Günümüz Aşıklık Geleneği

Konu sahibi son olarak 3686 gün önce görüldü
Günümüzde Aşıklık Geleneği Canlı Kalabiliyor mu?


1960 yıllarına kadar Aşık geleneği sadece eski toplum düzeninin bütün şartlarına uygun bir yaşam süren, çevrelerde güçlü kalabiliyordu. Bölge olarak, Doğu ve Kuzey-doğu illerinde, Orta Anadolu’nun doğu parçası ve Alevî’Ierin yoğun oldukları yerlerde, Güneydoğu ile To-ros’ların Türkmen yerleşmesi olan iki yakasındaki topraklarda ve daha çok köy ve küçük kasaba çevrelerinde. Birkaç aşık, Şarkışlalı Veysel ve Ali İzzet, Postoflu Müdamî, Ardanuşlu Efkârı v.b. aydın çevrelerin ilgisini çektikleri için fırsat bulduklarınca büyük şehirlerde seslerini duyuruyorlardı. 1942 yılında Halkevlerinin 10’uncu yıldönümünü kutlama törenleri daha çokça sayıda âşıkların Ankara’ya gelmelerine vesile olmuştu.


Her çağda olduğu gibi, bu dönemde de çağdaş çok önemli olaylar âşıkların şiirlerinde yansıyordu ama Osmanlı çağının bazı dönemlerinde ve kimi çevrelerde (Celâlîler, Kızılbaşlar, göçebeler) olduğu gibi, politik ya da ideolojik bir tutumu temsil eden âşıklara rastlamıyorduk.


1960’dan bu yana, memlekette oluşan ve gelişen düşün özgürlüğü ve onun sonucu olarak da halk yığınlarında politik bir bilincin uyanması, şüphesiz okuma yazmanın artması, köy nüfusunun şehirlere akması, köy-şehir ilişkilerinin eskiye baka artması gibi, ekonomi ve kültür alanlarındaki değişmelerin de etkisiyle, âşık geleneği yeni bir güçlenme, çiçeklenme dönemine ulaştı. Âşıklar dernekler kurdular, partilerin siyasî savaşlarına katıldılar.


Bu yeni kuşaktan Fermanî, İhsânî, Nesîmî, Kul Ahmed. Kul Hasan, Mahzunî, Reyhânî, Hasan Nebioğlu adları en çok işitilenler, seslerini halka en çok duyuranlar arasındadır.


Bunlardan kaçı, bütün yaşamları boyunca seslerini cılızlatmadan, yitirmeden, savaşlarını sürdürecek, sanatlarındaki düşün payını, şiir gücünden yitirmeden geliştireceklerdir? Şimdiden kestirilemez.
 
Geri