Gündüz Kapıları

Konu sahibi son olarak 4449 gün önce görüldü
Gündüz kapıları
Kimi açık masmavi ağzına kadar
Kiminin kısmeti kapalı üç gri vakte kadar

Gündüzün olgunlaşmış şerri
Akşamın alacalı büyüsü
Biz kalbi temiz ve iyimser kemirgenler
Ellerimizde yaşlı kazmalarla
Hep bir firar arzusu göğsümüzde
Gündüzü delerken – akşamı delerken
Terleyerek yağıyoruz yine kendi kökümüze
Ve hep
Aynı idam sehpamızda
İçiyoruz çaylarımızı
Tek şekerli

Kalplerimizde dev ekran
Ansızın çıka gelen bir sevişme sahnesi
İrtica ediyor beynimizde bulduğu boş bir köşeye
Deniz kıyısı ve yosunlar kardeş kardeş yıllanıyorlar
Depozitosuz bir bankta ben
Martılardan biraz miskinlik tozu satın alıyorum
Gündüz kızılı bir bulut tutmuşken elimden

Mayıs’tan yarım kalan buluşmalarım var cebimde
Dokunamadığım rimelli balıklar var içimde
Sonra bir akşam üstü kaprisi geliyor birden
Bağırıp kaçırıyor hepsini
Sabundan bir yalnızlık kalıyor geriye
Köpük köpük sıkıntılarla

Belki de zamanı gelmiştir
Geçen kış ektiğim imgeleri toplamanın
Yeni tahliye olmuş bir hasat zamanımda

Ya da bir kadehin içinde saklıdır belki
bir kaç saat sonra gelecek "dokunmalar" adlı kitabın ön sözü :


kınından sıyrılan gece
kadehteki parmak izi
gözbebekleriçatlamış
zamansız aynaların
hesapsızbir rüzgar
yağmurun oluyor,
bir sözcük harlıyor
yeni emekleyen ateşi
biraz lavanta kokusu
uyandıracak tufanları
severek topluyorum seni
harflerine kıymadan
nabzını dinleyerek
bedeninin sesinde
s e n i n l e
sencileyin
a y n ı d a l d a
aynı kutuda
efil efil eserken tenin
vaktinden önce omzuma konan
sadık bir uğur böceği gibi, bir gecenin
en doğurgan akşamında, gözlerine saygı duruşunda


Oktay Coşar
 
Geri