Günün Siiri

K
  • Kullanıcı Külkedisi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Günün Şiiri
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bir akşam ilk olarak ağladım,
Bekar odamın penceresinde.
Hani ev bark? Hani çoluk çocuk?
Ne geçti elime bu hayatın
Meyhanesinde, kerhanesinde?
Yatağım her gece böyle soğuk.
Saadet bu ömrün neresinde?​

Cahit Sıtkı Tarancı.​
 
Bana Harflerden ve Kelimelerden Arınarak "GEL"...
Kalıplardan Kurtul, Kâlbinle "GEL"...
Kâlinden Sıyrıl, Hâlinle "GEL"...
İster Bu Aşk'ın 'Sen' hâli İster 'Ben' Hâli Olsun...
"Gel"diğin Zaman; Ne 'Sen' Ne de 'Ben' Olmayacağız Burada...
O Hâlde Sadece "GEL"...İster 'Sen'inle "GEL"... İster 'Sen'siz...
Yeter ki "gel"

~Mevlana~
 
DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!



alıntı
 
Susmalıyım belkide ...
Kefenleyip tüm kelimeleri, cümleleri , öylece mısralara gömmeliyim .
Ne Sahibim bu Yerde ,ne Kiracı ...
Sadece bir ömür misafirim ben...
Yüreğimiz KİYMET bilene EMANET...!.
Gerisi HAK'a Teslimiyet...

Hz Mevlâna
 
Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Uçak sağ salim inebilsin meydana
Doktor gülerek çıksın ameliyattan
Kör çocuğun açılsın gözleri
Delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken
Birbirine kavuşsun yavuklular
Düğün dernek yapılsın hem de
Susuzluk da suya kavuşsun
Ekmek de hürriyete
Kardeşim
Sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana
Onların dediği çıkacak
Eninde de sonunda da...

N.Hikmet

50.yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz; güzel adam, büyük şair.
 
SEVDAN BENİ

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni... Ahmet Arif
 
Hüzüngülü'ne ithafen

Hani bazen çıkamaz ya bazı sözcükler ağzından
Üzüntü ve hüzne boğulur o anda bütün benliğin
Zamana ait olduğunu hissedersin herşeyin
Ümit edersin ama boşunadır herşey bilirsin
Nasıl olsa unutulup gideceksindir ya
Gecelerin dili olsa anlatır ya yaşadığın herşeyi
Üflenilmeyi bekleyen bir mum gibi eriyorum hala
Lakin gülüyorsundur belkide bana : )
Üstümü örtmezsen donarım sensizliğin kışında.


06.06.2013 DarkLord
 
Seni sevmek geliyor içimden,
Hem de ölesiye sevmek
Yüzündeki her tebessümde boynuna sarılmak istiyorum,
Her içimin acısında omuzlarında ağlamak,
Bahar olsun, kış olsun, yaz olsun,
... Gözlerim gözlerinde her mevsimi yaşasın istiyorum,
Olma yanımda fark etmez
Ben seni uzaklarda da sevebilirim
Ama ne olur
Arada sırada düşlerime gel, saçlarıma dokun,
Hasretin ağır geliyor bazen,
Dayanamıyorum...




alıntı
 
996834_645853202110469_930875310_n.jpg
 
Dün “Canım” olan, yarın düşmanım olmaz benim..
Yaşananların hatırı hep saklı kalır,
Hatırları sorulur, selamları hep alınır
Sildiklerim vardır bir de,
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır..
... Adları anılmaz, hatırları sorulmaz..

Vicdanla birlikte,
“Şeref” ararım ben sevdiklerimde..
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim..
Zaman gelir Şerefsizleri de severim!
Her yerde gözüm kulağım vardır benim,
Eksik söylemek yalan söylemek değildir mantığındaki Çok Dürüstler
Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca
Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım
Kaybetme korkumdan değil,
Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır..

Nazım Hikmet
 
Sensiz de denizi seyredebiliyorum.
Hem dalgaların dili seninkinden açık.
Ne kadar hatırlatsan kendini boş.
Sensiz de seni sevebiliyorum.

Hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
Karşılaştığımız zamanlarda.
Sen, sevgiden şımaran çocuk,
Ben şaşıran budala.

Özdemir Asaf
 
Bir güzellik yap kendine!
Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla!
Sahip olamadıkların üzülsün senin olmadıklarına...

Bir güzellik yap kendine!...
Keşkeleri hiç düşünme!
Mutlu ol seçimlerinle.
Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine...

Bir güzellik yap kendine!
Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini olabildiğince!
Bırak dünler üzülsün seçilmediğine...

Bir güzellik yap kendine!
Kalbinde daha da büyüt sevgisini sevdiklerinin!
Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yerleri yok diye!

Bir güzellik yap kendine!
Sev kendini, kimseleri sevmediğin kadar.
Mutlu ol varlığınla!
Bırak seni sevmeyenler üzülsün!
Yüreklerine sığamayacak kadar büyüksün diye...!
 
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.

desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi fark edemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

cahit sıtkı tarancı.
 
"hükmü gecenin ekvatorunda verilmiş bir
infaza maruz mahlûktur kalan"

birazdan gideceksin ömrümün ince dalı
kırılıyorum ortadan ikiye, saat kaç?
bakışındaki esmer inceliğe asılacağım
bir mavi gülüş kalacak, saat kaç?
işte yanıyorum
gitmemen için bulduğum şey kıt kanaat
çoğaltır gözlerin bir keresinde çoğaltmıştı,
valla.
gidersen duman olur gece
ayaz aklanır
düş düşer
su dolanır
sonra bahar gelir belki
bir papatya kiralarım ben
buğusuna sabahın
binlerce ıslıkla
binlerce efkâr fısıldarım
gözlerin de mi gidecek, saat kaç?
gidersen her şey sanki olacak
gidersen her şey belki.
çokça kara icabınca siyah
gözlerin de gidecek mi, saat kaç ?
hergele bir taarruza dönecek şehir
gitme
Anadan üryan bir
Mevzi gibi
Kalıyorum
işte
gitme!

Abilmuhsin Özsönmez
 
gülce

uçurumun kenarındayım hızır
bir dilber kal’asının burcunda
muhteşem belaya nazır
topuklarım boşluğun avucunda
kaldım parmaklarımın ucunda
bir gamzelik rüzgar yetecek
ha itti beni ha itecek

uçurumun kenarındayım hızır
cihan hazır
divan hazır
ferman hazır
kurban hazır

uçurumun kenarındayım hızır
güzelliğin zulme çaldığı sınır
başım döner, beynim bulanır
el etmez
gel etmez
gülce’m uzaktan dolanır

uçurumun kenarındayım hızır
gülce bir davet
mecaz degil
maraz degil
gülce bir afet
peri değil
huri değil
gülce bir beyaz zehir
gülce en vahim haz
buram buram zehir
yâr gözünde infaz
bir gamzelik rüzgar yetecek
ha itti beni ha itecek
güzelliğin zulme çaldığı sınır

uçurumun kenarındayım hızır
ben fakir
en hakir
bin taksir
ateşten
kalleşten
mızrakla gürzden
dabbet-ül arz dan
deccalden
yedi düvelden
korku nedir bilmeyen ben
tir tir titriyorum gülce’den
ödüm patlıyor gülce’ye bakmaktan
nutkum tutuluyor
ürperiyorum
saniyeler gözlerinde birer can
her saniyede bir can veriyorum…

ömer lütfi mete.
 
Uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
Harıl harıl onu arıyordu İstanbul, duyuyorduk
Galata Kulesi'ndeydik, başın omzumdaydı
Kule döne döne içimizdeki gökyüzüne akıyordu
Sevgilim,
yüreğimin ipleriyle dudaklarına indim senin

Gözbiliminden tenbilimine dönüşürken aşkımız
Kule'den aşağıya fırlattım beynimi
"Dalgın şair!" dedi Einstein, Niels Bohr'a dönerek
"Baksana, unutmuş beynine kanat takmayı!"
"Yürekle beyin arasındaki en büyük belirsizliktir aşk,"
diyerek söze karıştı Heisenberg.
"Belki de, iki yüreğin aynı dalga boyunda buluştuğu bir salınımdır o!"
dedi Louis de Broglie.
"Aşk, bir kara cisim ışıması değil midir?"
böyle sordu Max Planck da
dayanamayıp,
ışık tozuna bulalı gözleriyle.
"Kendinize geliniz efendiler!" diye söylendi Takiyüddin
"Bilimle açıklanamaz aşk, şiirle açıklanabilir ancak!
O, uzun saçlı bir yıldızdır; yüreğin içinde taranır"

Bence sevgilim,
söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk.
Dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran.

Galata Kulesi'nden aşağıya fırlattım beynimi, söylemiştim
bana bakan
uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk.
Aşağı tükürsem Dördüncü Murat
Yukarı tükürsem Hezarfen Ahmet Çelebi
Ağzımın içinde dilin, bulutlarımı ıslatan gökırmak.
Sonsuzluğu ikiye bölmektir aşk,
kasığına yazdığım ak yazı.

Sevgilim,
ağzına düşerken yanardağının
kanatlarım ol benim.
Kafeslerinden soyundur kuşlarımı,
Balıklarımı çıplakla tuzdan.
Cenevizli boynumu sev, Venedikli sırtımı
Osmanlı kokan saçlarımı
Anadolu'dan gelen gözlerimi
Pera'lı bakışımı sevgilim, İstanbullu ellerimi.
Bana beni anımsat,
Sensizken yitirdiklerimi.

Kule'den aşağıya fırlattım beynimi, bir yerlerde yazmıştım.
Bak işte,
bir çift martının yanından geçiyor düşerek.
İrice olanı, "Herifin biri kafayı yemiş yine!" diyor yanındakine,
"Sen aşktan ne anlarsın koca gaga!" diye söyleniyor diğeri.

Sevgilim onlara aldırma sen
yalnızlığın kabuğuna çekilip
kendi içime düşerken bile
kanatlarım
kanatlarım
kanatlarım ol benim.

Akgün Akova
 
Hasret

Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.

Yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.

Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
Aynı daldan düşüp ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüz yıllık.

Yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından.

Nazım Hikmet.
 
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci,
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

Ülkü Tamer
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri