Hac hakkında herşey

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü

HAC FARİZASINI İFA ETMEYEN KİMSE BAŞKASININ YERİNE HACCA GİDEBİLİR MI?

Hac farızasını ifa etmeyen kimsenin başkasının yerine hacca gitmesi doğru değildir.

Bununla beraber hanefi mezhebinde böyle bir hac yapılırsa sahihtir, batıl değildir. Ancak tahrimen mekruh sayılır.

Şafii mezhebine göre ise hacca gitmeyen kimsenin başkasının yerine hacca gitmesi sahih değildir (İrşhadü'l-Sarı).
 

Ölen babanın yerine hac

Sual: Ölen babamın yerine hacca gitmek istiyorum. Ne yapmam lazımdır?

CEVAP

Vekaleten hacca gidecek kimsenin daha önce haccetmiş olması yahut zengin biri olması tercih edilmelidir!

Vekil olarak hacca gidecek kimse fakir ise, daha önce de hacca gitmemişse, kendi için de, başka bir yıl hac yapması farz olur.

Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır.

Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır.

Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz.

Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir.

Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir.

Böylece ana-babasını hac borcundan kurtarmış olur.

Kendine de, farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır. Onları borçtan kurtarması, kendine çok sevap kazandırır.

Sual: Ölmüş veya sağ olan bir kimsenin yerine farz olan hacca gitmek caiz midir? Mesela bir kimse, bu yıl dayısının, öteki yıl amcasının yerine gidiyor. Onlar, hac borcundan kurtuluyor mu?

CEVAP

Namaz, oruç gibi beden ile yapılan ibadetler başkası yerine yapılamaz.

Herkesin kendi yapması lazımdır. Vekaletle yaptırılamaz.

Zekat gibi yalnız mal ile yapılan ibadetleri, onun izni ve malı ile başkasının yapması caiz olur.

Hac, hem beden, hem mal ile yapılır. Bir kimse, hayatta iken, bir özrü de yok iken onun yerine başkası hac yapamaz.

Devamlı özrü olan, kendi yerine başkasını hacca gönderebilir.

İzinsiz vekil olup haccedenin haccı kendine olur.

Sevabını vekil olduğu kimseye bağışlayabilir.

Fakat bağışladığı kimse, hac borcundan kurtulamaz.
 

Soru: Bir insan öldükten sonra onun yerine hacca gidilmesi doğru mu? Sağ ama sağlığı hacca gitmeye müsait olmayan biri oğlunu, komşusunu gönderebilir mi?

Hacda küçük bir coğrafyada üç milyon hayvan nasıl kurban ediliyor?

Binlerce kasap nereden geliyor? Müslümanlar kurban kesimi için bir Arap kasabı vekil tayin ediyorlarmış.

Ancak bunlar hacıları kandırıyorlarmış.

Neden hacı adayları kendi memleketinde bir vekil tayin edip kurbanlarını kestirip fakir fukaraya dağıttırmıyorlar? (Selahattin Aydemir)

Cevap: Bu soru sahibinin, dini konuları iyi bildiği anlaşılıyor. Sanıyorum sorusundan maksadı da görüşlerinin bence de onaylanmasıdır. Maksat ne olursa olsun, arkadaşımız önemli noktalara parmak basmıştır.

Herhangi bir sebeple kendisi bizzat hacca gidemeyen kimsenin, yerine bir başkasını göndermesine bedel denilir. Mâlikiler hariç, diğer mezhep mensuplarına göre hac niyabet (yani vekâlet) kabul eder. Hanefilere, Şâfiilere ve Hanbelilere göre insan, hac için kendi yerine bir başkasını gönderebilir.

Fakat İmâm Mâlik'e göre hacca gidemeyen kimsenin, başka birini yerine göndermesi gerekmez. Üç mezhebin dayandığı delil, ibn-i Abbâs'tan rivayet edilen bir hadistir: Hz. Peygamber'e, babasının kendisine farz olan haccı yapamadan öldüğünü, onun yerine kendisinin haccedip edemeyeceğini sormuş, Allah'ın Elçisi de, "Evet (onun yerine haccedebilirsin)" demiştir.

