Gulyabani

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Gulyabani

Gulyabani (Far. غول يابان) veya Gul-i beyabani (Far. غول بيابان) orijinal söyleyişiyle de karşımıza çıkan bu muhayyel mahlûk, gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur.

Bazı Türk halklarının geleneksel demonolojik görüşlerine göre, her zaman kadın kılığında olduğuna inanılan mitolojik bir varlık. "Guleybanı" ve "Aleybanı" şeklinde de rastlanır.

Adı hurafelerle ilgili olarak "Gulyabani", korkunç bir varlık olup, karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir. Gündüzleri mezara girer.

Geceleri ise hortlayıp çıkar. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak, onları güldürmeye çalışır. O ayni anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. O, yolcuları yollarından döndürüp mahvederdi.

Etnik-kültürel gelenekte ise bazen onun "Al ruhu", "Al Anası" ve "Al Kadını" olduğu düşünülür. Bu görüş, aralarındaki benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir. Pamir Kırgızlarının mitolojik metin ve efsanelerinde bu şeytanî varlığın adına "Gul" ya da "Gul-i Biyaban" şeklinde de rastlanır.

Araştırmacılar bu varlığı en eski Arap rivayetlerine bağlıyorlar. "ıssız yerin ruhu" gibi anlamlandırılan bu şeytanî varlık, "Kar Adam" efsanelerinin yayılmasıyla yeni bir hayat kazanmıştır.

Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık, dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çıkar.

Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Bir şeyler ister sonra onlara güreş yapmayı önerir. Avcı kazanırsa "Gulyabani" sessizce çekip gider. Ama eğer o kazanırsa avcı, uzun zaman hasta yatacak demektir.

Ya da çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına yatan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar inceltir. Sonra ölünceye kadar kanını içer.

Etimolojisi

Gulyabani (gul-jɑ-bɑː-ˈni) ya da Gul-i beyabani (ˈguː-li-be-jɑː-bɑː-niː) sözcüğü Arapça "ġūl" ("غول") yani canavar ile Türkçe "yaban" (vahşi) kelimelerinin birleşiminden türemiştir.
 
Gulyabani nedir? gulyabani

s%C3%BCt-karde%C5%9Fler-filmindeki-gulyabani_216903.jpg


Gulyabani ya da orijinal söylenişi ile Gul-i Beyabani, Anadolu kültüründe yer alan, yolculara, gezginlere ve yalnızlara saldıran, korkunç bir canavar tasavvurudur. Kocaman cüsseli, sarı-kırmızı kıllı, pis kokulu, eli asalı bu hayali canavar, gündüzleri mezarda durur.

Akşama doğru mezardan çıkan Gulyabani ıssız çöllerde ya da dağ yamaçlarında pusu kurup, kurbanını bekler. Avcılar, yolcular, vb. oradan geçen ilk kurbanına güreş yapmayı teklif eder, kaybederse gitmelerine izin verir, ancak kazanırsa ölümlerine sebebiyet verecek saldırılarına başlar.

Gulyabani, farklı isimlerle de anılmaktadır; Guleybani, Aleybani gibi. Türk filmlerine de çoğu zaman konu edilen bu mitolojik korkunç canavar, çocuklara zarar vermez, onları sever. Hatta onları güldürmek için kılık değiştirip karşılarına çıkar. Bu efsane Hüseyin Rahmi Gürpınar tarafından da tiye alınarak, eğlenceli bir roman olarak aynı isimle edebiyat dünyasına kazandırılmıştır.


Gulyabani adlı bu romanın özeti şu şekildedir: “Havai bir kız olan Munise ‘nin anne ve babası o daha çok küçükken ölmüşlerdir. Komşuların büyüttüğü Munise biriyle evlendirilir. Ancak, Munise kocası ile anlaşamaz ve evini terk eder. Ayşe Hanım adındaki annesinin arkadaşı olan bir kadın Munise’yi alır ve onu çalışabileceği namuslu bir eve götüreceğini söyleyerek onu alır götürür. Bu evde ne görürse görsün kimseye anlatmaması gerektiğini de ekler. Ayşe Hanım, Munise’yi o evde bırakır döner. Köşk perilidir. Her akşam odalara gelip giden periler gürültü yaparlar. Munise çok korkar.

Gelip giden periler içinde en korkuncu ise Gulyabani’dir.

Ancak, perilerden birinin yüzü çok güzeldir. Adı Hasan olan bu peri, Munise’nin hoşuna gider, ama ona ve güzel sözlerine inanıp, güvenemez. Hasan aslında bir peri değildir, onun inandırır ve hatta köşkte hiçbir perinin gerçek olmadığını, köy halkını korkutup kandırmak için bu oyunu oynayan insanlar olduklarını açıklar. Sonuç olarak Hasan ve Munise evlenir ve çok mutlu olurlar.”
 
Geri