Günün Şiiri ~ 20.06.2019

A
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Gökyüzünde parlayan yıldız,
Derdim desem anlar mısın ?
Kalbim O'nun için yanar,
"Yanar"desem anlar mısın ?

Yoksa sen de benim gibi
Bir hayırsız yar elinden
Gece-gündüz ağlar mısın ?

Neye baksam,karşımda "O"
Ekmeğimde Aşımda "O"
Dertli,garip başımda "O"
"Sevdim"desem anlar mısın ?

Yoksa sen de benim gibi
Bir hayırsız yar elinden
Gece-gündüz ağlar mısın ?

Gündüzlerim,gece oldu,
Gülen yüzüm,yaşla doldu,
Görmeyeli aylar oldu,
Hasretimi anlar mısın ?
 
seni kanalda bekledim gelmedin bende foruma ekleme yaptim:)
 
Net gitti GuzeLim ßekledik superisi ile ama geLmedi :) Patlayacaktım sıkıntıdan zaten uykum yok :D
 
Bütün sesimi sana bırakıyorum
Bütün rüzgârlarımı
Çekip gidiyorum işte
Küskün atlılar peşinden
Dönüşüne yasak konmuş yolcuyum.

İzlerimin üzerinde gezinirken bulutlar
Dağ yamaçlarında, yol boylarında
Avcılar izimi sürer bir dalın uçlarında
Yaprağında yeşilin
Kuşatmaya alırlar bir çiçeğin rengini

Oysa ki ustasıyım, tarihiyle yaşıtım
Yenilginin, bozgunun

Sular ısınıverir birden
Bir takla güvercin döner havada
Bahar firara çıkmıştır
Suçum subuta erer, hüküm kesindir
Sabıkam tescillenir
Aranan iki kişiyiz
Küskün bir şair, kaçak bir bahar
İkimiz de firariyiz.

Çekip gidiyorum bir yıldıza tutunarak
Her gece oradayım işte
Her bahar samanyolunda.

Bütün sesimi sana bırakıyorum
Bütün rüzgârlarımı
Bağır beni.​
 
Zamanı gelince vazgeçmeyi bildim...!!

Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.

Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.
...
Belki de içten içe sinsice güldüler.

Ama asıl unuttukları şuydu;

Ben aldanmadım..!

Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar.

Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için,

Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için.

Oysa ben hiç insan kaybetmedim.

Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim . .

Can Yücel.
 
Ben seni bir okyanusun derinliginde buldum da sevdim
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci

Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde
Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da
Beni sardigi bir anda sevdim
Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye degil
Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim
Ben seni derinden ve hissederek sevdim
Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini
Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim
Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin
Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun
Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim
Seni ellerinden tutup kanimin kaynadigi
Kalbimin yerinden firlayacagini hissettigim anlarda
O islak dudaklarinla beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim
Ben seni o sensiz anlardaki bos ve degersiz geçen dakikalarda
Kayip zamanlarimizda,seni arayip bulamadigim
Çaresizlik içinde oldugum,içki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim
Sen ne kadar uzak olsan da,
Aramizdaki kilometreler nasil çoksa
Bende seni o kadar yogun ve o denli çok sevdim
Seni kalbimde yanan atesin ile
Zihnimde olusan hayallerin o ay parçasi çehrenle
Bana derinden bakan o gözlerindeki isiltiyi görecegim anlari beklerken
Kalbimin yanip tutustugu anlarda
Gelip o bu atesi alevlendirerek
Bana sarilarak beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim

Korkuyorum!
Hakkettigin mutlulugu sana verememekten korkuyorum.
Seni beni sevdiginden fazla sevememekten korkuyorum.
Senin sevgine layik olduktan sonra baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum.
Seni kazandim derken kaybetmekten korkuyorum.
Aramizdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
Senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum.
O temiz ve masum göz yaslarini daha fazla akitmaktan korkuyorum.

Evet korkuyorum;
seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ...
Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
Yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum.
Uçurumun kenarinda yalniz kalmaktan korkuyorum.
Dostluguna doyamadan uluorta yalniz kalmaktan korkuyorum.
Yüregimdeki o ince sizinin bir gün çogalmasindan ve beni sarmasindan korkuyorum.
Sevgi denen güzelliginin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
Dostlugun ölüp yerine nefretin yesermesinden korkuyorum.

Korkuyorum evet;
seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten...
Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kiyamiyorum uzaktan seyrediyorum çünkü;
Seni daha fazla incitmekten korkuyorum.
Ömründe yasadigin mutlulugu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum.
Sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum.
Sonunda sana gözyasindan baska bir sey birakamamaktan korkuyorum.
Seni sevmekten degil;
dostlugunu suiistimal etmekten,
Seni kaybetmekten ve degerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum.
Belki de çok fazla korkuyorum ...

ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM...


ATTİLA İLHAN

 
ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salın
Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.caklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?
 
Sevgi, el ele tutuşmaktır,
Sevgi, göz göze bakışmaktır.
Sevgi, bir kelebek,
Sevgi, bazen de bir çiçek.
Sevgi, hırlaşmak değil paylaşmak,
Sevgi, kavga değil aşkla yaklaşmak.
Sevgi, yürekte duyulan kıpırtı,
Sevgi, gözde görülen pırıltı.
Sevgi, yuva sıcağı,
Sevgi, ana kucaşı.
Sevgi, esirgemek, kollamak,
Sevgi, bir yetim saçı okşamak.
Sevgi, goncadır, gül olup açılan,
Sevgi, şekerdir, dillerden saçılan.
Sevgi, çevredir, yeşildir daldır,
Sevgi, sohbettir, muhabbettir baldır.
Sevgi, gönlü hoş tutan hece,
Sevgi, aydınlık, pırıl pırıl gece.
Sevgi, var ile yok arası,
Sevgi, iki kaşın arası.
Sevgi, nimet, aş ekmek,
Sevgi, bir türkü, bir gayde çekmek.
Sevgi, var olmak, var olanı bilmek,
Sevgi, haddini bilmek, kendine gelmek.
Sevgi, kul olmak, kulluk etmek,
Sevgi, Yaradan’a şükretmek.


 

Köre bir sevda var yüreğimde,
Varlığı taa derinlerimde..
Gözlerin düşüyor bazen hayallerime..
Anılar avutuyor kalbimi...

Bitmek bilmeyen sensizlik duvarlarını yıkıyorum teker teker..
Ardında senin olmadığın bir saniye düşünüyorum..
Ardında yüreğimin acımadığı bir saniye..
Olmuyor..
Aynı şuan varlığını nasıl hayal ediyorsam,
yokluğunda benim için hayal oluyor..

Sensizlik, düşünmesi imkansız bir sonsuzluk..
Sensizlik, imkansızların gölgesinde savaşıyor anılarımla..
Kazanan hep anılarım oluyor,
Acıyan kalbim..
 
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar
Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen fahriye abla

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede
Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede
Bahçede akasyalar açardı baharla
Ne şirin komşumuzdun fahriye abla

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı
Tenin buğdaysı , boyun bir başak kadardı
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla
Ne çapkın komşumuzdun sen fahriye abla

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya
En sonunda varmışsın bir erzincanlıya
Bilmem şimdi hala bu ilk kocandamısın
Hala dağları karlı erzincandamısın
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın
Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda
Ne vefalı komşumuzdun sen fahriye abla
 
Alma beni karşına KAN karışır gözyaşına!

Ben hayata tek geldim,tek giderim.

Bu dünyada bi Allahı bi kendimi bilirim.

Zamanında sevdiklerimi tek tek silerim.

Bu hayat benim istediğim gibi yaşarım.

Değer vereni hayatıma sokar, vermeyene dönüp bakmam..

Bugün ağlar yarın susarım.

Gözümdeki her damla yaşın hesabını gün gelir sorarım

YurekLerde ünLem akıLLarDa sOru iŞaretiyim.

AnLayana Cok anLamayana az GeLirim

Yüreğimde Müebbet Aşkın Emaneti.

Gönlüm Kırgın Ve Yaralı.

Seni Unuttum Sanma Bu Gönül Hala Sana Sevdalı Ama Bu Yürek Seni Aramayacak Kadarda

DELİKANLI..
 
Perdeleri kapat,
sevgime tanık istemem
Işığı söndür,
gel otur yanıma konuş
Ergeç anlaşacağız
başka çaremiz yok
Sonra sevişeceğiz,
bu düzen böyle kurulmuş
İstersen yine hep hayır de,
olmaz de, ne çıkar
Her şey olacağına varıyor çaresiz
Yaşamak zorundayız, sen de biliyorsun
Öyleyse gel otur yanıma sevişmeliyiz
Durmadan sevişmeliyiz aslında
gece gündüz
Daima istekli aç,
doymak bilmez, vahşi çılgın
Sabaha karşı koşu atları gibi yorgun argın
Yine de usanmış değil,
pişman değil, bıkkın değil
Belki biraz sarhoş, biraz durgun, biraz uykulu
Ama her zaman ateşli, sabırsız,
her zaman dolu

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
 
KARDA İZLER

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
Anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

Şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara

 
Dünyada senlen yaşaması zor
Ellerini tutuyorum ellerim yok
Ayaklarını okşuyorum
Ayaklarım kayboluyor
Dudaklarım dudakların
Gökyüzüne bakıyorum dudakların
Bulutlar
Bu işte
Bu işte Kerem ile Aslının hikayesi
Bu hikayenin aslı sana dokundukça
Tutuşuyorum
Sana dokundukça tutuşuyorum.
Benim bütün yaptıklarım yanan bir kor
Seni içimden seviyorum
Aynada bakmıyorum sana
Sen bensin
Gel yürüyelim kekliklerle
Aşkım benim şiirim
 
Verdiğin süre bitti, Ne zaman döneceksin
Bu ay da sensiz geçti, Ne zaman geleceksin

Söz verdin gelecektin, Başıma geçecektin
Geldi de geçti vaktin, Ne zaman geleceksin

73877646.gif


Gidenler döndü geldi, Sevenler murad erdi
Geliş günlerin geçti, Ne zaman geleceksin

Bak sevgim sızı oldu, Saçımda tel ak oldu
Bugün de akşam oldu, Ne zaman geleceksin

Sedat Hünkar Kravzer
 



Bugün olduğu gibi yarın da, yarından sonra da, Ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine… Seni bir ömür seveceğime… Kelebeklerin renklerinin insanı büyülemesi gibi, yarınımda da hep sevginle yaşayacağıma… Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanımda göreceğine, en yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma… Sıkıntının sıkıntım; üzüntünün üzüntüm olacağına…


Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime… Her üzgün anında tebessümün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma… Asla ve asla soğuktan ve yalnızlıkdan üşümeyeceğine… Yanında olmadığım ve varlığıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma…


Gözümün gözüne değdiği her an; sana yeniden aşık olup seni bir periye dönüştüreceğime… Yaşam boyu her sabah sana aşık olaraka uyanacağıma… Sen uyurken sana bakıp, Sen ve Ben için dualar edeceğime… Hasta olduğun zaman sana çorba yapacağıma… Seni asla üzmeyeceğime… Seni kızdırırsam. bunu bilmeden yapacağımdan . ! Hemen özür dileyeceğime…


Beni tanıdığın gün, benden gördüğün neyse, ömrünce aynı beni göreceğine… Sevgimin asla değişmeyeceğine… Sevgimin asla azalmayacağına… Bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarına seni taşıyacağıma… Senin her şeyin önünde olduğun gerçeğinin asla değişmeyeceğine… Seni asla ihmal etmeyeceğime…


Bir ömür senin elini bırakmayacağıma… Bir ömür Can`ım olarak kalacağına… Tüm balonları senin için gökyüzüne salacağıma… Tüm çiçeklerde seni göreceğime… Okyanuslarda seni dalga yapacağıma… Yıldızlara kement atacağıma… Gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma… Her satırda seni yazacağıma… Seni çizeceğime ve sana sesleneceğime… Hiç bir şeyin, hiç bir zaman senin önüne geçemeyeceğine… Her günün bir öncekinden daha güzel olacağına… Her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğine…

Sana her zaman HAYATIM AŞKIM HER ŞEYİM diyeceğime…

Seni sonzukluk kadar çok seveceğime…
Sen, ”SEN” olduğun için seni seveceğime…
Seni ”Bir ömürden de öte” seveceğime…
Seni Seviyorum diyeceğime…
SÖZ VERİYORUM.. BİTANEM
..
 
Şey gibi her bir şeyim yahu
Satır yazamıyorum
Sanki kendimle değil
Dünyayla ölüyorum
Bağırsam bağırsam bağırsam
Bağırdığımı duymuyorum
Tek bir musluk var açık
Onunla akıyorum
İstemeden istemeden istemeden
İstiyereeeek
Ah sen ölüm denen topal köfte
Buluştuk bak cenabette
İçim rakı dışım su
Bu mahmur cinayette
Çocuklar çocuklar çocuklar
Sizlen doğmamış mıydık biz birlikte

CAN YÜCEL - ŞEY GİBİ (Fethi Naci'ye)
 
Sevebilirim,
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi

Kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi haltetmiş benimkinin yanında,
devenin öfkesi, kinciliği değil.

Anlayabilirim
çoğu kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve döğüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
Yazık.

1963 Şubat, Tanganika Maranga oteli
 
Kiyamette bulusalim demisti benden giderken..
Ben secdesindeyim Ask’in..
Hadi !
Sen de kiyam et de bulusalim sevgili !!


Her geçen saniye bir nefes daha azaliyorum hayattan.
Alacakliyim zamandan..
Verecekliyim topraga..
Gidecek yerim yok bu köhne dünyada.
Söyleyecek son bir sözüm..
Durmaz ! Akacak kanim sarap misali kadehine..
Adin düsecek günah defterime.
Kan ter içinde kalacak bedenim.
Bu gece kapanacak tüm Ask’lara gönül mahsenim..


Arabesk bir masal anlatacagim gök kubbenin haylaz yildizlarina.
Takvimden bir yaprak daha düsecegim.
En fazla bir ömür bekleyecegim seni…
Ve gittigin kadar özleyecegim.
Belki birkaç siir daha eskitecegim gülüsün hatrina..
Yatirip bedenimi bir beyaz sayfaya,
Iki dudagin arasinda say edecegim..
Sen istersen hiç olmadim say beni !
Birak !
Zayi olsun seni sevmelerim.


Biraz yangin sürsem gözlerinin elasina,
Erir mi o buz kesigi donuk bakislarin ?
Bir tutam düs serpistirsem o ipek saçlarina,
Yine de yagmur kokar mi o cehennem tenin ?
Oysa ki bir sehir dolusu huzur bulmustum gözlerinin sakli sokak aralarinda..
Ben ki Ask’in yasak bahçelerinde dolasan arsiz bir çocuktum.
Simdi ise y’arsiz gecelerin düs bekçisiyim..
Gecelerden isyan damittim suskun yanlarima.
Hadi ! Gögsümün çografyasina yasla saçlarini..
Saçaklansin zamansizligimda cinnet dakikalarim..
Dudaklarinin kapi araligindan al beni kalbine giden cennet kervanina.
Kirpiklerinin mürekkebiyle yazilsin ölüm fermanim…
Yorgunum !
Uzun lafin sonuna varacak kadar kalmadi dermanim.
Yoksun’um !
Bi’çareyim kaderden yana..
Kana kana içtim gözlerinin deryasindan..
Yanagimda yanklilandi bir vedanin son nakarati..
Nüksetti sevdam..
Kanadi yaram.
Sus artik gözü ela’m !
Biraz da Ask konussun …


Biliyorum !
Zamani geldi sakladigim saman sarisi iki tel saçinla kendimi asmanin..
Sesimi sesine dayayip haykirmanin..
Çatlatiyor tenimi fay hatlarim..
Hüzün yüklü sarkilar geçiyor dilimden..
Sesime dokunuyor dokunakli bi çiglik.
Kalem cellatliginda dogruyorum cümlelerimi..
Ligme ligme artik keli(g)melerim..
Çelmeler takiyorum çolak sevda kahramanlarina..
Kahrimin kahyasi misin sevgili !
Dokunma AHH’larima !


Lafin gelisi sevmedim seni..
Geçerken de ugramadim gözlerine.
Yedi düvel duysun istemedim.
Serpistirdim seni düslerime,
Geçmisime kök sal diye !
Yol al diye söylemedim sana bu sevda siirlerini..


Görüyorum !Ihanet kol geziyor yamacinda..
Amacim gözyaslarimi buharlastirmaksa gözlerinin çöl kurakliginda,
Hiç durma !
Hadi !
Öp beni gözlerimin deryasindan.
Vur beni en haylaz çocuk yanimdan.
Çünkü,
Ancak uslanir bu ARSIZ SEVDA….
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri