Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ben sakinim aslinda ama siz deli ediyorsunuz :p
 
Kaiken neyse bu son mesajım olsun size efenim rahatsızlık verdik kusura kalmayın :)
Aramızı bozmadan ben susuyorum artık :p
 
Her şey aslında düşlerde başlamıştı
ve
düşlerde sona ermişti.
Bitmek bilmeyen yaraların, en taze kabukları bağlanmıştı hayatımıza.
Sonu gelmez ayrılıklar, uslanmaz yalanlar..
Gerçekleşmeyen düşlerin, düş kırıkları vardı.
Düşlediğimiz umutların parçalanmış cesetlerinde.
Sağa sola yalpalanıyordu, zamana karşı ayakta durmak istiyordu.
Aslında bağırıyordu ama kimse duymuyordu.

Düşlediğimiz düşlerde düşler bahçemizi kurmak dileğiyle.
 


Kahhar...

merhaba insan

size ağrıdan yazıyorum

sancıdan,çaresizlikten,yetimlikten,
tozdan dumandan
ölmüş babadan,ağlayan anneden
kayıp parklardan,barut kokusundan yazıyorum


ellerim kan kokar
her sabah çöpe atarım gülmelerimi
annemin kucağı titreyen toprak
ölüm siyahı şehrim
ve
derin bir sessizlikte kardeşlerim

yarın ölmüşüm
bugün yaşamadan
gözlerimde iki taş parçası dünya
seyirlik bir film gibi bakıyorlar alnıma

çehrem doğuştan kırmızı
ellerim hala kolumdayken kaldırıyorum semâya
Yâ Kahhar

eğreti duruyor heyecanlarım
gündüzlerini kaybetmiş bu kentte
bomba sesiyle dönerim oyunlarımdan evime


çocuklarınızın yüzüne iyi bakın
ve onları ağlatmayın

ölmezsem yine yazarım
çünkü ölüyor burda her insan her sevinç ve her çocuk

hoşcakal insan...

Feyza Can


 
Uzaklardan bir Sezen Aksu sarkisi duyuluyor.
`Ne böyle senle ne de sensiz / Yazik yasanmiyor çaresiz ... `
kendimi bir anda sarkilara siginan insanlar koleksyonu'nun bir parçasi olarak buluyorum.
Gecenin her seyi saklayan siyah battaniyesi, bir tek yalnizliktan üsüyen, kirilganliklarimi örtemiyor.
Deniz, almak istedigim hiçbir teselliyi vermiyor bu gece.
Siginandaydi zaten kabahat!
Hirçin lodos, saçlarimi dagitiyor...
Sarki devam ediyor...
`Suçlu ne sensin, ne de benim / simdi sensizim sen de bensiz ... `

Hiçbir zaman bir arada olamayan ama ayri da yasayamayan insanlarin hikayesini anlatiyor bu sarki. Tipki, aska yenilgilerle baslayip, her yenilgide ayaga kalkmayi basaran fakat kanatlarini yitirdigini ancak uçmaya çalistiklarinda anlayan kuslarin hikayesi gibi...

Sizin hiç, varligi yoklugunuz olan bir askiniz oldu mu ? Ve içinde ``kal``saklayan bir ``git``iniz ?
Benim oldu.
Kaybettiginize üzülürsünüz böylesi bir askta; tipki kazandiginiza sevinmeyeceginiz gibi...

Ne yapsaniz olmaz iste..
Ya sizin hayalleriniz sevdiginize bir beden büyük gelir, ya da sevdiginizin aski size dar...SIkar.. bogar...vazgeçmezsiniz.
Vazgeçmedikçe de bogulmaya devam edersiniz.
Varligi, sizi yok edecekmis gibi yasatir, yoklugu ölür gibi..
Her ``git``in içinde bir ``kal``; her ``kal``in içinde bir ``git``saklidir.

Dedim ya iste...
Ne yapsaniz olmaz!
Donarak ölmek üzere olan iki kirpi gibisinizdir.
Isinmak için ne kadar birbirinize yaklasirsaniz, o kadar birbirinizi yaralayacaksinizdir; uzaklassaniz soguktan öleceksinizdir.

