Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Hani gidecek olsan, yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.
Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.
Üzülecek olsan,içim erir,kalırım öyle.

SENİ ÜZEN BİR ŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.
Kırıyorsam seni, bu benim dengesizliğimdendir, şaşırmışlığımdandır.
Kendimle kavgalıyım ben.
Bir yanım sana tutkun, bir yanım çok bencil.
Kayboluşlara vuruyorum kendimi, seni üzdüğümü bilmeden.
Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum.
Ah ben, nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen...
Bakma bana birtanem, içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.
Seviyorum diyorsam seni, öyle.
 
14lb9.gif



Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası...
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden

Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım...
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu asi yürek
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek

Yarın bu saatlerde
Ben yollarda olacağım
Sen kimbilir kaçıncı uykunda
Masal mavisi bir rüyada
Ve elbette o korsan yüreğin
Yine pusuda
Oysa
İlk defa sesimi duymayacaksın
Sitemlerin sahipsiz
Soruların cevapsız kalacak
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
Tanımadığın bir korku içini saracak
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
Ne oldu?
Ne oluyor?
Ne olacak?
Sonra
Bir gözün kör
Bir kulağın sağır
Bir ayağın kırık
Bir kolun kesik
Düşeceksin yollara
Yani baştan başa yarım
Yani baştan başa eksik
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
Belki ilk defa
Unutuldum diyerek için sızlayacak
Ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
Belki de son tesellin
Sana yazdığım bu son şiir olacak
Ve kimbilir
Unutulmuş bir gecenin tam ortasında
Başucundaki bir radyoda
Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak
Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
Sana adanmış bu satırları

Bütün şehirler uyur
İstanbul uyumaz
Ve birgün
Bütün sevenler unutur seni
Ama bu şair yürek
ASLA UNUTMAZ...

 
RUYA

Müzik,bir cam kesiği,
Bir taraftan yaram sarıyor.
Takılı veriyor ruhum,
Bir notanın çengeline,
Yükseliyorum gökyüzüne,
Yıldızlar bebekler kadar şen.
En parlak yıldızdan,
Atı veriyorum kendimi!
Göz bebeklerinin derinliğine,
Gönüllü bir intehar bu,
Bir ruya kadar sessiz.
Bir derviş kadar derin,

Kesik nefes alışlar.
Bütün sesler yankılı,
Işıksız gölgeler gezintide.
Ay sen kadar akdenizde.
Güneş almış başını gitmiş,
Yusuf kadar kuyudayım,

Dağlar ne zaman yürüyecek?
Ne kadar sıcak kuş yuvaları,
Henüz yumurtadan çıkmış,
Çirkin ördek yavrusu,
Yüzmek ne kadar kolay doğuştan,
Adımız konmadan evvel,
Gün yüzü görmeden,
Aşka sebeb olduk,
Aşkı sen icat etmedin,
Züleyha parmak keserdi.
Ferhatın üstüne çöktü o dağ,
Keremi yakan, uzak değil bize,
Aşk kendiliğinden,
Kendinden bilme.

Örümcek ağı göz nuru,
Dikensiz gül sevilmez.
Girdiysek tünele çıkışıda var.
Bir elimsen,diğeri bende.
Ben ortadayım aranızda.
Endişem yok yarından,
Kaygım yok senden yana,
Korkum hep kaderimden,
Kuduz köpek misali,
Kastı direk canıma.
Sabah gelmeden.
Ellerim gırtlağımda.
Çığlığım sessiz.
Kül rengi bulutlar gözlerimde,
Yağmayan damlalar boşlukta.
Toprak kokmak istiyor oysa,

Adım bedenime lazım,
Tadım canımda gerek.
Canım felaket olmadan,
Tadım zehir olmadan,
Adımı seslenip
sabah olmadan,
Uykudan uyanmak gerek...


RECEP SATILMIŞ
 
Bu Gece Ağlayacağım...

Birazdan akşam olacak bitanem
Yalnızlık aç kurtlar misali
Üstüme çullanacak.
Ben çaresizlik içinde
Sana teslim olacağım
Kör sağır gecelere tutsak
Sana mahkum yaşayacağım
özlemin devleşecek içimde
Yüreğim titreyecek
Ellerim soğuyacak sensizlikten
Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek
Yarım yamalak, bir kez daha
Seni sensiz yaşayacağım...
Bu gece ağlayacağım sevgilim
Hangi saatte bilinmez
Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım.
Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip,
Biraz da çatacağım.
Hatırladıkça seni
Sevdan kokacak evimin her yanı.
Sensizliğin çaresizliği çökecek
Kan gibi yüreğime
Kahredecek yokluğun beni milyon kere...
Bu gece ağlayacağım sevgilim
Sen de benimle ağlayacaksın
Uzaklarda bir yerlerde
Biliyorum, biliyorum ki
Yüreğin yüreğime değecek.
Aynaya baktığımda
Hep ben yerine sen olacaksın.
Adını bile bilmediğim bu duygular için
Sen de, sen de benimle ağlayacaksın...

arif kılıç
 
Bir Resim Çizdi İçimdeki Çocuk
nota.jpg


Kabuslarıma çöktün karabasan gibi,
Bir rüya gibi hapsettin masallarda.
Sonu belirsiz bir şarkıda
Kaybolup gittim ben zamanın en değerli anlarında

Bir müzik oldum çok beğenilen parçalarda,
Dağıldı tüm notalar sayfa sayfa.
Kimilerinde söz oldum satırlarca
Kimilerinde şiir oldum kafiyeler boyunca..

Tekrar birleşti bende şimdi tüm parçalar,
Bir masal çizdi yine içimdeki çizgiler.
Sonu mutlu sonla biten
Bir resim çizdi içimdeki bu çocuk gençliğimden geçen
 
Birbirini görmeden, tanımadan sevdiler,
dostluk adına çabalarını sürdürdüler… Birbirimizi görmeden,
tanımadan ve sadece “hissederek” yürüttüğümüz dostluk
ilişkisi yaşamımızdaki diğer ilişkilerden çok farklı gelişiyor..
Gerçek yaşamda önce fizikleriyle, giyim kuşamlarıyla, sonra da
fikirleriyle ve yaşam görüşleriyle, zihinleriyle tanışırız insanların..
Oysa burada, sanal ortamda, önce fikirler ve görüşler ön plandadır,
birbirimizi zihinlerimizle tanırız, severiz ( ya da sevmeyiz)
ve bazen de tanımak isteriz, görüşür tanışırız….Değer verir,
dost oluruz.. Çok sevdigim bir şair ve filozofun, Halil Cibran’in
sözlerini yazım süresince paylaşacağım sizlerle: “Dostunuz size
aklından geçenleri açıklarken ne ‘hayır’ı ne de ‘evet’i
ona söylemekten korkmayınız. Ve o sustuğunda yüreğiniz
onu dinlemeyi sürdürsün; eğer dostun senin içindeki denizin
alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin..
Yanlızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki ?
O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız
boşluğunuzu değil.. Ve dostluğunuzun uyumunda,
bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın…”
Bazen bu büyü bozulmasın diye, dürüst olamadığımız için,
bu tanışmayı istemeyiz. Karşımızdakinin dürüstlüğü veya
bizimki. Bir şekilde kafamızda hep dürüstlüğü sorgularız,
güvenmek isteriz yazılana, dostlarımıza…. Gerçekten o kişi mi…
Gerçekten böyle mi düşünür.O mu gerçekten bizim etkilendiğimiz,
sevgi duyduğumuz… Yoksa yalan mı bize söyledikleri… Yoksa…
Yoksa… Bize sevgiden bahseden, yüce duyguları bayrak etmiş
kişi, evinde eşini veya çocuklarını döven biri mi? En azından,
insanları, iddia ettiği kadar sevmiyor olabilir mi? Zaman içinde
tanıdıkça kuşkular başlayacaktır… Hiç kimse yalanı sürekli
sürdürecek kadar zeki değildir…Ve hiç kimse de bu yalanlara
sonsuza kadar inanacak kadar saf değil…Dürüstlük, özgürlük
demektir ve özgürlük kısıtlanmamalıdır asla… “Özgürlüğünüz,
kendisine vurulmuş olan zincirlerinden kurtulduğunda,
daha büyücek bir özgürlüğe zincir olur.” Sürdürmeye
çalışacağımız yalan, hatırlamak zorunda olduğumuz uydurma
kişilik en çok kendimizi rahatsız edecektir bir gün… İnsan
karşısındakini bir süre aldatabilir belki… Hatta uzun bir
süre de bunu devam ettirebilir… Ama kendini kandıramaz,
bunu hep sürdüremez. Sürdürürse, kişilik sorunları
başlayacaktır, yarattığı kahramanı yaşatmaya çalışırken,
kendisini yaralamış, hatta öldürmüş olabilir…
Ne kaybederiz oysa, ne olur boyumuz kısa veya uzun ise,
zayıf veya şişman isek… Sağlığımız yerinde veya değil ise…
Eksiklerimiz varsa… Paramız olsa veya olmasa…
Veya o filmi görmemişsek, o şiiri duymamışsak….
Ya da o ülkeye gitmemişsek…Sesimiz güzel değilse…
O konuya yabancı isek….Söylediğimiz yaşta değilsek…
Manken-fotomodel bir kadın veya atletik vücuda
sahip bir erkek değilsek.. Ya da yaşamımızda olmadığını
söylediğimiz birileri varsa… Ne farkeder dostluk adına..
Yalanların esiri olarak yaşamak ve
bir gün herşeyden kaçmaktansa,
dürüst olmayı denesek dostlarımıza ve kendimize…
Yarattığımız dünyanın birgün başımıza çökmesindense…
Daha kötüsü, bir başkasının dünyasını yıkmaktansa….
“tıpkı okyanusun sahilinde durmadan kumdan
kaleler yapan ve sonra da bir vuruşta
gülerek yıkıveren çocuklar gibi. Oysa sizler kumdan
kaleler yaptıkça okyanus sahile daha çok kum yığmaktadır,
ve yaptığınız kaleleri yıktıkça okyanus sizlere gülmektedir..”
Kendine mükemmel bir kişilik yaratmak çok kolay…
Zor olan, olduğunu dürüstçe olabilmek… En acı gerçeğin
bile en güzel yalandan üstün olduğunu hatırla…
Dürüstlük temelinde oturan dostlukların daha değerli
ve uzun ömürlü olacağını ta içinde biliyorsun…
Unutma,uzun vadede dürüstlük her zaman galip gelecektir…
Kendini zor olsa da, acı olsa da, kabullen… Çünkü sen biriciksin,
çok değerlisin. Sonradan acısını çekeceğin hayalleri
yaratma..”Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl ki, bir meyvanın yüreğinin güneşi görebilmesi
için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir.
Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz,
acınız mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı;
tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin
mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin
Kış’ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz… Acılarınızın çoğu
kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi
tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır… Bu nedenle, içinizdeki
hekime güvenin ve uzattığı devayı sükûnetle ve yatışarak için..”
Karşındakine güvenmek istiyorsan,dürüstlük arıyorsan,önce
kendini güvenilir kılmalısın. Bunun da yolu; acı da olsa,
zor da gelse kendinle tanış ve bize seni sun..
Çünkü biz seni seviyoruz, klavyenin tuşlarındakini,
sahte dostu değil, sadece ve tam da şu halinle seni…
 
teşekkürler güzel olmuş yüreğine sağlık ama ama bu kaar dert ve hüzün yakışmıyor sana ;)


 
Bunun sonu 20 yaşındayım versiyonunu okumuştum zamanla değişiyo demekki :)
 
Şiirler Benimdir Asla Çalıntı Değildir Aspirin Duygularımı Döküyorum Satırlara Ben İnanmıyosan O Sen,n Sorunun
 
Tm Yanlış Anladım Kusura Bakma...

Aşkı Anlatacaktın Bana Hayatta
Seni Sensiz Beklerim Bu Sokakta
Pervane OLmuşum Yalan Aşkına
İnsan Gibi Seven Bir Yürekle Anla
Rengarenk Gözlerin Var Yaa
İnfaz Satırlarımı Anlatır Adeta
Nerdesin Sevgilim Sorarım Sana

Buda Kanıtır Aspirin.
 
Aşk-ı Meşk-i Bilmeyen Bi Beden Vardı Önceden
Şimdi Anlatırsam Eğer Masal Gelir Saiden
Maziden SAiden Beden Vardı Harbiden
Anlatırdı Dostlarım Ve Bilmezidim Küçükken


Duygularımı Duygularda Duygusuzca Gömen Ben
Bendim Harbiden Seven Sendin Harbi Sevmeyen
Sevmek İstedikçe Nedensizce Aşkı Kirleten
Bir Melekti Gökyüzünden Adeta Hiç İnmeyen

Duyguları Esir Oldu Belki Yaralı Bu Kalbim
Güneş Senle Doğdu Belki Duygularıma Yenildim
Aşık Oldum Harbiden Kalmamıştı Bi Derdim
Sen Oldun Hayatta Benim Tek Bi Cennetim


Duygular Düşünceler Bir Oldu Harbi Sen Bugün
Ölmedim Gülüm Yaşarım Kimbilirki Herbigün
Şimdi Allahımdan Tek Bi Dileğim Var Sakın Gülüm
Ağlamasın Gözlerinde Herzaman Gülsün Yüzün


Derdimi Anlatan Bi Şiir Daha..
 


Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi,
Güler yüzün bir güneş ışığınca
Tatlı ve derin yalnızlığında,
Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde.
Gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum.
Güler bana o tatlı o sevimli
Güneş ışıltılı yüzün,
Ben bir çocuk gibi mutluyum.

Gece yarısı bir de rüzgar
Yavaştan yavaştan pencereme çarpar.
Bir sağnak başlamış inceden
Damlar odama yavaşça.
Mutluluğumun düşüdür benim,
Rüzgar gibi yalar geçer yüreğimi.
Bir buğudur o bakışında senin.
Bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.


NIETZSCHE
 
Aşık Oldum Harbiden Kalmamıştı Bi Derdim
Sen Oldun Hayatta Benim Tek Bi Cennetim


Şu satırlara bayıldım :)
Emegine sağlık kardesim ;)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri