Gül ile Fikri / Ödürmeyen Sevgi..

K
  • Kullanıcı Külkedisi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Aşk ve Sevgi
Hemsire biraz önce rutin islemleri;atesini ve nabzini ölçmek,bir morfin ignesi daha yapmak üzere odaya girdiginde farketmisti kadinin öldügünü.Karisinin basucunda bekleyen Fikri Çaliskan'a "Basiniz sagolsun" demisti."Kariniz ölmüs".
Atesi 36,5 dermis gibi,bu morfin ignesi onu sabaha kadar idare eder dermis gibi,her zamanki gibi sakince,hiçbir sey olmamis gibi söylemisti bunu.Fikri Bey bu yüzden anlayamamisti hemsireyi.Ölümün ne demek oldugunu unutmasi bu yüzdendi.Yine bu yüzden sormustu:
"Ne dediniz?"
Genç,belki de mesleginin ilk yilindaki hemsire bu defa basini öne egerek tekrarlamisti:
"Kariniz ölmüs efendim."
Hemsire bunu tekrar eder etmez,Fikri Bey yassi,büyük,altin sarisi rakamlari kolayca seçilen saatine bakmisti.Saat kaçti,biricik karisi Gül saat kaçta ölmüstü?Saat kaçta ruhu bu dünyadan ayrilmisti?Gül saat kaçtan itibaren artik olmayacakti?Saat tam 03.00'tü.Güzel bir yaz gecesi, saat 03.00'tü.Baslarinin üzerindeki pervane dönüp duruyordu.Oda isiksizdi.Gül,son günlerde isiktan çok rahatsiz olmaya baslamisti.Fikri Bey yatagin basucunda,ayakta dikiliyordu.Basi öne egikti.Hemsire,nedendir bilinmez,yatagin çarsafini düzeltti.Ölünü yüzünü kapatmak istedi.Ama önce sordu:
"Yüzünü örteyim mi?"
Basini salladi Fikri Bey,hayir anlaminda:
"Biraz seyretmek istiyorum karimi."
Sonra boguk boguk aglayarak yanasti,ölü karisinin basucuna.Hemsire gereksiz açiklamalarina devam etti:
"Ben doktaoru çagiracagim.Ölüm raporunu o tutacak.Kariniz bu gece burada kalabilir.Sabaha az kaldi zaten.Morga sokmamiza gerek olmayabilir."
Fikri Bey hemsireyi duymuyordu.Oda çok sessizdi.Bu yüzden hemsirenin yürürken birbirine sürten bacak,kumas ve çoraplarin çikardigi hisirtiya benzer ses duyuldu.Bu derinden duyuldu.Sonra genç hemsire kapidan çikarken baska bir hemsire arkadasiyla karsilasti.
Arkadasi,"Sen bu gece nöbetçi misin?"diye sordu.Kapinin önünde konustular.Bu da duyuldu.Ama Fikri Bey hiçbire sey dulmuyordu."Acaba Gül tam ne zaman ölmüstü?"
Iki saat önce hemsire morfin ignesi yapmak için gelmisti.Gül o zaman yasiyordu.Igneden bir saat sonra gözlerini aralamis,derin derin nefes almisti.Fikri Bey o zaman pencereden karanlik bahçeye bakiyordu.Esenköy kasabasinin küçük hastanesinin bahçesine.Tek katliydi hastane.Odanin pencereleri gül hatmilerin,kadife çiceklerinin,hanimellerinin içine açiliyordu.Fikri Bey karanlikta usul usul sallanan çiçekleri izliyordu.Sonra birilerini dinliyordu.Yeni dogum yapan bir kadinin yakinlarini.Bahçenin bir kösesinde sigara içiyorlardi.Sigar içiyor ve konusuyorlardi.Neseli neseli,heyecanli,çok heyecanli.Ates böcegi gibiydi sigaralarin atesi.Iste o sesler arasinda duyulmustu,karisinin derin derin nefes aldigi.Kosmustu hemen.
"Gül,"demisti,"iyi misin?"
Gül cevap veremeyecek kadar hastaydi.Pankreas kanseriydi.Bu bes ay önce önce ortaya çikmisti ve simdi ölüm dösegindeydi.Ama Fikri Bey karisinin ölüm döseginde oldugunu düsünmüyordu.Baharin basinda su yoldan yürüyerek gidiyorlardi.Yan yana.Gül, Fikri Bey'in koluna girmisti.Mavi triko takimlarini giymisti.Yeni almisti o takimini.Pankreasinda uyuyan kanserini ögrendiginde de,doktor doktor dolastiklarinda da üzerindeydi o triko takim.Bahar havasi,kahverengi yün bir sal vardi omuzlarinda.Türkan Soray gibiydi Gül.Simdi ise hiçbir soruya cevap veremeyecek kadar agir hastaydi.Saçlari tedavide dökülmüstü.Yesil bir örtü sarilmisti basina.Annesi sarmisti bunu.Çok,çok zayiflamisti.Ama yinede Türkan Soray'a benziyordu.Fikri Bey karisinin iyileseceginden emindi.Ama simdi hemsire onun öldügünü söylemisti.Iki saat önce,"Iyi misin?" sorusuna cevap veremeyecek kadar agrili sizili uyuyan Gül sadece,"Anilarim,"demisti.
