Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
''Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam.
Ama evet ! yeri gelir susarım.
Canımı çok yakan şeyler olur ama yinede susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında..
Salaklığımdan mı? Hayır!
Ben kimseye ''GİT'' de demem, diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.
Ona o kadar şeye rağmen,o kadar değer veririm ki, hergün yaptıklarına utansın diye.
Ama bir gün öyle bir giderim ki; Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!''

Sunay Akın
 
Hiç gereği yokken hayatına girer insanlar..
Hiç gereği yokken karşına çıkarlar.
Hiç gereği yokken gününü haftanı ayını belkide yıllarını alırlar..
Hiç gereği yokken gece-gündüz aklından geçen her düşünceye bulaşırlar..
Hiç gereği yokken seni istemediğin kadar mutlu ederler.
Sonra hiç gereği yokken hayatından çıkıp giderler.
Anladım ki meğer gerçek dost aşk Mevlaymış..
ne beni unuttu ne de bıraktı..

Şems-i Tebrizi
 
1003545_560859680628759_39028026_n.jpg
 
Çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı
anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü
akşamın dinginliğini otluyordu o zaman

her sabah denize çıkar, bir elma yerdi
hüznünü ve çılgınlığını elmanın
gözünü yumsan ağzında duyarsın

ellerine bakma artık
çünkü kar yağıyor
çılgın hüzünlü

büyük kentleri düşünse de rahatlasa
işte her şey nasıl haince karıştırılmış
kirli çamaşırlarla sabunlar ayrı semtlerde
saatin sonunda meydan
suyun sonu ilerde
böyle yaşamak zordur elbet anlıyorum
çılgın ve hüzünlü

çünkü bakışları yazda geçmiş bir geceyi andırıyor
yaşanmış mı temmuzda mı belli değil
çılgın ya da hüzünlü

şimdi dolaşıp duruyor aramızda
kıpkırmızı bir duygu olarak
doğudan batıya bir güz halinde
çılgın ve hüzünlü

biraz dağ yollarını öğrenmesi gerek sanırım
kahırçeker mekkâri katırları gibi
onlar ki hiçbir şeyleri yok
korkunca çılgın sevinince hüzünlü

kar dindi
gerçekten dindi
ellerine bakabilirsin artık

Turgut Uyar
 
Hişt hacı yaylan bakalım
Closed dedik be adam
Pazdos c'est fini
Başını bekley'cek değiliz a sabaha kadar
Uyan bre taş arabası
Gözünü seveyim çileden çıkarma beni
Go home hacı go home
Aman beyim alah razı olsun senden
Bişeyler söyle şu dürzüye
Kanımı kuruttu iki saattir
Ne
Asansöre mi binmiş dedin
Fırt inip fırt çıkıyormuş
Hay yedi kat yerin dibine geçsin
Yıl oldu bu masaya çörekleneli
Waiter aşağı waiter yukarı
Bir buçuk şise viski yuvarladı en azından
Külahıma anlatsın o bu palavraları
Yok efendim buralarda değilmiş kendisi
Memleketindeymiş
New York mu ne karın ağrısıysa
Yüz katlı bir binadaymış
Asansörcülük edermiş
Üstünde kırmızı yelek
Altında siyah pantol
on saattir nöbetteymiş de
Geberiyormuş uykusuzluktan
İne çıka zifire kararmış
Kara su inmiş ayaklarına
Yediği naneye bak
Beni de patron sanmış
Hiç güleceğim yoktu beyim
Sahi korkmuş mu herif
Ya kovarsa beni diyor ha
İş başında uyumasın itoğlu
Kovarım tabiy
Evde karısı varmış bekleyen
İki de oğlan çocuğu
Öyleyse aklın nerdeydi ulan
Edebinle çalışaydın
Siz söyleyin beyim öyle di'mi yani
Allah layığını versin beyim
Herif sahiden korkuyor benden

Hadi hacı yürü bakalım
Bırak bu patron polimlerini
Öyle ötlek ötlek bakma yüzüme
Ha şöyle dayan koluma doğrul
Ben de yorgunum a ziyani yok
Bir de taksi buluruz sana
Ha gayret aslanım ha gayret
Çoğu gitti ayı kaldı

Go home hacı go home

CAN YÜCEL
 
Kişinin değeri nedir?
- Aradığı şeydir!

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.

Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.

Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

Hz.Mevlana
 
Bende çocuktum bir zamanlar..
Hatırlıyorum; boyum kadardı dertlerim,
Uçurtmamın ulaşabildiği yer kadardı dünyam..
En çok salıncakta sallanırken özgürdüm..
Sokağın bir ucundan, diğer ucuna kadardı sınırlarım..
Ama o zamanlar derdimiz,
Hayatın sınırlarını sorgulamak degil,
Tadını çıkarmaktı..
Oyun oynarken,
Çamura bulanmak umurumuzda değildi,
Tertemiz kalpler taşıyan,
Küçücük bedenlerdik çünkü..
Hayali bir an önce büyümek olan..
Evet hatırlıyorum, bende bir zamanlar çocuktum..
Büyüdüm sonra, sığamadığım, sığınamadığım...
Kocaman bir dünyam var artık..
 
büyüdükçe çocuk olma isteğim dahada artıor eskıden nekadar büyümek istesemde
 
Gözlerimi Kanatırcasına Ağladığım Gecelerim de Var,
Kahkahalara Sarılmış Anılarım da..
Herkes Kadar DERTLİ, Bazılarından FAKİR, Çoğundan ZENGİNİM..
Küfemde Taşıdığım Hayallerim, Söylenecek Şarkılarım, Paylaşılacak
Dostluklarım Var.. Bilmeyene Sevmeyi Öğretecek Kadar Büyük Bir KALBİM,
Gidene Beddua Edemeyen DİLİM Var..
Yüreğimi Korkak Büyütmedim..
Kaybettiklerim, Dağıttığım Servetimdir!...
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı..
 
Sıradan bir yalnızlıktı benimkisi
Acılarıyla birleşen karanlıkta kaybolan bir gölge değildi,
Ölyesine, laf olsun diye de değildi...
Sıradan, adi bir yalnızlıktı...

Gülüşün umudum olurdu,
Buz soğuğu gecelerde içimi ısıtan...
Kolların salıncağım,
Her dem ninnisini söylediğim...

Gittin mi ? Varmıydın ? Yada hiç benim oldunmu ki?
Eyleminin yapıldığı kelimelerdeydin...
Yalnızlığımın yalın yanlarıydın...
Elveda sözcüklerinin en kaba hali...

Yaprak dökümlerinin en sert rüzgarıydın...
Şimdi !!!!!
Araladığım penceremden baktığımda
Giden haline,

Bir kaç kelime geçiyor aklımdan da cesaret edemiyorum
Sanırım mendili bile sallamadan
Söylemem gereken tek kelime...
 
Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum.
Biraz kırgın.
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni.
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum.
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem...
 
Yağmur yağıyordu.
Yürüdüm.
Saatlerce yürüdüm.
Saçımın her teline kadar ıslandım,
Önüme çıkan su dolu çukurlara sert adımlar attım,
Düşündüm,
Hiç durmadan aynı hızla yürüdüm,
Başımı göğe kaldırdım,
Ağladım...
Kendimi başka bir şehrin kaldırımlarına ait hissettim.
Evin önüne vardığımda duruldum, derin bir nefes aldım.. En uyuşuk şekilde anahtarı aradım, buldum.
Kapıyı açtığımda mükemmel bir yalnızlık ve müthiş bir dağınıklık "merhaba" dedi bana "hoşgeldin" dedi "nasılsın" dedi..
Ağır yalnızlıktan bahsediyorum, koyu yalnızlıktan, evin her köşesine dökülmüş yalnızlıktan, şu her fırsatta dile getirilen Allah yalnızlığından.
Ayakkabılarımı çıkardım ve iskemlenin ucuna oturdum, etrafıma baktım, aynası olan odalardan uzak durmaya çalıştım.
Aklım hala dışarıdan gelen yağmur sesinde, gözlerim dolu bir sigara daha yaktım.
-Bir şarkı geldi aklıma biraz mırıldandım.
Doğruldum,
Sırılsıklam olmuşluğuma aldırmadan bir sigara daha yaktım..
Kendimi annesinin cebinde hiç para olmadığını bilmeden lüneparkın önünden geçen ve parmakla atlıkarıncaları işaret eden bir çocuk gibi hissettim, kırılmış..
Düşmüş gibi hissettim.
Düşmüş ve çok kanamış..

Bir kez daha ölsün istedim babam.
Annemi aradım.

Bir kez daha kaybetmek istedim,
Bir kez daha büyük kaybetmek,
Mesela canımı,
Mesela hayatımı kaybetmek...

Yenilsin istedim,
Mesela bileklerim bir jilete,
Mesela boynum bir ilmeğe...

Hala yağmur yağıyor aklım, sesinde..
Gözlerim dolu,
İki sigara yaktım, biri senin yerine.

Nursen Yıldırım
 
Denizlere açılan bendim,
Rüzgarlar arkadaşım..


Gecesinde yıldızlar konuştuğum,
Gündüzünde Martılar..
Yıllandım,
Eskidim,
Yıprandım..

Mavi bulutlar gibi Savruldum,

Bir Başıma Köşelerde şimdi ben..

Anılar avuntum.
Yangınlardayım yanıyorum,
Ne sönüyor,
Ne kabuk bağlıyorum..

Düpedüz yanıyor ve Kanıyorum..



Gün bitiyor,
Hafta bitiyor,
Ay bitiyor..

Ben Bitiyorum,

Okyanusun Maviliklerinde Kayboluyorum,
Gözlerim birşeyler arıyor,

Bakıyorum,
Bulamıyorum.......

Payıma,

Damardan,
En acı yerinden 2 damla yaş düşüyor.

Ağlıyorum,
Umutlarıma..
Acı tebessüm Öylede güzel yakışıyor yüzüme,
Film şeridi gibi önümden geçiyor yıllar.


Okyonuslarda bir kayıkcı teknesi ben,

O Esen Deli Rüzgarlara sevdalı ben,
Martıların Aşığı..

Şimdi Bilinmez Kumsalarda,
Bedenini yiyen Tum tanelerine hapis ben,

Onları Hakeden sen..

Hayat Sen ne acımasızsın..

Hiçlikten,
Sadece Et Parçası olarak geldiğin,

Ve

Toprağa,
Sadece Bir Bez Parçası ile gideceğin zaman dilimi içersindeki yaşamın adıdır Hayat..

Acımasız olan, İsimlendiren değildir.

İsimlendirileni yaşam namına yaşayan ve Şekillendirendir.

İnsan Denen Mahluk ne Oldum Sevdasında oldukca,
Olacağı kaçınılmazdır..

Kum tanecikleri içinde acı Çekmemek için,
Okyonuslarda tevazu ile yol almayı bilmek lazım

Hayat içersinde Kaybolup, Sen ne acımasızsın dememek için,
Bu Yaşam Okyonusunda gittiğin yolları iyi bilmek lazım,

Değilmi,
KAYIKCI TEKNESİ..
 
Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece

Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece

Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece

Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan,takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece

Yemedim yedirdim ne avrsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece

Ayakların donmuş,üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece

Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu geceü

Onca gez toz benle,seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece

Sana son bir sözüm, nasihatım var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Senin doğuran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece

Bedirhan Gökçe
 
Kanatlarını çırpmaktan yorgun düşerse mutluluk sevda türküleri hasretten dem vurmaya başlarsa
Öyle sağanak değil ince ince yağarsa yağmur
Başının üstüne çöreklenirse hüzünlü bulutlar amber gibi kokarsa toprak
Beni hatırla sevdiğim; bir yağmuru bir yüreğini çok sevdim.

Büyük bir trende yalnız bir kompartıman görürsen penceresinden akıp gidiyorsa şehirler
Dur durak bilmeden soluksuz yaşanıyorsa yolculukların
Koltuğun üzerinde açık duruyorsa eski bir kitap okudukça savruluyorsan zamanın suyunda
Hangisi hayal hangisi gerçek karıştırıyorsan
Beni düşün sevdiğim; uzun bir yolculuğun tam ortasında
Hiç istemeden gittim.
...
Sadece gömüldüğüm gün gel mezarımın başına bir kaç dakika daha kal
Herkes çekildikten sonra;Ben yüreğine yuva yapmış bir kuştum
Gitmeden önce azat etmeyi unutma!

Önce hanginiz diye sormadı ki Azrail!

...yazı-tura attı sanki; sen kazandın ben kaybettim!
 
Minicik bir KASABADA olsam..!
Yağmur yağsa, çatıda TIK-TIK yağmurun sesini duysam..!
Pencereden baktığımda, GRİ bir DENİZDE bana baksa;
Hüzünlü DALGALARIN sesine dalsam..!
İçeride SOBA yansa..!
ÇAYDANLIK sobanın üstünde; CAMLAR buğulanmış,
ÇAY kokusu bütün ODAYI kaplamış olsa..!
Bir elimde KAĞIT olsa, bir elimde KALEM, yazsam;
İçimin tüm kirini akıtsam SATIRLARA..!
Eski bir RADYODA " Özdemir Erdoğan" çalsa..!
Ve, "İkinci Baharı" yaşasa GÖNLÜM, o MÜTHİŞ şarkılarla..!
YÜREK rahat olsa, HUZUR olsa; AŞK olsa,
Ve; varsa bir KADİR KIYMET bilen,
İşte "O" yanımda OLSA...!
 