Tipki, Sezen'in o sarkisindaki gibi,
` Ne böyle senle ne de sensiz / yazik yasanmiyor çaresiz ... `

Simdi tek basima bekledigim bu deniz kenarinda, o son aksami düsünüyorum.
Tüm cesaretimle; o'na son kez ayrilalim dedigimde, aglamak için yaslandigim omuz baslarina takilmisti gozlerim.

Ve aylarca gözümün önünden gitmemisti, beni avutan o omuzlarin,
tekrarlarindan geberen bir köpek pismanliginda köreldi...
Yine de dönmedim geri! çünkü çok iyi biliyordum ki her yalnizligimda siginmak için aradigim o omuzlara bir gün tekrar kosarsam; bana uçurum olacaklardi...

Ve sarki devam ediyordu...
` Suçlu ne sensin ne de benim / Simdi sensizim sen de bensiz..




Sezen Aksu - Tükeneceğiz - YouTube
 
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum...
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadımhayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin allahını bilirim bayım!
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başınıevcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!
Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!
Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucundaöyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!

Didem Madak
 
Yine suskuna çıktı adım
Yine çekildim kabuğuma
Ayrılıklar dilsiz yapıyor beni
Çığlıklar birikiyor içimde,
Şimşekler çakıyor,
Yıldırımlar düşüyor gönlümün topraklarına
Yağamıyorum bir türlü,
Yağamıyorum;
Düşlerimi gamzelerine gömdüğümden beri...

Ağlayacak yaşı da geçtik...
Bir damla yaş dökülse
Yeşeriyor yalnızlık, büyüyor...
Büyüyor gönlümün topraklarında çaresizlik...

Yine bir nefeslik sevdalar
Yine sarılmalar birkaç saniyelik
Yatağa çarşafla beraber,
Umutsuzluk da seriliyor.
Aramızda uyuyor tükenmişlik...

Bazı düşler yasaklanıyor daha ilk günden
Sözler yüreğin yayında bir ok gibi geriliyor
Ve sen ne zaman tutsan ellerimden,
Hesapta olmayan bir sessizlik başlıyor...
Tam da dile gelmişken sevda cümleleri
Bir gün bir başkasına söylenmek üzere
Erteleniyor...

Geldiğinde sevmek zamanımdı
Eşitlemek isterken seninle
Düşümdeki sevdayı,
gömmediğin bir ölü çıkıyordu saklandığı yerden
Korkular birikiyordu aniden gözlerde
Tam da o anda başlıyordu yanılgı...

Okan Savcı
 
Gerektiğini söylediler
Gerekliliğini belirtmediler
Umurumda değil sanıyorlardı diye düşündüm
Omuzlarına hafifi bir hışırtı düşürdüm
Omurlarında pek bir biçem yüklenmeyen düşünüm
Umurlarında sıradan bir geçit töreni edası bürünüm

Paranoya paralananı beri
Daha beter paralar oldu
Maliyet hesapları umudun kayığı
Geçmişin tezat defteri
Bugünün haraç mezat serilimi

Gerektiğini söylemediler
Gerekliliğine inandırdılar
Umurlarında değilim diye savlıyordum
Omuzlarında herkes için bir görev varmış
Omurlarında bölüştürülecek bir görev
Umurlarında üleştirilecek bir türev
Türedi düşlemlerin tünedi arzu belirimi

Paranoya ölüleştirileli beri
Daha beter gezinir olmuş
Uyur gezer misali

Gerektiğimi söylemediler
Gerektiğime kanaat getirmedim
Umur ilik ilik zevk tanesi dokurken
Omuzlar kasa kas iliklerken
Omurlar zevke daha fazlasını kaldırabilecek setler döşerken
Umur arzuya doğuştan aşık
Umut paranoyayla bağlaşık
Paranoya zorunluluğa bağışık
Zorunluluk paranoyayla alakasız
Tanım aralığını belirlemek derdi değil
Gerekliliğe bağdaşık
İllaki baştan sona yeni bir bilinç türetmeye gerek yok
Türedi, evrendeki akışın ta kendisi
Her şeyin nereye aktığı kesin olarak belirlenemez olsa da
Sönümlü, sönümünde dönüşümlü bir iz takibi
Zorunluluk, yarının belirlenmiş belirlenimi değil
Oluşun bir çok yöne açık belirimi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri