Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
‘şehrin en karanlık yerinde duruyorum haydi durma
hiç ümidim kalmadı tutunacak bir dalım
başımı yere eğme benim mazlum yerine koyma
allı pullu düşlerim vardı oysa
bir hayat böyle tersine dönmez bir yiğit böyle harcanmaz
dağlara taşlara bağırasım geliyor
içim yanıyor içim
bildiğin gibi değil…

bu bir hikayenin bitişi midir?
bu kanlı bir veda mıdır?
bu son savaşçının yediği kurşun
bu son kalenin de düşüşü müdür?
dalgaların çekilişi bayrakların yıkılışı
bu şarkıların susuşu mudur?

ömrüm kanıyor ömrüm
bildiğin gibi değil…
ben bu hayata asiydim
böyle değildim
bir yıldız kaydı ömrümden ben dilemedim
işte herşeye sırtımı dönüp koşuyorum
sarı güller kahrolsun
ıslak gözler beyaz mendil kahrolsun
kahrolsun bu kaldırım bu nezaket mutluluk dilekleri
canım yanıyor canım
bildiğin gibi değil…’ “
 
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
 
Hep kendim sildim şu gözyaşımı
Bütün hüzünleri bana bıraktım.
Sen oysa alıp gittin başını,
Açılmamış küfürleri sana bıraktım.

Yine de halime şükür edip sustum
İçimdeki dertleri ana bıraktım.
Çektirdiğin zulmü dışarı kustum
Bütün umutlarımı kana bıraktım.

Hiç yaşamadım o yaşasın diye,
Elimi çektim dertleri aşasın diye,
Gözlerinle ömrüde paşasın diye,
Bakışlarını bile ona bıraktım.


C. Buse
 
Eylül’dü.

Dalından kopan yaprakların

Sararan yanlarına yazdım adını

Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.

Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

Eylül’dü.

Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız

Adımlarımızın kısalığı bundandı

Bundandı gözlerimin durgunluğu.

Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,

Ellerin kadar ıssız,

Sen kadar zamansız molalar veriyordum

Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

Eylül’dü.


İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,

Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.


Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.

Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman

En çok sesini aradım.

Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.


Gözlerini sildi zaman..

Dedim ya... Eylül’dü.

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.


Cemal Süreya
 
Yürüyorum
Koyu bir kederdeyim
Bir gecenin tam ortasında
Bir yağmurun en dolusunda
Gönlüme yenik
Gönlüme tutsak
Elim ayağım çıplak
Yürüyorum
Arkama bakmadan yürüyorum

Tanımadığım bir yerdeyim
Adımdan çok uzakta
Belki kötü bir tuzakta
Patlamaya hazır mayın misali
Fena halde beklemekteyim
İçim zehir zemberek
Bilmem ki yaşamak mı yoksa ölmek mi gerek
Yok yok aslında bu değildi benim düşündüğüm
Kendime şaşmaktayım
Deniz uzak, yolum kördüğüm
Kendimle savaşmaktayım
Yürüyorum
Arkama bakmadan yürüyorum

Vahim bir yalnızlıktayım
Rüzgarda bahar gülü gibi savruluyorum
Dudaklarımda asi bir küheylan çığlığı
Yıldız alacasında görünmez böceklerin
Belli belirsiz ıslığı
Aah ah
Kimbilir bu kaçıncı yanılgım
Bilmem ki nasıl anlatmalıyım
Aklımda hani o birini bırakıp diğerine koşan
Ya yanlış anlaşılan
Ya da bundan hoşlanan ince uzun kız çocuğu
Boynunda kendi elimle taktığım
Küçücük nazar boncuğu
Sırtında da kahverengi gocuğu
Bakışları ürkek
Gözlerinde hep aynı buğu
Yürüyorum
Arkama bakmadan yürüyorum

Karanlık bir aydınlığa çıkmaktayım
Burnumda kokusu
Kulağımda beraber gezdiği insanların uğultusu
Azala azala çoğalmaktayım
Benim sanki bu sokakların
Yürüyen tek yolcusu
Yürüyorum
Arkama bakmadan yürüyorum
Yürüyorum
Arkamda bırakıp yürüyorum
Arkamda bırakıp gidiyorum
 
Umutsuz sevda, dermansız dert benimk;
Derdim sevdadır, umudum aşk,
Derdi büyük yüreğimin.

Umudum gözlerinde, derdin yüreğimde;
Umut sende, dert bende.
Umudum sen derdim sensizlik
Derdi büyük yüreğimin.


