Günlük hayatta kullandığımız dili yorumlayınız.

Konu sahibi son olarak 83 gün önce görüldü
Vikipedi'ye göre Korece'nin ardından 616,767 kelime ile kelime sayısı en fazla olan 2. dil Türkçe.

Türkçe'de 78 bin ana kelime olmasına rağmen nüfusun büyük bölümü günlük yaşamında ortalama 400 civarında kelime kullanıyor.

Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Dili zengin kullanmanın gereksiz süslü ifadelere yol açtığı fikrine katılır mısınız? "Entel görünme garantili" kelimeler sunulurken samimiyete nasıl karar vermeliyiz? Basit bir dilin avantajları var mıdır?
 
Girilen ortamlar da belirliyor muhabbetteki kelime zenginliğini. Eğitim seviyesi olarak da bakmıyorum bu mevzuya galiba ama kitap okuyan insanın daha fazla kelime ile cümle kurduğunu düşünüyorum.
Süslü ifadeden kastımız ne? Zengin kelime kullanımı süslü ifadeye yol açmaz ki.
Entel görünümlü kelimeler, terimsel ifadeler mi? Evet bazı mesleki kelimelerin böyle bir havası var. Bazı kelimelerin de böyle bir havası var mesela paradoks. Çok havalı ama Türkçe kökenli değil gerçi.
Bence günlük hayattaki dil kullanımını iletişime geçtiğiniz insanlar belirliyor. Misal bir kere şöyle bir eleştiri almıştım: "sen neden üst yazı gibi konuşuyorsun ki" jdhdh
Bence önemli olan anlaşılır olmak. Yani biriyle iletişim kurarken kullandığınız kelime sayısıyla iletişim başarısı doğru orantılı değil. Dilin amaçlarından biri anlaşmak ise, alıcının önemi var. Kanalın niteliğini alıcı belirler. O nedenle bazen az kelime ve yalın bir dille anlatırız.
Bazen zengin bir dil kullanırız, daha entelektüel kodlarla konuşuruz çünkü alıcı bu düzeydedir. Samimiyet, anlaşılır olmakta bence.
 
Girilen ortamlar da belirliyor muhabbetteki kelime zenginliğini. Eğitim seviyesi olarak da bakmıyorum bu mevzuya galiba ama kitap okuyan insanın daha fazla kelime ile cümle kurduğunu düşünüyorum.
Süslü ifadeden kastımız ne? Zengin kelime kullanımı süslü ifadeye yol açmaz ki.
Entel görünümlü kelimeler, terimsel ifadeler mi? Evet bazı mesleki kelimelerin böyle bir havası var. Bazı kelimelerin de böyle bir havası var mesela paradoks. Çok havalı ama Türkçe kökenli değil gerçi.
Bence günlük hayattaki dil kullanımını iletişime geçtiğiniz insanlar belirliyor. Misal bir kere şöyle bir eleştiri almıştım: "sen neden üst yazı gibi konuşuyorsun ki" jdhdh
Bence önemli olan anlaşılır olmak. Yani biriyle iletişim kurarken kullandığınız kelime sayısıyla iletişim başarısı doğru orantılı değil. Dilin amaçlarından biri anlaşmak ise, alıcının önemi var. Kanalın niteliğini alıcı belirler. O nedenle bazen az kelime ve yalın bir dille anlatırız.
Bazen zengin bir dil kullanırız, daha entelektüel kodlarla konuşuruz çünkü alıcı bu düzeydedir. Samimiyet, anlaşılır olmakta bence.

Sürekli iletişim kurulan bir insan düşünelim. Sizin ifadenizle kanalın niteliğini alıcı belirliyor olsun ve bu alıcıyla iletişim kuran herkes bu düşünceye sahip olsun. Bu alıcının hiçbir zaman kendini geliştirmesine gerek kalmayacaktır sanırım.

İnsanlarla olan etkileşimimizde kendimizi sürekli onlara göre mi düzenlemeliyiz? Bazı noktalarda onların kendilerini bize göre düzenlemesi gerekmez mi? Öğrenme ihtiyacı eksikliğin fark edilmesiyle doğmaz mı?

Tüm iletişimler başarı odaklı mıdır?

Ben bu tür durumları genelde üstlerime karşı yaşıyorum. (Farklı başlıklarda üstler. Manevi üstler mesela) Onlara kendimi doğru ifade etme, açıklayabilme, hatta hesap verebilme mahiyetinde. Büyükbabamla olan iletişimim başlı başına örnek olarak gösterilebilir. Kelime tercihlerinin yanında, üslup, tavır gibi diğer faktörleri dahi gözetiyorum.
 
Vikipedi'ye göre Korece'nin ardından 616,767 kelime ile kelime sayısı en fazla olan 2. dil Türkçe.

Türkçe'de 78 bin ana kelime olmasına rağmen nüfusun büyük bölümü günlük yaşamında ortalama 400 civarında kelime kullanıyor.

Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Dili zengin kullanmanın gereksiz süslü ifadelere yol açtığı fikrine katılır mısınız? "Entel görünme garantili" kelimeler sunulurken samimiyete nasıl karar vermeliyiz? Basit bir dilin avantajları var mıdır?

Dili zengin kullanamadığınız zaman, kendinizi doğru şekilde ifade edebilme şansınızı da kaybedersiniz. Eğitim sistemimiz ezbere dayalı ve test çözmeye yönelik olduğu için araştırma-kitap okuma oranımız da düşüyor.

Ne kadar az kelime kullanılırsa o oranda dil de zenginliğini kaybetmeye başlar.

Entel görünmek adına, anlaşılmayan cümleler kurma çabasını elbette gereksiz buluyorum fakat bu dilimizi daha fazla kelime ile kullanmayacağımız anlamına da gelmez.
 
Son düzenleme:
Çok güzel bir Türkçem var eyvallah da Türkçe'nin yazılışı konusunda mantıksızlıklar var. Sorguladığınızda anlayabiliyorsunuz. Bunlar olmasa daha da kolay öğrenilebilir :cici:
 
Prodesmotes yok hayır senin için söylemedim, yazımında bir sorun yok :cici:
Ben birleşik sözcükleri falan kasteddim. Mesela şöyle düşün karabiber birleşik yazılırken toz biber ayrı yazılıyor. ;d
 
Son düzenleme:
Sürekli iletişim kurulan bir insan düşünelim. Sizin ifadenizle kanalın niteliğini alıcı belirliyor olsun ve bu alıcıyla iletişim kuran herkes bu düşünceye sahip olsun. Bu alıcının hiçbir zaman kendini geliştirmesine gerek kalmayacaktır sanırım.

İnsanlarla olan etkileşimimizde kendimizi sürekli onlara göre mi düzenlemeliyiz? Bazı noktalarda onların kendilerini bize göre düzenlemesi gerekmez mi? Öğrenme ihtiyacı eksikliğin fark edilmesiyle doğmaz mı?

Tüm iletişimler başarı odaklı mıdır?

Ben bu tür durumları genelde üstlerime karşı yaşıyorum. (Farklı başlıklarda üstler. Manevi üstler mesela) Onlara kendimi doğru ifade etme, açıklayabilme, hatta hesap verebilme mahiyetinde. Büyükbabamla olan iletişimim başlı başına örnek olarak gösterilebilir. Kelime tercihlerinin yanında, üslup, tavır gibi diğer faktörleri dahi gözetiyorum.

fakat dili birileriyle anlaşmak için kullanmıyor muyuz, kendini geliştirmesini neden isteyeyim? yani gelişme ideal olan ama iletişim amacına ulaşıyorsa, alıcının gelişip gelişmemesi vericinin umurunda olmayabilir.

ama şu noktada size hak veriyorum, evet, bir noktada onların da bize göre kendisini düzenlemesini bekleyebiliriz. ama yine aynı şeye dönüyorum ama günlük dil kullanımı iletişim için, iletişebiliyorsak problem yok gibi düşünebilirim.


Ben bu tür durumları genelde üstlerime karşı yaşıyorum. (Farklı başlıklarda üstler. Manevi üstler mesela) Onlara kendimi doğru ifade etme, açıklayabilme, hatta hesap verebilme mahiyetinde. Büyükbabamla olan iletişimim başlı başına örnek olarak gösterilebilir. Kelime tercihlerinin yanında, üslup, tavır gibi diğer faktörleri dahi gözetiyorum

evet bakın bunu söyleyecektim. ne yaparsanız yapın manevi üstlerle iletişim hep yaştaşlarınızdan farklı olacaktır. onlarınki farklı bir düya, farklı bir nesil, farklı bir kültür. elbette çağdaşlardan farklı olacak bir önceki nesille iletişim ve dil kullanımı.
"dışarıda arkadaşlarla takılıyoruz" gibi bir cümleyi anlayamayabilir misal dedelerimiz, gerçi benimkisi anlayabilirdi dkls sadece örnek olsun diye söylüyorum. günlük dildeki bazı kelimeler, çağın popüler kelimeleri. dolayısıyla, eski neslin tam anlamıyla bu dile vakıf olmasını bekleyemeyiz.
dolayısıyla yine alıcının önemi var. sanırım iletişime başarı odaklı bakıyorum ben.
 
fakat dili birileriyle anlaşmak için kullanmıyor muyuz, kendini geliştirmesini neden isteyeyim? yani gelişme ideal olan ama iletişim amacına ulaşıyorsa, alıcının gelişip gelişmemesi vericinin umurunda olmayabilir.

ama şu noktada size hak veriyorum, evet, bir noktada onların da bize göre kendisini düzenlemesini bekleyebiliriz. ama yine aynı şeye dönüyorum ama günlük dil kullanımı iletişim için, iletişebiliyorsak problem yok gibi düşünebilirim.




evet bakın bunu söyleyecektim. ne yaparsanız yapın manevi üstlerle iletişim hep yaştaşlarınızdan farklı olacaktır. onlarınki farklı bir düya, farklı bir nesil, farklı bir kültür. elbette çağdaşlardan farklı olacak bir önceki nesille iletişim ve dil kullanımı.
"dışarıda arkadaşlarla takılıyoruz" gibi bir cümleyi anlayamayabilir misal dedelerimiz, gerçi benimkisi anlayabilirdi dkls sadece örnek olsun diye söylüyorum. günlük dildeki bazı kelimeler, çağın popüler kelimeleri. dolayısıyla, eski neslin tam anlamıyla bu dile vakıf olmasını bekleyemeyiz.
dolayısıyla yine alıcının önemi var. sanırım iletişime başarı odaklı bakıyorum ben.

Bahsettiğim amcam oluyor. Bizde öyle. O da anlayabilir ama ben saygı ve saygınlık açısından tercih etmiyorum. Ona karşı: " Dışarıda arkadaşlarla takılıyoruz" cümlesini kurduğumu hayal dahi edemiyorum. Üzgünüm.

Düşüncelerinize saygı duyuyorum elbet.

Günlük yaşantıda her iletişime başarı odaklı yaklaştığımızda geriye ne kalıyor? Hangi yaşantımızda zenginliklerimizi paylaşacağız? Neden diğerleri sizinle olan iletişiminde başarıyı kovalama ihtiyacı hissetmesin?

Mahşer midillilerine karşı bir duruş sergilemeliyiz.
 

Şöyle izah edeyim bir doktorun hastasına durumu tıbbi terimlerle açıklaması doğrultusunda o hasta çokta anlamaz . Bu o doktorun çok entel , dantel hastanında cahil olduğunu göstermez.
O kadaar değişken örnekler var ki ; mesela ben goygoy , kardo ne anlama geliyor henüz yeni öğrendim ( bu da sokak dilidir )
Ha bir de burada da çok şahit oluyorum . Adam konuya girmiş yazıyorda yazıyorda oysa ki kafamı kaldırıp başlığa bakıyorum , konu ? Siyah mı ? Beyaz mı ? ( tamamen attım burayı tabi ) sanırım biraz 'ben çok biliyorummm yaa ' demenin bir dili bu .Bu denli lafı dolandırmalar .Ve samimi gelmez bana .
Dil neden vardır ? Kişilere kendimizi , olayları izah etmek içindir.Karşımızdakiyle iletişim kurarken daha seçici davranmalıyız ki anlaşılabilelim , anlasın .Gereksiz kelime öbekleriyle doldurmaktansa içten kalben izah edelim.
Sevdiğim bir sözdür ^'Cümleleriniz pek süslü , peki ya kalbiniz ? '
Düz bir insanımdır ondan olsa gerek ..
 
Mümkün olduğunca kısa, net ve anlaşılır ifadelerle kendimi anlatıyorum ki ayrıntılı açıklamalara yer bırakmayayım.
Gerçi bu defa da ya sıkıcı ya da ketum oluyorum.
İnsanlara yaranmak zor azizim.
 
VERA

Kalbimiz çok süslü ama cümlelerimiz yetersiz ise? Tüm o zenginliği bir metelik bir işmiş gibi anlatıyorsak ne yapmalıyız?

Simeranya

Tek kelimelik cevaplar sizi mutlu eder mi?
 
Kalbin süsü cümlelerden ziyade sözler ve davranışlar arasındaki uyumdur .
En afilli cümleleri kur eylemde meteliksen ne çare..

Uyur uyanık yazıyorum şu an konu amacından her an sapıtabilir gibi geldi bana :/
 
Kalbin süsü cümlelerden ziyade sözler ve davranışlar arasındaki uyumdur .
En afilli cümleleri kur eylemde meteliksen ne çare..

Uyur uyanık yazıyorum şu an konu amacından her an sapıtabilir gibi geldi bana :/

İfade etmeye çalıştığım şey şu; size sorulan sorular, beklenen cevaplar var. Kalbiniz hayli süslü. Cevaplarınız zaruri olarak sözlü.

Anlatmanız gerek. Sözleriniz yavan, tatsız. Sonuç hüsran olmayacak mı?
 
Benim asıl hüsranım süslü cümleler ardındaki yavan kalpler olur ..
Emin olun sammiyet en yavan cümlelerde bile hissedilir, yansır..Anlatamadım mı yine acaba ?
 
Geri