Güzel ve Çirkin

Konu sahibi son olarak 1008 gün önce görüldü
Güzel ve Çirkin

Bir vakitler varlıklı Bir tüccar varmış.
Üç kızı olan bu tüccarın kızlarının ikisi oldukça egoistmiş.
Ama üçüncüsü, başka bir deyişle ismi Güzel olanı hem iyi hatta sevgi doluymuş.
Bir gün tüccar, gemilerinin kuvvetli Bir fırtınada battığı haberini almış.
Zavallı erkek varını kesifu yitirmiş, geriye Bir pek kasabadaki ufak hanesi kalmış.
Açgözlü iki kardeş bu halden hiç hoşlanmamışlar.
Yatakta yatmak ve oflayıp puflamaktan farklı bişi yapmaz olmuşlar.
Evin tüm işleri Güzel’e kalmış.
Bir vakit ardından tüccar kayıp gemilerinden birinin limana vardığını duymuş.
Haberin doğru olup bulunmadığını öğrenmek için yola çıkmadan evvel kızlarına, dönüşte size ne armağan getireyim, diye sormuş.
Açgözlü iki kardeşin neşeleri derhal adına gelmiş.
“Elbiseler ve mücevherler!†isteriz demişler.
“Peki ya sen Güzel?†diye sormuş tüccar.
“Bir gül.
O bana kafi,†demiş Güzel.
Birkaç gün ardından tüccar odanıne dönmek emeliyle üzgün üzgün yola koyulmuş.
Yine fakirmuş, zira nihai gemiden ona kalan paraları da dolandırıcılara kaptırmış.
Akşam karanlığı bastırırken Bir ormana varmış.
Orman hem karanlık, hatta soğukmuş.
Şimşekler çakıyor, rüzgâr yerden karları havalandırıyormuş.
Uzaklardan kurtların uluma sesleri geliyormuş.
Tüccar nereye gitiğini bilmeden atıyla beraber karların üstünde bata çıka saatlerce yol almış, derken ansızın gelecekte pencerelerinden aut parlak ışıklar sızan oldukça güzel Bir şato görmüş.
Ama bu defa acayip Bir şatoymuş, zira şöminelerinde harıl harıl ateş yanmasına, tüm odaları gün gibi aydınlık olduğu halde ortada kimsecikler yokmuş.
Tüccar seslenmiş, seslenmiş, ceap veren olmamış.
Sonunda, beklemenin Bir manası bulunmadığını anlayınca, atını ahıra başlayarak ve salondaki uzun masanın üstünde hazır bekleyen yemeği yemiş.
Sonra Bir yatağa yatıp ahenkuş.
Sabah kalktığında onun için bırakılmış yeni elbiseler bulmuş yanıbaşında.
Aşağıda da güzel Bir kahvaltı onu bekliyormuş.
“Bu şato, bana acıyan iyi kalpli Bir periye ilişkin herhalde,†demiş tüccar.
“Ona Bir teşekkür edebilseydim keşke.â€
Tüccar şatodan ayrılırken, bahçedeki gülleri fark etmiş.
‘Hiç yok ise Güzel’e verilenm sözü adına getireyim,’ demiş içerisinden.
Güllerden birini koparmış.
Ama koparır koparmaz müthiş Bir kükremeyle inlemiş her yan.
Çalıların arkasından korkunç görünüşlü Bir canavar çıkmış.
Öylesine korkunçmuş ki, tüccar nerdeyse korkusundan bayılacakmış.
“Seni kıymet bilmez erkek!†diye kükremiş Canavar.
“Hayatını kurtardım! Seni besledim, giydirdim! Sen kalkmış güzel güllerimi çalıyorsun.
Hemen can vermeyi hak ettin!â€
Tüccar Canavar’ın karşısında diz çökmüş.
“Gülü kızlarımdan birine götürecektim efendim,†demiş.
“Ben efendi falan değilim, Bir Canavar’ım,†diye hırlamış yaratık.
Sonra tüccarın tepesine dikilmiş.
“O kıymetli kızlarına gelince...
Git, sor bakalım onlara, yaşamına mukabil içlerinden biri gelip benimle beraber yaşar mı? Bu önerisimi kabul eden olmazsa, üç ay içerisinde can vereceksin.â€
Tüccar gün ışığıyla aydınlanmış ormanın içerisinden, üzgün Bir şeklinde atını sürüp odanıne dönmüş.
Evde iki egoist kız kardeş babalarının başından geride bıraktığımız korkunç serüvenları dinlerken kıllarını dahi kıpırdatmamışlar.
Babaları onlara elbise ve mücevher getirmedi diey küplere binmişler.
Ama Güzel onlar gibi yapmamış.
“Baba, destur ver ben gideyim,†demiş hiç tereddüt etmeden.
“Tabii sen gideceksin, suç senin,†demiş kardeşleri.
“Gül isterim diye tutturmasaydın, Canavar babamızı can verdirmeyi rüyasınmeyecekti.â€
Üç ay geçince tüccar şatoya Güzel’le beraber gitmiş.
Her şey orayı ilk gördüğü gibiymiş: çevrede yeniden kimsecikler yokmuş, sofra hazırmış.
Yemeklerini yemeyi tamamladıklerinde Canavar meydana çıkmış.
Güzel korkusundan tir tir titremeye başlayarak, zira Canavar babasının anlattığı kadar korkunçmuş, hem de henüz da korkunç!
“Buraya kendisi talebinle mi geldin?†diye sormuş Canavar.
“Evet,†demiş Güzel.
“O vakit baban sabah olunca buradan gidecek ve Bir henüz buraya hiç gelmeyecek.â€
Sabah olup da babası gidince Güzel pek başına kalmış.
Önce bir müddet ağlamış, fakat ardından gördüğü düşyı anımsayıp bir miktar olsun ferahlamış.
Rüyasında Bir peri, “Üzülme, babanın yaşamını kurtarmak için gözler önüne serdiğin bu cesaret mukabilsız kalmayacak,†demiş ona.
‘Belki de bu hayata alışırım,’ diye rüyasınmüş, neşesi adına gelmiş azıcık.
Bahçede dolaşmış, güllere bakarken içi hüzünle dolmuş.
Sonra şatonun içini gezmiş.
Oda kapılarından birinin üstünde isiminin yazılı bulunduğunu görünce defa şaşırmış.
Kapıyı açıp içeri bakmış.
Oda tam arzuladığı gibi döşeliymiş, kitaplarla, müzik aletleriyle doluymuş.
‘Canavar beni burada ferah ettirmeye çalıştığına göre, bana zarar vermez herhalde,†diey rüyasınmüş Güzel.
Sonra Bir kitap almış eline.
Kitabın üstünde altın yaldızla, “Sevgili Kraliçem.
Her talebin buyrukdir benim için,†diye yazıyormuş.
“Şu anda babamı görebilseydim keşke!†demiş Güzel yüksek sesle Bunu der demez odanın öte ucundaki aynada babasının görüntüsü belirmiş.
Böylece Güzel’in yalnızlık duygusu ve ev özlemi bir miktar olsun geçmiş.
O gece yemekte Canavar meydana çıkmış.
“Seni seyretmeme müsaade eder misin Güzel?†diye sormuş.
“Buranın sahibi sizsiniz,†demiş Güzel.
“Hayır,†demiş Canavar.
“Şatom senin buyruğundadir.
İstersen derhal masrafım.†Canavar Bir lâhza duraksamış.
“Yalnız bişi soracağım.
Beni defa mu çirkin buluyorsun?â€
Güzel ne diyeceğini bilmemiş evvel.
Sonra kafasını kaldırıp Canavar’a bakmış.
“Bunu söylemek iradeezdim, fakat doğruyu söylemem lüzum.
Evet, çirkin buluyorum,†demiş.
Güzel, yemeğini bitirince Canavar, “Benimle izdivaç etir misin?†diye sormuş.
“Hayır Canavar, hiçbir zaman,†demiş Güzel.
Canavar derince Bir iç geçirirken çıkardığı ses, bütün şatoda yankılanmış.
Her gece saat dokuzda Canavar bahsetmek için Güzel’in yanına geliyormuş.
Güzel, her geçen gün Canavar’a alışmaya başladığını fark etmiş.
Hatta geç kaldığında onu merak dahi ediyormuş.
‘Keşke,’ diyormuş, ‘bu kadar çirkin olmasaydı! Keşke ikide birde bana izdivaç etme öneri etmeseydi! Zira Güzel, Canavar’ın, evlilik önerinini geri çevirdiğinde çıkardığı o sesten defa korkuyormuş.
Canavar Bir gün, “Beni sevmeyebilirsin fakat, beni bırakıp gitmemeye soz vermelisin,†demiş.
Her günü birbirine benzeyerek üç ay bu tür geçmiş.
Derken Bir gün Güzel aynada babasının hasta bulunduğunu görmüş.
Hemen Canavar’a babasına bakmak için haneye gitmek arzuladığıni söylemiş.
“Gidebilirsin, Güzel,†demiş Canavar.
“Ama geri dönmezsen elemimden öleceğimi biliyorsun, değil mi? Korkarım ki, babanın yanısıra kalmak isteyeceksin ve dönmeyeceksin.
Ama şayet fikrini değiştirir de dönmek istersen, suratığünü yatağının yanındaki sehpaya koyman kafi.
Sabah bulunduğunda şatomda açacaksın gözlerini.â€
“Bir hafta ardından döneceğim, soz,†demiş Güzel.
Ertesi sabah Güzel, babasının odanınde, kendisi yatağında açmış gözlerini.
Babası onu karşısında görünce defa sevinmiş, kendisini henüz iyi paytmiş.
O gün öğleden ardından, kısa müddet evvel izdivaç etmiş olan kız kardeşleri babalarını ziyarete gelmişler.
Eve geldiklerinde babalarının biricik kızını karşılarında görünce kıskançlıktan ve hiddetden çatır çatır çatlamışlar.
“Dinle!†demiş iki kardeşten biri.
“Ona Bir oyun oynayalım.
Burada Bir hafta henüz kalmasını sağlayalım.
O vakit Canavar gelip onu can verdirür.†Bağırıp çağırıp onu kötülemek adına, iki kardeş gözlerine soğan sürüp Güzel’in karşısına ihtiyar gözlerle çıkmışlar ve ondan terk etmek iradeedikleri için ağladıklarını söylemişler.
Güzel Bir hafta henüz kalmaya soz vermiş.
Çok geçmeden Güzel, Canavar’ı babasını özlediği kadar özlediğini fark etmiş.
Bir gün düşünda Canavar’ı şatonun bahçesinde kaskatı ve cansız yatarken görmüş.
Uyandığında, ‘Benim yaptığım düpedüz merhametsizlık!’ diye rüyasınmüş.
Hemen suratığünü parmağından çıkarıp, başucundaki sehpanın üstüne koymuş.
Sabah gözlerini Canavar’ın şatosunda açmış.
O günün akşamı Canavar’ı beklemiş.
Saat dokuz olmuş.
Canavar gelmemiş.
Dokuzu çeyrek geçmiş, ortalarda yok.
Birden kaygı içerisinde koşa koşa şatodan bahçeye çıkmış.
Canavar bahçede boylu süresince yatıyormuş.
‘Onun ölümüne sebep oldum!’ diye rüyasınmüş Güzel.
Hemen ona sarılmış.
Canvar’ın kalbi hâlâ atıyormuş!
“Artık dönmezsin diey tarttım.
Yemeden ikesilip can vermeye hazırlandım,†demiş Canavar fısıltılı Bir sesle.
“Ama ben seni seviyorum Canavar!†demiş Güzel.
“Seninle izdivaç etmek isityorum.â€
O anda acayip bişi olmuş.
Birden adeta şato henüz Bir güzel, henüz Bir ışıltılı duruma gelmiş.
Güzel bir müddet çevresine bakınmış, ardından yeniden Canavar’a çevirmiş kafasını.
Fakat Canavar yerinde yokmuş.
Yattığı yerde şimdi genç ve karizmatik Bir prens gözüküyormuş.
“Ben Canavar’ı istiyorum,†diye ağlamaya başlayarak Güzel.
Prens bu sırada ayağa kalkmış.
“Canavar benim,†demiş.
“Kötü Bir peri bana büyü yapantı.
Beni suratıne bakılamayacak kadar çirkin Bir yaratığa dönüştürmüştü.
Bana benimle izdivaç etmek arzuladığıni söylemeseydin, yaşamımın bitimine kadar öyle kalacaktım.â€
Prens Güzel’i şatoya götürmüş.
Şatoda Güzel, babası ve düşünda gördüğü iyi periyle karşı karşıya kalmış.
“Gösterdiğin cesaretin mükafatını aldın,†demiş iyi peri Güzel’e.
Peri büyülü değneğini sallamış.
Birden şatodaki herkes Prens’in topraklarında bulmuş kendisini.
Orada halk coşku ve alkışlarla karşılamış Prens’i.
Çok geçmeden Güzel ve Canavar izdivaç etmişler.
Düynanın gelmiş geçmiş en neşeli Prens ve Prenses’i olmuşlar.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri