazanmisti. Uzak Dogu'ya giden ticaret yolunun Misir ve Kizil Deniz'den geçmesi sebebiyle bu yöreye hâkim olmak istiyorlardi. 1218'de Kudüs kralliginin yasal varisi Jean de Brienne önderliginde yola çiktilar. 1219'de Dimyat'i isgal ettiler. Bir Fransiz birligi de Anadolu istikametinde yola koyuldu. Eyyûbiler endiseye kapilarak Kudüs'ü teslim etmeye razi olduklarin bildirdi ve baris talebinde bulundular. Fakat papalik elçisi buna yanasmadi ve 1221 Temmuzunda Kahire'ye dogru hareket etti, fakat Nil'i geçemedi. Eyyubî hükümdari el-Melikü'l-Kâmil haçlilari Dimyat'tan uzaklastirmayi basardi. Neticede haçlilar daha kötü sartlarda bir anlasmayla razi oldular (1221). Bu sefer papaligin önderliginde düzenlenen son haçli seferi oldu.
Altinci Haçli Seferi:
Bu haçli seferi karakter bakimindan digerlerinden farkliydi. Papa, III. Honorius Kutsal Roma Germen Imparatoru II. Friedrich'i Kudüs'ü elegeçirerek orada krallik tacini giymeye tesvik etti. 1227 yilinda sefere çIkilmak üzereyken salgin bir hastalik yüzünden bundan vazgeçildi ve geri dönüldü. Yeni Papa IX. Gregorius Imparatorun hastaligi bahane ederek geri dönmesinden hoslanmadi ve onu aforoz etti. Bunun üzerine II. Friedrich papaliktan ayri olarak kendi basina Misir'a hareket etti. Eyyûbi hükümdari dahili mücadeleler yüzünden haçlilarla ciddi olarak mücadele edemedi. II. Friedrich ile anlasarak Kudüs, Nâsira ve Beytüllahm'i haçlilara teslim etti (1229). el-Melikü'l-Kâmil'in bu davranisi Islâm alemini üzüntüye bogdu. Salâhaddin-i Eyyûbi'nin binlerce sehit vererek fethettigi bu mukaddes beldeyi onlara teslim etmesi ihanet olarak kabul edildi. Nihayet el-Melikü's-Salih devrinde sehir yeniden müslümanlar eline geçti (1246).
Yedinci Haçli Seferi:
Fransa krali IX. Louis yeni bir sefer arzusundaydi. Papa IV. Innocentius da onu destekledi ve 1245'te hristiyan lara yeni bir çagrida bulundu. Kral Louis Fransiz ve 0ngilizlerden olusan bir orduyla yola çikti (1248). Eylül ayinda Kibris'i alip Misir'a dogru yola çikti. 1249'da Dimyat'i zaptettiler. Robert de Artois adli haçli kumandani Mansûra'ya bir sefer düzenlediyse de yenilip geri çekildi. Daha sonra bizzat Kral Louis Kahire üzeri ne yürüdü fakat Islâm ordusuna yenilerek Turansah'a esir düstüyse de serbest birakildi.
Sekizinci Haçli Seferi:
Mogollari Aynicâlut'ta agir bir bozguna ugrattiktan sonra Kutuz'u öldürerek tahta geçen Baybars Haçlilara karsi yogun bir kampanya baslatti. 1265'te Kaysâriyye, Hayfa ve Arsuf'u, ertesi yil Galilea'yi, 1268'de Antakya'yi ele geçirdi ve 1271'de Haspitalier sövalyelerinin karargâhini zaptetti. Bu gelismeler Avrupa'da büyük yanki uyandirdi. IX. Louis yeni bir sefer için hazirliga basladi ve 1270'de Tunus'u isgal etmek gayesiyle harekete geçti. Onun yolda ölümü üzerine Prens Edward kumandasindaki haçlilar basari saglayamadilar. 1289'da Trablussam, 1291'de de haçlilarin son kalesi Akkâ düstü. Papa IV. Nicholaus ve halefleri dogudaki hristiyanlara yardimci olmak amaciyla tesebbüse geçtilerse de sonuç alamadilar. Fransa ile Ingiltere aralarindaki çekismeler yüzünden bu hareketi yeterince destekleyemediler. Üstelik Avrupa ekonomik açidan da giderek zayif düsmüstü. Haçli seferleri daha sonraki asirlarda devam etmekle beraber bunlarin gayesi artik kutsal topraklari elegeçirmek degil Avrupa'daki Osmanli ilerleyisini durdurmakti.
Osmanlilarin Balkanlara girip Bulgaristan'i ve Sirbistan'in bir kismini ele geçirmesi üzerine bütün Avrupa Hristiyan dünyasi hazirladigi birlesik ordularla Osmanlilar üzerine saldiriya geçtiler. Kurulan Balkan ittifakiyla Bulgarlar, Sirplar, Macarlar, Arnavutlar ve Ulahlar Kosova'da müslümanlara saldirdilarsa da büyük kayiplar vererek geri çekildiler. Fakat birkaç yil sonra Balkan ittifâkina katilan milletlere ek olarak Fransiz, Italy an ve 0ngilizlerin de yer aldigi büyük bir Haçli ordusu daha harekete geçip Balkanlarda müslümanlara saldirdi. Nigbolu'da meydana gelen s avasta Haçlilar büyük bir bozguna ugratildilar.
Günümüze kadar devam eden Batililarin saldirilari I. Dünya savasinda Osmanliyi yikarak daha sonralari Kuzey Afrika ve Ortadogu'yu istila edip birçok küçük devletçikler kurarak emperyalist bir ruhla sömürmeye baslamislardir. Bütün bunlar yetmiyormus gibi Islâm dünyasinin merkezinde mukaddes Kudüs çevresinde Yahudi devletini kurmakla veya bu devletin kurulmasi için en büyük yardimi saglamakla haçli zihniyetlerini bir kez daha ortaya koydular. Filistin, Kesmir ve Afganistan'in isgali Kibris konusundaki tutumlari haçli zihniyetinin bir devami olarak yasanirligini sürdürmektedir.
 
HAÇLI SEFERLERİNİN NEDENLERİ

Dini nedenler;

a)Hıristiyanların kutsal yerleri geri almak istemeleri:

Hz . Ömer Kudüsü aldıktan sonra oradaki Hıristiyan ve Musevilere dini bir takım haklar ve imtiyazlar vermişti .Abbasiler devrinde Harun Reşit ile Şarlman arasında yapılan anlaşmaya göre de:Hıristiyanlar, Kudüs ve dolaylarındaki kutsal yerleri serbestçe ziyaret edebileceklerdi. Bu durum 11. yüzyıla kadar böylece devam etti. Bu yüzyılda .Ön Asyanın siyasal durumunda bazı değişiklikler olmuştu. Mısırdaki Fatimilerle Abbasiler ve Selçuklularla Fatimiler arasında birçok anlaşmazlıklar çıkmış ve savaşlar başlamıştı. Ön Asyanın bu karışık durumundan yararlanmak isteyen kimi mutaassıp papazlar , Müslümanlar aleyhine birçok yalanlar uydurarak Hıristiyanları kutsal yerleri almak için kışkırtmaya başladılar.

b) Papa tarafından kurulan kluni tarikatının faaliyetleri :

Orta çağda Avrupada Müslümanlarla çarpışmak için kurulmuş olan Kluni tarikatına bağlı bir çok papazlar ve kimi papalar da Hıristiyanları ve özellikle derebeyleri ve şövalyeleri Müslümanlarla savaşa kışkırtıyorlardı(Piyer LERMİT).

c) Hıristiyanların Taassupları :

Orta çağ Hıristiyanları, cennete gitmek için Kudüsü ziyaret etmenin şart olduğuna inanırlardı. Ayrıca, günah işleyen kimseler de bu günahlarından kurtulmak için kutsal yerleri ziyaret etmek zorunda idiler. Gene Hıristiyan inanışına göre, Hz. İsa uğruna ölen bir kimse doğruca cennete giderdi. İşte Hıristiyanlardaki bu inanışlar ve koyu taassup Haçlı seferlerinin en önemli nedenlerinden idi.

Siyasi nedenler;

a) Türklerin Anadoluya girerek Bizans İmparatorluğunu tehdit etmeleri
b) Bizans İmparatorluğunun Avrupalıları Müslümanlara karşı kışkırtmaları:
Bizanslılar, 11. Yüzyılda Selçuklu Türklerinin baskısı karşısında kalmışlar,
Anadoluyu ellerinden çıkarmışlardı. Türkleri tek başlarına Anadoludan çıkaramayacaklarını anlayan Bizanslılar, Avrupa krallarına başvurarak, Hıristiyanlığın bir doğu kalesi, dünyanın Akropolisi olarak kabul olunan Bizansa yardım edilmesini istiyorlardı.
c) Papanın nüfuzunu arttırmak istemesi

d) Senyör ve şövalyelerin serüven arzuları:
Derebeylerin, şövalyelerin savaş ve dövüşe olan merakları, serüvenli bir hayat yaşamak, seyahat etmek, bilinmeyen ülkelere gitmek, buralarda kendilerine ün kazandıracak işler görmek gibi arzuları da Haçlı Seferlerinin önemli nedenlerinden biridir.

Ekonomik nedenler;

Avrupanın fakirliği, İslam Dünyasının zenginliği ve Doğu ticaret yollarının Müslümanların elinde olması :


Orta çağda doğu ülkeleri ve özellikle İslam memleketleri bolluk ve zenginlik içindeydiler. O zamanlar dünyanın en büyük ticaret yolları olan İpek ve Baharat yolları, Türklerin ve öteki Müslüman milletlerin ellerinde idi. Avrupalılar orta çağda kendilerine gerekli olan her şeyi, Suriye, Filistin ve Mısır limanlarından alırlardı. Oraları gören ve Kudüsü ziyaret eden Hıristiyanlar, İslam ülkelerinin zenginliğini çok abartarak halka anlatıyorlardı. Orta çağda yokluk ve sefalet içinde bulunan Avrupalılar bu zengin İslam ülkelerine gitmek, büyük ticaret yollarını ve bunların Orta Doğudaki limanlarını elde etmek, dolayısıyla zengin olmak istiyorlardı.
 
Sonuçları:

Haçlı seferleri çok önemli sonuçlar doğurdu. Müslüman ve Hristiyanlardan yüzbinlerce kişi öldü. Anadolu, Suriye ve şlistin in birçok yeri harap oldu. Anadolu Türk birliğinin kurulması gecikti. Türklerin Batıya doğru ilerleyişi durdu. istanbul un fethi gecikti. Bizans Anadolu yu geri almak için haçlıları kışkırtmıştı. Bunda kısmen başarı sağladıysa da savaştan Bizans da zarar gördü. Sonuçta Bizans Devletinin ömrü uzadı.
Seferlere katılan binlerce senyör ve şövalyelerin çoğu öldü. Avrupalılar, doğudaki ilmi ve teknik seviyenin üstünlüğünü anladılar. O zamana kadar Avrupa da bilinmeyen pusula, kağıt, matbaa, barut Avrupa ya götürüldü. Avrupa da kültür hayatı canlanmaya başladı. Avrupa da Skolastik düşünce zayışadı. Özellikle barutun ateşli silahlarda kullanılmasından sonra Merkezi Krallıkların gücü iyice arttı. Böylece feodal rejim zayışamaya başladı. Avrupa da din adamlarına ve kiliseye duyulan güven azaldı. Papa ve kilise zayışarken, kral ve imparatorların gücüm arttı. Haçlı Seferleri Avrupa için ekonomik bakımdan kazançlı oldu. Avrupa da gemi yapımcılığı gelişti. Deniz ticareti canlandı. Cenova, Venedik, Marsilya gibi Akdeniz limanlarının önemi arttı. Zenginlik anlayışı toprak sahibi olmak düşüncesinden, değerli madenlere sahip olma şekline dönüştü ve ticaret yaparak bu değeri kazananlar yeni bir zümre oluşturdular. Bu zümre Burjuvazi diye adlandırılır. Burjuva sınıfı giderek güçlendi. Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için italyan bankerlerine başvurmaları ise bankacılığı geliştirdi. Hristiyanlarla, Müslümanlar birbirlerini daha yakından tanıdılar. Karşılıklı bir hoşgörü ortamı doğdu.
Haçlı seferleri coğraş keşişer, reform ve Rönesans hareketlerine zemin hazırlamıştır.

1.Dini Sonuçlar: Din adamlarına duyulan güven sarsılmış, kilise uygulamaları sorgulanmaya başlanmış ve skolastik düşünce zayıflarken özgür düşünce ve bilimsel gelişme başlamıştır. Bu durum Rönesans ve Reform hareketlerine ortam hazırlamıştır.

2.Sosyal Sonuçlar: Vassallar üzerindeki baskılar azalmış, köylülerin durumu düzelmiş ve burjuvazi güçlenmeye başlamıştır. Bu durum, sınıflararası dengelerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

3.Ekonomik Sonuçlar: Doğu-Batı ticareti hızlanmış, Akdeniz limanları canlılık kazanmış ve bu ekonomik canlılıktan en çok İtalyanlar yararlanmıştır. Coğrafya Keşifleri ve Akdeniz ticaretini yeniden zayıflatmıştır.

4.Bilim-Teknik ve Küıtürel Sonuçlar: İslam bilginleri (Ibn-i Sina, Farabi, Ibn-i Rüşd) ve düşünürleri Avrupa'yı etkiledi. Bu etkilenme aynı zamanda Ispanya'daki Islam dünyasından da gerçekleşmiştir. İslam uygarlığından, Eskiçağ (Antik çağ) Yunan ve Hellen uygarlıkları öğrenildi. Bu da Rönesans'a zemin oluşturdu. Kağıt, matbaa, barut, pusula, dokuma ve bir çok tarım ürünü Avrupalılarca öğrenildi. Kağıt ve matbaa, kültürel canlanmaya; barut, askeri teknolojinin gelişmesine; pusula, Coğrafya keşiflerine neden olmuştur.

5.Siyasi Sonuçlar : Derebeylerin siyasi gücü azalırken, merkezi krallıklar güçlenmiştir. Din devleti anlayışı zayıflarken, milli monarşiler oluşmaya başlamıştır. Millet (ulus) bilinci ve ulusal devlete geçiş süreci oluşmaya başlamışsa da; ulusal devletlerin kurulması Fransız Ihtilali süreci ile gerçekleşmiştir.

6.Türk-Islam Dünyasına Etkileri Anadolu, Suriye ve Filistin büyük tahribata uğradı. Türklerin batıya ilerleyişi gecikti. Türklerin Islam dünyasındaki önemi arttı
 
Geri