10 gün oruç tutarlar

Hanefi ve Mâlikilere göre mirasçılara, ölünün yerine haccetmek gerekmez.

Şayet ölen kişi, kendi yerine haccedilmesin! vasiyet edip bu iş için bir mal, para bırakmış ise vasiyeti uyarınca hacca gitmek gerekir.

Eğer bir mal tayin etmemiş ise bıraktığı mirasın üçte birinden vasiyeti yerine getirilir. Kendi şehrinden birisi hacca gönderilir.

Malının üçte biri o şehirden bir şahsın hacca gidip gelmesine yeterli değilse o malla hacca gidilebilecek, Mekke'ye yakın bir yerden bir kimse hacca gönderilir.

Eğer malının üçte biri, hiçbir suretle hacca gitmeye yeterli değilse ölenin vasiyeti batıldır, varisler, onu yerine getirmek zorunda değildirler.

Kıran ve temettü haccı yapanlar, kurban keserler. Kesemeyenler yerine on gün oruç tutarlar.

Fakat sadece hac yapanlar, yani hacla beraber umre yapmayanlar, kurban kesmekle yükümlü değillerdir.

En uygunu ifrad haccına niyet etmek, durumu müsaitse döndükten sonra keseceği kurbanı fakirlere dağıtmaktır.

Parası sadaka olarak verilse de olur. Kurbanın bir amacı da et bulamayanlara yardım etmektir.

Öyle ise hacca giden, kendi ülkesinde et bulamayan fakirler çok daha fazla ise ve bir anda hacda kesilecek milyonlarca kurban da layıkıyla gerekli kişilere ulaştırılamıyorsa kendi ülkesinde kesip fakirlere ulaştırması daha iyi olur kanaatindeyim.

Ancak bunun için ifrâd haccının yapılması yahut öteki hac durumlarında 10 gün fidye olarak oruç tutulması gerekir.

Kur'ân'ın ifadesi böyledir. Fıkhın ayrıntılarına girmek istemiyorum.
 

Sual: Ölen babamın yerine hacca gitmek istiyorum. Ne yapmam lazımdır?

CEVAP

Vekaleten hacca gidecek kimsenin daha önce haccetmiş olması yahut zengin birisi olması tercih edilmelidir!

Vekil olarak hacca gidecek kimse fakir ise, daha önce de hacca gitmemişse, kendi için de, başka bir yıl hac yapması farz olur.

Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır.

Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır.

Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz.

Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir.

Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir.

Böylece ana-babasını hac borcundan kurtarmış olur.

Kendine de, farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır. Onları borçtan kurtarması, kendine çok sevap kazandırır.

İstanbul’da bulunan bir kimsenin babası Erzurum’da sakin iken vefat etse, babası vasiyet etmedi ise, babası için birini vekil göndermek isterse, Erzurum’dan göndermesi farzdır.

Başka yerden göndermesi Hanefi’de caiz değildir. Şafii mezhebinde Mikât dışındaki her yerden göndermesi caizdir.

Hatta hacca giden birine para vererek, Mekke-i Mükerremede bir vekil bulup, babası için, buna Mikâttan hac yaptırtması Şafii’de caizdir.

Hanefi olanlar, paraları az ise, Şafii mezhebini taklit ederek, vasiyet etmemiş ana ve baba ve yakınları için Mekke’de vekil tutabilirler.

Fakat, parayı verirken, Şafii mezhebini taklit ediyorum diye niyet etmesi lazımdır.

Sual: Ölmüş veya sağ olan bir kimsenin yerine farz olan hacca gitmek caiz midir?

Mesela bir kimse, bu yıl dayısının, öteki yıl amcasının yerine gidiyor.

Onlar, hac borcundan kurtuluyor mu?