Derdim umudumdur umudum derdim.
Derdim sevda, umudum aşk.
Sevdamda sensin, aşKta sen
Umudu büyük yüreğimin.










alıntı
 
KÜSMEK nedir bilir misin?...
Küsmek DÜRÜST'LÜKTÜR.
Çocukçadır ve ondan dolayı SAF'TIR...
YALANSIZ'DIR.
Küsmek; SENİ SEVİYORUM'dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır KÜSMEK.
KIZDIM ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
KÜSMEK; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
KÜSMEK, sevdiğini SÖYLE demektir... Hadi ANLA demektir...
KÜSMEK; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...
Yani, diyeceğim o ki: "BEN SANA KÜSTÜM"!...

Nazım Hikmet RAN

"hikmet artık sadece yazmadığında baş ağrısı yapıyor"
 
Yoruldum...

Takatim kalmadı artık... yarınım yalan
Tükendim artık göz yumma göz yaşlarıma.

Ver ellerini bana...

O soğuk ellerini uzat
Parmaklarını ısıtmama izin ver
Buz kesen BAKIŞLARINI ayırma BAKIŞLARIMDAN...

Git bul getir kendini yalnızlığımın koynuna saklan
Bulurum ben seni, bulurum belki
Ama GİTME...

Yedi verenler solsun üçler beşler ağlasın
Ama GİTME,
Bitmesin...





 
Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak
En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup daöteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktuNe denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacakla
rVe o kadar
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzünEy en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar
Turgut UYAR
 
Merak etme kasım gelir :D :D oda olmadı kış kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır :D Kış gelir :D
 
UTANSIN...

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

Necip Fazıl KISAKÜREK
 
Biliyorum
Sen yine bu akşam o bomboş odanda
Onu anacaksın
Dilinde hüzünlü bir şarkının son satırı
Bir gün gibi yaşayıp bütün yılları
Özlem nöbetine tutulup ağlayacaksın
Çaresizliğini bile bile


Oysa ben
Yine bu akşam bekar odamda
Seni düşüneceğim
Seninle dolduracağım yalnızlığımı
Sigara dumanlarında gözlerin yakacak gözlerimi
Kırık kadehler gibi dökülüp kalacağım pencerelerden
O zehir şarkılara inat
Yine seni bekleyeceğim
Onu sevdiğini bile bile

Ahmet Selçuk İlkan
 
HATRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!

NECİP FAZIL KISAKÜREK
 
Boğazımda düğümlenen onca sözü azat ettim...
Aç avuçlarını .
İster yakala ister yüzüne çarp bin pişmanlıkla.
İster bırak dökülsün yere boş gitsin.
Yada Ez, bitsin...
''Ben ki tüm yollarımı sana meyletmiştim, adına çıkmaz sokak demiştim.
Girdiğinde yüreğime ilmik ilmik işlemiştim...''
Sana gelirken adımlarım...
Nasılda yanıyordu yanaklarım ve nasılda sızlıyordu ellerim.
Birde bakmadığın GÖZLERİM...
Nasıl parlıyordu ayı kıskandırarak. VE... şimdi...
Elini son defa koy şakağına...
Daya başını dizlerine ,yaslan soğuk duvara

BİLKİ ; UNUTMAK için son kez ÖZLÜYORUM SENİ...











 
Yorulduğun zaman söyle
Susalım, hiç konuşmayalım istersen
Sussak da, hiç konuşmasak da, sözlerin senin
Açık denizler gibidir zaten elimde
Her zaman ama her zaman bir kıyıyı sezdiren
Hatırlıyorum da kelimelerini bir bir:
Şairlerin flaşları kalpleridir
Dışarıya da parlamalı biraz
Kaldı ki ben içimde gezinmekten yoruldum
Sensin, iyi anlarsın beni
Gözlerine başka türlü bakıyorum
Ben bütün gözlere başka türlü bakıyorum şimdi
Nemli bir tülbent olup buğulanıyor
Ve yaslı ve mahzun
Ve devrilmiş bir boya kabı gibi de yoğun
Memleketimin gözleri
Yağmur yağacak.

Öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
Dam saçak demeyecek, yağacak
Yağacak bir hışım gibi canevine kentin
Kalplerimiz küle gömülmüş elmalar gibi
Patladı patlayacak
Alacak sonunda kendi rengini.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri