Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
İki büyük akarsu; Batman ve Botan çaylarının Dicle Nehri’ne yakınlaştığı yerler, tarihöncesi için ideal yerleşim alanları olmuştu. Körtik Tepe, Batman Çayı’nın (Uluçay) Dicle’ye kavuştuğu yerde kurulurken Gusir Höyük, Botan ile Dicle’nin birbirine iyice yaklaştığı bir alandadır. Botan derin kanyonlardan geçerek Siirt yakınlarında, Dicle’nin güneye dönüş yaptığı bir noktada onunla birleşir.
Havadan Gusir Höyük Gusir Höyük’te kazı alanının en üst kesiminde açığa çıkarılan yapı kalıntıları yerleşim düzeni hakkında fikir verir. Burada köşeleri yuvarlatılmış, kareye yakın planlı merkezi bir yapı ve ona eklemlenmiş dikdörtgen planlı mekânlar görülmektedir. Bu görünümü ile adeta bir yoncayı andıran yapılardan merkezdekinin çapı 10 metreyi bulur. Büyüklüğü kadar, küçük mekânlardan merkezdeki yapıya geçişlerin olması bu yapının özel bir işlevi olduğunu düşündürür. Mekânın içindeki dikilitaşlar da bu görüşü destekler. Göl kenarında, teraslar halinde yapılan kazılar, Gusir Höyük’te farklı zamanlara tarihlenen birçok tabakanın olduğunu ortaya koyar. Bu tabakalar yuvarlak planlı yapılardan dörtgen planlı yapılara geçişin izlenebildiği örnekler barındırmaktadır.
Kavaközü Deresi’nin suladığı vadi ve pınarlar Gusir Höyük’ün bulunduğu arazide bahçecilik yapma olanağı sağlarken, höyüğün bulunduğu araziyi üzüm bağları ve bahçeler kaplamakta. Höyüğün doğusunda bulunan Gusir Gölü’nün ise tarihöncesi dönemde olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Gusir Höyük’te mezarlarda en çok karşılaşılan buluntular arasında boncuklar gelir. Çoğu sert bir kayaçtan yapılmış, çift delikli boncuklardan oluşan dizilerin, iskeletlerin kalça kısmında bulunması kemer olarak kullanıldıklarını akla getirir.
Gusir Höyük’te 2009 yılında yapılan kazılarda, göl kenarındaki teraslarda çalışıldı ve bu sayede farklı dönemlere ait tabakalara ulaşıldı. Yerleşmede arkeolojik dolgu kalınlığı yaklaşık 8 metreyi bulurken, bu dolgunun tamamının Neolitik Çağ’ın başlarına ve hemen öncesine ait olduğu anlaşılıyor.
Botan Çayı Vadisi sadece Neolitik Çağ’da değil Osmanlı dönemine kadar da önemli yerleşmelere sahne oldu. Bunlardan Gusir Höyük yerleşik yaşamın başlangıcına ışık tutarken, Botan’ın Dicle Nehri ile birleştiği noktada yer alan Çattepe özellikle ortaçağda Dicle üzerindeki önemli limanlardan biriydi.
Gusir Höyük Neolitik Çağ buluntuları arasındaki kemik takı, ayakları birleşik bir insanın belden aşağı kısmını canlandırmaktadır. Benzeri figürler kabartma halinde taş kaplar üzerinde de görülür.
Gusir Höyük’de en üst tabakaya ait yapı, yerleşmede bulunan diğer mekânlardan boyut ve donanımları ile ayrılır. Çukur tabanlı yapıya, duvarın içine açılan ve onun dönüşüne uyumlu bir koridor ile girilmektedir. Dikilitaşlar, taş tekneler ve duvar boyunca uzanan bir seki bu yapının ayırt edilmesini sağlar.
Gusir Höyük’te mezarlarda bulunan, içine küçük serpantin taşlarından yapılmış kakmalar konmuş, sert bir kayaçtan şekillendirilmiş nesne Neolitik Çağ’ın ünik buluntuları arasında.
Mezarlarda bulunan çok sayıda klorit kabın geometrik çizimlerle ve başta dağkeçisi olmak üzere hayvan betimleri ile bezendikleri görülüyor.
Anıt Taş
Gusir Höyük’te açığa çıkarılan her katmanda karşılaşılan dikilitaşlar, bu geleneğin en az birkaç yüzyıl devam ettiğini gösteriyor. Kabaca şekillendirilmiş örneklerin yanı sıra büyük bir öğütme taşının ya da hazırlanmış bir altlığın içine yerleştirilen örnekler de bulunmaktadır. Birkaç dikilitaşın da bezendiği görülür. Bunlardan birinin üzerinde, kazınarak yapılmış birkaç küçük daire şekline rastlanırken, bir örnekte de küçük delikler açılmıştır. Bu dikilitaş aynı zamanda özenle biçimlendirilmiş kenarları ve belirli bir seviyeye kadar kilden bir yatağın içinde olması ile de dikkat çeker. Yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki dikilitaş özellikle Göbeklitepe ve Nevali Çori yerleşmelerinden bilinen anıtsal dikilitaş geleneğinin öncülerinden sayılabilir.
1. Gusir Höyük buluntu toplulukları içerisinde öğütme taşları önemli bir yer tutuyor. Ayrıca bu aletler özenle biçimlendirilmiştir. 2. Olasılıkla örümcek motifiyle bezeli kemik levha. 3. Üzerinde insana benzeyen bir kabartmanın olduğu küçük taş plaka türü nesneler Gusir Höyük buluntuları arasında.
Körtik Tepe’de ölüler büzülerek gömülüyor, bazen iskeletler boyanıyordu ama hemen hemen her zaman taş kap gibi hediyeler ile uğurlanıyorlardı.
Bazı konutlarda bulunan yabani koyun kafatasları ise Neolitik Çağ’ın bir diğer ritüelini yansıtmaktadır.
Dönemin seçkin buluntuları arasında yer alan küçük klorit plakalar üzerinde geometrik desenlerin yanı sıra yılan olabilecek motiflere de rastlanmaktadır.
. kaynak .
Havadan Gusir Höyük Gusir Höyük’te kazı alanının en üst kesiminde açığa çıkarılan yapı kalıntıları yerleşim düzeni hakkında fikir verir. Burada köşeleri yuvarlatılmış, kareye yakın planlı merkezi bir yapı ve ona eklemlenmiş dikdörtgen planlı mekânlar görülmektedir. Bu görünümü ile adeta bir yoncayı andıran yapılardan merkezdekinin çapı 10 metreyi bulur. Büyüklüğü kadar, küçük mekânlardan merkezdeki yapıya geçişlerin olması bu yapının özel bir işlevi olduğunu düşündürür. Mekânın içindeki dikilitaşlar da bu görüşü destekler. Göl kenarında, teraslar halinde yapılan kazılar, Gusir Höyük’te farklı zamanlara tarihlenen birçok tabakanın olduğunu ortaya koyar. Bu tabakalar yuvarlak planlı yapılardan dörtgen planlı yapılara geçişin izlenebildiği örnekler barındırmaktadır.
Kavaközü Deresi’nin suladığı vadi ve pınarlar Gusir Höyük’ün bulunduğu arazide bahçecilik yapma olanağı sağlarken, höyüğün bulunduğu araziyi üzüm bağları ve bahçeler kaplamakta. Höyüğün doğusunda bulunan Gusir Gölü’nün ise tarihöncesi dönemde olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Gusir Höyük’te mezarlarda en çok karşılaşılan buluntular arasında boncuklar gelir. Çoğu sert bir kayaçtan yapılmış, çift delikli boncuklardan oluşan dizilerin, iskeletlerin kalça kısmında bulunması kemer olarak kullanıldıklarını akla getirir.
Gusir Höyük’te 2009 yılında yapılan kazılarda, göl kenarındaki teraslarda çalışıldı ve bu sayede farklı dönemlere ait tabakalara ulaşıldı. Yerleşmede arkeolojik dolgu kalınlığı yaklaşık 8 metreyi bulurken, bu dolgunun tamamının Neolitik Çağ’ın başlarına ve hemen öncesine ait olduğu anlaşılıyor.
Botan Çayı Vadisi sadece Neolitik Çağ’da değil Osmanlı dönemine kadar da önemli yerleşmelere sahne oldu. Bunlardan Gusir Höyük yerleşik yaşamın başlangıcına ışık tutarken, Botan’ın Dicle Nehri ile birleştiği noktada yer alan Çattepe özellikle ortaçağda Dicle üzerindeki önemli limanlardan biriydi.
Gusir Höyük Neolitik Çağ buluntuları arasındaki kemik takı, ayakları birleşik bir insanın belden aşağı kısmını canlandırmaktadır. Benzeri figürler kabartma halinde taş kaplar üzerinde de görülür.
Gusir Höyük’de en üst tabakaya ait yapı, yerleşmede bulunan diğer mekânlardan boyut ve donanımları ile ayrılır. Çukur tabanlı yapıya, duvarın içine açılan ve onun dönüşüne uyumlu bir koridor ile girilmektedir. Dikilitaşlar, taş tekneler ve duvar boyunca uzanan bir seki bu yapının ayırt edilmesini sağlar.
Gusir Höyük’te mezarlarda bulunan, içine küçük serpantin taşlarından yapılmış kakmalar konmuş, sert bir kayaçtan şekillendirilmiş nesne Neolitik Çağ’ın ünik buluntuları arasında.
Mezarlarda bulunan çok sayıda klorit kabın geometrik çizimlerle ve başta dağkeçisi olmak üzere hayvan betimleri ile bezendikleri görülüyor.
Anıt Taş
Gusir Höyük’te açığa çıkarılan her katmanda karşılaşılan dikilitaşlar, bu geleneğin en az birkaç yüzyıl devam ettiğini gösteriyor. Kabaca şekillendirilmiş örneklerin yanı sıra büyük bir öğütme taşının ya da hazırlanmış bir altlığın içine yerleştirilen örnekler de bulunmaktadır. Birkaç dikilitaşın da bezendiği görülür. Bunlardan birinin üzerinde, kazınarak yapılmış birkaç küçük daire şekline rastlanırken, bir örnekte de küçük delikler açılmıştır. Bu dikilitaş aynı zamanda özenle biçimlendirilmiş kenarları ve belirli bir seviyeye kadar kilden bir yatağın içinde olması ile de dikkat çeker. Yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki dikilitaş özellikle Göbeklitepe ve Nevali Çori yerleşmelerinden bilinen anıtsal dikilitaş geleneğinin öncülerinden sayılabilir.
1. Gusir Höyük buluntu toplulukları içerisinde öğütme taşları önemli bir yer tutuyor. Ayrıca bu aletler özenle biçimlendirilmiştir. 2. Olasılıkla örümcek motifiyle bezeli kemik levha. 3. Üzerinde insana benzeyen bir kabartmanın olduğu küçük taş plaka türü nesneler Gusir Höyük buluntuları arasında.
Körtik Tepe’de ölüler büzülerek gömülüyor, bazen iskeletler boyanıyordu ama hemen hemen her zaman taş kap gibi hediyeler ile uğurlanıyorlardı.
Bazı konutlarda bulunan yabani koyun kafatasları ise Neolitik Çağ’ın bir diğer ritüelini yansıtmaktadır.
Dönemin seçkin buluntuları arasında yer alan küçük klorit plakalar üzerinde geometrik desenlerin yanı sıra yılan olabilecek motiflere de rastlanmaktadır.
. kaynak .