VERA
Altın Üye
-
- Katılım
- Ekim 17, 2014
-
- Mesajlar
- 13,554
-
- Tepkime puanı
- 7,833
-
- Puanları
- 353
Son yıllarda popülerliği hızla artan jel ojelerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalar da giderek büyüyor. Kalıcılığı ve parlak görünümüyle tercih edilen jel ojelerin içerdiği bazı kimyasalların üreme sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiliyor. Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Nur Dokuzeylül Güngör risklere karşı uyardı...

Son yıllarda popülerliği hızla artan jel ojeler kalıcılığı, parlak görünümü ve kullanım kolaylığı nedeniyle birçok kadın için vazgeçilmez hale geldi.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ TARAFINDAN KANSEROJEN KABUL EDİLİR"
Kısırlık oranlarının dünya genelinde artığını dile getiren Doç. Dr. Dokuzeylül Güngör, "Günlük yaşamda maruz kalınan kozmetik ürünlerin etkileri giderek daha fazla dikkat çekiyor. Jel oje içerikleri markalar arasında farklılık gösterse de bazı bileşenler ortak.Kozmetik ürünlerde esneklik ve dayanıklılık sağlamak için kullanılan ftalatlar (DBP, DEP) endokrin sistemine etki edebilen endokrin bozucu maddeler grubundadır. Hayvan çalışmalarında yumurtalık rezervini azaltabildiği, ovülasyona müdahale ettiği ve embriyo gelişimini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Jel ojenin düzgün yayılmasını sağlayan toluen maddesinin uzun süreli maruziyette adet döngüsünü bozabileceği ve üreme hormonlarını etkileyebileceği üzerine bulgular mevcuttur. Sertleştirici olarak kullanılan ve güçlü bir kimyasalan olan formaldehit ise Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen kabul edilir. Yüksek maruziyetin yumurtalık fonksiyonları üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dair veriler bulunmaktadır. Jel ojenin UV ışığıyla sertleşmesini sağlayan ana bileşenlerden metakrilatlar da (HEMA, Di-HEMA vb.) deri yoluyla geçiş sınırlı olsa da düzenli maruziyette vücutta birikim tartışılmaktadır" dedi."UZUN SÜRELİ KULLANIM RİSKİ"
Doç. Dr. Dokuzeylül Güngör, "Jel oje uygulamalarında kullanılan UV/LED in de bazı olumsuz etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu cihazlar düşük dozda UV-A ışığı yayar. Cildi yaşlandırdığı bilinir; ancak yumurtalık rezervine etkisine dair doğrudan bir kanıt yoktur. Yine de UV ışığının hücresel DNA üzerinde hasar oluşturabileceği düşünülmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda jel oje kullanımının doğrudan kısırlığa neden olduğunu kanıtlayan kesin bir bilimsel veri yoktur fakat; birçok araştırma jel oje bileşenlerinin hormon dengesini etkileyebildiğini, üreme sistemini düzenleyen mekanizmalara müdahale edebildiğini, hamilelikte fetüs üzerinde risk oluşturabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle sağlık çalışanları ve güzellik uzmanları üzerinde yapılan çalışmalar, günlük yüksek maruziyet yaşayan kişilerde adet düzensizlikleri, düşük over rezervi, erken menopoz bulguları gibi sonuçların daha sık ortaya çıktığını göstermektedir. Bu bulgular düşük dozun tek seferlik kullanımda sorun yaratmayabileceğini, esas problemin düzenli ve yıllar süren maruziyette ortaya çıkabileceğini düşündürmektedir" dedi.