Fikri Bey morfin ignelerinin agrisini güç bela dindirdigi karisinin neler düsündügünü merak etti."Anilarim," diye sayikladigina göre,geçmis güzel günleri düsünüyor olmaliydi.
Aralarindaki hep askti."Birazcik kavgamaiz gürültümüz olsaydi,"diyordu Fikri Bey bir dostuna,"Kizdigiim,sevmedigim seyleri olsaydi Gül'ün.Belki o zaman daha kolay kabullenirdim hastaligini." Firi Bey karisinin hasta olmasina dayanamazken,doktorlarin biçtigi kisa ömre inanamazken ,biraz önce kendisine karisinin öldügü söylenmisti.Baskalarinin üzerindeki pervane dönüyordu.Pervanenin zayif,güçsüz motorunun yumusak viniltisi duyuluyordu.Fikri Bey basini karisinin boyun çukuruna gömdü.Kokladi karisini.Agladi ve kokladi.Bir daha ona böyle dokunamayacagini,onu çok özleyecegini düsünüp daha çok üzüldü,daha çok kokladi.
Nedendir bilinmez,hayalinde kasabanin plajinda bir görüntü canlandi.Geçen yazdi.Fikri Bey göbegine kadar suya girmisti.Gül kiyida,ayak bileklerine kadar gelen suda dikiliyordu.
"Su çok soguk,Fikri,nasil girdin?"diyordu.Geri dönüp kumlarin üzerine oturuyordu.Bacaklarini kollarinin arasina topluyordu.Gülümseyerek denizden açilan kocasini seyrediyordu.Dubalara kadar soluksuz yüzen kocasina el salliyordu.
Fikri Bey hep bunlari hatirlayacagini düsündü.Hayatini anilarinin içine gömüp özleyerek yasayacakti.Morfinin hangi dozu bu aciyi kesebilirdi?Dogruldu,burnunu çekti.Hüngür hüngür,sarsila sarsila agliyordu.
"Yokluguna nasil dayanacagim,Gül? Senin yokluguna nasil dayanacagim?"
Baslarinin üzerindeki pervane dönüyordu.Karisinin elini tuttu.O an sanki birsey kipirdadi.Hatta bu,karisinin parmak uçlari bile olabilirdi.Gül'ün gögsü hafiften inip kalkti gibi göründü gözüne.Yanagini yüzüne dayadibirsey anlayamadi.Baslarinin üzerinde dönüp duran su pervanenin rüzgari bir seyi kipirdatmis olmasin diye bakindi.Pervaneyi kapadi.Inceden inceye odada dolasan rüzgar kesildi.Yine de Gül'ün kipirdayip kipirdamadigini anlayamadi.Sonunda agzina ayna tutmak geldi aklina.Bir tane el aynasi olacakti .Gül'ü basucundaki dollapta.Buldu onu.Agzi aralanmis,öylece yatan Gül'ün agzina tuttu aynayi.Kendi solugunu çok uzakta zaptederek bekledi.Sonra aynayi kendine çevirdi.Hiçbir sey göremediKendi yüzünü göremedi.Kapiyi açti,odadan çikti.Kolidordaki florasan isigi gözünün aldi.Yanilmiyordu.Ayna nefesle bugulanmisti.Gül yasiyordu.Hemsire ve doktor, koridorun basinda ona dogru geliyorlardi:
"Ölmemis,yasiyor,"diye seslendi.
Hemsire ve doktor adimlarini hizlandirdilar.Doktor odaya girer girmez Gül'ün kalbini dinledi.
"Evet," dedi hemsireye,"daha ölmemis."
Fikri Bey odada sevinçle dönüp duruyordu.Karisinin nefesiyle bugulanmis ayna hala elindeydi.
"Karinizin yasama sansi olmadigini,ölümünün çok yakin oldugunu da biliyorsunuz degil mi?"
"Biliyorum," demek zorunda kaldi Fikri Bey.
Ardindan gülerek,Ama simdi yasiyor,"dedi.
Karisinin elinitutup basucuna oturdu.
"Bir gün sonra,bir saat sonra ölecek olsa bile,simdi yasiyor,"dedi kendi kendine.Hemsire,doktora yanilmis olmasinin imkansiz oldugunu anlatiyordu.Çikarken pervaneyi çalistirmislardi.Pervane baslarinin üzerinde dönüp duruyordu.Karisinin karanlik yüzündeki derin gölgeleri seyretti.Karisinin aciyla aralanmis dudaklarini.Sonsuz bir mutluluk ve heyecanla seyretti karisini.Onun yasiyor oldugunu düsünerek.Bundan sonsuz bir mutluluk duyarak.
O saatleri karisiyla birlikte geçirdigi en güzel saatler olarak hatirlayacakti.Hatirlayacak ve düsünecekti,askin nelere kadir oldugunu,asklarinin belki onu getirecek,ona yeniden soluk verecek kadar yogun oldugunu düsünecekti.Güzel karisi için,"Ölürken bile beni mutlu etmesini bildi."diyecekti.


 
Geri