Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Mavi, maviydi gökyüzü
Bulutlar beyaz, beyazdı
Boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı...

Garip, güzel, sonra mahzun
Işıkla yağmur beraber,
Bir türkü ki gamlı, uzun,
Ve sen gülünce açan güller,

Beyaz, beyazdı bulutlar,
Gölgeler buğulu, derin;
Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
Ve uykusu çiçeklerin.

Mor aydınlıkta bir çınar
Veya kestane dibinde;
Mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde...

Birden gülümseyen yüzün
Sabahların aynasında
Ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında.

Ahmet Hamdi Tanpınar
 
Sevda treni ne yana döner USTA.!
Beni de götürür mü gittiği yere…
Yoksa yalnız sen mi uçacaksın hesapsız yarınlara
Gömerek geçmişini karanlıklara…
Gidecek misin bu şehirden.?
Bırakacak mısın ardında sevdanı
Yakacak mısın bedenimi ...?
Yapma be USTA…!

İnanmam topal gidişine bensiz.
Haykırışına sebepsiz.
Sevda mevsiminde bırakıp sahipsiz.
Kalbimin orta yerini bırakıp sevdasız…!
Yapmazsın değil mi USTA..!
Bırakmazsın beni sensiz
Koymazsın değil mi
Daracık sokaklarda boynumu bükük…!
Söyle be USTA..!

Gidişinin ardından dikeni batarsa gülün bedenlerimize
Yaşayamaz dönersek verana
Hasreti nefes diye çekersek eğer ciğerlerimize
Ölmez miyiz be USTA.?
Nasıl yaşarız? Nasıl ayırırız sevda mavisinin boyadığı gönlümüzü
Çırpınışlarına doyamadığımız kalplerimizin
En ücra köşelerini.!

Nasıl ele veririz yaşanmış bir sevdayı
Gidişin ardında ki darağacındaki örkene.!
Sorgulamaz mıyız kendimizi
Ne sevdalar bıraktın ardında yarım yamalak diye.?
Oysa ne çok sevmiştim seni…!
Sende çekip gidiyorsun şimdi bensiz,üzgün ve arkana bakmadan
Ardında bıraktıklarını takmadan…!
Git ersin göklere başın istiyorsan o kadar..

GİDİŞİNİN ARDINDAN AKITIRIM GÖZYAŞIM

Yakarım gemileri
Belki de kurşunlar sıkarım sevda trenlerine
Ama unutma hayatta hiçbir şeyi sevmedim seni sevdiğim kadar
Ve hiçbir şeyi özlemedim seni özlediğim KADAR….!

Halis Yıldız
 
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

Ahmet Telli
 
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Özdemir Asaf
 
Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere

Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre

Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlıyabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli

Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli.

Sevin ağlıyabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
Özdemir Asaf
 
Nefret edilircesine seviyorum seni.
Beni bırakıp gidişin, bitirdi beni.
Nefret ediyorum senden...
Sövüyorum, hakret ediyorum...

Sonra...

Kıyamıyorum sana.
Kızıyorum kendime.

Sıkışıp kalıyorum;
Bir aklım, bir kalbim.

Kavga ediyorlar sevgilim...
Kazanan; Senin aşkının acılarını üstlenecek...
 
Uzaktan sarıldık birbirimize..
Hüznün karanlığına teslim gecelere,
Senin varlığınla dayandım..
Varlığın seni çoğaltıyor içimde,
Ve aşkın büyüdükce büyüyor..

Nefesimsin uzaklaştıramadığım..
Sana değen her ışık,
Bin renge dönüp yansıyor bana..
Yani içimde savruluyorsun..
Gönlüme düştüğünden beri sevdan,
Mahşere yeminli olduk seninle..
Sıcak nefesinden hayat bulduğumsun..
Yaşadığım şehrin göğünden,
Bulutlara bir avuç sevgini yükleyip gönderiyorsun,
Yağmur olup sen yağıyorsun üstüme..
Deli fırtınalar çıkıyor gönlümde,
Aynı sahillere vuruyoruz seninle..
Mutluluğu sen verdin bana..
Adımı adınla yaz, kapat ışıkları,
Uzaktan da olsa sarıl bana...
 
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki aşktan bir leke,
Kazındıkça kendini temize çeken
Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan
Çakaralmaz renk cümbüşü işte.
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Reddedemem önerinizi,
Paylaşalım elbette:
Lekeniz sizde kalsın,
Ben aşk’ı alırım sadece.

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi yaşam?
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Yaşadığınız bir ömür değil mi?
Seçimi siz yapsanız, istediğiniz sahneyi seçseniz:
İster ilkincisi olsun ister sonuncusu fark etmez ki,
- Başarımızı arttıracaktır provalardaki performansınız -
Artanıyla yetinirim zaten ben, ilk gösteri için
siz önden buyrunuz lütfen!

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki korkusuz ve kuşkusuz bir aşk,
Başdöndürücü ve anısız,
Fısıldaşmaları dalgınlıklara takılı.
Ya sizinki?

Hala anlamadınız mı?
Demiştim:
Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Aşk’ı bana terk etmiştiniz zaten,
Üstü...kalabilir sizde...


Tuğrul Asi Balkar
 
Doğduğumda Siyahtım,
Büyürken Siyahtım,
Güneş çıktığında Siyahtım,
Korkunca Siyahtım,
Hastayken Siyahtım,
Öldüğümde hala Siyahım...
Sana gelelim beyaz çocuk,
Doğduğunda Pembesin, büyürken Beyazsın,
Güneşe çıktığında Kırmızı, üşüdüğünde Mor,
Korktuğunda Sarı, hastayken Yeşil,
Öldüğünde de Grisin,
Sen şimdi bana Renkli mi diyorsun ?

Afrikalı Zenci Çocuğun Bu Şiiri 2005 Yılında Dünya'nın En İyi Şiiri Seçildi!
 
...//Bir aynada seyrettim alemin cümlesini...
Aynam nokta...Sırrım nokta...
Umduğum kadar büyük deyilmiş,
Dünya nokta...ben nokta...
Öyle uzaklaşmışımki menzilden,
Sıla nokta...Gurbet nokta...
Döndüm baktım aldığım yol nokta...Üstünde
nokta...
Gelen geçti,giden gitti.
Sağım nokta...Solum nokta...
Menzil-i maksuda varmış erenler.
Söyleyen yok,Susan nokta...//

Hz. Mevlana
 
Birisiyle mutlu olmaya karar veriyorum.
Ona sarılmak istiyorum.
Ondan mesaj geldiğinde heyecanlanmak,
Onu ararken nefesim kesilsin istiyorum.
Birisini hayatıma sokmak istiyorum, hayatımı ona emanet etmek.
Ona güvenmek, inanmak, ondan başka hiçbir şey düşünmemek istiyorum.
Birisini sevmek istiyorum.
Senden vazgeçmek, seni unutmak istiyorum.
Birisiyle resim çekilmek, geceleri uyumadan önce o resme saatlerce bakmak istiyorum.
Birisiyle el ele tutuşmak, onun gözlerinin içine bakmak istiyorum.
Buna karar veriyorum.
Senden vazgeçmeye karar veriyorum.
Biri oturuyor yanıma.
Bankta, cafede, sahilde fark etmez.
Beni sevmek istiyor.
Gülüyoruz onunla.
Mutlu gibi hissediyorum.
Vakit geçiyor.
Kalkıp yürüyoruz.
El ele tutuşacağız belki birazdan.
Yan tarafta ki dükkana senin adını vermişler, görüyorum.
Ben diyorum, ben yapamam.
Üzgünüm.
Ayrılıyorum yanından.
Oturuyorum.
Bankta, cafede, sahilde fark etmiyor.
Sen diyorum kendime.
Sen daha kendisini geçtim ismini görünce dağıldığın birisini unutmadan kimi sevmeye çalışıyorsun?

E.Gelir
 
Düşler dökülür...
Düşler üşüşür...
Düşler doluşur kulaklarıma gülüşlerinden...

Üstüme yağan düşler ile
Başıma üşüşen düşler ile
Ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben,
Bahara dokunmuş bir filiz gibi...

Biliyor musun?
Denizler bile düşlerimin rengidir...
Dalgalar, gülüşlerindir yani düşlerimin üzerinde oynaşan!

Biliyor musun?
Düşler saçılır başıma gülüşlerinden...
Ve düşlere savrulur başım
Tırmanıp gülüşlerine...

Dinlenen bir nefes gibi yayılır kumsalıma,
köpüklü dalgaların...
Bunlar; düşlerimin üzerinde oynaşan
Gülüşlerindir ya, hani adına “dalga” denen...

Biliyor musun?
Bütün bu denizler, düşlerimin rengidir
Ve işte sen o yüzden
Kendini seyreder gibi olursun baktığında denizlere.
O yüzden gözlerini lacivert sanırsın...
Saçlarını mavi...
Hatta canını, camgöbeği...
Canının göbeği bunun için köpürür düşlerimin ortasında!

