Günahların Ahiretteki Etkileri ve Cezaları

Konu sahibi son olarak 2628 gün önce görüldü
GÜNAHLARIN AHİRETTEKİ ETKİLERİ VE CEZALARI

Ahiret hayatına iman, yeryüzünde yaşayan her müslümanm hayatında büyük etkiye sahiptir, insan kalbini yoklayan ölüm duygusunu n büyük etkisi vardır. Bu etki insan kalbinde kesintisi z korku titreşimleri yapar.

Zaman uzasa da günlerin sayısı artsa da eş dost çoğalsa da ölüm kaçınılmazdır. Her şeyi bilen, her şeyin sahibi Allah şöyle buyurur:

"Yer üzerinde bulunan her şey yok olacaktır. Yalnız Rab-binih-, celal ve ikram sahibi yüzü (zatı) baki kalacaktır." (498).

"Sende öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra siz, kıyamet günü, Rabbinizi n divanında davalaşacaksınız." (499).

İşte bu imanla insan nefsinde ecel gerçeği ve emelin boşluğu kesinliğini korur ve bununla beraber, devamlı gözetim ve muhasebe altında olduğunu anlar.

İnsan dünya yurdundan ayrıldığı, eş dosttan uzaklaştığı zaman, hatırlamanın fayda vermediği yerde, artık dönüş ümidinin kesildiği bir yerde olduğunu hatırlar. İlk karşılaştığı menzil kabirdir. Peki kabir nedir? •

Yurt üçtür:


1- Dünya Yurdu, 2- Berzah Yurdu, 3- Karar Yurdu,

İnsan öldükten sonra üç merhalede n geçer dememiz mümkündür. Bu merhalele r şunlardır:

1- Kabir ve ona bağlı şeyler.

2- Ahiret veya kıyamet günü.

3- Cennet veya Cehennem. Bu ikisi insan oğlunun en sön mekanıdırlar. Allah Cehennemi mekan edinmekte n korusun.

(498) Kur'an-ı Kerim, Rahman, 26-27

(499) Kur'an-ı Kerim, Zümer, 30-31

I-KABİR VE GÜNAHLARIN KABİRDEKİLERE ETKİLERİ


"Kabir, hayatin ruh üzerinde cereyan ettiği ilk ahiret menzilidi r. Burada, dünya hayatının aksine ceset ruha tabidir. Çünkü Ce-nab-ı Hak dünyada ahkamı bedenler üzerinde yürütür, ruhda dünyada bedene tabidir. Cesetleri n yeniden diriltili p, insanlar kabirleri nden kalktıkları vakit hüküm de, nimet de, azab da, ruhla cesede birlikte tatbik edilir." (500).

Bu böyle olunca günahların ve kötülüklerin kötü etkileri ve feci akıbetleri vardır. Bunlardan birisi de kabirdeki lerin başlarına gelenlerd ir.

Zeyd b. Sabit (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bu ümmet kabirleri nde imtihan olunacakl ardır." (501).

Cenab-ı Hak Kerim kitabında, Rasululla h (s.a.v.) de sünnetinde b&nu açıklamışlardır.

Kur'an-ı Kerim'deki Açıklamalar:

Cenab-ı Hak şöyle buyurur:


1- Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı. Sabah akşam ateşe sunulurla r. Kıyamet koptuğu gün de: "Firavun ailesini azabın e/i çetinine sokun" deriz." (502).

! İbni Cerir Taberi şöyle der: "Firavun ailesi Allah tarafından suyla boğulduktan sonra ruhları siyah kuşların içlerine konuldu. Onlar her gün iki defa (sabah ve akşam) ateşe sunulurla r ve bu kıyamete kadar devam eder." (503).

İbni Kesir de şöyle der: "Bu ayet (el-Mü'min suresi, ayet, 46) ehli sünnetin kabirdeki Berzah azabının varlığına getirdikl eri delillerin en büyük temelini teşkil eder." (504).

Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

2- "Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: "Rabbim, beni dünyaya geri döndürünüz ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım" der. Hayır, bu onun söylediği bir laftır. Önlerinde, ta dirilecek leri güne kadar bir perde vardır." (505).

(500) ibni Ebi'l-izzi'l-Hanefi, Şerhu't-Tahavi, s. 400

(501) Müslim, Cennet ve Sıfatu Naimiha ve Ehliha, arzu mak'adi'l-meyyit mine'l-cenneti ve'n-nari, 4/2200, hadis no: 2867, uzun bir hadisin bir parçasıdır,

(502) Kur'an-ı Kerim, Mü'min, 46

(503) Taberi, Tefsiri, 8/71

(504) ibni Kesir, Tefsiri, 4/81

(505) Kur'an-ı Kerim, Mü'minun, 99-100

Mü'minlerin annesi Aişe (r.anha) dan: "Kabir halkından günahkarlara yazıklar olsun. Kabirleri nde onların yanına siyah veya yağız yılanlar girer.

Yılanın biri baş tarafında, diğeri ayak tarafındadır.

(İkisi iki taraftan) beline gelinceye kadar onu ısırır, yerler. İşte bu Cenab-ı Hak'kın, "Önlerinde, ta dirilecek leri güne kadar bir perde vardır" ayetinde bildirile n Berzah azabıdır."

Ebu Sahr da şöyle ifade etti: "Berzah, kabirdir.

Buradakil er dünyada da değildirler, ahirette de... Berzahta, dirilecek leri güne kadar ikamet ederler." (506).

3- Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

"Allah inananları, dünya hayatında da, ahirette de sağlam sözle tesbiteder." (507)

Berat. Azib (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:


"Mü'min kabrinde oturtulduğu zaman (melek onu sorguya çekçr, sorgudan) sonra Allah'dan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şahidlik eder. İşte bu: "Allah inananları, sağlam sözle tesbit eder" ayetinin ifadesidir."

Şube'den gelen bir rivayetle; "İşte bu kabir azabı hakkında inmiştir" denilmektedir. (508).

