Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
mutluluğa beş kala elimde solan bir ömür var
daha neler neler soldurur yar farkına varmaz

alıştım artık yalan baharlara
'hiç üzmüyor yokluğun' diye bir yalan söylerim mesela
hani şair ''yüreğime söylediğim en doğru yalansın'' diyor ya
öylesi işte

kır çiçekleri var ömrümün
sana gösteremedim ya o çiçekleri
bir buna yanarım
ey akan kanlarımın sebebi
kaç ömre kaç çift göz sığdırdım ben haberin var mı?
söz biter şarkı başlar
böyle gelir kurşunun
böyle kurşunlar.



mecnun'un da umudu varmış sonra kara toprakla kucaklaşmış
bu sebepten hiç umudum yok
kalemim kırılırken yanımda mıydın?
nefessiz kaldığımda canımda mıydın?
cansız kalsaydım eğer ağlar mıydın?

babamın ilk oğul deyişi
anamın feryadından yere dökülen ilk göz yaşı olmasaydı
bil ki unuturdum gözlerini
serde delikanlılık olmasaydı
bil ki ben de seni gömerdim beni gömdüğün yere
ama olmuyor
cami avlularında iki damla suya hasret kumruları varken bu şehrin
çeyrek simide canını veren martıları varken denizlerin
ve hala dillerde ezberken destanı sevilmemişlerin
ben seni nasıl saklayayım?
kadri kıymeti değerinden eksiğine bozulmuş sevdalar aşkına
yeter gülüm
kanatma!



terkedilmiş virane bir han gibi yüreğim
içimde korkularım var
hey deli gönül
yavru ceylan gibi yenik düşüp bir daha sevilmemek var
yapraklar dökülüyor yağmurlar yağıyor üzerime
perdesi kapatılmış pencereler gibi açılmaktan korkuyorum
bir ak sakallının gözlerini anlamaya çalışırken
sensizliğe yenik düşüp soluyorum
sahte kahkahalar atılıyor boşluklara ben aksakallara vuruluyorum
tam kendimi anlatmaya çalışırken infaz edilip
mevsimsiz yaşamaya hüküm giyiyorum

çiçekler açmaz yangın yerlerinde gönlümün
herkes yaram hafif sanır



nasıl açılırsa yaprağı mimozanın
nasıl acıtırsa dikeni gülün
öyle batar sevdan gönlüme

benim uykularım kurşunlanırken sen yanımda değildin
kalemi kırılırken gönlümün sen bahar mevsimindeydin
yar keşke bana dönseydin.



saçlarının rüzgarından kurtulamadım gitti
ceplerim yalan dolu
bayramlar kutlanıyor bilmem ne diye
elimde sana ısmarladığım iki sayfayla kalakaldım
madem ki sen beni sensizliğe terk ettin
ben de şarkıları yar edinirim kendime
uçuruma yuvarlanan bir taş misali
sessiz
ani
meçhul
bıraktın beni. !

kendime yakıştıramıyorum gözlerinsiz ölmeyi!
 
Kırılgan bir çocuğum ben.
Yüreğim cam kırığı.
Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı.

Saldırgan diyorlar bana,
Oysa kırılganım ben.
Gözyaşlarım mücevher; saklıyorum herkesten.

Ürküyorlar gözümdeki ateşten,
Ürküyorlar dilimdeki zehirden,
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen, gözükara cesaretimden.

Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?

Bir yanım çılgın nar ağacı,
Bir yanım buz sarayı.

Murathan MUNGAN
 
Canım Ol

Aynalar suskun rüyalar sessiz
Yaşamak ölüm senden habersiz

Canım al canım ol canana götür ey
Canım al canım ol canana götür ey
Derdime derman ol gel cana götür ey cananım

Güllerim soldu içimde ateş
Sensiz sabahlara doğmuyor güneş
 
Ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara
Sokaklara köprülere kiremitsiz damlara
Taşlara sopalara aman vermez silahlara
Şehir haritasına trafik lambasına kan içinde adamlara
Kan içinde adamlara
Kan umutsuzluktur
Ona kendini hazırla
Ne kadar yalnız olduğumuzu hatırla
Açlıkları yoklukları kırımları
-Örneğin sensiz olmak ömrümün bir akşamında-
Bir bölgeden birine giden orduları uçaklarla
Yalanlar ihanetler karmakarışık limanlar
İki şeyin apansız karşı karşıya geldiği dünyada
 
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni.

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.
 
Aynalar suskun rüyalar sessiz
Yaşamak ölüm senden habersiz
 
Bütün ışıkları yanıyor üzüntümün
Gitmek istemezken gittiğim o yer
Güneşin yok saydığı çelimsiz günler,
Bir anlık öfke'ye verdiler beni;
Dünya! zemin kat,yüksek kader.


~ İbrahim Tenekeci
 
bir çok atı,
ardlarında bıraktıkları nallardan buldum ben.
gitmene lüzum yoktu,
papatyalarla, ayçiçeklerini ayırmayı
ustam çobanyıldızından öğrendim ben.
ama yine de
bahara bir dilim mavi var,
son çeyrek biraz hüzünlü olur,
olsun
tersine akan trenlere raylarında
çok umuttan gemi yüzdürdüm ben.
 
Bırakma beni..
Uğruna yaşayan bedeni başıboş koyma bu şehirde
Sana yazılan her harf hesap sorar mahşer-i alemde
Dirhem dirhem azalıyorken can'ım bu bedende
Aldığım nefesimsin, bırakma beni..


Gülüşün günüme değmedikten sonra, ne farkı var ki gecenin gündüzden,
İnan hiç farkı olmaz yaşamın ölmekten, içinde bir tutam "sen" olmayınca...
Bedenim aşkın nisab'ına malik olmuşken
Yalnızlıkla ödetme bana varlığının zekatını. Bırakma beni..

Bir akşam üstü sabaha hazırlarken bedenimi, yüreğimi hicaz bir bestenin notasına rehin bıraktım.
Kaş'ın k/emandı gözlerin tanbur. "SEN" çaldıkça aklımı, ben oturup ağladım.
Öyle bir "es"tiki varlığın, dayanamıyorum şimdi yokluğuna yâr, bırakma beni..

Şimdi sen uçurumun kenarında bağlayıp gözlerimi, beni böyle koyup gidiyorsun
Söylesene yar, sen buna sevdamı diyorsun..
Oysa Aşk Mecnun olmaktı bir çift göz için, baş kaldırmaktı koca dağlara.
Teslim olabilmektir aşk, ateşin içine düşerken İBRAHİM misali Yaradan'a.
Ve bıçağın altında İSMAİL olmaktır aşk; Gülümseyerek kurban olmak Yâr'a...
Yüreğim bağlı,gözlerim bağlı uzandım işte yollarına.
Ya vur bıçağı bu aşkın boynuna, yada bırakma beni...

Şunu bilki sahralar yüklensede vuslatının kum saatine, sabr-ı dost eyleyip yüreğime beklerim seni..
Ve unutmaki Azrailin seni bana sebep ettiğini bile bile, yani kısacası ölümüne; Seviyorum seni...
İşte bu yüzden gitme yar, bırakma beni...




Alıntıdır.
 
Öyle yalnızız ki bu panayırda
Sevgimiz durmadan bir taşı ovar.

Sevgilim aşk da uyar çevreye
Ve kendine parlak bir yalan arar.

Metin Altıok
 
Savaşı senin saçlarında kaybettim. Şeytan alınyazımdan ganimet topluyor şimdi.
Arsız bir rüya sırrımı yayıyor sokaklara.
Ayıplanıyorum.
Vücudum günah renginde, anılarımdan soğudum.
Şimdi çırılçıplağım.
Yürüdüğüm sokakları, arka balkonumuzu, oynadığım oyunları reddediyorum. Her şeyi, hepsini reddediyorum. Benim diyebileceğim kadar sahici ne varsa. Şimdi çırılçıplağım, yüzünün gecekondularında geziyorum, gözlerine iniyorum bazen, ifşa edilmiş bir yaşam, talan edilmiş bir alın yazım var sadece.
Yüzüm eskiyor.

— Tarık Tufan
 
Öpüşün öpüşüme karışsaydı
Yüzün yüzüme
Gecen gündüzüme karışsaydı
Hüznün kederime
Baharlar açardı kalbimde
Yazlar ve kışlar bir de
Tenin tenime karışsaydı
Cennet ve cehennemden
Kime ne ?..
 
"Ve yalnızlar pek sevilmez
aslında.. Bir hataları aranır
hep.. Görünce birkaç adım
geri çekilip anlam vermeye
çalışan saçma gözlerle
bakılıp ne yapıp da bu
yalnızlığa mahkum
olduğu sorgulanır. Belki
tek kelime konuşulmadan
asılır kesilir ve yalnız
bırakılır..."
 
BİR KÜÇÜK DÜNYAM VAR İÇİMDE BENİM


Bir küçük dünyam var içimde benim
Mihnetim ziynetim bana kafidir
Görenler dar görür geniştir bana
Sohbetim ülfetim bana kafidir

İstemem dünyanın saltanatını
Süslü giyimini Arap atını
Bilirsem Türklüğüm var kıymetini
Vatanım milletim bana kafidir

İsterdim hayatta düşmanla savaş
Milletime kurban olaydı bu baş
Nasip değil imiş şehitlik kardaş
İmanım niyetim bana kafidir

Dünya geniş olsun ister dar olsun
Yeter ki kalbimde iman var olsun
Her zaman milletim bahtiyar olsun
Rütbemle mesnedim bana kafidir

İçimde beslerim bir büyük ordu
Çiğnesin düşmanı yükseltsin yurdu
Azmi zihniyeti Veysel'in derdi
İşte bu niyetim bana kafidir

AŞIK VEYSEL
 
"Kim geldi önce acı mı biz mi
Eksilmedik acının solgun
konaklarından
ölüm mü yaratıldı acının
toplamından...
acıyla güzelleşiyor bir kadının yüreği!
"

Haydar Ergülen
 
Aşk'ı Geçtik, Gözlerini Açabilirsin !..

Aşk'ı Geçtik, Gözlerini Açabilirsin !..



Sstt Sessiz ol! yaklaştı... dedi.

Korkularınla yüzleşmelisin... dedim.

Yapamam dedi.

Ya ben? dedim. Ben ne olacağım?

(Sustu)

Anladım dedim anladım...

(Boynumdaki fularımı çıkarıp verdim eline)
Al dedim bağla gözlerine...

(Tüm gücümle kalbimi bağırtarak ama gözyaşımı kısarak bastım pedala.

Neredeyse bizi görecekti...)

Durdum ilerde döndüm sonra:
Gözlerini açtığında neleri kaybettiğimi göreceğim adama baktım son kez... İçimi çektim içime çektim... Sarılma isteğimin belini büktüm onu uzaktan öptüm...

Aşk'ı Geçtik dedim Gözlerini Açabilirsin !..
Daha kalbimden inmişti ki bastım pedala...

Dönüş yolunda aşk çevirdi beni makbuzu tutuşturdu elime:
Yalnızlık kesmiş...
 