CEVAP

Namaz, oruç gibi beden ile yapılan ibadetler başkası yerine yapılamaz.

Herkesin kendi yapması lazımdır. Vekaletle yaptırılamaz.

Zekat gibi yalnız mal ile yapılan ibadetleri, onun izni ve malı ile başkasının yapması caiz olur.

Hac, hem beden, hem mal ile yapılır.

Bir kimse, hayatta iken, bir özrü de yok iken onun yerine başkası hac yapamaz.

Devamlı özrü olan, kendi yerine başkasını hacca gönderebilir.

İzinsiz vekil olup haccedenin haccı kendine olur.

Sevabını vekil olduğu kimseye bağışlayabilir.

Fakat bağışladığı kimse, hac borcundan kurtulamaz.

Sual: Sâkin olunan yerden hacca vekil gönderilir.

Babam İzmit’te hastalanıp İstanbul’a gelince öldü.

İstanbul’dan vekil gönderilir mi?

CEVAP

Evet.

Sual: Fakirim. Beni vekil edene (Hacca gidince, bana da hac farz olur. İkinci seneki hac paramı da verirsen giderim) demek caiz mi?

CEVAP

Evet.
 

Hac nedir?

Kelime olarak yönelmek, kastetmek, bir kimseyi ya da bir yeri çokça ziyaret etmek anlamlarına gelen hac, terim olarak, belirli bir zamanda, usulüne uygun olarak, ihrama girdikten sonra, Arafat'ta vakfe yapmak, Kabe’yi tavaf ederek ziyaret etmek ve diğer bazı görevleri yerine getirmek suretiyle yapılan ibadettir İslâm’ın beş esasından biri olan hac, Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de; “Gitmeye gücü yetenlerin Kâbe’yi ziyaret etmeleri, Allâh’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır”

buyurulmuştur (Al-i İmran 3/97). Hz. Peygamber de; “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allâh’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun Elçisi olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.” buyurmuş (Buharî, İman 2; Müslim, İman 5); ayrıca hadislerinde haccın önemini ve yararlarını belirtmiş, nasıl yapılacağını fiilen göstermiştir.

Hac kimlere farzdır?

Sağlık ve servet yönünden haccetme imkanına sahip, hür, akıllı ve buluğ çağına erişmiş Müslümanlara farzdır. Bu şartları taşıyan kişinin, imkan elde edince, geciktirmeden bu farzı yerine getirmesi gerekir.

Hayatında bir defa hac yapmış olan Müslüman’ın bir daha haccetmesi gerekmez; ancak nafile olarak hac yapabilir.

Hac ayları hangileridir?

Hac ayları, Hicrî takvime göre Şevval, Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk 10 günüdür.

Bu günlere hac ayları denmesi, hac menasikinin yerine getirilmesi bakımından değil, haccın şartı olan ihramın bu zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesinin zorunlu olması itibariyledir.

Bu süre içerisinde ihrama girmeyen kişi, zamanında hacca başlayamadığı için, o yıl haccı kaçırmış olur.

Haccın eda ediliş zamanı nedir?

Hac yapacak kişinin, hac ayları içerisinde ihrama girerek hacca başlaması gerekir.

Haccın rükünlerinden olan Arafat vakfesi, Zilhiccenin 9. günü zevalden itibaren başlayıp 10. günü tan yerinin ağarmasına kadar devam eden süre içerisinde yapılır. Aynı gece güneş doğuncaya kadar Müzdelife vakfesi de yapılmalıdır.

Haccın vaciplerinden olan Şeytan taşlamanın (remy-i cimârın) zamanı, Zilhiccenin 10, 11, 12 ve 13. günleridir.

Haccın diğer rüknü olan ziyaret tavafının vakti ise, Arafat vakfesinden sonra başlayıp ömrün sonuna kadar devam eder.

Sünnete uygun olan ziyaret tavafının bayramın ilk üç gününde yapılmasıdır. Ancak, daha sonraki günlerde de yapılabilir.

Eda şekli bakımından kaç çeşit hac vardır?

Aynı hac mevsiminde, umresiz veya umre ile birlikte yapılması bakımından hac,

1)ifrad,

2)temettu,

3) kıran olmak üzere üç şekilde eda edilir.

İfrad haccı nasıl yapılır?

İfrad haccı, aynı yılın hac mevsimi içinde umre yapılmaksızın, eda edilen hacdır.

İfrâd haccı yapmak isteyen kişi, hac mevsimi içinde Mekke’de bulunan bir kişi ise, bulunduğu yerde; dışarıdan gelenler ise mîkât mahallinde hac için ihrama girer.

Arafat ve Müzdelife vakfelerini yapıp, bayram günü Akabe cemresine taş attıktan sonra tıraş olarak ihramdan çıkabilir.

İfrâd haccı yapan kimsenin kurban kesmesi gerekmez. Daha sonra, ziyaret tavafını ve hacla ilgili diğer görevleri de yerine getirir.

Temettû' haccı nasıl yapılır?

Temettu’ haccı, aynı yılın hac mevsiminde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden hac için ihrama girilerek yapılan hacdır.

Temettu’ haccı yapmak isteyen kişi, mikat sınırında veya daha önce umreye niyet ederek ihrama girer, umre yaptıktan sonra ihramdan çıkar. Daha sonra zamanı gelince hac için ihrama girer. Haccını eda ettikten sonra ihramdan çıkar. Temettû' haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi vaciptir.

Kıran haccı nasıl yapılır?

Kıran haccı, aynı yılın hac mevsiminde umre ve haccın ikisine birden niyet edilip ihrama girilerek yapılan hacdır.

Kıran haccı yapmak isteyen kişi, mikat sınırında veya daha önce umre ve haccın her ikisine birden niyet ederek ihrama girer.

Umre yaptıktan sonra, ihramdan çıkmayıp, aynı ihramla haccı da eda eder, sonra ihramdan çıkar. Kıran haccı yapanların şükür kurbanı kesmesi vaciptir.

Haccın edasının şartları nelerdir?

Kendisine hac farz olan kimsenin, haccını bizzat eda etmekle yükümlü olması için, sağlıklı olması, tutukluluk veya yurtdışına çıkma yasağı gibi bir engelinin bulunmaması ve yolun güvenli olması şarttır.

Hac yolculuğuna katlanamayacak, ya da fiilen haccedemeyecek derecede hasta olanlar ile, yaşlılar, hac kendilerine farz olsa bile, eda ile yükümlü değildirler. Bu durumda olanlar şartları oluştuğu takdirde bizzat haccederler.

Hac yerine fakirlere sadaka verilebilir mi?

Kişi kendisine farz olan hac ibadetini yerine getirmekle yükümlüdür; fakirlere sadaka vermekle bu sorumluluktan kurtulmaz. Bu itibarla hac yerine sadaka veren kişi hac ibadetini yerine getirmiş olmaz.

Hacca gitmemiş bir kimse, başkasının yerine bedel olarak hacca gidebilir mi?

Kişi üzerine farz olan hac ibadetini bizzat kendisi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak üzerine hac farz olduğu halde, bizzat hac yapamayacak duruma düşen kişinin, hacca vekil göndermesi veya kendisi adına vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir.

Hacca bedel (vekil) gönderecek kimse, haccın nasıl yapılacağını bilen ve hac yapabilecek nitelikleri taşıyan, buluğ çağına erişmiş, akıllı, tercihen daha önce hac yapmış Müslüman bir kimseyi hac yapmak üzere vekil tayin eder. Bununla birlikte, daha önce hac yapmamış kişi de, vekil olarak hacca gönderilebilir.

Vekalet yoluyla hac yapılabilir mi?

Kendisine farz olan hac ibadetini yerine getirmeden sağlığı bu görevi yerine getiremeyecek kadar bozulan kişinin ücretini ödemek suretiyle birini yerine vekil gönderip hac yaptırması veya vasiyeti üzerine ölümünden sonra varislerinin kendisine bedel olarak hac yaptırmaları gerekir.

Veda haccı esnasında Has'am kabilesinden genç bir kadın Hz. Peygamber'e (a.s.) gelerek: "Ya Rasulallâh! Allâh'ın hac hususundaki farz emri babama çok yaşlı iken erişti. Deve üzerinde bile duracak halde değil. Onun yerine vekâleten hac edebilir miyim?" diye sormuş, bunun üzerine Rasulullah (a.s.): "Evet! Vekâleten hac edebilirsin!" buyurmuştur (Buharî, Hac, 1; Müslim, Hac, 71).

Üzerine hac farz olan kişinin, yerine vekil (bedel) gönderebilmesi için, bizzat haccı edâ etmekten âciz olması gerekir; aksi takdirde, kendi yerine başkasını hacca göndermesi câiz değildir.

İhram ne demektir?

Hac veya umre yapmaya niyet eden kişinin, diğer zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışları, hac veya umrenin rükünleri tamamlanıncaya kadar kendine haram kılmasıdır. İhramın, niyet ve telbiye olmak üzere iki rüknü vardır. Niyet, hac veya umre yapmaya karar vermektir. Niyetin dil ile yapılması müstehaptır.

Telbiye ise, “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk lâ şerîke lek (Allâh’ım, davetine isteyerek uydum, emrine amadeyim. Senin eşin ve ortağın yoktur. Sana yöneldim, hamd senin, nimet senin, mülk de senindir. Eşin ve ortağın yoktur)” demektir.

Niyet ve telbiye ile birlikte ihramın yasakları başlar. İhramlıya, vücudundaki saç ve kılları kesmesi, yolması veya tıraş etmesi; tırnak kesmesi; dikişli elbise giymesi (erkekler için); güzel koku sürünmesi; süslenmek için yağ, boya vb. makyaj malzemesi kullanması; başını (erkekler için) ve yüzünü örtmesi, eldiven, çorap ve topukları örten ayakkabı giymesi; cinsi münasebette bulunması; avlanması; harem bölgesindeki bitkileri kesmesi yasaktır.
 

Borçlu hacca gidebilir mi?

Sual: Biz borçlu bir aileyiz. Borçlarımızı ödemeden umreye veya hacca gitmek doğru mu?

CEVAP

Borçlarınızı ödemeden hacca, umreye ve başka yerlere gitmek doğru olmaz. Buna rağmen gidenler, istifade edeceğim derken zarar görür, yani kaş yapayım derken göz çıkarır da farkında olmaz.

Çünkü dinimizin bildirdiğinin değil, kendi arzusunun peşindedir, nefsin ve şeytanın gizli hilesine düşmüştür. Kul hakkı Allah hakkından önce gelir.

Allahü teâlâ böyle takdir etmiştir. Kul haklarını, kul borçlarını sahibine ödemedikçe Cennete girilemez.

Sırat köprüsündeki yedinci ve son soru kul hakkıdır.

Bütün Peygamber efendilerimiz hepsi masum günahsız oldukları halde burada korkacaklardır.

Peygamber efendilerimizin masum oldukları halde korktukları bir hususta bizim cesaretimizin sebebi ne?

Onun için hac vs. için biriktirilen, temin edilen para önce borçları ödemekte kullanılmalıdır. Rahmete, feyze kavuşmak isteyen, istifade etmek isteyen dinin emrine uymalıdır.

Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de diyor ki:

Hadis-i şerifte, (En iyiniz, borcunu bir an önce ödeyeninizdir) buyuruldu.

Bir kimse, malı olduğu halde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zalim ve asi olur. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her an, lanet altında bulunur.

Borç ödememek öyle bir günahtır ki, uykuda bile durmadan yazılır. Malı olmak, parası olmak demek değildir. Satabileceği bir şeyi olup da, satmazsa, günah işlemiş olur.

Âlimler de, (Borcu olan kimse, borcunu ödemedikçe yağlı ve sirkeli yemek yememelidir) buyuruyorlar.

Yani borcun vebali sıkıntısı yüzünden ağzının tadını bile düşünmemeli, yiyip içmekte bile tasarruf edip bir an evvel borcunu ödemelidir, nerde kaldı ki sağa sola şuna buna parasını savursun.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Bir kimse, imkanı olduğu halde, borcunu vermeyip geciktirirse, [borcunu verinceye kadar] her gün amel defterine zulmetme günahı yazılır.) [Taberani]

(Zenginin [ödeme imkanı varken] borcunu ödemeyip, oyalaması zulümdür.) [Buhari]

(Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz.) [Buhari]

(Darda olanı feraha kavuşturan veya böyle bir kimsenin borcunu ödeyeni, Allahü teâlâ kıyamet gününün dehşet, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]

(Allah indinde, en kıymetli amel, müminin sıkıntısını gidermek, borcunu ödemek suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberani, Beyheki]
 

661749-Hac.jpg

image.php

Bir Kadın Başka Birisinin Yerine Hacca Gidebilir Mi?

İslam aleminde hac ibadeti çok sevap olmasının yanı sıra toplu ibadet çeşidi olduğundan dolayı bir çok sorular da peşinde getirmektedir.

Bunlardan bir tanesi ise kocasından izin alan bir kadın yanında bir mahremi bulunduğu taktirde başkası adına vekil olarak hacca gidebilmektedir.

Bununla birlikte ise kadınların erkeklerin vekili olarak hacca göndermek mekruhtur.

Çünkü az da olsa kadınların hacları erkeklere göre noksan ve meşakkatlidir.

Çünkü onlar telbiyede seslerini yükseltemezler bunun yanı sıra remel ve hervele gibi bazı hac vazifelerini getiremedikleri için bu durum pek doğru olmaz.
 

Vekil Hac

KENDİ YERİNE BAŞKASINI HACCA GÖNDERMEK

Bilindiği gibi hacc ibadeti; hem mali, hem de bedeni olan "Mürekkep" bir ibadettir.

Dolayısıyla "üzerine hacc farz olan bir mükellef; vücût sağlığı noktasından aciz hale gelirse nasıl amel edecektir?" suali çerçevesinde, farklı ictihadlar ortaya çıkmıştır.

Hanefi fûkahası: "Mükellef; hacc ibadetini bizzat edâ etme hususunda acze düşerse, vekâlet (bedel) caiz olur.

Ancak kudreti olursa caiz olmaz. Kendi yerine bir başkasını hacca göndermenin cevazı için; ölüm veya ölene kadar acizliğin devamı şart kılınmıştır." hükmünde ittifak etmiştir.

Dürri'l Muhtar'da: "Zikredilen acz şartı farz olan hacc içindir.

Nafile için değildir" hükmü kayıtlıdır. İbn-i Abidin bu metni şerhederken: "Acz şartı farz hacc içindir.

Çünkü Lübab'tan naklen yukarıda söylediklerimizden biliyorsun ki; şartların hepsi farz hacc için şarttır. Nafile hacc için değildir.

Nafile hacc için; İslâm, akıl ve temyiz'den başka şart yoktur.

Yukarıda beyan edildiği vecihle, kiralanmamış olmak da şarttır" hükmünü zikreder.

Kendi adına hacca bir başka mükellefi gönderen kimsenin (ölmüşse yakınlarının); dikkat edeceği önemli hususların başında, "Hacc ibadetini en iyi bilen kimseyi" seçmek gelir.

Feteva-ı Hindiyye'de: "Kirmani'de "Efdal olan hacc işlerini en iyi bileni göndermektir" denilmiştir.

Bedel olarak gönderilen kimsenin; hac yapabilecek nitelikleri taşıyan, haccın nasıl yapılacağını bilen, hür, akil ve bülûğa ermiş olmalıdır.

Vekil tayin edilen kimse Normal olarak hac masraflarını karşılayacak parayı vekile verir. İfrad, Kıran veya Temettu haclarından hangisini yaptırmak istiyorsa o hacca niyet etmesini ister.

Malûm olduğu üzere mükellef'in içinde bulunduğu hal ile ilgili ilimleri tahsil etmesi farzdır.

Dolayısıyla gerek Amir (Haccın yapılmasını emreden kimse), gerek me'mur; bu konu ile ilgili bütün ilimleri tahsil etmek durumundadır.

VEKALETİN CAİZ OLMASININ ŞARTLARI

Birincisi: Kendi adına hacc yapılacak olan mükellef; malı olduğu halde bizzan haccı edâ etmekten aciz olmalıdır.

Hac görevini kendisi yapabilecek durumda olanların haccı bizzat yapmaları gerekir. Bunlar bir başkasını vekil (bedel) göndererek hac yaptıramazlar.

Üzerine hac farz olduğu halde bu farzı yerine getirmeyip ölümle karşı karşıya kalan kimsenin, vefat etmeden önce, bıraktığı maldan kendisi adına hacca vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir.

Böyle bir kimsenin geriye bıraktığı malın üçte biri, onun adına hacca vekil göndermeye yeterse, bununla vekil gönderilir.

Yetmezse, varisleri diledikleri takdirde kendi mallarıyla gönderebilirler.

Vasiyet olmasa bile varisleri onun adına hac yapsalar, bu kimse hac sorumluluğundan kurtulur.

Aynı şekilde haccın farz olmasının şartlarını taşıdığı halde haccetmeyip daha sonra yaşlılık, iyileşme ümidi olmayan hastalık, görme veya yürüme yeteneğini kaybetme gibi bir sebeple, bizzat hac yapamayacak duruma düşen kimselerin de hacca vekil göndermesi veya kendisi adına vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir.

Haccın farz olmasının şartlarını taşıdığı halde baştan beri bizzat hac yapamayacak durumda olanlar da böyledir.

İkincisi: Kendi adına hacca vekil gönderen mükellef'in bu aczinin, ölüm anına kadar devam etmesi şarttır.

Bedai'de de böyledir. Hasta iken kendi adına bir başkasını hacca gönderen mükellef; bu hastalık sebebiyle ölürse, yapılan hacc caiz olur.

Ancak bu hastalıktan kurtulursa ve sıhhat bulursa; hacc hükümsüz kalır, tekrar hacca gitmesi icabeder.

Üçüncüsü: Hacca bedel gönderen kimsenin; bedel olarak (Niyabeten) giden kimseye, kendisi için haccetmesini emretmiş olmalıdır. Herhangi bir emir sözkonusu olmadan haccetmek caiz olmaz. Ancak varis olan kimselerin, varisi oldukları şahsın emri olmaksızın, onun adına bir başka şahsı hacca göndermeleri caizdir.

Dördüncüsü: Hacca vekil olarak gönderilen kimsenin ihrama girerken niyyet etmesi gerekir. Bu niyyet esnasında efdal olan o kimsenin, "Allahümme innî ürîdül hacce feyessirhü lî vetekkabbelhü minnî ve min fülâmin"

"Yâ Rabbi, ben Haccetmek istiyorum. Bunu bana kolay kıl ve bunu benden ve fülândan kabûl et" demesidir. Ayrıca telbiye getirirken "Lebbeyk an fülânin (Yani .......için telbiye ettim, falan için ihrama girdim" demesi efdaldir.

Beşincisi: Me'murun (Bedel olarak hacca gönderilen kimsenin) hacc ibadetini Amirin (Kendisini hacca gönderen kimsenin) malından yapması esastır. Me'mur; Amir'in malı ile haccetmez de, kedi malı ile haccederse, bu hacc bedel olmaz.

Altıncısı: Memur (Naib, bedel, vekil) haccı binekli olarak edâ etmelidir.

VEKİL NASIL HAREKET EDER?

Vekil, bedel gönderen kimsenin öngördüğü şartlar doğrultusunda hareket eder. Gönderen hangi haccın yapılmasını istemişse onu yapar. Vekil, hacla ilgili görevleri (menasiki) yaparken hep gönderen adına niyet eder.

İhrama girerken, tavafa ve sa’ye başlarken, Arafat ve Müzdelife vakfelerinde, şeytan taşlarken, kurban keserken niyetini hep gönderen adına yapar.

Aynı şekilde, öncelikle gönderen adına dua eder. Kendisi ve diğer müslümanlar için de dua edebilir.

Mesela gönderen, ifrad haccı yapmasını istemişse, vekil ihrama girerken; "Allah’ım! Senin rızan için .......... adına hac yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet eder ve "Allah’ım! ......... adına, Lebbeyk! Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerike lek." diyerek telbiye getirir.

Diğer niyetlerde de aynı şekilde hareket eder ve "Haccın Yapılışı" konusunda anlatıldığı şekilde haccı eda eder.

Gönderen, Temettu haccı veya Kıran haccı yapmasını istemişse, onun adına şükür kurbanı keser.

Vekil, kendisini gönderen adına tüm hac görevlerini yerine getirdikten sonra dilerse kendisi için umre yapabilir.

Vekil, haccı yapıp dönünceye kadar masrafları için kendisine verilen parayı israf etmeden normal olarak harcar. Artan miktarı, dönüşünde gönderene iade eder.

Gönderen kimsenin, artan parayı almayıp vekile bağışlamasında bir sakınca yoktur.

Hac, ibadet olduğundan vekilin, normal hac masrafı dışında bir ücret istemesi caiz olmaz.

Hacca vekil gönderen kimsenin, üzerine farz olan hac yükümlülüğünden kurtulabilmeleri için, vekil olarak gönderdiği kimsenin hac masraflarını karşılaması gerekir.

Hac organizasyonlarında görev alanların hac yolculuğu masrafları genellikle organizasyonca karşılanmaktadır.

Bu durumda görevlinin bir başkası adına vekil olarak haccetmesiyle adına hac yaptığı kişinin hac borcu ödenmiş olmaz. Görevlinin annesi babası gibi varisi olduğu kimseler bundan müstesnadır.

BAŞKASI ADINA NAFİLE OLARAK YAPILAN HAC

Bir müslümanın, yaptığı her türlü ibadet, taat ve hayrın sevabını, ister sağ, ister ölmüş olsun, bir başka müslümana bağışlaması caizdir. Buna göre, bir kimse vekil edilmese bile, başkası adına nafile hac yapar ve sevabını ona bağışlayabilir.

Başkası adına yapılacak nafile hac için, vekilin ehil olması ve adına haccettiği kimse için niyet edip ihrama girmesi yeterlidir.

HACC'I VASİYYET ETMEK

Hac ibadetinin vücûbunun ve edâsının bütün şartlarını üzerinde bulunduran mükellef; haccı edâ etmeden veya vasiyyet etmeden ölürse, günahkâr olur.

Bu hususta hiçbir ihtilâf yoktur. Vasiyyet etmeden ölen kimsenin varisleri dilerlerse, o şahsın yerine (bel olarak) hacc yaptırırlar.

Bunun Allahû Teâla (cc) indinde caiz olacağı ümit edilir. İmam-ı Azam Ebû Hanife (r.a.) "Bu durumdaki bir kimse, vasiyyet etmeden ölürse, hacc borcu üzerinden düşmez" buyurmuştur.

Dolayısıyle "Vasiyyet" etmek oldukça önemlidir. Kat'iyyen ihmal edilmemelidir.

Hacc; vasiyyet eden kimsenin malının üçte birinden harcanarak edâ edilir.

Hacca o kimsenin öldüğü yerden (Vatan-ı Asli'sinden) başlanır.

Eğer birkaç vatanı mevcut ise; Mekke-i Mükerreme'ye en yakın olanı tercih edilir.
 
Geri