Biliyor musun?
Düşler üşüşür başıma gülüşlerinden.
Masmavi düşler...
Ve buseleri çağıran dişler gibi sıralı düşler...
Muammer Erkul
 
Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne
Dolaşsam
Görsem bütün tanrısal sevgileri
Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam
Ve anlatsam
Anlatsam o ağlatan mutluluğu
Bilmem inanır mı bana mavilikler

Suskun bir coşkunun doruklarında
Pürköpük ve rüzgarlı
Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı

Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer
Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş
Ben ki yaşamı toprak bilmiştim
Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl
Geç anladım
Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş

Sessizlik açarken zulüm bahçeleri
Gözlerinde bir anda dört mevsim
Her mevsimin güzelliğinde sen
Bunca ayrık ve diken içinden
Güle çıkmak işte budur desem
Bilmem inanır mı bana çiçekler

İçimde sayısız denizlerin şahlandığı
O günü tarihlesem şimdi
Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne
Adına sonsuzluk desem
Ve her saniyesini o sonsuzluğun
An be an şiirleştirmek istesem
Bilmem inanır mı bana sözcükler
Adnan Yücel
 
Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili
Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
Hava ağır toprak ağır yaprak ağır
Su tozları yağıyor üstümüze
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
Karanlık çöktü denize
Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ
 
Seyduna Şahrud-Ayrılıkta Sevdadandır türküsü eşliğinde okuyalım :)
 
Yıllar sonra öğrendim ki...
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Oğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
"Bittim" dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
He şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. (Tamer Karaoğlu)

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor. (Ruhat Cengiz)

Öğrendim ki...
Bu yazıya bir şiir yakışırmış
Ataol Behramoğlu​
 
Çok güzel bir şiir,paylaşım için teşekkür ederim :cici:

Özellikle şu kısım böyle içimi sızlattı

Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.


Öyle malesef.Hayatta birçok şeyi öğreniyoruz ama sanırım bunu çoğu zaman yapamıyoruz.
 
Zenginlik;
Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.
Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.
Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.
Saçının okşanmasıdır.
Kolundaki saatin geleceği göstermesidir.
Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.
Güzel günleri bekleyebilmektir.
Bazen bir tabak makarnadır.
Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.
Kendine inanabilmektir.
Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir…
Fakirlikse…
Bir kez tanıyıp,
Sonra yokluğunu öğrenmektir…!

İclal Aydın
 
Hergün biten gün gibi sende bittin.
Hergün ağlayan çocuk gibi oldu sevgimiz,

Bazen bir mutlulukla durdu göz yaşımız
Bazende bir umutla,

Uzak olsanda farketmezdi sevmek için
Mecnun'da Leyla için okadar yol kat etmemişmiydi ?

Sen erken pes ettin ve gittin,
Ne ben dön derim, Nede senin dönmeni daha beklerim,

Hoşcakal ...​
 
Yolculuk yap en iyisi bu…
Unutmak için
Aydınlığı kapat yola çık siyaha doğru
Uzun çayırların beş çaylarının bi anlamı yok
Bizim gibiler için…
Kımıldadı içinde değil mi?
Ustura gibi keskin ağzı yalnızlığın…
Kımıldar
Her gün ahın tenhasında pişman bir mola vereceksin
Yavaşça eğil eğ kendine doğru başını
Hiç bir ceza yalnızlık kadar kırıcı değil
Yetişemedin işte…
Ardından ağladığın bütün Veysel Karanilerde elde delilsin
Sahi kimsin neyin nesisin ki konuşuyorum seni
Korkma ayrılığın cebinde bıraktım ben sesimi
Yolculuk yap şaşkın biri ol ayrıl kalabalıktan
Onlar çoklar çünkü ama bak bütün büyük kitaplar
Övgüyle bahsediyorlar azınlıktan
Şükret ki buda senin payın
Peygamberin beslendiği yalnızlıktan
Bahar dallarını bıraktı ebabiller sicinlerini
Tırtıl ömrünü verdi bir yaprağa gün döndü güz indi
Bütün denizlerin kurudu içinde değil mi, ağzın dilin gibi
İsanın son akşamında dur gitme diyemedi mi kalbindeki havar
Susunca seni susuyorum
Konuşunca edep ölüyor kelimelerimde
Sana bakınca yeşeriyor ihtiyar yanlarım
Şaşırıyorum sen bişey söyleyince
Solumda sağımda her hesabı yazan iki güzel katip ağlıyor
Ve ıslanıyor defter yapraklarım
Böylece bazıları okunmaz oluyor günahlarımın
Korktun değil mi mahcup olmaktan
Korkak insan dökülünce ortaya pişmanlıklarından
Hadi hoşçakal biraz uyu yum gözlerini
Hesapların açılması için daha vakit var
Kımıldadı içinde değil ustura gibi keskin ağzı yalnızlığın
Kımıldar… Kımıldar

İbrahim SADRİ
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri