Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Bugün ellere bayram imiş,
Şehit düştüm haberim gelmiş,
Benim anneciğim ağlarmış,
Feryadı gök kubbeyi delmiş,
Kabrime anneciğim gelmiş.
Akıyor yaramda al kanım,
Zalim kurşun yaktın sol yanım,
Benim kanım canım vatanım
Yaramı al bayrağım sarmış
Kabrime anneciğim gelmiş.
Babam çocuklarıma bakar
Annemin yüreğini yakar,
Gözyaşları yarama akar,
Etrafını meleklersarmış,
Kabrime anneciğim gelmiş.
Başına karalar bağlamış,
Kader böyle diye ağlamış,
Gözyaşıyla ağıtlar yazmış,
Ağıtları dağları delmiş,
Kabrime anneciğim gelmiş.

Acıyla yüreği karılmış,
Mezar taşımada sarılmış,
Şu zalim dünyaya darılmış,
Gözyaşı mezarımda selmiş,
Kabrime anneciğim gelmiş.
Acımı yüreğine bağlama,
Benim anneciğim ağlama,
Şu yaram derindir dağlama,
Zalim kurşun kalbimde kalmış,
Kabrime anneciğim gelmiş.

Sorulur hesabı al kanın,
Şehitliktir benim mekânım,
Benim için ağlama canım,
Gözyaşı gök kubbeyidelmiş,
Kabrime anneciğim gelmiş.
Şu dünyanın bir sahibi var,
Soracağı bir hesabı var,
Şehide Cennet mekanı var,
Kaderimiz böyle yazılmış
Kabrime anneciğim gelmiş.
Vatan uğruna şehidim ben
Şehitlerin annesisin sen
Açtım Cennet kapısını ben
Cennet anahtarı al kanmış,
Kabrime anneciğim gelmiş.
 
GÜNÜN ŞİİRİ​

DİKKAT SONUNU İYİ DİNLEYİN​
[YOUTUBE]UKjkaxUVkHA[/YOUTUBE]​



KaRaTaY
 
MAVİ GÖZLÜ DEV

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Nazım Hikmet
 
YENİ BİR SAYFADA SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin uçurtma mesela
Altınakonabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
Sallanan bir masa
Veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine

Bir beyaz kağıda herşey yazılabilir
Senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden
Bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan ama anlatamam
Toprağın güneşle kavuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok
Köklerin içimde gizlidir,
Gelen, giden arayan, soran dere budak yok
Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok...yok!

Uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan
Bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları,
Daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
Sana bakmak suya bakmaktı
Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı

Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar baçıvanlar değil tüccarlar
Sen öyle gçz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen içimde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktı...

Bir tek söz kalır dişlerimin arasında
Ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,
Yazdığım bütün şiirler sanabaşlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır
Herşey olmaya hazır
Sana bakmak, suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak,
Bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak,
Allaha inanmaktır

Yılmaz Erdoğan
 
YEDİNCİ ADAM

Şu dünyada düşeceksen yollara,
İyisi mi yedi kez doğmaya bak
Bir kez, yangın çıkan bir evde doğ,
Bir kez, buzdan soğuk sellerde,
Bir kez, azgın deliler arasında,
Bir kez, olgun bir buğday tarlasında,
Bir kez de kimsesiz bir manastırda,
Bir ağızdan ağlayan altı bebek, yetmez:
Sen kendin yedinci olmaya bak.

Canını kurtarmak için dövüşeceksen,
Karşısında yedi kişi görmeli düşmanın,
Biri, pazar günü dinlenen bir işçi olmalı,
Biri, pazartesi sabahı işe başlayan,
Biri, para düşünmeden bir şey öğreten,
Biri, boğularak yüzme öğrenen,
Biri, koca bir ormanın tohumu olan,
Biri de yiğit atalarının koruduğu bir torun,
Ama onların bu hünerleri de yetmez,
Sen kendin yedinci olmaya bak.

Bir kadın mı bulacaksın kendine,
Yedi erkek birden düşmeli o kadının peşine,
Biri, güzel sözlere kanan,
Biri, başının çaresine bakan,
Biri, kendini hayalci sanan,
Biri, eteğinin altından kadını okşayan,
Biri, hiçbir numarayı yutmayan,
Biri, kadının düşürdüğü mendile basan;
Sinek gibi vızıldasınlar kadının çevresinde,
Sen kendin yedinci olmaya bak.

Yazmak geliyorsa elinden,
Yedi kişi birden yazmalı şiirini,
Biri, mermerden bir köy kuran,
Biri, uykusundayken doğan,
Biri, göğün haritasını çizen,
Biri, adı sözcüklerle anılan,
Biri, ruhunu yetkinleştiren,
Biri, diri fareleri kesip biçen,
İkisi yiğit, dördü akıllı;
Sen kendin yedinci olmaya bak.

Ve her şey yazıldığı gibi olursa,
Yedi kişi için öleceksin,
Bir, beşiği sallanıp emzirilen,
Bir, diri genç bir memeyi kavrayan,
Bir, boş tabakları fırlatıp atan,
Bir, kazansın diye yoksula omuz veren,
Bir, yıkılıncaya kadar çalışan,
Bir, sadece durup aya bakan kişi için.
Dünya mezar taşın olacak;
Sen kendin yedinci olmaya bak..

Attila Jozsef
 
dün seni son görüşümdü,
o buğulu camın arkasından son kez baktım sana
ve sen gittin ardında bir çift göz bırakarak
her akşam geliyorum bu sahile
seni bekliyorum güneşin batışını seyrederek
ama sen hâlâ gelmedin...
 
Yazılmamış Mektuplar

Ben hep seni sevdim öbür yanım, adını öğrenmeden
Sarışın mı, esmer mi, uzun-kısa bilmeden
Görmez mi, duymaz mısın, yoksa yürümez misin
Benden kaç yaş büyüksün kundakta bebek
Belki de doğmadın sen
Düşünen beynin, seven kalbin yetti bana
Seni çağırdı sesim
Soydum giysilerini İNSAN çıktın ya içinden
Gerisini boş ver dedim, gerisi resim, ötesi ten
Seni sevmem için de görmem gerekmiyordu zaten

Seni yazdım tüm kitaplara, düşünce hızımla doldurdum
Yetmedi sayfalar
Kim okudu ki bir satırını, hem okusa da ne anlar
Burada olmasa da ölümsüzlükte, sonsuza dek birlikte
Seninle olmak için Yüce Rabbime sözüm var
Her yeni buluşumda eskiyeni
Her eskide bir yeni
Arkamdan getiremeyeceklerimde kendimi
Tüketmeyeceğim
“Benimle gelecekler”Beni sana iletiyor

Orada bulabileceğim ümidi ve tesellisi
Burada bulamamanın acısını hafifletiyor
Sahi, sen var mısın, nerede diye sormuyorum artık
Biliyorum, sen varsın, burada ya da orada
Mutlaka bir yerde

Her sevgide bir parça buldum senden
Her sevgiden bir parça
Herkesi toplayıp bir adam yapamadım ya
Kardelen Yüreğim paramparça
Bu yüzdendi hep seninle konuştuğum, seninle yaşadığım
Yoksa kendim miydim sende aradığım
Hayır, hayır sen beni de aştın
Bende olmayan bir sürü özellik var sende, istemem, kalsın
Ben, bu halimle bir dost bulamadım
Ya sendekiler de eklenirse? Maazallah
Mutsuz da olsam yaşamayı öğrendim Sanal Dünyalarında
Ne tuhaf şu insanlar, ne tuhaf şu sıradanlar
Kendilerini üzecek, sıkacak ne varsa hepsi kurallarında
Yüce adaleti yargılıyor, eşitlik yok diyorlar
Eşitlik olunca da en çok kendileri rahatsız oluyorlar

Ve “Aranan şartlar tarifesi” diyorlar aşka
Kim benim üstümde kural koyabilir ki Yaradan’dan başka
İnsanlar her yaptığının karşılığını bekliyor
Adına vefasızlık, nankörlük diyorlar
Sonra da aksini iddia ediyorlar
Sen bana kural koymuyor, güveniyor ve özgür bırakıyorsun
Sitem etmeyi bile basit, sıradan buluyorsun
Ben, seni sıradan davranışlardan arındırıldığın için sevdim

Sana yazdığım mektuplar A Tipik bir vakıa
Bir çözmeye kalksalar gör dünyanın halini, ütopya
Yaşamaya değer ne kalır ki. İnsanlar eşit olur, yok olur savaşlar da
Kendileri için dilediklerini başkaları için de dileyecekler
Birbirlerine iftira atmadan sadece gerçekleri söyleyecekler
İşte beni hayatta güldürebilecek iki neden
Bu gerçekten mümkün mü, elle tutulup gözle görülenlerden

Seni göz yaşlarımda sakladım, boğmadan yüzdürdüm
Yazılmamış şiirlerimde, anlatılmamış efsanelerimde gezdirdim
Varlığına inanarak, adını bile öğrenmeden sevdim seni, ya sen
Sen beni bulmuş değilsin henüz
Hem bulsan kaç parçaya böleceksin ki
Hangi yanımı, hangi yanına koyacaksın
Hangi dalımdan kaç yaprak koparacaksın
Bana gerçek masalların ağlayacak
Şu Kardelen Yüreğim de
Senden daha güçlü olduğunu öğrenmekten korkacak
Sevmek; uzaktan güzeldir öbür yanım

Sevmek... Uzaktan güzel
Aramızda ne varsa özel
Böyle kalsın, mektuplarda
Daha doğrusu, yazılmamış mektuplarda
Sen ve Ben
Yaşanmamış zamanlarda
Sen ve Ben
Sadece
Rüyalarda
 
SÜRGÜN​

Gitmek, sadece git-mek...

Anlamsız ve acımasız
Türevsiz, tuzsuz, susuz,
Aç, açık ve uykusuz...
Kaçmak, bırakmak, terketmek!

Nasıl da büyük bir şiddetle
Acıtan bir yalçınlık bu...

Uzaklık ve yakınlık yok,
Neden belki var, sonuç yok,
Dün var, gün karanlık, yarın hiç yok:

Sürgüne gidiyorsun...

Siliniyorsun, süpürülüyorsun...
Atılıyorsun, koparılıyorsun,

Kovuluyorsun!

Köklerinden, dallarından, yapraklarından
Soluğundan, yaşamından, ufkundan.

Olmayacak adresin bir daha,
Gidiyorsun sadece,
Benliğin artık, top-yekun sıla…

Ve öylece, sadece; gidiyorsan;
Ateşlerini ve ninnilerini,
Anılarını ve şiirlerini
Gömüp te gidiyorsan,
Yüreğini yanına alamıyorsan;
Demektir ki, başını alıp ta gidiyorsun,
Adı sürgün olan o bilinmeze.

Denizi, dağı, dostları, aşk bağı,
Yağmurları olmayan beldelere...

Belki bir daha hiç
Doyasıya küfredemeyecek
Türküleri mermileyemeyecek
Güneşe doyamayacaksın…

Bir küçük bebeğin var belki geride
Ya da yeni kavuştuğun sevgilin
Dizinden kopamadığın anan var...

Ve sen hepsini bırakarak gidersin.
Bütün barikatlarını teslim edersin...

Sürgün çıkınları hasret yüklüdür
Fotoğraflar ıslanmış, anılar kırılmıştır
Kinler zulalanmış, başlangıçlar yırtılmış
Öfkeler uyutulmuştur...

Ve ama aşklar!

Ve gerçekler, belki sanrılar
Tanrılar, tapınaklar, inançlar
İnsanlar, sınırlar, uygarlıklar
İnançlar, ikirciklenmeler ve
Reddetmeler!

Bağışlamalar, suskunluklar
Ve ağaçlar, ağaçlar...
Renkler, isimler, ismi olmayanlar.

Sürgün, yüreğini bırakır geride,
Kafasını kuşanır belki sadece,
Ve ondandır ki;
Her koşulda acı çeker.

Sadece acı...
Yaşamın tamamı suretinde...​

KaRaTaY
 
GÖZLERIN KAL DIYOR DUDAKLARIN GIT
Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor, dudakların git.
Bakışın anahtar, sözlerin kilit,
Ellerin aç diyor, dudakların git.

Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir
Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir.
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,
Gözyaşın kal diyor, dudakların git.

Gidersem bir daha dönmeyeceğim,
Kalırsam kalbime yenileceğim.
Çözemedim seni delireceğim.
Gözlerin kal diyor diyor, dudakların git.
 
BÖYLE BİLSİNLER

Soğuk damlalara ellerini aç,
Karşında duruyor ağlayan adam.
Bak, seyret nasılda yaşlanıyorum,
O mahmur gözlerimde gözlerini aç.

Bırak ellerini oynasın saçlarımla,
Daha kar yağmadan omuzlarıma.
Mademki karşında duruyorum esmeden,
Bırak ellerimi, oynasın saçlarınla.

Bu akşam, bu tenha sokakta ömrüm.
Geçiyor gizlice arkasından günün.
Hayalim bir sabah seninle düğün.
Ve yanık sesimde bir türkü ismin.

Eriyen parmaklarımda dizilir hece.
Uzanmış süzüyor seni gizlice.
Sarılı yüreğim beyaz mendile.
Kırpıyor gözlerim seni her gece.

Arkadan uzanan bu kadın başı,
Nasılda hasretle gülüyor bana.
Yüzümde asılı kaldır bu kaşı,
Hüzünle söylenir duyurur sana.

Uzak, çok uzağız şimdi bu aşktan.
Sarı rüzgârdan, beyaz gerçekten.
Dönmeyen yolcular olduk biz çoktan.
Böyle bilsinler bizi gerçekten.
 
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo
 
Anneler Oğullarını Affetmez


Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
Annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
Annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
Annemin vasiyetindeki
Nokta.gif

'Oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın' maddesi kadar sevecendin.


Bazı eski romanlar
'Yıl bin dokuz yüz bilmem kaç' diye başlardı
Nokta.gif

ben çocukluğuma
Nokta.gif
çocukluğumun çocuk romanına
Nokta.gif

senin oyuncaklarını kırarak başladım.
Ben her sonbahara hep yaz'ı kırarak başladım.
Yazları kırarak sonbaharlara başlamak...
Bunlar benim sevişirken kaybettiğim savaşlardı!

Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin
Nokta.gif

uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
bir kalp bulmak
bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

Ah
Nokta.gif
nasıl unuturum
Nokta.gif

Ah ben nasıl unuturum ki
annem lohusayken karnına bir gül koymuştu!
Gül bu
durur mu hiç yerinde
annemin karnına yepyeni bir rahim oymuştu!
Benim çıktığım rahim
Nokta.gif
cehennem
gülün oyduğu rahim
Nokta.gif
cennet!
Bütün bu mağaraların demir zemberek kapılarında
babamın spermlerinin yazdığı metinler
kutsal ihanet metinleri
Nokta.gif
kutsal cehalet yeminleri
Nokta.gif

ölü kardeşlerim
doğmamış kardeşlerim
doğmamış melek kardeşlerim
Nokta.gif
peygamber kardeşlerim
Nokta.gif
cin kardeşlerim
hepsi
Nokta.gif

ama hepsi
Nokta.gif
karanlığın serseriliğinde pervasızca donmuştu!
Annemin öldüğü gece kazıdım kafamı!
Kazıdım kafamı kafatasıma kadar!
Nokta.gif

Siyah bir tişört giydim
Nokta.gif
siyah bir pantolon
siyah çoraplar ve siyah botlar
simsiyah bir palto giydim! Simsiyah bir gece giydim yüzüme!
Sana geldim yas tutar gibi
Sana geldim yağmur altında
Nokta.gif
bütün atları yaralı bir posta arabası gibi
Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
'Beni annemin yanına gömme sakın' dedim sana
'Beni hiç gömme
Nokta.gif
ben hep burda kalayım'
'Bu evde çürüyeyim seni ıhlamur kokan yatağında'
'bu evde dökülsün etlerim
yaz'ı kırarak sonbahara başlayan bir ağacın döktüğü yapraklar misali'
Annemin elini öper gibi öptüm yine seni dudaklarından
sonra alnıma götürdüm dudaklarını ince ince
Nokta.gif
kibarca
'Affet beni anne' dedim
'Affet
Nokta.gif
tüm bunlar bir ölünün hayatta kalma heyecanından! '



Küçük İskender

 
ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat okuyarak dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş
Çok acıttığında anladım..
Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil gerçeği gizlememekmiş marifet
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur kaybedenlerin acizlerin maskesiymiş
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş
Emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

CAN YUCEL
 
Yine mi tarih tekerrür etti?
Yok canım bu sefer senin suçun.
Olmaması gerekeni yaptın,
Olmayacak duâya ''âmin'' dedin.
Bu, senin bedelin...

Yine mi gönlünde sıkıntılar var?
Yine mi kırıntıları yere döktün?
Sen yoldan iyice saptın.
Üzgünüm bunu sen istedin.
O yüzden bu kaderin.


Beste HAMEY
 
Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

Cemal Safi
 
Benim hiç sapanım olmadı anne
Ne kuşları vurdum
Ne de kimsenin camını kırdım
Çok uslu bir çocuk değildiM ama
Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım
Ben hayatım boyunca
Bir tek kendimi vurdum

Suskun görünsem de
Fırtınalı ve mağrurdum anne
Bir mızrak gibi
Aynada hep dik durdum anne
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim
Leke sürmedim
Ama göğsümü çok hırpaladım
Kalbimi çok yordum
Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum

Benim hiç sevgilim olmadı anne
Ne bir yuva kurdum
Ne bir gün şansım güldü
Öpemeden bir bebeğin gidişini
Tükendi gitti çağım
Kimi yürekten sevdiysem
Yüreğini başkasına böldü
Bir muhabbet kuşum vardı
O da yalnızlıktan öldü

Sen beni göğsünde
Hep acılarla mı soğurdun anne
Yoksa evlat diye
Koca bir taş mı doğurdun anne
Eziyet degilim, zahmet değilim
Musibet hiç değilim;
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene
Doğurdun da beni
Ne ile yoğurdun anne

Benim hiç hayalim olmadı anne
Ne seni rahat ettirdim
Ne kendim ettim rahat
Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat
Kaybolmuş bir anahtar kadar
Sahipsizim anne
Ne omuzumda bir dost eli
Ne saçımda bir şefkat

Say ki yollardan akan
Şu faydasız çamurdum anne
Say ki ıslanmaktım, üşümektim
Say ki yağmurdum anne
Bunca yıldır gözyaşlarını
Hangi denizlere sakladın
Oy ben öleyim
Sen beni ne diye doğurdun anne


[YOUTUBE]bWiE8x4HPqA[/YOUTUBE]
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri