Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ne güzel şey seni seviyorum demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel...
Her baharda, gece gündüz, her saniye
SENİ SEVİYORUM
SENİ SEVİYORUM
SEVİYORUM SENİ
Diyebilmek ne güzel..

Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
Zamanı hiç yok,
Dakikalar zaman üstü...
Utangaç bir gecenin kucağında
Yağmurlar vuruyor pencereme,
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde
Ve hasretini içimde,
SENİ SEVİYORUM

Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konuşmak,
Hiç kapatmamak telefonu...
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe
SENİ SEVİYORUM

Daha bir güzelleştim son günlerde
Gözlerimin içi parlıyor
Kabına sığdıramıyorum aşkı.
Gülmek geliyor içimden
Sokaklarda koşar adım yürümek
Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek,
Merhaba ülkemin güzel insanları,
Hepinize, hepinize merhaba
sizi de SEVİYORUM

Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
Gök mavisinde güvercinleri, martıları,
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
Bindallılarıyla köy kızlarını,
Ve elleri hamur kokan anaları
Hepsini sende seviyorum
SENİ SEVİYORUM

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı
Senin sevdiğin her şeyi seviyorum
Türkülerini memleketin,
feneri, kara kartalı senin için,
Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
SENİ SEVİYORUM

İyi ki doğdun iyi ki varsın.
Doğum günün kutlu olsun
SENİ ÇOK SEVİYORUM
SENİ ÇOK SEVİYORUM
Yaşamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim...
SENİ SEVİYORUM!

Şebnem Kısaparmak
 
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Onlar ki uyup hainin iğvâsına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Demir,
kömür
ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.

En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.
 

392038_10150397188530893_137922510892_8291470_425832289_n.jpg


Güler toplamış kırdan
Bir tabağın içine koymuş
Suyunu da unutmamış

Bir saat sonraydı
Can bak, dedi
Papatyalar ayaklanmış!

Nasıl beyaz, nasıl sarı
Nasıl yeşil!

Dur hele, dedim Güler'e
Bu 142'ye girmesin sakın!
 
Ben acilar denizinde bogulmusum
Isitmem vapur düdüklerini, marti çigliklarini
Dalgalar her gün bir baska kiyiya atar beni
Duyarim yosunlarin benim için agladiklarini

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanli cam kiriklarini
Bu ne karanlik, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüs isiklarini

Ben acilar denizi olmusum, yaklasma
Sularim tuzlu, sularim zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüs artiklarini.

Bu karanlik bitse artik, bir ay dogsa
Bir deli rüzgar çiksa; alip götürse
Yillarin içimde biraktiklarini...
 
Tırnakları uzuyor İstanbul’un
Kirli bir masmavi
Ama ne kadar yaraşıyor yarabbi
Bu tırnaklar bu deli parmaklara
Ve ortayla işaret arasında mütemâdi bir cigara
Giderek minareler oluyorlar
Yaşıl bir köprüye rastladım demin
Bir diyeceğim yok dedi martılara
Başımı döndürmeseler
Başımı döndürmeseler böyle
Ben de dedim ki Allah’a
Feriştâhın gelse yaradamaz bu güzelliği
Sen bir turistsin amcabey !

Yaradana Kurban - Can Yücel
 
Ağlayabilir miyim gönlüm?
Müsaadenle…
Şöyle katıla katıla şimşekli bir gökyüzü gibi…
Günaha batan tüm kirliliğin ile…
Ağlayabilir miyim?


İzin ver lütfen…
Şöyle inceden yağan yağmur masumiyeti gibi…
Öylesine ama ölesiye…
Bu can çıkana kadar bedenden…


Nefsimin nefesi kesilesiye…
Pembe güller mor menekşelere düşesiye…
Sol yanımın ateşi yükselesiye kadar…
Kendi omzumda kimseciklere yük olmadan
Ağlayabilir miyim?


Şemsiyem önümde gökyüzünün ağlama isteklerime mukabele etmesini beklerken
Karşımda duran ihtiyar dağın ardındaki gün boyu tebessüm eden güneşi kaçırmış gibi…
Dizlerimin bağını çözen sahtelikleri anlatırken kalem kırmış gibi…

Yabancılar içerisinde bulunan tek dostu terk etmiş gibi…


İç çeke çeke…
Düşürebilir miyim küskün damlaları elime…
Sonra da hiç ağlamamış gibi
Hiç hissetmemiş gibi acizliğimi…
“Bir şeyim yok”larla tekrar katılabilir miyim?
Ağlamayı bile çok gören kendi kalabalığıma…
Ve…
"Bu son" diyecek kadar vefasız olabilir miyim?
Gözyaşlarıma…
 
Seni özlemeyi en çok ben bilirim, hiç yakınmadım seni özlemekten.

Üstelik sana kavuşamama ihtimali işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken.
Sana dokunamamak yüreğimi böylesine acıtırken.

Yinede bil ey yar, bil ki ben yüreğimi kanırtan bu acıya inat dokunmadan tenine saatlerce sevişebilirim seninle..

Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim, kısa ayrılıklar bile kederimi arttırıyor, hüzün dolu geceler yaşatıyor bana.
Seninle birlikte olmanın tadını almışım bir kere, bundan vazgecemiyorum.
Alışkanlık değil bu her alışkanlık terkedilebilir birgün, oysa sen benim yaşam kaynağımsın, insan hayatından vazgecebilirmi..
Özlüyorum seni özlemin büyüdükçe büyüyor içimde.
Durduramıyorum kavuşucağımız anı bekleyerek geciyor zamanım. Hiçbirşey zevk vermiyor bana sen yokken.
Sen yokken sıçrayarak uyanıyorum geceleri yanıma bakıyorum yoksun.
Tekrar gözlerimi kapıyorum, dönüp duruyorum sabaha kadar. Sensizken her güne yorgun uyanıyorum, tadım yok işte anla…

Oysa yanımdayken sen, günün tüm yorgunluğunu unutuyorum.
Sohbetimizin keyfi, dokunmalarımızın sihri, yaşanan tüm olumsuzlukları silip götürüyor, huzurla dalıyorum uykuya.
Seninleyken, sadece birkaç saatlik bir uyku bile ertesi günü sapasağlam geçirmeme yetiyor.
Sevgilim olduğunu var olduğunu bilmek yetiyor bana.

Dönüceksin biliyorumda dayanamıyorum ne yapayım.
Zamanı seninle, sadece seninle geçirmek varken aşkımızı büyütmek, tutkuyla yaşamak varken beklemek çok zor geliyor inan.
Şimdi olsa diyorum, çıksam işten gitsem yanına yemek yesek birlikte bir iki kadeh şarap içsek, o içse ben baksam heyecanlı heyecanlı anlatsa yaşadıklarını.
Sonra güzelliğinden bahsetsem, şımartsam onu boğazın kıyısında yürüsek birlikte yağmur üzerimize yağsa, üşüsek sarılsak birbirimize ısınsak tenimizin ateşiyle.
Ama yoksun işte bu gecede sensiz gececek, ve ben ne şarap içeceğim ne yediğim yemekten zevk alacağım.
Bu gece sevgilim bir fırsatını bul ve üzerinde şehir ışıklarının dans ettiği denize bak. Kokusunu içine çek.
Beni hissedeceksin, çünkü ben ne zaman sensiz kalsam denize bırakıyorum yüreğimi, sana ulaşması için.
Çünkü seninleyken atıyor yüreğim. Haydi sevgilim gel, al yüreğini öyle gel..

(UNUTULMAYACAKSIN)
 
Sen.... benim gecikmiş sevdamsın...


Sen.......yaşayamadıklarımsın

Sen......... hissedebildiğim kadar yakın...........

Dokunamaycağım​ kadar uzaksın Sen.........

sevgiyle imkansızın kesiştiği noktasın

Sen...........benim deli sevdamsın...........

Üzüldüğümd ​ e barınağım.......

Bunaldığımda nefes alışlarımsın


Sen............. haykırmak isterken fısıldadığımsın

Sen benim deli sevdamsın.. ...


ALINTI
 
101y4.jpg



Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın


Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın


Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu igrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın


Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın


Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

SENI SEVDIĞIMI BIRGÜN ANLARSIN…!!!
 
Aşkla Seninle Tanıştım Güzelim
Sen Herşeyden Farklısın Meleğim
Fark Etmiyo Her Zaman Severim
Şimdi İyi Dinle Sen Beni Bebeğim

Senin Uğruna Atan Bu Kalp Varya
Kimsem Kalmadı Senden Başka
Dİnle Sen Beni Bu Sözler Sana
Sen İste Yeterki Ölürüm Uğruna

Sanirim Oğlun Aşık OLdu Anne
Senden Sonra O Var Kalbimde
İnşallah Oda Beni Sever Anne
Cani Sağolsun Eğer Sevmese Bile

Ferhat Dağları Deler Aşkından
Bu çOÇUK Yıkar Dünyayı Durmadan
Bendim Aşk İçin Her Gece Ağlayan
O Kızdı Beni Bir Tek Hayata Bağlayan

Şimdi Duygulanıcam Bu Satırda
Ağlama Neolur Kıyamamki Sana
Bu Serserinin Anlattiği Buysa
Sana Tek Kelime AŞığım Sana


Derdimi Anlatan Bi Şiir Daha..c
 
Voaw Kardesime ßak sen aßLasına Rakip olacak sanırım :p
Teßrikler Gayet Güzel ßir Şiir :)
 
Bi şiir bu kadarmı güzel kaleme alınır. Yüregine saglık Tebrikler kardeşim çok güzel olmuş devamını bekliyoruz :)
 
Süper Olmuş Çok Güzel Yazmışsın Kardeşim :)
 
oyoyoyoy bizim kuzucuk aşıkmı olmuş amanın amanın kim bu şanslıymış acaba :P
 
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir siir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri