Habur'da Saat Beş

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Habur'da Saat Beş

Uzun tır kuyruklarıydı...
Belki beni alıp giden..
yada tabure üstüne atılmış bedenler...

gözlerde hep aynı
hep aynı bakış...
çaresizlik...
bekleyiş...

belki bu coğrafyanın yazgısıydı
bekleyiş...
o yüzden ben de alıştım galiba..

Atmaca ikiyüz on –atmaca yirmi...
....
Atmaca ikiyüz on –atmaca yirmi...
...
...

silkiniyorum birden...
hadi oğlum artık kendine gel...
...
Sen unuttun artık..
Bak hayat hala güzel...
Onsuz da oluyormuş.
Muş,
Muş...

...sadece muş..

Sonra topluyorum kendimi,
Ardımda bir çöl fırtınası...
Belli yorgun o da ıraktan geliyor..
Benzemiyor bizim oranın havasına..
Sapsarı...
İlk defa görüyorum...
Alıyor bizi de içine...

Bizi de içine...(kimler almadı ki)

Toz duman her yer,
Göz gözü görmüyor,
Gidiyoruz...

Kuramadığım cümlelerle birlikte...

Yakmıyor canımı artık
O sıcakta gözlerimin içine boşalan ter...
...kör eden beni,küfrettiren


Sen de yakmıyorsun artık ama..
Bu daha da güzel...
Yada güzel mi acaba ?
Ona bile karar veremiyorum ki ben...

Tükenen umutlarımız mıydı o anda,
Yoksa senmiydin ölen,
Failin mechul muydu,
Yoksa benmiydim mechul?

An aldı beni...
Ben an’ı çalıyorum senden,
Sen farkında bile değilsin.
Düpedüz hırsızım.
Hemde gündüz soyan cinsinden,
Ruhun duymuyor...

Acımıyorum artık kendime...
Kaybedecek neyin var diye yattığım uykudan
Kan ter içinde...

Çok şeyini kaybetmiş bir kadınım belki şimdi,
Aldığım ılık duş yanıma kar kalmış...

Zavallıyım...

murat d.
 
Geri