Sünnetten Açıklamalar:

1- Enes (r.a.) den:
Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kul kabri içine konulduğu ve arkadaşlar^ cemaati geriye dönüp gittikler i zaman -ki ölü bunların yürürken çıkardıkları ayakkabı seslerini bile işitir- Ona iki melek gelir. Bunlar o şahsı oturturla r ve ona:

- Şu adam, yani Muhammed hakkında ne derdin? diye sorarlar, Mü'min kul:

(506) İbni Kesir, Tefsiri, 3/255

(507) Kur'an-ı Kerim, İbrahim, 27

(508) Buhari, Cenaiz, ma cae fi azabi'l-kabr. Fethu'l-Bari, 3/232. Lafız Buna ri'nindir. Müslim, el-cennete ve sıfatü naimiha, arzu mak'adi'l meyyit mine'!--cenneti ve'n-nar, 4/2202, hadis no: 2871

- Onun'Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şahitlik ederim, der. Bunun üzerine melekler: .

- Cehennemdeki yerine bak. Allah bu azab yerini senin için Cennetten bir makama tebdil etti, denilir de o mü'min kul, Cehennem ve Cennettek i o iki makamını birlikte görür.

Katade: "O mümine, kabri içinde bir genişlik verileceği bize bildirild i" dedi ve sonra Enes hadisine döndü. Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Münafık ve kafir kula gelince ona da:

- Şu kimse hakkında ne derdin? diye sorulur. O da:

- Ben onun hakkında birşey bilmiyoru m. Ben sadece insanların onun hakkında söyleyegeldikleri sözü söylerdim, diye cevap verir. Bunun üzerine ona:

- Hay anlamayasıca! Hay okuyamaya sıca ! denir ve ona demirden tokmaklar la öyle bir vuruş vurulur ki, şiddetli bir sesle bağırır. Bu bağırışı insan ve cinlerden ibaret olan iki alemden başka ölüye yakın olan herşey işitir. "

Müslimin bir rivayetin de kabrinin genişletileceğine dair Ka-tade'nin sözünden sonra bu genişliğin 'Yetmiş arşın olup diriltile ceği güne kadar yeşilliklerle doldurula cağı" belirtilm ektedir. (509).

2- Enes b. Malik (r.ar) den: Rasuîullah {s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Birbirini zi defnetmem iş olsaydınız, kabir azabını size işittirmesi için Allah'a dua ederdim." (510).

Aişe (r.anha) dan: Yahudi bir kadın Hz. Aişe'nin yarıma girdi, kabir azabından bahsetti ve:

- Kabir azabından seni Allah'a sığındırırım, dedi. Hz. Aişe de Rasululla h (s.a.v.) e kabir azabını sordu. Rasululla h (s.a.v.):

"Evet, kabir azabı haktır" buyurdu, .

(509) Buharı, Cenaiz, mâ cae fi.azabi'l-kabr. Fethu'l-Bari, 3/232-233 Lafız Buha ri'nindir. Müslim, el-cenne ve sıfatü naimiha, Arzu mak'adi'l-meyyit, 4/2200-2201.

(510) Müslim, el-cenne ve sıfatü naimiha, Arzu mak'adil -meyyit, 4/2200. şehu'n-Nevevi, 17/203. Hadisi başka kaynaklar Zeyd b. Sabil'ten ziyadelik lerle rivayet etmişlerdir. Bkz. Ahmed b.. Hanbel, 5/190. İbni Ebi Asim, es-Sünne, s. 868. İbni ebi Şeybe, el-Musan-nef, 3/373. Beyhaki, Azabü'l-kabr ve süalü'l- me-lekeyn, .s. 91-92, no:1Ö2-

Hz. Aişe der ki: "Rasululla h (s.a.v.) in her namazdan sonra kabir azabından Allah'a sığındığını gördüm." (511).

Ebü Hüreyre hadisi de Rasululla h'm kabir azabından sığındığını açıklamaktadır. Buna göre Rasululla h (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

"Allah'ım, muhakkak ben kabir azabından sana sığınırım. Cehennemi n azabından, ölümün ve diriliğin fitnesind en ve Mesih-i Dec-cal'in fitnesind en sana sığınırım." (512).

3- Aişe (r.anha) dan: Rasuîullah (s.a.v.). şöyle buyurmuştur:

"Kabirin şiddetli bir sıkıştırması vardır. Ondan kurtulan Bir kişi olsaydı o kurtulan Sa'db. Muaz olurdu." (513).

4- Ebu Said el-Hüdri (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyururdu:

"Cenaze tabuta konulup adamlar onu omuzlarına yüklenince, ölü salih bir kişi ise:

- Beni bir an önce götürün, der. Salih bir kişi değilse, ailesi halkına:

- Yazıklar olsun ona;! Onu nereye götürüyorsunuz? der. Onun sesini insandan başka herşey işitir. İnsan onun sesini işitseydi bayılır, düşerdi." (514). ;

5- İbni Ömer (r.a') dan: Rasululla h (s.a.v.) şöyle.buyurmuştur:

"Sizden biriniz öldüğü zaman, ona varıp oturacağı yeri sabah akşam gösterilir. O kimse cennet ehlinden ise Cennetten, Cehennem ehlinden ise Cehennemd en olan yeri gösterilir ve ona: "îşte senin oturacağın yer burasıdır, nihayet kıyamet günü Allah seni buraya gönderecek"denir." (515):

6- Asilerin kabirde azab göreceklerini bize Semure b. Cündüp (r. a.) hadisi de açıklamaktadır. O şöyle der: "Rasululla h (s.a.v.) bir namazı kılıp bitirdiği zaman bize dönüp:

(511) (512)

(513)

(514) (515)

Buharfı.Cenaiz,,ma.cae fi Azabi'l-kabr. Fethu'l-Bari, 3/232

Buharji cenaiz, et-Teâvvüz min Azabi'l-kabr. Fethu'l-Bari/3/341. Müslim, .

meşacid, ma yüsteazu minhu fi's-salat, 1/412, hadis no: 588

Ahmed b. Hanbel,.6/55-98, lafız onundur. Abdullah b. Ahmed, es-Sünne, no:

1412.'. Hakim,,3/206.. Zehebi de ona uymuştur. Heysemi, el~Mecma. 3/46.

Ahmed b. Hanbel hadisi iki'yoidan rivayet etmiştir. Bunlardan birinin ricali sa

hihdir. Bkz; Beyhaki, Azabü'l-Kabr ve süalü'İ-melekeyn, s. 108

Buhari, Cenaiz. Feîhul-Bari 3/244

Buhari, Cenaiz.Fethu'!-Bari, 3/243. Müslim, cennet sıfatu naimiha, Ardu

m ak'ad İI-meyyit mine'l-cenrieti ve'n-nar, 4/2199, no: 2866

"Bu gece kim bir rüya gördü? diye sormayı çok yapardı. Bunun üzerine Rasululla h, Allah'ın anlatmasını istediği kimselere anlatır, tabirini yapardı. Bir gün sabah vakti bize kendi gördüğü rüyasını şöyle anlattı:

"Bana bu gece iki kişi (yani iki melek) geldiler. Onlar beni götürürlerken:


- Bizimle yürü, dediler. Ben de onların beraberin de yürüdüm. Nihayet biz, yatmakta olan bir adamın yanma vardık.

Bunun baş ucunda da elinde taş bulunan başka bir adam durmuş, o yatan adamın başını taşla vurup kırıyordu.

Taşı başına her vurduğunda taş o tarafa yuvarlanıp gidiyordu . Atan adam da arkasından koşuyor ve onu tekrar alıp getiriyor du.

O dönüp gelmeden bunun başı iyi oluyor ve eski haline dönüyordu. Sonra taşı getiren adam, yatan adamın üzerine dönüyor ve birinci defa yaptığı gibi tekrar onun başını eziyordu."

Rasululla h (s.a.v.) dedi ki: "Ben bu iki meleğe:

- Sübhanallah! Bu iki adam nedir? diye sordum. îki melek bana:


- Yürü, yürü! dediler. Bizler yürüdük ve sonunda arka üstü yatmış bir adamın yanına geldik.

Onun baş ucunda da elinde demirden çatal bir kanca bulunan başka bir adam ayakta duruyordu .

Ayakta duran adam, yatan adamın yüzünün bir tarafına eğiliyor ve ağzının yan tarafını ta başının arkasına kadar kesiyordu .

Boğazını da başının arkasına kadar kesip parçalıyordu. Gözünü de başının arkasına kadar yırtıyordu."

Ravi dedi ki: "Bazan Ebu Reca, yüşerşiru=keser yerine, yeşukku=yarar, tabirini söylemiştir."

Rasulullah (s.a.v.) devamla:

"Sonra bu adam ağzın diğer yanına geçiyor ve orasını da birinci yanını yaptığı gibi yarıp parçalıyordu.

Bu kısmı parçalamayı bitirince ye kadar ağzın diğer yanı olduğu gibi iyileşiyordu. Sonra adam tekrar oraya dönüyor, orasını birinci defada yaptığı gibi kesip parçalıyordu.

Ben yine yanımdaki iki meleğe:

Sübhanallah! Bu iki adamın hali nedir? diye sordum. îki melek bana:

-Yürü, yürü! dediler. Biz yine yürüdük ve tandır gibi altı geniş, üstü dar bir fırın yanına geldik.

Bir de baktık ki, onun içinde karışık bağırmalar ve bir çok sesler vardı.

Biz onun ağzına doğru baktık, içerde birçok çıplak erkekler ve çıplak kadınlar vardı.

Onların aşağısından kendileri ne bir ateş alevi geliyordu .

Onlara bu alev geldikçe bağırıp çağırıyorlardı. Ben yanımdaki iki meleğe:

-Bu çıplak erkekler ve kadınlar nedir? diye sordum.

Melekler bana:

-Yürü, yürü! dediler. Biz yine yürüdük ve bir nehir üzerine geldik. Nehir kan gibi kırmızı idi. Baktık ki, bu nehir içinde yüzmekte olan bir adam vardı.

Nehrin kenarında da yambaşma bir çok taşlar toplamış olan bir adam vardı. Nehirdeki bu adam yüzebildiği kadar yüzüp geliyor, sonra yanında taşlar olan adamın yanma ulaşıyor ve ona doğru ağzını açıyordu.

Kenardaki adam da ona bir taş atıp yutturuyor, bunun üzerine nehirdeki adam yüzerek geriye doğru gidiyor, sonra kenardaki ne doğru dönüp geliyor, kenardaki nin yanma her dönüşünde, kenardaki onun ağzının içine bir taş atıyor ve ona taşı yutturuyordu. Ben yanımdaki iki meleğe:

-Bu iki adamın hali nedir? diye sordum. Onlarda bana:


-Yürü, yürü ! dediler. Biz yine yürüdük ve sonunda görmekte olduğun en çirkin manzaralı bir adamın yanına geldik. Bir de baktık ki onun yanında yatmakta olduğu ve etrafında koşmakta bulunduğu bir ateş vadır.

Ben yine iki meleğe:

-Bu adamın hali nedir? diye sordum. Onlar da bana:

- Yürü, yürü! dediler. Biz yine yürüdük. Sonunda uzun ağaçlar ve bol bitkilerl e sarılmış bir bahçeye geldik. Bahçede baharın her bir çiçeğinden vardı. Bahçenin ortasında çok uzun boylu bir adam vardı ki, ben onun semaya doğru uzanan başını hemen hemen göremiyordum. Adamın etrafında da asla görmediğim kadar çok çocuklar vardı. Ben yanımdaki iki meleğe:

-Bu uzun adam ve bu çocuklar nedir? diye sordum. îki melek bana:

-Yürü, yürü! dediler. Biz yine yürüdük ve sonunda büyük bir bahçeye vardık ki, ben asla ondan daha büyük ve ondan daha güzel bir bahçe görmüş değilim. Yanımdaki iki melek bana:

-Bu ağaçların içinde yükseğe çık! dediler. Biz meleklerl e o ağaçların içlerinde yükseklere doğru çıktık. Nihayet altın ve gümüşten tuğlalarla bina edilmiş olan bir beldeye ulaştık.

Medine'nin kapısına geldik ve açılmasını istedik.

Kapı bizim için açıldı. Kapıdan şehre girdik. Bizleri onun içinde birtakım adamlar karşıladılar ki,

bunların vücudlannm yarısı görmekte olduğun en güzel insan şeklinde, diğer yarısı da görmekte olduğun en çirkin insan şeklinde idi. Yanımdaki iki melek o insanlara:

- Gidiniz de şu nehrin içine giriniz! dediler. Orada enine doğru akmakta olan bir nehir vardı ki, onun suyu süt kadar beyaz idi. O. insanlar gittiler ve o nehrin içine girdiler. Sonra onlar kendileri nden o çirkin görünüş gitmiş olarak bizim yanımıza döndüler ve en güzel şekle bürünmüşlerdi.

Melekler bana:


- Bu şehir, Adn Cennetidir, işte burası senin menzilind ir, dediler. Gözlerimin bakışları yükselip yukarıya baktı ki, gökyüzündeki çok uzak bulut gibi bembeyaz bir köşk gördüm.

Melekler bana:


- İşte orası da senin makamındır, dediler. Ben de onlara,

- Allah sizlere hayırlar ihsan eylesin, beni bırakın da ben oraya gireyim, dedim. Onlar:

- Sen şimdi oraya giremezsi n. Sen ileride oraya gireceksi n, dediler. Ben meleklere: ;

- Bu gece boyunca, hayret verici şeyler gördüm. Gördüğüm bu şeyler nedir? dedim. İki melek bana şöyle anlattılar:

- Bizler sana haber vereceğiz: Şu yanına geldiğin ve taş ile başı ezilen birinci adam yok mu; işte o, Kur'an-ı alıyor (öğreniyor sonrada) onu reddediyor ve farz namazı kılmadan başı üzerine yatıp uyuyordu.

Şu üzerine gelip, başının arkasına kadar ağzının bir tarafı, boğazi da ; başının arkasına kadar, gözü de başının arkasına kadar yırtılıp parçalandığını gördüğün adama gelince; o adam da erkenden evinden gider ve öylece bir yalan söylerdi ki, onun bu yalanı her tarafa yayılırdı. Şu yukarısı dar.

aşağısı geniş tandır gibi yerin içinde görmüş olduğun o çıplak erkek ve kadınlara gelince; onlar da zina eden erkekler ve zina eden kadınlardır.

O nehirde yüzmekte olup üzerine geldiğin ve kendisine taş yutturula n adam ise; o riba yiyen kimsedir. Bir ateş yanında onu yakıp etrafında koşmakta olan o çirkin manzaralı adama gelince; o da Cehennemi n bekçisi Malik'tir.

O büyük bahçenin içinde gördüğün uzun boylu adam ibrahim aley-hisselamdır. Onun etrafındaki çocuklar ise fıtrat üzere ölen çocuklardır." '

Semure dedi ki: Müslümanlardan bazısı:

-Ya Rasulalla h, müşriklerin çocukları da mı? diye sordular. O da:

- "Evet müşriklerin çocukları da" buyurdu. Melekler devamla:

"Kendileri nin bir kısmı güzel, bir kısmı çirkin olan topluluğa gelince; onlar bir kısım güzel amellerini, diğer çirkin amelleriyîe karıştırmış olan kimselerdir ki, Allah onların suçlarından vaz geçmiştir" dediler." (516).

İsyankarlar üzerine kabir azabının sabit olduğunu en açık bildiren hadis şudur:

7- Abdullah b. Abbas (r.anhüma) dan: "Rasululla h (s.a.v.) iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu:


"Bu iki kabirdeki iki kişi azab görüyorlar. Büyük günahlardan azab görmüyorlar. Evet? onlardan birisi koğuculuk yapardı. Diğer birisi, idrarını yaparken avret yerini Örtmezdi."

Ravi der ki: Sonra Rasululla h (s.a.v.) bir çubuk aldı onu ikiye ayırdı. Sonra onlardan her birini bir kabir üzerine dikti. Sonra da:

"Bu iki çubuk kurumadığı sürece, umulur ki âzabları hafifler" buyurdu. (517).

8- Ölüye ağıt yapmak ve onun hakkında söylenenler:

a) İbni Ömer, babasından (r.anhüma): Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:


"Ölü, kendisi için ağıt yakılması sebebiyle, kabirde azab görür." (518).

b) Ebu Musa (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir kişi ölür de ağlayıcıları kalkıp: Vah desteğimiz, vah efendimiz! veya buna benzer şeyler söyler (ağıt yakarsa), önün başına iki melek dikilir ve ona vurarak: "Sen böyle mi idin",derler." (519).

(516) Buhari, Tabiri'r-Rüya, TabirirRüya ba'de salati's-subhi, Fethu'l-Bari, 12/438-439, hadis no: 7047

(517) Buhari, Cenaiz, azabü'l-kabri mine'l-gıybetve'l-bevl. Fethu'l-Bari, 3/242. Müslim, taharet, ed-de!i! ala necaseti'l-bevl, 1/240, hadis no: 292

(518} Buhari, cenaiz, ma yiikrahu mine'n-niyaha ale'l-meyyit. Müslim, cenaiz, ef-

meyyit yuazzebü bi bükai ehlihi aleyhi, 2/639 (519) Tirmizi, 4/84 (Tuhfetii'l-Ahvezi ile beraber)'. Elbani, Sahihu'l-Camiu's-Sağir,

no: 5664. Elbani, Sahihu Süneni't-Tirmizi, 1/294

Bera b. Azib (r.a.) den: "Rasululla h (s.a.v.) le beraber Ensardan bir adamın cenazesin e çıktık. Kabre kadar vardık. Onun Lahd'i hazırlandığında Rasululla h (s.a.v.) oturdu, biz de etrafına oturduk, ama sanki başımızda bir kuş varmış gibi (dikkatli ve sessiz oturduk.) Rasululla h (s.a.v.) elindeki bir çöple yeri eşeliyordu. Başını kaldırdı ve şöyle buyurdu:

"Kabir azabından Allaha sığınınız." İki veya üç defa böyle dedikten sonra devam etti:
"Mü'min kul dünya hayatından nasibi kesilir ve ahiret hayatına yönelirse, gökten beyaz nurlu yüzlü melekler iner, sanki yüzleri güneş gibidir.

Yanlarında Cennet kefenleri nden bir kefen ve Cennet kokularından bir koku ile gelirler.

Onun yanına gözün alabildiğine genişlekte otururlar
Sonra Ölüm meleği gelerek baş ucuna oturur ve: "Ey temiz nefis, Allah'ın mağfiret ve nzvanına çık" der. O da kapdaki su gibi damlatarak çıkar.

Ölüm meleği onu alır, ama aldığı anda da, diğer melekler göz açıp kapayacak kadar bir zaman içinde o ruhu onun elinden alırlar, b kefenin ve o kokunun içine korlar Ondan, yeryüzünde bulunan kokuların en güzelinden daha güzel bir koku çıkar.

Kafir kul ise dünya hayatından nasibi kesilip ahiret hayatına yönelince, gökten siyah yüzlü melekler iner. Yanlarında paçavralar vardır.

Onun yanma gözün alabildiğine geniş bir kalabalık halinde otururlar . Sonra yanına ölüm meleği gelir, baş ucunda oturur, ve şöyle der:

- Ey pis nefis, Allah'ın gazabına ve azabına çık, der.

Cam cesedi içinde parçalanıp dağılır. Ölüm meleği de onu, kebap şişinin ıslak yünden geçtiği gibi, çeker çıkarır ve alır. Alır almaz, daha göz açıp kapayıncaya kadar elinde tutmadan o paçavraların içine koyar.

Ondan, yeryüzünde bulunabil ecek en çirkin koku yayılır. Onu göğe çıkarırlar. Uğradıkları her melek topluluğu:

- Bu pis koku da nedir? derler. Melekler:

- Filan oğlu filan, diye dünyada anıldığı en kötü ismiyle tanıtırlar. Neticede onu dünya göğüne (birinci kat göğe) götürürler. Onun için göğün (kapısının) açılması istenir, ama açılmaz."

Sonra Rasululla h (s.a.v.) şu ayeti okudu:

"Onlara gök kapıları açılmayacak, halat iğne deliğinden geçinceye kadar onlar Cennete giremeyec eklerdir. " (520).

(520) Kur"a v'ı Kerim, Araf, 40

Cenab-ı Hak da şöyle buyurur: "Onun kitabını Arz-ı Süfli'de olan siccin'e yazın." Sonra ruhu atılıverir." Sonra Rasulullah şu ayeti okudu:

"Allah'a ortak koşmadan, halis olarak Allah'ı birleyenl er olun. Kim Allah'a ortak koşarsa o, sanki gökten düşmüşte kendisini kuş kapıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir." (521).

"Cesedine ruhu -iade edilir. İki melek gelir (Münker ve Nekir) ona:

-Rabbin kimdir? diye sorarlar. O:

-Ha ! Ha t Bilmiyoru m, der. îki melek:

-Dinin nedir? derler

-Ha ! Ha ! Bilmiyorum, der. îki melek yine:

-Aranızdan size peygamber olarak gönderilen bu adam nedir? diye sorarlar. O da karşılık olarak:

-Ha! Ha ! Bilmiyorum, der. Bu esnada gökten bir münadi şöyle nida eder:


"Kulum yalan söyledi. Ona ateşten döşek yapınız ve onun için Cehenneme bir kapı açınız." Bunun üzerine Cehennemi n harareti ve yakıcı rüzgarı ona gelir. Kabri üzerine sıkışırta ki kaburgaları birbirine geçer. Yüzü de, elbiseler i de çok çirkin, kötü kokulu bir adam ona gelerek:

-Vadolunmuş olduğun bu sana kötü gelen günün dolayısıyla sana müjdeler olsun der. Kendisi de ona:

-Sen kimsin ve şerle gelen bu çirkin surat nedir? diye sorar. Çirkin yüzlü adam şu cevabı verir:

-Ben senin kötü amelinim. Sen Allah'a taate çok ağır davranır,ama Allah'a isyan olan şeye koşarak giderdin. Allah da sana şerri karşılık olarak verdi.

Sonra ona kör, dilsiz, sağır ve elinde külünk olan birisi görünür. O külüngü bir dağa vursa toz gibi ufalar..." (522)

Yukarıda geçen ve kabir azabını veya kabir nimetleri ni açıklayan ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki buna inanmak farzdır.

Aynı zamanda bu Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaatin mezhebidir. Sapık mezhepler den bazıları bu konuda ihtilaf etmişlerdir.

(521) Kuran-ı Kerim, Hacc, 31

(522) Ahmed b, Hanbel, 4/287-288-295. Ebu Davud, 2/281. Hakim, 1/37-40 ve 4/ 297, Hakim bu hadisin Buharı ve Müslim'in şartlarına göre sahih olduğunu söylemiş, Zehebi de bunu kabul etmiştir. Sbni Kayyim ise A'lami'î-Muvakkiin (2/80-83) de sahih olduğunu kabul etmiştir.

İmam Nevevi şöyle der: "Bil ki ehl-i sünnet mezhebind e olmak kabir azabını kabul etmektir, Kitab ve Sünnetin delilleri de bunu ortaya koymaktadır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur: "Sabah akşam ateş i onlara arz olunur." (523). Rasulullah (s.a.v.) den rivayet edilen, biri çok yerde sahabe-i kiramdan bir cemaatin rivayet ettiği sahih hadis-İler de bunu ortaya koymaktadır.

Cenab-ı Hak'km cesedin bir 1 parçasına hayat verip ona azab edebilme si aklen olumsuz değildir.

Madem akıl onu menetmiyor, Şeriatte buna uygun gelmişse onu ka-İbul edip inanmak farzdır." (524).

Tahavi Sarihi şöyle der: "Kabir azabı ve ehil olan için kabir nimetleri, iki meleğin sorgusunu n gerçek oluşuyla ilgili Rasululla h , (s.a.v.) den mütevatir haberler gelmiştir.

Buna iman farzdır, ancak bunun nasıllığı hakkında konuşmayız. Çükü onun keyfiyeti konusun-;da akla müsaade yoktur. Ancak aklı hayrette bırakacak bilgiler vardır. Ruhun bedenle ilgili, hükümleri değişik beş taalluku vardır:

1- Ana karnında cenin iken taalluku,

2- Yeryüzüne çıktığı zamanki taalluku,

3- Uyku halindeki taalluku. Bu bir yönden taalluk, diğer ! yönden ayrılmadır.

4- Berzahtak i taalluku. "Her ne kadar ruh bedenden ayrıldı,soyunduysa da, tam bir ayrılışla ayrılmamıştır. Yani mutlak bir ilgi yoktur aralarında.

Çünkü müslümanm selam vermesiyl e bu selama ' karşılık verdiğiyle ilgili haberler geldiği gibi, kendisini kabre koyup dönenlerin ayakkabı takırtısını işittikleri ile ilgili haberler de vardır.

Bu selam alış, kıyamet gününden önce bedenin hayat sahibi olmasını gerektirmez, ruhun bedene özel bir iadesidir .

5- Cesedlerin diriltile ceği gündeki taalluk. Bu ruhun beden ile taallukun un en olgun devresidir. Bundan önceki taalluklar bununla i kıyaslananlaz.

Çünkü bu taallukla bedenin artık ne ölüm ne bozulma, ne de uyku ile ilgisi kalmaz.

Uyku ölümün kardeşidir. Bunu iyi düşünürsen bir çok şüphelerin ortadan kalkar." (525).

ı İbni Teymiye de şöyle der: "Ümmetin selefinin ve imamlarının görüşü budur ki kişi öldüğü zaman ya nimet, ya da azab içinde olacaktır. Bu da hem ruhu, hem de bedeni için olacaktır. Ruh, bedenin

(523) Kur'an-ı Kerim, Mü'min, 46

(524) Nevevi, Sahihi Müslim Şerhi, 17/200-201

(525) ibni Ebi'l el Hanefi, Şerhu'l-Akidetil-Tahaviye, s. 399. Bu fıkranın "beştaallukla" ilgili bölümü Ibnü'l-Kayyim'in er-Ruh (s. 62) isimli eserinin belke miğini îeşkil eder.

ayrılışından sonra ya nimete ermiş veya azaba hak kazanmış olarak kalır. Bazan bedenle birleşir, bu durumda bedenle birlikte ya nimette veya azabda olur.

Sonra büyük kıyamet koptuğu zaman ruhlar cesed-îerine iade edilir ve Alemlerin Rabbinin huzuruna varmak için kabirleri nden kalkarlar .

Bedenin tekrar diriltile ceği konusunda Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyan lar arasında görüş ayrılığı yoktur. Bunlar hadis ve sünnet uleması arasında ittifak edilen konularda ndır." (526).

Günahların Kabirdeki Cezaları:

Kitab, sünnet ve ulemanın kavilleri olarak yukarıda geçen delillerd en açıkça belli olduğuna göre kabirdeki ler kabirleri nde ya nimet görürler veya azab olunurlar .

Bütün bunlar kulun dünyada işlediği amellere göredir. Ulemadan bir kısmı belirtmek tedir ki kabir azabından kurtaran bazı sebepler vardır.

Bu sebepler salih ameller, günahlardan sakınmak, gerektiği şekilde Allah'a yakınlaşmaktır. Kabir azabından kurtaran amellerde n bazıları şunlardır:

Allah yolunda ve İslam ülkesi hududunu beklemek, Allah yolunda şehid olmak, Kur'an okumak bilhassa Tebareke suresini, karın ağrısı ve benzeri ağır bir hastalıkla ölmek v.b. (527).

Allah korusun kabir azabım gerektiren şeylerse çoktur. Bunlar günahların çeşidine göre değişir.

Bunlardan biri belki de en şerlisi Allah'ı tanımamak, Allah'a ortak koşmak ve Allah'ı birlememek.

Aynı şekilde Allah'ın günah saydıklarını işlemek ve emirlerin i terketmek . Bunları aşağıda açıklamalı olarak yazacağız:

1- Allah'a Ortak Koşmanın Cezası:


Şirk zulümlerin en karanlığı, azgınlıkların en şerlisidir. Şirke düşen kişi dünyada, kabirde ve kıyamet gününde Cehenneme düşünceye kadar azab görür.

Cenab-ı Hak müşriklerin, kıyamet gününden önce kabirleri nde azab göreceklerini bildiriyor. Firavun ailesi hakkında şöyle buyuruyor:

"Sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de: "Firavun ailesini azabın en çetinine sokun" denilir." (528).

(526) Ahmed b. Teymiye, Mecmuu'l-Feteva, 4/284

(527) Daha fazla bilgi için bkz: Beyhaki, Azabül-Kabir ve Süalü'l-Melekeyn, s. 133. Kurtubİ, et-Tezkira, 1/184-188. Eşref b. Abdü'l-maksut, el-Kabru el-Esbabü'lleti Yuazzebü biha Esbabü'l-Kubur, s. 101

(528) Kur'an-ı Kerim, Mü'min, 46

Bu ayette sabah akşam sunuldukları ateş kabir azabından kinayedir

Sünnetten delil de şudur: Ali b. Ebi Talib (r.a.) den: Ahzab (Hendek) günü Rasuluîlah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allah onların kabirleri ni ve evlerini ateşle doldursun . Nitekim onlar, güneş batıncaya kadar bizi cepheden ayrü-mamaya mecbur edip orta (ikindi) namazdan alıkoydular." (529).

Bu hadisi şerifte Rasuluîlah (s.a.v.), müşriklerin kabirleri nin ve evlerinin ateşle dolması için beddua etmektedir.

Zeyd b. Sabit (r.a.) den rivayet edilen şu hadiste böyledir:
"Rasulullah (s.a.v.) kendisi katırı üzerinde, biz de yanında iken Nec-car oğullarına ait bir bahçede bulunuyordu.

O anda katır ürktü, az kalsın Rasululîah'ı düşürecekti. Bir de baktık ki, altı, beş veya dört-kabir var. Rasuluîlah (s.a.v.):

- "Bu kabirdeki leri kim tanıyor?" buyurdu.

Ashabtan birisi: Ben tanıyorum, dedi.

"Ne zaman öldüler?" diye sordu. Müşriklik zamanında, cevabını alınca:

"Bu ümmet kabirleri nde imtihan sıkıntısına uğratılacaklar. Birbirini zi defnetmem iş olsaydınız benim işittiğim kabir azabını size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim" buyurdu. (530).

Bu hadisi şerifte "müşriklik zamanında bulunması," müşrikliğin kabir azabının sebepleri nden olduğunu göstermektedir.

2- Münafıklığın Cezası:

Münafıklık ruhsal hastalıkların en tehlikeli si ve en şerlisidir.Dış yüzüyle başka türlü, iç yüzüyle başka türlü olmaktır.

Rasulullah (s.a.v.) in belirttiğine göre kabirleri nde azab görenlerden bir kısmı da münafıklardır.

Yukarıda geçen Enes hadisinin devamında Rasuluîlah (s.a.v.) kabirdeki sorgu melekleri Münker ve Nekir'in sorgusuna cevap veren diğer iki grup insanın durumunu şöyle anlatır:

"Münafık ve kafire gelince bunlara:

- Bu adam (Yani Muhammed s.a.v.) hakkında ne diyordun? delil

(529) Buhari, Cihad, ed-düa aie'i-miişrikin bi'l-hezimeti ve'z-zelzeie. Feîhul-Bari, hadis no: 2931. Müslim, Mesacİd, et-tağ!iz fi tefviti salati'l-asr, hadis no: 627

(530) Müslim, el-Cennetve Sıfatü Naimiha, Arzu mak'ao'il-meyyit mine'l-cenneîi ve'n-nari aleyh, 4/2200, hadis no: 2867

- Bilmiyorum, insanlar ne diyorsa ben de onu diyordum, cevabını verir.

-Bilmeseydin, okuyamaya ydın, der ve melek ona demir tokmakla öyle bir vurur ki, insanlar ve cinler dışında kendisine yakm olan her şeyin duyacağı bir haykırışla haykırır.

3- Kur'am Öğrenip Sonra Terkedenin Cezası:

4- Farz Namazları Uyuyarak Geçiren Kimsenin Cezası:

Yukarıda Semüre b. Cündüb'e (r.a.) ait uzunca hadiste, iki meleğin Rasuluîlah (s.a.v.) le beraber yaptıkları seyahatte gördükleri şeylerle ilgili bir açıklamaları şöyle idi:

"Başını taşla yaran adama gelince o, Kur'an'ı öğrenip sonra onu terkeden ve farz namazları uyuyarak (gaflet ederek) geçiren kimsedir."

Ceza amelin cinsindendir. Çünkü o adam Kur'anı terketmiş ve ona karşı ağırdan almıştır.

Farz namazlar için de durum böyledir.

Bu şahıs, Allah'ın kullarının teşkil ettiği cemaatle farz namazları kılmamış, aksine kafasını yastığına koyup uyumayı tercih etmiştir.

Cezası ise hareketine uygun olarak kendi kafasını kendisinin yarması şeklinde olmuştur.

Bazı rivayetlerde bu adam için "Bu kafa yarma işi kıyamet gününe kadar devam eder" denilmekt edir.

5-Yalancının Cezası:

Yalancı hakkında yukarıda geçen Semüre hadisinde iki melek Rasuluîlah (s.a.v.) e şu bilgiyi verirler:

"Şu üzerine gelip, başının arkasına kadar ağzının bir tarafı, boğazı da başının arkasına kadar, gözü de başının arkasına kadar yırtılıp parçalandığını gördüğün adama gelince; o adam da erkenden evinden çıkar ve öyle bir yalan söylerdi ki, onun bu yalanı her tarafa yayılırdı."

Bir rivayette Rasuluîlah (s.a.v.):

"Kıyamet gününe kadar böyle yapar" buyurmuştur.

Şu onulmaz sosyal hastalığa bak ve anla ki Müslümanm bundan uzak olması gerekir. Çünkü bu, Allah korusun münafıkların hastalığıdır.

6- Zina Yapanların Cezası:

Semüre hadisinde Kur'an'ı terkedenl erle, yalancılar hakkında gerekli izahatı verdikten sonra iki melek şöyle dediler:

"Şu yukarısı dar aşağısı geniş tandır gibi yerin içinde görmüş olduğun o çıplak erkek ve kadınlara gelince; onlar da zina eden erkekler ve zina eden kadınlardır."

Bu seni ve çirkin fiillerin in karşılığında gördüğünüz şiddetli ve korkunç cezaya çarptırıldılar.

7- Faiz Yiyenlerin Cezası:

Semüre hadisinden anladığımıza göre faiz yiyenlere Cenab-ı Hak savaş açmaktadır. Tevbe etmedikleri takdirde bu savaşın ceremesin i çekeceklerdir.

Cenab-ı Hak şöyle buyurur:


"Ey iman edenler, Allah'ın yasaklarından sakının, eğer inanıyorsanız faizden geri kalan kısmı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve elçisiyle savaşa girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız." (531).

Allah ve Rasulünün faizciler e savaş açmasına ek olarak, Rasulullah (s.a.v.) in haber verdiği şekilde kabir azabına da uğratılacaklarını anlamaktayız.

Nitekim Semüre hadisinde iki melek; "O nehirde yüzmekte olup üzerine geldiğin ve kendisine taş yutturula n adam ise, o faiz yiyen kimsedir." demişlerdir.

İnsanların mallarını haksızlıkla yemelerin e karşılık; o kötü nehire dalmakta ve taş yutmaktadırlar.

Çünkü onlar dünyada karınlarını haramla doyurmuşlardır. Ne uygun bir ceza bu kötülüğün karşılığı. Bu bela günümüzde iyice yaygınlaştı. Bu ceza karşısında bunların durumu ne olacak!

8- Koğucunun Cezası:

İbni Abbas hadisinde Rasululla h (s.a.v.) kabirlerinde azab gören iki kişi hakkında:


"Onlardan birisi koğuculuk yapar dururdu" buyurmuştur. Bu iki kişi arasında söz taşıyan ve bu suretle insanların arasını bozan, bilhassa hakime söz taşıyarak adaleti engelleyen bu kimse kastının aksine bir ceza görmektedir. Sonra da Cennetten mahrum olmaktadır.

(531) Kur'an-ı Kerim, Bakara, 278-279

Huzeyfe (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Koğucu Cennete giremez." (532).

9- İdrardan Yeterince Temizlenm emenin ve Abdest Bozarken Örtünmemenin Cezası:

Yukarıda geçen ibni Abbas hadisinde Rasululla h (s. içindekiler azab görmekte olan iki kabre uğradığında, bunların görmelerinin sebebini şöyle açıklamıştır:

"Onlardan birisi de abdest bozarken avret yerini örtmedeni yapardı."

Bu azab görmeye sebeptir. Çünkü temizlikl e ilgilidir . Nam, anahtarı ise abdesttir . Vücut temiz olmadığı, elbise temizlenm d takdirde namaz kabul olunmaz.

Ebu Hüreyre (r.a.) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kabir azabının çoğu idrardandır." (533). Bunun için abdest bozduktan sonra akıntı kesilince ye kadar temizlenm eye devam etmeli, avret yerini göstermekten sakınmalıdır.

10- İyi İşi Kötü İşle Karıştıranın Cezası:

Semüre hadisinde:
"Kendileri nin bir kısmı güzel, bir kısmı çirkin olan o topluluğa gelince; onlar bir kısım güzel amellerin i, diğer çirkin amelleriy le karıştırmış olan kimselerd ir ki, Allah onların suçlarından vazgeçmiştir."

insan tabiatı gereği güzel yüzlü , sevimli olmayı ister.

Yüzünün çirkin olmasına, yarısının bile çirkin olmasına dayanamaz . Bu ona eziyet verecek, üzecek bir olaydır. Bu çirkinliğin sebebi insanların hayırla şerri, salihle fasidi, temizle pisi, karıştımalarıdır.

Ancak Al-lahın lütuf ve rahmeti onlara yetişir, o akan temiz nehre daldıklarında o çirkinlikleri yok olur. Hangimiz, az da olsa iyi işlerimize kötü işi karıştırmıyoruz. Allah kötü fiil ve kötü akıbeti korusun.

(532) Buhari, Edeb. Fethu'l-Bari, 10/472. Müslim, iman, beyanuğıîezi tahrimi'n-nemime, 1/101 :

(533) Ahmed b. Hanbel, 2/326. İbni Mace, Taharet, 348. Darekutni, 1/128, sa hih demiştir. Hakim, 1/183 Buhari ve Müslim şartına göre sahihtir, demiştir. Elbani, Sahihu'l-Camii's-Sağir, no: 3866, Irvaü'l-Ğalil, 1/310 ve Sahihu't-Terğib ve't-Terhib, 1/155 "

II- Arkasından Bağırıp Çağırarak Yas Tutulan Ölünün Kabrinde Göreceği Cezaî

Yukarıda geçen hadisi şeriflerden anlaşıldığına göre ölünün arkasından bağırıp çağırarak yas tutmak, kabirde ölünün azab görmesinin sebeplerindendir.

Ancak bu azaba müstehak olması kendisine yas tutulmasını vasiyet etmesi veya yas tutulacağını bildiği halde yas tutacak olanlara, bunu yasaklama ması şartı ile kayıtlıdır.

Ibni mübarek şöyle der:
"Ölen şahıs daha hayatta iken yakınlarını uyarıp böyle şeyler yapmalarını yasaklar da onlar ölümünden sonra bunu yine de yaparlars a kendisine kabirde azab olunmaz.

Azabdan kasıt cezalandırılmadır." (534).

12- Kibir ve Gururla Elbisesin i Sürüyen Kimse:

tbni Ömer (r.anhüma) den: Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:


"Adam izarını yerde sürüklerken, o anda yere batırıldu Kıyamet gününe kadar da yere batıp gidecektir." (535).

Uzun elbise yaptırıp bunu yerde sürükleyerek giyen erkek haram işlemiş olur. Bu kimse kıyamette Allah'ın yüzüne bakmayacağı kimselerdendir.

Her asırda bu çeşit kişiler, cahiller tarafından beğenilen kişiler olmuşlardır.

Böyle kimseler azab görürler. Bunlara verilecek cezanın yere batırılan kimse gibi olması mümkündür.

13- Ganimet Malından Çalmanın Cezası:

Ebu Hüreyre'nin (r.a.), Hayber günü, veliyyü'l-emr'in paylaştırması dışında, ganimet malından kadife bir örtüyü alan kimse hakkındaki hadisine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Nefsin elinde olan Allah'a yemin olsun ki, Hayber günü taksimat dışında ganimet malından hırsızlama alınan kadife örtür çalan kimse için ateş olacaktır," (536).

Bu ateş olma işi kabirde de olabilir, kıyamet gününde de olabilir. Veya Allah affetmediği takdirde dünyada kişiyi manevi pişmanlık ateşiyle yakabilir

i-1 (534) Bkz: Elbani, Ahkamü'l-Cenaiz, s. 27-31

İ; (535) Buharı, libas. Fethu'l-Bari, 10/258, hadis no: 5790

f, (536) Buhari, meğazi. Fethu'l-Bari, 7/488, hadis no: 4234. Müslim, iman, ğılezu

İ tahrimi'l-ğulul. 1/108
 
Geri