Vampir Rotası

yalnızca iki el ateş edeceksin
çünkü aşk, israf değil!

içinde gizlenen siyah beyaz hayvan
haplanmış gözlerine çöken terk-i diyar
kalbinin çıkışındaki esrarlı sudan sebep
ve tetikteki on birinci parmak
bir kancalı kurdun yorgun kayalıklara oturup
aşağılardaki kalın ve büyük bağırsakları seyrettiği
gecenin tamamlanışında senin cesaretinle
senin yüzünü bir cerrah ustalığıyla değiştiren
o yüce kinle, o masum şiddetle
yeniden
hep hep yeniden tanımlanacak!
bir başka deyişle sen olan karşındaki cesedin
iri ve patlak göğüslerine gömülü dişlerinin arasından
kendi sahte varoluşunun
kendi kanlı spermlerinin
zamklı suretlerine doğru sürükleneceksin sersefil!

korkma!
yalnızca iki el ateş edeceksin
çünkü intihar, menzil değil!
küçük iskender
 
Benden Kaç Olursa Sen Olmaz

Şimdi beklentisine küsmüş çocuklar gibi,kazınmıyor bakışlarım duvarlardan....
Tek başıma saklambaç oynuyorum bulunmaz bir hiçlikte...Ebe de ben sobe de...
Anlatıcalak ne kaldı ki ...sensiz her zaman biriminde geriye alıyorsam kendimi..
Ne vakit düşünsem gelecek beklentisini...Yapışkan geçmişim döve döve içeri alıyor beni...
Gece tüm karanlığıyla gelirken üstüme üstüme,kaçıncı sayışta uyuyabilirim...bir rüya olsun sensiz...
Biliyorum matematik çizelgelerini...kendime denedim..
anladım ..benden kaç olursa sen olmaz..sonsuza akan bir ırmağın iki yakasıyız seninle...
sessiz ...derinden..aşınan..
kıyımı aşındıran sulara soruyorum seni...sen kuşsuz bir dal gibi dururken karşı kıyıda...
artık beklentisine küsmüş çocuk gibi,gözleri yatırıp dudaklara..
kendimce sana bir tanım aramaktayım...ilk günaha ve son davete gün içirdin..
böyle sevdirdin bana ateşi...ve sonra ölüm koyusu bir sonla o sırra üşüşen sendin..
bense ilk kurşunda vurulan bir asker gibi kalakaldım kanlı meydanlar ortasında...
artık gelmeyecek trenleri bekliyorum ıssız grisinde peronların...
sabır tesbihleri yapıyorum mahpushane işi..
çekiyorum...susuyorum...susacaklarım bitmiyor..
yüreğime diktiğim bunca umut çiçekleri...çektiğim bunca hasret...sözcükleri yaza-çize ertelenmiş baharlardır yazdığım ..örselenmiş düşlerim saçak altlarında..
pusuda bekleyenler var...çattım kaşlarımı...dışarı çıkamam...çıkamam dışarı kaşlarım var..
al işte veriyorum: bunlar örgütsel dökümanları aşkın..
bedili ödenmiş...yarım kalmış ...ölümcül bir sevda....
kahraman tazeoğlu
Etiketler: Yok.
 
Ben Ölürsem

ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
ne bir ask zerafeti
ne bir hayal tabiri.. küçücük ömrüm
hep rüzgar gülleri kokacak !

bir sinek cenazesinden dönmüsüm de sanki
agzim burnum kanyak
denizden yeni çikartmislar yagmurun ölüsünü
mevsimlerden napalm günlerden ilkbahar

hummali sabrimin glayöllü dag köyleri
sana hasret sakimak mi yakisacak
çok arayacak çocuklugum esas sirrini
benim yüzüm bir kedi amipidir
ben ölürsem o kendiliginden çogalacak !

ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
ne bir buz yorgunlugu
ne bir sinema perdesi yirtik.. küçücük kabrim

bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak !

k.i
 
Azılı Aşklar Şatosu

bir tek sana tembih ettim saadeti
hiç bir şey hatıra değil aslında
kaynayan sular gibi bakardın ya bana
donan sular gibi gülerdin ya
bütün büyük sular korkutuyor şimdi beni

bir tek sana tembih ettim saadeti
hiç bir şey ihanet değil aslında
kararan havalar gibi dokunurdun ya bana
bozan havalar gibi şevişirdin ya
bütün güzel havalar ağlatıyor şimdi beni

küçük iskender
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri