Stauffenberg
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Şubat 21, 2013
-
- Mesajlar
- 6,545
-
- Tepkime puanı
- 11
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 35
Başlığa bakınca “anlayamazsınız” havası sezilebilir ama aslında durum öyle değil.
Eskiden oyunların, oyunculuğun, konsolların ve bu eğlence dalına ait herşeyin çok daha iyi, çok daha keyifli olduğunu düşünüyorum ama bunun için kimseyle tartışmam çünkü kendim gibi dinazor olup bugünü daha çok seven insanlar da tanıyorum. Fakat “şaşırmak” konusunda yeni nesil oyunculardan çok daha büyük heyecanlar yaşadığımızı da sonuna kadar iddia ederim ve arkasındayım.
İlk oyun oynadığım alet bir arcade makinesi, kendi evimde ilk oyun oynadığım alet ise Sega Master System’di. Ah o aklımı başımdan alan Alex Kidd. Benim değil arkadaşımın cihazıydı ve o cihazı 1-2 saatliğine bile ödünç almış olmak hayatımdaki en mutlu anlardan biriydi. Daha sonra sanırım 7 yaşındayken Milli Piyango’dan dönemin iyi paralarından birini kazanan babam eve bir akşam Commodore 64 ile geldi. Yıl 1988 ya da 89’du. 6-7 yaşında bir çocuk olarak 50 yaşında kadınlar gibi baygınlık geçirip kolonyalarla kendime gelmiştim.
Çocukluğum C64 ile geçti. Bunun bana kazandırdıklarını saatlerce anlatabilirim. Daha sonra el konsollarına ve diğer TV’ye bağlanan konsollara merak saldım. Kendime ait GameBoy’u ilk aldığım zaman bir kaç gece gerçekten uyuyamadığımı hatırlıyorum. 8-Bit ile başlayan maceram 1024-Bit’e kadar devam etti ve halen etmekte. Tabii bir de PC oyunculuğunun gelişimini gözlemledim ki 3D FX, Multiplayer oyunlar, Online Gaming falan derken yine en heyecanlı geçişlere ait olan dönemi yaşadım.
Yani bugünlerde “Günümüz Oyuncularının Anlayamacağı” şeyler hakkında bir yazı yazarken gerçekten bazı şeyleri anlayamayacak bir neslin şu anda oyun oynadığını biliyorum. Ama bu yeni nesil oyuncular da bundan 20 sene sonra geçirdikleri dönem adına bu tip yazılar yazıp galeriler yapabilecekler. Hoş oyun teknolojilerinin ya da oyunculuk kavramının daha ne kadar değişebileceği, bundan 20-30 sene önceki gibi keskin geçişler yaşanabilecek mi gibi konular her gün tartıştığımız başlıklar ama 15-20 sene sonra en azından bir VR teknolojisinin hayatınıza girişinden bahsederken, etrafınızdaki yeni yetme oyuncuların bunu anlayamacağını ima edecek ve onları etkilemeye çalışacaksınız.
Bu galeriyi hazırlarken oyunculuk geçmişim gözlerimin önünde yeniden canlandı ve oldukça duygulandım. Bakalım sizlerin arasında da bunlardan duygulanacak dinazorlar var mı?
Kablo Saklayan Anne
Konsolların kontrol cihazlarını, bilgisayarın güç kablosunu v.b. ara birimleri saklayan anneler, annelerimiz. Size oldukça garip gelecektir çünkü siz bilgisayarda ders çalışmayı bir şekilde ailenize yedirebilmiş bir nesilsiniz. Biz bu vaat ile gelip Scorpion’la Fatality çekince bir de heyecanlanıp bunu ailemize izletince bir diğer gün kontrol cihazını bulmak mucizeydi. Aynı şekilde babalar tarafından el konulan power kabloları da evin en bilinmez en keşfedilmedik kısımlarında çürüdüler. O zaman çıkıp bir yenisini almak ya imkansızdı ya da masrafı bizi aşıyordu. Keyfiszi günlerdi.
MS-DOS!!
Valla ne yalan söyleyeyim daha çok konsolcu olduğumdan ve 90’larda evimde bir PC olmadığından ben de bu işletim sistemine oldukça yabancıyım. Ama yaşı daha genç günümüz oyuncularının MS-Dos’u Matrix zannetmesi ve kafasına takacak kablo araması da gayet doğal. Oyun açmak için elle komutlar yazmak ne yazık ki bir çoğunuzun anlayamacağı bir durum. Günümüzde bile Windows’un yancılarından olan bu sistemi en azından oyunları açmak için kullanmıyoruz ama halen bazı konularda işe yaraması da oldukça ilginç.
Kartuş Üflemenin Çözüm Olması
Kartuş üfledikçe çocuk yaşta tansiyon hastası olduğumuz yıllardı 90’lar. İster el konsolları olsun, ister ev konsolları bütün hepsi kartuş oyunlarla çalıştığı ve tozlanan kartuş içlerinin oyunun açılmasını engellediği için kartuşu üflemek oyunun çalışması için en büyük çözümdü. N64 sağolsun 2000’lerin başına kadar bu yöntem uygulanmıştı. Konsolu üflemek, kafa ayarı yapmak gibi başka çözümler de yok değildi.
Sonic ve Mario’nun Eskiden Düşman Olmaları
Bir kan davasından söz etmiyorum ama eskiden Nintendo ve Sega gibi iki markanın en büyük silahları olan Sonic ve Mario’nun artık birlikte aynı oyun içinde yer almaları eski oyunculara o kadar acıklı geliyor ki. Eskiden yeni bir Mario ve yeni bir Sonic oyunu piyasayı komple domine eder yarışa da kimse katımaya cesaret edemezdi. Nintendo ve Sega’nın yeni konsolları her daim yeni bir Mario ve Sonic oyunu ile çıkışını yapardı. Güzel günlerdi.
İyi Grafikler İçin Arcade Salonlarına Gitmek
Oyun teknolojilerinin yaygınlığı, evlere kadar girememesi ve alım gücünün şimdiki boyutda olmaması gibi konular sebebiyle bizim için atari salonlarına gitmek Disneyland’e gitmekten farksızdı. İşin eğlence boyutu bir yana o ekranlarda gördüğümüz grafikleri evde görebilmek mümkün değildi. Elinde en fazla Gamewatch’u olan binlerce çocuk Golden Axe, House of the Dead gibi oyunların o zamana göre akıl almaz grafiklerini görebilmek için atari salonlarına giderdi. Şu anda sizler evinizde PS4 ile zaten grafiklerin zirve noktasına şahit olabiliyorsunuz. Elinizde yoksa bir arkadaşınızda görmeniz mümkün. İşte o zamanlar bu gerçekten büyük bir şanstı.
Rare’in Harika Bir Firma Olduğu Zamanlar
Nintendo ile birlikte 80’lerin en iyi oyunlarına imza atan Rare, 2000’lerin başında Nintendo’nun parlak yıllarının sona ermesi ile birlikte Microsoft ile de çalışmaya karar vermişti. Bu sırada ekibi bölen firma hiç bir zaman Nintendo ile özel çalıştığı yıllardaki oyunların kalitesinde oyunlar yapamadı. Şu sıralar ise sadece Kinect Sport oyunu ile bildiğimiz Rare’in zamanında ne kadar harika oyunlara imza attığına şu linkten göz gezdirebilir ve şimdiki haline üzülebilirsiniz, List of video games developed by Rare - Wikipedia, the free encyclopedia
Disney Oyunlarının Eskiden Güzel Olmaları
Şimdi ancak remaster olarak çıkabilen Disney oyunları o zamanların en iyi platform oyunlarıydı. Tamam bir Mario ya da Sonic değillerdi ama Disney markasından çıkan herhangi bir oyun insanları inanılmaz heyecanlandırırdı. Varyemez Amca’yı yönetmek, Aladdin, Aslan Kral ya da Herkül gibi çizgi filmlerin oyunları oynamak en az filmleri kadar keyifliydi.
Aynı Ekranda Multiplayer Deneyimi
Tam olarak split-screen mevzusu değil bahsettiğim. Yani yakın zamanda Co-op olarak aynı ekrandan iki kişilik oyunları oynuyorduk. Ki halen de örneklerine rastlamak mümkün. Asıl günümüz oyuncularının şaşıracakları şey aynı ekrandan 4 kişinin split-screen bir şekilde deathmatch oynaması. Bununla övünmüyoruz ama çok ilginç bir deneyim olduğu da kesin. N64’de 4 kişi Goldeneye oynamak buna örnek olabilir. PC oyunculuğu içinse aklıma gelen örnekler Worms ve Heroes oyunları. Günümüzün LAN ve ardından gelen internet olanakları bu oyun çeşidini de ortadan kaldırdı.
Sis Aldanmacası
Eski oyunlarda uzak noktadaki kaplamaların işlenmesi şimdiki bilgisayar ya da konsollardan 23435 kat daha yavaş olduğu için, bazı uzak noktaların görüldüğü oyunlarda oralara yalancı bir sis yerleştirlirdi. Biz de bunu oyunun atmosferine bir katkı zanneder çok etkilenirdik. Evet bayaa saf çocuklardık ve yapımcıların bizi kandırması oldukça kolaydı. Turok oynarken ileride görülen sis perdesinden hep daha büyük dinazorların çıkmasını bekledik. Ama şu an bakınca tek dinazorun artık kendimiz olduğunu görüyoruz.
Eskiden oyunların, oyunculuğun, konsolların ve bu eğlence dalına ait herşeyin çok daha iyi, çok daha keyifli olduğunu düşünüyorum ama bunun için kimseyle tartışmam çünkü kendim gibi dinazor olup bugünü daha çok seven insanlar da tanıyorum. Fakat “şaşırmak” konusunda yeni nesil oyunculardan çok daha büyük heyecanlar yaşadığımızı da sonuna kadar iddia ederim ve arkasındayım.
İlk oyun oynadığım alet bir arcade makinesi, kendi evimde ilk oyun oynadığım alet ise Sega Master System’di. Ah o aklımı başımdan alan Alex Kidd. Benim değil arkadaşımın cihazıydı ve o cihazı 1-2 saatliğine bile ödünç almış olmak hayatımdaki en mutlu anlardan biriydi. Daha sonra sanırım 7 yaşındayken Milli Piyango’dan dönemin iyi paralarından birini kazanan babam eve bir akşam Commodore 64 ile geldi. Yıl 1988 ya da 89’du. 6-7 yaşında bir çocuk olarak 50 yaşında kadınlar gibi baygınlık geçirip kolonyalarla kendime gelmiştim.
Çocukluğum C64 ile geçti. Bunun bana kazandırdıklarını saatlerce anlatabilirim. Daha sonra el konsollarına ve diğer TV’ye bağlanan konsollara merak saldım. Kendime ait GameBoy’u ilk aldığım zaman bir kaç gece gerçekten uyuyamadığımı hatırlıyorum. 8-Bit ile başlayan maceram 1024-Bit’e kadar devam etti ve halen etmekte. Tabii bir de PC oyunculuğunun gelişimini gözlemledim ki 3D FX, Multiplayer oyunlar, Online Gaming falan derken yine en heyecanlı geçişlere ait olan dönemi yaşadım.
Yani bugünlerde “Günümüz Oyuncularının Anlayamacağı” şeyler hakkında bir yazı yazarken gerçekten bazı şeyleri anlayamayacak bir neslin şu anda oyun oynadığını biliyorum. Ama bu yeni nesil oyuncular da bundan 20 sene sonra geçirdikleri dönem adına bu tip yazılar yazıp galeriler yapabilecekler. Hoş oyun teknolojilerinin ya da oyunculuk kavramının daha ne kadar değişebileceği, bundan 20-30 sene önceki gibi keskin geçişler yaşanabilecek mi gibi konular her gün tartıştığımız başlıklar ama 15-20 sene sonra en azından bir VR teknolojisinin hayatınıza girişinden bahsederken, etrafınızdaki yeni yetme oyuncuların bunu anlayamacağını ima edecek ve onları etkilemeye çalışacaksınız.
Bu galeriyi hazırlarken oyunculuk geçmişim gözlerimin önünde yeniden canlandı ve oldukça duygulandım. Bakalım sizlerin arasında da bunlardan duygulanacak dinazorlar var mı?
Kablo Saklayan Anne
Konsolların kontrol cihazlarını, bilgisayarın güç kablosunu v.b. ara birimleri saklayan anneler, annelerimiz. Size oldukça garip gelecektir çünkü siz bilgisayarda ders çalışmayı bir şekilde ailenize yedirebilmiş bir nesilsiniz. Biz bu vaat ile gelip Scorpion’la Fatality çekince bir de heyecanlanıp bunu ailemize izletince bir diğer gün kontrol cihazını bulmak mucizeydi. Aynı şekilde babalar tarafından el konulan power kabloları da evin en bilinmez en keşfedilmedik kısımlarında çürüdüler. O zaman çıkıp bir yenisini almak ya imkansızdı ya da masrafı bizi aşıyordu. Keyfiszi günlerdi.
Bit Mevzusu
Hiç PS4 kaç bit diye düşündünüz mü ya da etrafınızda bu soruyu soran bir insan oldu mu? Cevaplarınız olumsuz ise ne yazık ki bu konuyu duyduğunuzda anlamadan boş boş bakıyorsunuz. Anlamadığınız şey teknik bilgi eksikliğiniz değil bu muhabbetin eski nesile verdiği heyecan. “Mega Drive geliyormuş 16-Bitmiş!!!”, “N64 64-Bit olacakmış abi!” gibi konuşmalar konsol dünyasının en heyecanlı bilgileriydi bir zamanlar. Şu anda yeni nesili anlatırken “Abi PS4 tam 1024-Bitmiş!!” demek istiyorum ama anlamsız ve yargılayan gözlerden korkuyorum.
Hiç PS4 kaç bit diye düşündünüz mü ya da etrafınızda bu soruyu soran bir insan oldu mu? Cevaplarınız olumsuz ise ne yazık ki bu konuyu duyduğunuzda anlamadan boş boş bakıyorsunuz. Anlamadığınız şey teknik bilgi eksikliğiniz değil bu muhabbetin eski nesile verdiği heyecan. “Mega Drive geliyormuş 16-Bitmiş!!!”, “N64 64-Bit olacakmış abi!” gibi konuşmalar konsol dünyasının en heyecanlı bilgileriydi bir zamanlar. Şu anda yeni nesili anlatırken “Abi PS4 tam 1024-Bitmiş!!” demek istiyorum ama anlamsız ve yargılayan gözlerden korkuyorum.
MS-DOS!!
Valla ne yalan söyleyeyim daha çok konsolcu olduğumdan ve 90’larda evimde bir PC olmadığından ben de bu işletim sistemine oldukça yabancıyım. Ama yaşı daha genç günümüz oyuncularının MS-Dos’u Matrix zannetmesi ve kafasına takacak kablo araması da gayet doğal. Oyun açmak için elle komutlar yazmak ne yazık ki bir çoğunuzun anlayamacağı bir durum. Günümüzde bile Windows’un yancılarından olan bu sistemi en azından oyunları açmak için kullanmıyoruz ama halen bazı konularda işe yaraması da oldukça ilginç.
Kartuş Üflemenin Çözüm Olması
Kartuş üfledikçe çocuk yaşta tansiyon hastası olduğumuz yıllardı 90’lar. İster el konsolları olsun, ister ev konsolları bütün hepsi kartuş oyunlarla çalıştığı ve tozlanan kartuş içlerinin oyunun açılmasını engellediği için kartuşu üflemek oyunun çalışması için en büyük çözümdü. N64 sağolsun 2000’lerin başına kadar bu yöntem uygulanmıştı. Konsolu üflemek, kafa ayarı yapmak gibi başka çözümler de yok değildi.
Sonic ve Mario’nun Eskiden Düşman Olmaları
Bir kan davasından söz etmiyorum ama eskiden Nintendo ve Sega gibi iki markanın en büyük silahları olan Sonic ve Mario’nun artık birlikte aynı oyun içinde yer almaları eski oyunculara o kadar acıklı geliyor ki. Eskiden yeni bir Mario ve yeni bir Sonic oyunu piyasayı komple domine eder yarışa da kimse katımaya cesaret edemezdi. Nintendo ve Sega’nın yeni konsolları her daim yeni bir Mario ve Sonic oyunu ile çıkışını yapardı. Güzel günlerdi.
İyi Grafikler İçin Arcade Salonlarına Gitmek
Oyun teknolojilerinin yaygınlığı, evlere kadar girememesi ve alım gücünün şimdiki boyutda olmaması gibi konular sebebiyle bizim için atari salonlarına gitmek Disneyland’e gitmekten farksızdı. İşin eğlence boyutu bir yana o ekranlarda gördüğümüz grafikleri evde görebilmek mümkün değildi. Elinde en fazla Gamewatch’u olan binlerce çocuk Golden Axe, House of the Dead gibi oyunların o zamana göre akıl almaz grafiklerini görebilmek için atari salonlarına giderdi. Şu anda sizler evinizde PS4 ile zaten grafiklerin zirve noktasına şahit olabiliyorsunuz. Elinizde yoksa bir arkadaşınızda görmeniz mümkün. İşte o zamanlar bu gerçekten büyük bir şanstı.
Rare’in Harika Bir Firma Olduğu Zamanlar
Nintendo ile birlikte 80’lerin en iyi oyunlarına imza atan Rare, 2000’lerin başında Nintendo’nun parlak yıllarının sona ermesi ile birlikte Microsoft ile de çalışmaya karar vermişti. Bu sırada ekibi bölen firma hiç bir zaman Nintendo ile özel çalıştığı yıllardaki oyunların kalitesinde oyunlar yapamadı. Şu sıralar ise sadece Kinect Sport oyunu ile bildiğimiz Rare’in zamanında ne kadar harika oyunlara imza attığına şu linkten göz gezdirebilir ve şimdiki haline üzülebilirsiniz, List of video games developed by Rare - Wikipedia, the free encyclopedia
Disney Oyunlarının Eskiden Güzel Olmaları
Şimdi ancak remaster olarak çıkabilen Disney oyunları o zamanların en iyi platform oyunlarıydı. Tamam bir Mario ya da Sonic değillerdi ama Disney markasından çıkan herhangi bir oyun insanları inanılmaz heyecanlandırırdı. Varyemez Amca’yı yönetmek, Aladdin, Aslan Kral ya da Herkül gibi çizgi filmlerin oyunları oynamak en az filmleri kadar keyifliydi.
Aynı Ekranda Multiplayer Deneyimi
Tam olarak split-screen mevzusu değil bahsettiğim. Yani yakın zamanda Co-op olarak aynı ekrandan iki kişilik oyunları oynuyorduk. Ki halen de örneklerine rastlamak mümkün. Asıl günümüz oyuncularının şaşıracakları şey aynı ekrandan 4 kişinin split-screen bir şekilde deathmatch oynaması. Bununla övünmüyoruz ama çok ilginç bir deneyim olduğu da kesin. N64’de 4 kişi Goldeneye oynamak buna örnek olabilir. PC oyunculuğu içinse aklıma gelen örnekler Worms ve Heroes oyunları. Günümüzün LAN ve ardından gelen internet olanakları bu oyun çeşidini de ortadan kaldırdı.
Sis Aldanmacası
Eski oyunlarda uzak noktadaki kaplamaların işlenmesi şimdiki bilgisayar ya da konsollardan 23435 kat daha yavaş olduğu için, bazı uzak noktaların görüldüğü oyunlarda oralara yalancı bir sis yerleştirlirdi. Biz de bunu oyunun atmosferine bir katkı zanneder çok etkilenirdik. Evet bayaa saf çocuklardık ve yapımcıların bizi kandırması oldukça kolaydı. Turok oynarken ileride görülen sis perdesinden hep daha büyük dinazorların çıkmasını bekledik. Ama şu an bakınca tek dinazorun artık kendimiz olduğunu görüyoruz.