Ne kadar da zormuş atmak kalbimden seni
Ne kadar da zormuş unutmak bütün geçmişi
Sanki bir geçmişimiz varmış gibi……
Ummak ve unutmak Ne kadar da zormuş

Bilmem biliyor musun ama ben her yerde seni görürken
Her yerde sesini duyduğumu sanıyorken
Her adını duyduğumda hala garip bir sevinçle gülerken
Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden

Oysa ne garip ki
Kalbimin en güzel köşesine yerleşmen bir saniyeden fazla sürmemişti……
Şimdi unutmaya çalışırken seni
Artık kalbimin bir parçası olduğunu bilmek Ne kadar da zormuş

Ne kadar da zormuş seninle birlikte öldürmek kısacık mutlu geçmişimi
Ne kadar da zormuş unutmak aklımdan bir türlü çıkmayan gülümseyişini
Ne kadar da zormuş sen tam yanımdayken özlemek her bir zerreni
Ne kadar da zormuş atabilmek kalbimden seni……

Ben sensiz geçen her güne lanet okurken
Günler geceler sen olmayınca geçmek bilmezken
Ben hala bir umut geçmişten bir yardım isterken
Aslında benim için hiçbir zaman olmadığını bilmek Ne kadar da zormuş

Seni mutluluğum seni ışığım seni nedenim görürken
Sen birden bire karanlık dünyama bir güneş gibi doğmuşken
Sen tam ben düşerken elini uzatmışken
Ne kadar da zormuş o karanlıklara gömülmek yeniden

Ne kadar da zormuş beni çıkardığın o kuyuya yeniden itmen
Ne kadar da zormuş aramak güneşi gecenin çöktüğünü bilmeden
Ne kadar da zormuş sevmek seni sen hep başkasıyla birlikteyken
Ne kadar da zormuş oyunun bittiğini bilmek sonsuza kadar sürmesini dilemişken

Biliyor musun bu pişmanlık duygusuyla kıvranmak ne kadar da zor!
Biliyor musun her gece yastığının yaşlarla ıslandığını kimseye belli etmemek ne kadar da zor!
Biliyor musun senin başkasına ait olduğunu bilmek ne kadar da zor!
Biliyor musun seni hala bu kadar çok severken seni unutmaya çalışmak çok zor!!!

Bunların hepsinin olmasına benim izin verdiğimi bilmek
Hayatımın en güzel dakikalarını yaşadığım o günü kafamdan silmek
İçim kan ağlarken başkalarını da üzmemek için gülmek
Ne kadar da zormuş seni sevmemem gerekirken seni sevmek

Ne kadar da zormuş aşkınla öyle mutluyken şimdi kahrolmak mahvolmak
Ne kadar da zormuş ben kendimi o büyük sona hazırlarken
O sonun şu an önüme serildiğini anlamak
Ne kadar da zormuş sen hep yanımdayken sensiz olmak

Bilmiyorsun seni ne kadar çok sevdiğimi
Bilmiyorsun senin için neler feda ettiğimi
Bilmiyorsun senin için nelere katlanabileceğimi
Ve bilmiyorsun seni unutmanın seni sevmek kadar zor olabileceğini……

Ama ben biliyorum senin beni hiçbir zaman sevmediğini
Ama ben biliyorum senin için hiçbir şey ifade etmediğimi
Ama ben biliyorum bütün bunlara hiç değmediğini
Bunları bile bile seni hala sevmek ne kadar da zormuş

Keşke söyleseydim sana hemen gözlerimin senden başkasını görmediğini
Keşke izleseydim biraz daha henüz bu kadar canımı yakmazken gözlerini
Keşke bilseydim bu aşkın bu kadar çok acı verebileceğini
Ne kadar da zormuş bir zamanlar beni öyle mutlu ederken şimdi böyle çok ağlatman beni

Zaman geçiyor yelkovan ilerliyor
Ama açılan yaram kapanacağına daha da genişliyor
Hayat neden yine bu kadar anlamsız geliyor
Bütün bir hayatımı kırık bir dala bağladığımı bilmek ne kadar da zor

Uykusuz bir geceye daha "merhaba!"
Güneşsiz bir sabaha daha "merhaba!"
Sensiz bir güne daha "merhaba!"
Ne kadar da zormuş birden bire her şeye demek "elveda!"

Ama artık uykusuz son gecem bu!
Bir gün yine güneşin doğacağını bildiğim ilk gecem!
Sensiz de yaşamaya çalışmam gerektiğini anladığım bütün gecem!
Ne kadar da zormuş ağlamak gülmeyi bu kadar da çok hak ederken!

Bir gece düşer yıldızlar göz yaşlarım gibi
Bir gece kaybolur ay yüreğimdeki bu acı gibi
Bir sabah olur sımsıcak, yaşadığım ve yaşayacağım mutluluklar gibi
Ne kadar da zormuş bu kadar kolayken çok zor sanmak her şeyi!!!!!!
 
Bu günlerde herkes gitmek istiyor

Küçük bir sahil kasabasina
Bir baska ülkeye, daglara, uzaklara...

Hayatindan memnun olan yok.
Kiminle konussam ayni sey...
Herseyi, herkesi birakip gitme istegi.

Öyle "yanina almak istedigi üç sey" falan yok.
Bir kendisi
Bu yeter zaten.
Herseyi, herkesi götürdün demektir..
Keske kendini birakip gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hani kendimizden raziyiz diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herseyi yüzüstü birakmak göze alinmiyor.

Böyle gidiyoruz iste.
Bir yanimiz "kalk gidelim",
öbür yanimiz "otur" diyor.

"Otur" diyen kazaniyor.
O yan kalabalik zira...
is, Güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma dugusu...
En kötüsü aliskanlik
Aliskanligin verdigi rahatlik,
Monotonlugun dogurdugu bikkinligi yeniyor.
Kaliyoruz...
Kus olup uçmak isterken, agaç olup kök saliyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha dogurmalar...
Borçlara girmeler...
isi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alikoyabiliyor.


Misal ben...
Kapidaki Rex'i birakip gidemiyorum.
Degil busehirden gitmek,
iki sokak öteye tasinamiyorum.
Alip götürsem gelmez ki...
Bütün sokagim köpegim oldugunun farkinda
Herkes onu o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sirtinda yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir;
Evet, sirtimizda yumurta küfesi var hepimizin
Kendi imalatimiz küfeler.

Ama egreti de yasanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazim.

Barik ufak kaçislar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az
Sadece kaymak tabakasi
Hepmiz kaçabilsek...
Bütçe, zama, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün
Sabah 9, aksam 18
Sonra baska mecburiyetler
Sikisip kaldik.
Sirf yeme, içme, barinmanin bedeli
Bu kadar agir olmamali.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karsiligi, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar midir bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar asik olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittigim olmadi hiç.
Ama olsun... istemek de güzel.

Bu yazı Sn . Pakize Suda'ya ait..
 
Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Değiştim
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
ne kazanabileni ne de kaybedeniyim
Sorun değil

Elbet Alışırım
Biraz alıştım.
Her şey kadar, her kez kadar, sen kadar

Alıştım!
Varlığını istemediğim tüm eksik yanları
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
iki arada bir derede duyguya alışıyorum
Bir yanım bırak diyor bir yanıma
Kesin değil! Henüz tanıştık
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor,
bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil
Bir hayli kırıldım
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
Aslında ne sana, ne olanlara
Kendime kırgınım!..
Maziye hiç değil, âna kırgınım
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım
Beni ben kırdım oysa
İyi değilim.
Galiba yoruldum
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
Sana bakan yanımsa toprakla aynı
Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun
Dudaklarım, dudaklarım hissiz
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
Söyleyemediklerini söylesende şimdi
Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil
Çok çalıştım

Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Daha öncede gitmiştim
Çok çalıştım
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için
Çok çalıştım

Daha öncede gitmiştim
Kendi isteğimle
Anladım ki daha önce sevmemiştim!

Çok çalıştım inan
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
Ve alışmaya kendime
Bu göz gözü görmez dumanlı halime
Çok alışmaya çalıştım hem de

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç
Işığı sönüyor
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor

Ne yormak istedim Seni,
Nede yormak kendimi
Çok çalıştım
Gitmeye de kalmaya da
İkisi de aynı acı, ikiside rezil
Daha öncede gitmiştim
Ama böyle kalarak değil
Böyle kalarak değil
Can Yücel - Biraz Değiştim
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri